Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Son sözü yıldızlar söyler
Doğan "arayı" açmak istiyor
Bağcıl seri yakalamak istiyor
Söyleşi Rap ve R&B'nin Kıbrıslı sesi…
Rallide son viraj
“Kitap“ Türkiye Halk Oyunları (1950–1970)
[Meteo] Bulutlar…

YORUMLANANLAR
Okan Ersan, Almanları büyüledi [1]
Bizim Parti, ÖRP'ye katıldı [1]
Skandalda ikinci perde [16]
Avcılardan ağaç katliamı [2]
Tolga'dan bateri şov [1]
Tek suçlu olarak okul idarelerinin gösterilmesi doğru değil [1]
Sevgilisinin boğazını kesti, 6 yıl hapse gitti [2]
Yüz yüze çarpışıp,kaldırıma çıktılar [1]
13. maaş devam edecek, ikramiyelerden vergi yok [4]
Defalarca takla attı, sürücü hafif yaralandı [3]
AİHM'de kayıplar davası görüşüldü [1]
Gece kulübünden kadınları baba yollamış [33]
Gazimağusa'da uyuşturucu operasyonu: 6'sı öğrenci 7 tutuklu [4]
Rusya Rum'a teslim [1]
Yusuf Erol, bugün toprağa verilecek [5]
Lefkoşa'da bıçaklı kavga [1]
Kim olursa olsun, izinsiz inşaatları mühürleyeceğiz [1]
"Bally" belası [1]
Yusuf Erol kurtarılamadı [1]
Girne'de uyuşturucu operasyonu [1]



GLOBAL KRİZİN BİZE BULAŞMA KANALLARI ve ETKİLERİ

Necdet Ergün

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   8 Ekim 2008, Çarşamba Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

 Daha evvel, global krizin ve dünyada yaşananların bizim açımızdan iki boyutu olduğundan bahsetmiştik (22/9/2008 makalesi ). Birinci boyutu, (ki benim için esas önemli olanı) "krizin öğretisi, dersleri, gerçeklerle tanıştırması, farkındalık yaratması..vs" boyutu idi.

   İkinci boyutu ise global krizin bizi ekonomik açıdan etkilemesidir, demiştik. Yani, bu kriz bizi ne düzeyde ve nasıl etkileyebilir? Bize nasıl yansıyabilir veya bulaşabilir?

   Bu kriz, bizi, "bir direkt olarak ve bir de endirekt olarak Türkiye üzerinden-yansımalarından etkileyecektir".Ve bana göre, krizin bizi endirekt Türkiye üzerinden etkileme potansiyeli, direkt etkileme potansiyelinden göreli daha yüksek ve etkilidir.

   Özetle, krizden aslında Türkiye'nin etkilenmesine paralel düzeyde etkileneceğiz. Bu etkilenme de bizim açımızdan "daha çok parasal" kanaldan olacak. Bu bağlamda, bizim etkilenme şiddetimizi, "Türkiye'nin cari açığını finanse edebilme kabiliyeti ve bunun parasal sonuçları (faiz, kur)" belirleyecektir.

   İronik bir durum ama inanın ilk kez izolasyonların varlığı işe yaradı. İzolasyonlar nedeniyle global ekonomiye güçlü ve yüksek düzeyde entegre olamadığımız için, bu global krizden direkt olarak normal ülkelere göre (mesela Güney'e göre) göreli daha az etkileneceğiz. Yani, izolasyonlar bu finansal krizde bize az da olsa kalkan oldu, bulaşma kanallarını kısmen minimize etti.

 

BULAŞMA KANALLARI ve ETKİLENME TAHMİNLERİ

   Bizim açımızdan direkt ve endirekt olarak Türkiye üzerinden kabaca bulaşma kanallarını ve etkilenmeleri şöyle özetleyebiliriz.

   1-Dış Ticaret Kanalı ve Etkilenmesi

   Bir kere, ihracatımız milli gelirimiz içinde son derece düşük ve yönün de şimdilik krizden birinci derecede etkilenmeyen ülkelere doğru olması nedeniyle (içsel fiyat ve kur etkisi hariç), ihracat kanalından çok fazla etkileneceğimizi zannetmiyorum.

   İthalatımızın etkilenmesi, ise 2 farklı sebep-sonuç dinamiğinin hangisinin baskın olacağına bağlıdır. Bu iki etkinin eş zamanlı devrede olacağı bir periyoda giriyoruz ama bendeniz genel olarak ithalat kanalında krizin daha fazla lehimize gelişeceğini tahmin ediyorum.

   İthalat kanalından krizin bizi etkilemesi, iki belirleyici faktörün birbirinin etkisini dinamik olarak etkilemesiyle şekillenecek. İlki, global talebin düşmesi (bir miktar doların güçlenmesi de var bu etkinin içinde) ile " petrol ve ham madde, hatta küresel ısınmaya rağmen bir süreliğine gıda ve tahıl ürünleri" fiyatları, hatta diğer ithalat kalemleri döviz bazında gevşeyebilir, ki gevşedi veya artık yatay seyredebilir. Ki, bu bizim lehimizedir.

   Ama ithal ürünlerdeki bu gevşeme veya yatay seyre rağmen, YTL'nin yaşayacağı kur artışlarından dolayı bize çok fazla ithalat fiyatlarındaki bu iyileşme yansıyamayabilir, hatta YTL'ye bağlı olarak enflasyon ve fiyatlar açısından olumsuz bile yansıyabilir. Bu biraz karmaşık bir etki.

   Lakin, bendeniz, bundan önceki 3 yıla göre, en azından ithalatta fiyatlar bakımından önümüzdeki dönemde göreli bir iyileşme bekliyorum. En azından ithalattan kaynaklanan maliyet ve enflasyon baskısı bir miktar azalacaktır. Bu lehimizedir.

   2-Sermaye Hareketleri Kanalı ve Etkilenmesi

   Bizi en fazla direkt etkileyecek kanallardan biri burasıdır. Ki, zaten 2006 sonundan itibaren göreli yatay seyreden girişlerle, sanırım "çözüm müzakereleri" ile ilgili senaryo ve beklentiyi dahil etmez isek, bu kanaldan oldukça yüksek düzeyde olumsuz etkilenebileceğimizi söyleyebiliriz.

   Zaten, bize risk iştahı yüksek sermaye geliyordu, şimdilerde sorunumuz çiftelendi. Bu sermaye girişleri, hem para hacminin genişlemesine, hem de eşzamanlı büyümeye çok büyük katkı sağlıyordu. Krizin bize en büyük maliyeti bu kanaldan olacaktır.

   3-Hizmet Talebi(İhracatımız)Kanalı ve Etkilenmesi

   Bu kalemi ayrı ve mal ihracatından farklı işlemek lazım. Çünkü, biz ciddi düzeyde hizmet ihracatı yapıyoruz (turizm, üniversite, mali, vs sektör ve sektörcükler). Sanırım, üniversite sektörümüz hariç hemen hemen hizmet ihracatı yaptığımız tüm sektörlerde (ki çoğu Türkiye'yedir), önümüzdeki günlerden itibaren kayda değer bir talep daralması yaşayacağız ve bu da muhtemelen yerel piyasada hissedilir düzeyde olacaktır.

   4-İçsel Fiyatlar, Enflasyon Kanalı ve Etkilenmesi  

   Bu dönemde, küresel ısınmaya rağmen, genelde ithalattan kaynaklanan bir maliyet enflasyonu, girdilerde artış, ithalatın içsel fiyatlara olumsuz yansımasını beklemiyorum.

   Hatta, ithalat fiyatlarından kaynaklanan bu baskının önceki döneme göre önemli derecede azalabileceğini, en azından yatay veya kabul edilebilir limitlerde bir baskıya dönüşebileceğini tahmin ediyorum. Küresel ısınma kapsamındaki ithalatımızın fiyatlara yansıması, "petrol ve ham madde" grubuna ve bu kalemlerin kapsama alanındakilere göre daha fazla olabilir.

   Krizin, enflasyon ve yerel fiyatlara etkisi direkt olmaktan çok, daha çok endirekt etki ile YTL üzerinden olabilir, yani "kur artışı" ile, ki bu ihtimal vardır. Açıkcası, krizin Türkiye ekonomisine kısa süreli bir kur, faiz ve enflasyon (kura bağlı) yaşatsa da, kurdan kaynaklanan bir enflasyon sarmalına gireceğimizi pek zannetmiyorum.

   Ama her halukarda, yakın zamanda kur artışının veya yüksek düzeyli oynaklığın, yerel piyasada bir miktar fiyatlara ve enflasyona yansıma potansiyeli vardır. Ama bu ilk refleks tepki ve etkinin dışında, orta vadede YTL'den (parasal) kaynaklanan bir enflasyon (kur artışı vesilesiyle) beklemiyorum. Özetle, enflasyonun başlangıçta parasal etkilerden (YTL) dolayı kısmen artığı ama kısa ve orta vade de ithalattan dolayı fiyatların etkilenmesinin kısmen azaldığı bir döneme giriyoruz. 

   5-Parasal ve Bankacılık Sektörü Kanalı ve Etkilenmesi

   Gerçi,(4)' de, parasal etkilenme kapsamında kur vasıtasıyla yerel enflasyon üzerinde olası etkilerden bahsettik ama işin bir de "faiz" etkisi, risk algılaması ve bankacılık sektörümüze direkt-endirekt etkisi var.

   Muhtemelen şimdilerde olduğu gibi (risk algılamasından kaynaklanıyor), başlangıçta YTL faizleri yükselebilir, hatta eğer kriz TC'den sermaye çıkışına veya yetersiz girişe de neden olursa, belki faizler bir miktar daha artabilir. Ama her halukarda, yakın zamanda faizler tekrar inişe geçer. Tabii, bu varsayım krizin TC bankacılık sektörüne ve bize bulaşmaması kaydı (panik atak) ile geçerlidir. Neticede, Türkiye bankacılık sektörünü çok fazla etkileyeceğini zannetmiyorum, aynı şekilde bizi de pek etkilemez. Ama kısa vadede faizlere olumsuz yansıyabilir, kur vasıtasıyla da bize kısa vadeli bir enflasyon artışı olarak yansıyabilir.

   Son tahlilde, zaten yerel bir ekonomik sıkıntımız vardı, şimdi üzerine yerel sıkıntımızı derinleştirecek ilave bir global kriz daha geldi. Dolayısıyla, önümüzdeki dönemde büyüme ile ilgili çok sıkıntılı bir sürece gireceğiz. Bu süreci, hafifletebilecek iki opsiyonumuz var; buna karşı bizi bu süreçten kurtaracak da tek opsiyonumuz var. Tabii, bana göre...

   Hafifletecek olanlar, "hükümetin başlatacağı çok yönlü PPP devrimi" ve "üniversite sektörüne gelen bu yılki talep"; kurtaracak olan da "müzakerelerin 2009'da çözümle sonuçlanması ve bu yöndeki beklentilerin yakın zamanda güçlenmesidir".

   281 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
19 Kasım 2008, Çarşamba   ET İTHALATINA İZİN VERMELİYİZ
17 Kasım 2008, Pazartesi   PİYASAYI, 350 MİLYON USD'den AŞAĞISI KESMEZ
12 Kasım 2008, Çarşamba   KUZEY PİYASASININ "STERLİN AÇMAZI ve FIRSATI"
10 Kasım 2008, Pazartesi   İŞ İNSANLARINA ÇAĞRI : GÜNEY'e GİDİN !..
05 Kasım 2008, Çarşamba   EURO SAÇMALIKLARI (Bu kadarı da fazla!)
03 Kasım 2008, Pazartesi   KKTC MERKEZ BANKASI BAŞKANI ile SÖYLEŞİ
29 Ekim 2008, Çarşamba   DOLAR YUKARI, SERVETLER AŞAĞI
27 Ekim 2008, Pazartesi   PİYASAYI "TAMİR EDİCİ POLİTİKALAR" UYGULAMALIYIZ
20 Ekim 2008, Pazartesi   ZOR TERCİH
15 Ekim 2008, Çarşamba   LİMANIN HAYAT VERDİĞİ ŞEHİR: MERSİN



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.6699 1.6817
1 STERLİN 2.4983 2.5169
1 EURO 2.1017 2.1165



YAZARLAR : .

Başaran Düzgün

2 GÖRÜŞ BİR KÜFÜR

Ali Baturay

İLLA Kİ YAPANIN YANINA KALSIN

Hasan Hastürer

Gençlerin duyarlılığı...

Mustafa Doğrusöz

KIRMIZI ÇİZGİLİ YILLAR 49

Akay Cemal

İki dost, Gündüz Aktan ve Aydın Olgun'...

Ahmet Tolgay

LAFORİZMALAR

Bilbay Eminoğlu

Merkezi Cezaevi yanardağ gibi!

Omaç BAŞAT

Lige merhaba

Hüseyin EKMEKÇİ

Londra'da öğretmen...

Dilek ÇETEREİSİ

Başbakan "çak" yaptı,Ekenoğlu gürl...

Aysu Basri

SUÇLU KİM?

Emin AKKOR

Karşı duruşun sebebi, güvensizlik

Uzm. Mine Çağlar

Akciğer kanseri

Dr. İsmail KEMAL

Yine Mustafa

Oğuz Metiner

Hac mevsimi dolayısıyla

Harid Fedai

Şehir Mektubu





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital