|
Serbest piyasa sisteminde "özel mülkiyetin" sihri büyüktür. Dolayısıyla, tarifi iyi yapılmış, standartları doğru dizayn edilmiş, bazı (mesela sanayi bölgelerindeki) kamusal arazilerin selektif olarak özele satılmasının çok yönlü sinerjileri vardır.
Velhasıl, kamu arazilerinin özel mülke dönüştürülmesi sırasında "adaletli, meşru ve objektif bir satış politikasının uygulanması" halinde, ortaya önemli ekonomik sinerjiler ve kamu maliyesi açısından da mali avantajlar çıkacağı kesindir. Yeter ki, bu tür satışlar "vergi bilincini" zedelemeden yapılsın.
Bildiğiniz gibi, yakın zamanda bu yönde bir hükümet politikası oluşturuldu ve yavaş yavaş ilk icraatları da ortaya çıkmaya başladı. Bakanlar Kurulu, bahse konu satışlarla karar almaya başladı. Geçenlerde, galiba ilk uygulamasını da yaptı.
Bu arazilerin çok büyük bir kısmı Rum malıdır, bu konuda bir sıkıntı olabilir. Direkt Kıbrıs Cumhuriyeti arazisi veya hali arazi olanlar daha rahat görünüyor ama konumuz işin bu tarafı değil. O yüzden işin bu tarafına girmiyoruz.
Açıkçası, uygulamanın detayı hakkında ayrıntılı bilgim yok. Sadece konuyla ilgili Sanayi Odası Başkanı Salih Tunar'a, Bakanlar Kurulu Kararında(BKK) belirtilen "Hazineye Ait Taşınmaz Malların Satış Yöntemiyle Değerlendirilmesi Komitesi"nin üyesi olup-olmadığını, konuya taraf olup-olmadığını sordum.
Malum, satışa çıkarılan sanayi bölgelerindeki arazilerdir. Daha önce sanayi bölgelerinin komple Sanayi Odasına devri ile ilgili çalışmalar konusunda Salih Bey ile konuyu etraflıca bir çok kez konuşmuştuk. Neyse, Salih Bey'in uygulamadan haberi yokmuş!
Neticede, detaylı bilgim olmadığı için yapılan uygulama(ları)yı eleştiremem ama niyetim zaten eleştirmekten çok (zaten destekliyorum) uygulamanın nasıl yapılması gerektiği konusunda düşüncelerimi ortaya koymaktır.
Kim bilir, belki de Bakanlar Kurulu veya ilgili bakanlıkta hale hazırda ortaya koyacağım usulde yapmıştır zaten. Her halukarda, bu konuyla ilgili bakanlığın veya Başbakan'ın kamuoyunu şeffaf bir şekilde bilgilendirmesi gerekir.
Usul ve paranın kullanımı nasıl olmalı?
Bu tür satışlarda, kritik unsurlar; uygulamanın "adaletli, objektif olması ve paranın doğru yerlerde kullanılmasının temin edilmesidir". Esas önemli olan bunlardır. Yani, bu işte, "satış öncesinde ve satış sonrasında yapılması gereken düzenlemeler" önemlidir.
Satış öncesinde yapılacak düzenlemelerde, "vergi bilincini korumak ve ortak kamu malını bir kişiye-şirkete devrederken (satarken), servet aktarımı algılaması ve gerçekleşmesini engelleyen düzenlemelerin yapılması esas olmalıdır."
Satış sonrasında da, paranın nerede ve hangi amaçla kullanılacağı konusunda düzenlemeler yapmak esas olmalıdır. Sonuçta, tüm bunlar ışığında yapılması gerekenler şunlar olmalıdır. Satış öncesi ve sonrası usul ve esaslar;
i-Satışı yapılacak yerlerde imar izinleri mutlaka satış öncesi halledilmelidir, satıştan sonra imar yasalarında yapılacak olumlu yönde değişiklik hem servet aktarımına girer, hem de kamu malının peşkeş çekilmesine girebilir.
İmar demek rant demektir, o yüzden bilhassa sanayi bölgelerinde imar konusu ile ilgili bir değişiklik yapılacaksa, acilen satışlar yapılmadan önce yapılmalıdır, yoksa alan da-satan da zan altında kalır.
ii-Değerlendirme ve fiyat takdiri komitesinde ilgili devlet birimlerinden, sanayi odası ve emlakçılar birliğinden üyeler olması lazım.
iii-Arazi satışlarının kimlere yapılabileceği önceden objektif kriter olarak belirlenmesi gerekir. İlk tahsis sahibine mi, kiracısına mı, tahsis sahibi olup üretimine devam edenlere mi?...vs
Araziler, hak sahibi kriterlerine göre "direkt hak sahibine ya da ihale yolu ile hak sahiplerine yapılmalıdır". BKK, bu şartlar altında yapılan satışlar için sadece tescil amaçlı olmalıdır.
iv-Arazi devirleri (özel mülk olacak) komitenin rayiç bedeli üzerinden (ki bu mutlaka piyasa fiyatı olmalıdır) yapılmalıdır... Bu şartlara göre, hak sahibi almak istemiyorsa (üretimine devam eden), tahsis olarak varlığı devam edebilir veya ilgili arazi ihale ile hak sahibi kriterlerine haiz kişilere ihale yolu ile satılabilir.
vi-Ödemeler ya peşin, ya da peşin fiyat üzerinden uzun vadeli kredilendirme-taksitlendirme ile yapılabilir. Bu kredilendirme, hak sahibin gelirine göre en düşük kredi faizine sahip bankaların ortalama faizi üzerinden yapılmalıdır.
Devredilecek olan "servettir", satın alınacak kişiye(şirkete) M.B'nin sanayi sektörüne verdiği reeskont kredileri üzerinden yapılması doğru değildir. Paranın zaman değeri, fiyatı, maliyeti vardır. Bu yanlış bir uygulamadır, devredilecek olan bir servettir, varlıktır.
vii-Satılan varlıkların geliri, her ne kadar bütçe içinde kağıt üstü bir operasyon olarak görünse de, kesinlikle bütçe içinde açılacak yeni bir kalemde toplanmalı ve kullanılmalıdır.
Asla satışlar, cari harcamalarda kullanılmamalıdır. Satışlar, ya kamu borç geri ödemelerinde ya da tanımlanmış yatırım kalemlerinde kullanılmalıdır. Varlık satışı ile kamu maliyesinin ve bütçenin cari açıklarını kapatmak yanlıştır.
Son tahlilde, iki önemli hassasiyetin altını çizerek konuyu noktalayalım. Bir kere, " her şart ve halukarda bu arazilerin iskontolu satışı yanlıştır", çünkü devredilen arazi kamunun ortak mülküdür ve iskontolu fiyattan bir özel kişiye devir yapmak "servet aktarımına, haksız kazanca" girer. Bu hem vergi bilinci hem de, adalet açısından doğru değildir.
|