Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Son sözü yıldızlar söyler
Doğan "arayı" açmak istiyor
Bağcıl seri yakalamak istiyor
Söyleşi Rap ve R&B'nin Kıbrıslı sesi…
Rallide son viraj
“Kitap“ Türkiye Halk Oyunları (1950–1970)
[Meteo] Bulutlar…

YORUMLANANLAR
Okan Ersan, Almanları büyüledi [1]
Bizim Parti, ÖRP'ye katıldı [1]
Skandalda ikinci perde [16]
Avcılardan ağaç katliamı [2]
Tolga'dan bateri şov [1]
Tek suçlu olarak okul idarelerinin gösterilmesi doğru değil [1]
Sevgilisinin boğazını kesti, 6 yıl hapse gitti [2]
Yüz yüze çarpışıp,kaldırıma çıktılar [1]
13. maaş devam edecek, ikramiyelerden vergi yok [4]
Defalarca takla attı, sürücü hafif yaralandı [3]
AİHM'de kayıplar davası görüşüldü [1]
Gece kulübünden kadınları baba yollamış [33]
Gazimağusa'da uyuşturucu operasyonu: 6'sı öğrenci 7 tutuklu [4]
Rusya Rum'a teslim [1]
Yusuf Erol, bugün toprağa verilecek [5]
Lefkoşa'da bıçaklı kavga [1]
Kim olursa olsun, izinsiz inşaatları mühürleyeceğiz [1]
"Bally" belası [1]
Yusuf Erol kurtarılamadı [1]
Girne'de uyuşturucu operasyonu [1]



TC ile MALİ PROTOKOL ve PROGRAM REVİZE EDİLMELİ

Necdet Ergün

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   13 Ekim 2008, Pazartesi Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

    Bildiğiniz gibi, KKTC-TC arasında 2007-2009 dönemi için 1,875 milyon YTL tutarında mali yardım(kredi + hibe) karşılığında, 3 temel alanda yapısal reformları içeren bir mali protokol yapıldı, buna göre takvimlendirilmiş bir program da dizayn edilmişti.

    Dizayn edilen 3 yıllık program 3 temel alanı kapsıyordu; " kamu kesiminin yeniden yapılandırılması, reel sektörün desteklenmesi ve mali sektörün yeniden yapılandırılması"...

   Hükümet, alacağı kredi ve hibeler karşılığında, bu alanlarda 3 yıl içinde bazı reformları ve icraatları yapmayı taahhüt etti ama tıpkı diğer hükümetler gibi, CTP hükümetleri de genelde parayı aldı ama reformların çok önemli bir kısmını yapmadı, erteledi. Elbette yaptıkları da var.

   Neticede, CTP hükümetlerinin programa çok fazla sadık kaldığını söyleyemeyiz ve bu yüzden hükümeti suçlayabiliriz. Ama geldiğimiz aşamada birilerini suçlayarak işin içinden çıkmamız mümkün değildir.

    Bakın, beklersek, hasar genele yayılacaktır(hatta işini iyi ve doğru yapanları da etkileyecektir) ve o vakitte maliyet daha büyük olacaktır. Bilesiniz ki, ekonomide yukarı gittikçe aşağıya düşüşler her zaman daha sert ve ölümcül olur.

    TEZİMİZ şudur... Bu yeni bir durum değerlendirmesidir...

   Kendi yerel krizimizi(irademiz dahilinde olanı),reel sektörde yaşanan konsolidasyonun bedelini toplum olarak ödemek boynumuzun borcudur. Çünkü, kendi kendimize yaptık. Bedelini de, siyaseten ve ekonomik açıdan(tüketiciler,işletmeler..vs) ödememiz gerekir(di).Ki,Kuzey'deki ekonomi-politiği hayatının rasyonelleşmesi adına da, önemli bir bedeldir bu.

    ....AMMA ve LAKİN, şimdilerde global kriz ile işin koşulları değişti ve irademiz dışındaki bir krizin(global) " direkt ve indirekt olarak da TC üzerinden " bize bulaşma kanalları ile muhtemelen bu yılın sonuna kadar göreli daha fazla etkileneceğiz ama esas gelecek yıl etkilenme düzeyimiz katmerlenecektir...Sakın ola, konuya fırsatçı bir zihniyetle baktığımı da düşünmeyin.Bu bir erken çağrıdır.

    Hiç bir şey yapmazsak, önümüzdeki yılın ilk yarısı daha sıkıntılı olacaktır. Zaten, global krizin tek başına varlığı, bilinirliği, yerel aktörlerin beklentilerini ve algılamalarını negatif etkileyerek bizi ekonomik açıdan daha sıkıntılı bir duruma sokması için yeter de artar bile. Piyasada buna yönelik pozisyonlar alınmaya, refleks tepkiler verilmeye başlandı bile. Haliyle, hem bankalar, hem de girişimciler, tüketiciler tepki verecektir.

   Eğer, çiftelenen krizi, hem kamu maliyesi açısından(kamunun kendi varlığını asgari düzeyde döndürmesi, hem de özele ilave baskı yapmaması için), hem de özel sektör açısından mümkün olduğunca taşınabilir hale getirmezsek, 2009'da daha büyük bir sorunla karşılaşacağız.

   Acı ama gerçek budur. Dolayısıyla, elimizdeki tüm enstrümanlarla " sorunları vadeye yaymak, minimize etmek, ertelemek, kısmen taşınabilir kılmak " zorundayız. Elbette, bunu yaparken sadece vadeye yaymayacağız, ayni zamanda müdahale de edeceğiz.

     Fakat,kabul edelim ki,yerel krizin üzerine gelen global krizle derinleşecek ve katmerlenecek olan ekonomik krizle  mücadele edecek hiç bir yönetimsel-hükümet düzeyinde enstrümanımız yoktur.Bu bir GERÇEKTİR!..Evet,bazı araçlarımız ve yapabileceklerimiz var(dı) ama bunlar artık bu dönemi aşmak için yeterli değildir.

    Bu krizi hafifletmek için, " eşzamanlı hazine ve merkez bankası araçlarına " ihtiyacımız var. Ama ne yazık ne hazine, ne de merkez bankamız son kredi merci niteliğinde her hangi bir entsrümana sahip değildir.

   Kamu maliyesi için borçlanma enstrümanımız yok,tahvil-bono imkanımız yok.Evet,devlet,bazı kamusal fonlarımızdan(ihtiyat sandığı..vs) ve  kamu bankalarından,hatta bazen özel bankalardan borçlanıyor ama artık onun da limiti kalmadı.Geldiğimiz noktada,artık kimin suçlu,kimin yanlış yaptığını tartışmak ve sadece beklemekle gelecekteki maliyeti minimize edemeyiz.

   ABD ve AB gibi piyasaları fonlayabilecek(hatta TC gibi),gerektiğinde son kredi merci vazifesinde mali sektörü ve onun üzerinden özel sektörü fonlayabilecek bir merkez bankamız da yok. AB üyesi olsak, en azından AMB sisteminden ve imkanlarından faydalanabilirdik ama o da yok.

 ...Dünya, bütün serbest piyasa kurallarına ve teamüllerine aykırı olarak müdahale ediyor. Neler yaptıklarını gördük. Sakın,ama onlarda sorun mali sektördedir,reel sektörde değildir(ki haliyle artık oraya sıçradı ve sıçrayacak), o yüzden ehvini-şer olarak bunu yapıyorlar demeyin.

   Evet, bizde sorun bankacılık sektöründe değildir(çok şükür sağlamdır),reel sektördedir ve kamu maliyesindedir. Ama yakın zamanda yerel kriz + global kriz bileşik etkisiyle ve dinamik etkilerle, reel sektörden bankacılık sektörüne bulaşmayacağını garanti edemeyiz.

    Uzun lafın kısası, TC-KKTC mali protokolü acilen revize edilmeli ve programın içeriği ve kapsama alanı konjonktüre göre yeniden dizayn edilmelidir. Çünkü,koşullar değişmiştir.Bu global krizin bize dayattığı bir zorunluluktur.Bunu ,bilesiniz ki,içine gireceğimiz krizden kurtulmak için değil,KRİZİN MALİYETİNİ,HASARLARINI MİNİMİZE ETMEK İÇİN yapmak zorundayız.

    TC dışında bir başka ülkeden ve uluslararası kurumdan kredi kullanma şansımız da yoktur. Güney Kıbrıs, ekonomisi için de büyük bir finansman desteği dahil bir paket hazırlamakta. Evet, geçmişte hükümetler çok yanlış yaptı, bu hükümette yaptı ama şimdi bunu tartışamayız, bekleyemeyiz.

    ...Kimse bana martaval okumasın, şu anda dünyada mali piyasalarda yaşanan krize karşı Merkez bankalarının ve hükümetlerin yaptıkları hamleleri, açılımları gördükçe; ihtiyaç ve niyet olduktan sonra yapılmayacak şey yoktur.

   Dolayısıyla, tek çıkış kapımız,dünyaya bağlantı noktamız olan ANAVATAN TÜRKİYE'nin, global krizin de etkisiyle muhtemelen ülkemizde büyüyecek olan krizin(yerel +global )olumsuz etkilerini minimize etmek için ,mutlaka mali protokolü ve programı acilen revize etmesi lazım. Kesinlikle, hibe istemiyoruz, kredi istiyoruz.

    Bu kez, özel sektörün ve iş dünyasının da taraf olduğu, programın dizaynında ve yürütülmesinde(denetim-baskı) aktif olarak rol aldığı bir mali protokol ve program yapılmalıdır. Zaten, 2009'da mali protokol ve program bitecek, şimdi bunu değişen koşullarda iskontolayıp,revize etmeliyiz.

    Özel sektörün ve iş dünyasının aktif olarak katılımı ile kuralları, standartları ve kullanım alanları sıkı bir şekilde tanımlanmış, hatta içinde eşzamanlı yapısal reformları ve açılımları da barındıran bir programla(konjontüre göre yeniden dizayn edilmiş), uzun vadeli ve takviyeli bir kredi paketine ihtiyacımız vardır. Bu takviye kredi de esasında;

  1-Kamu finansman ihtiyacı için kamuya,

  2-Özel sektörün borçlarının yeniden yapılandırılması amacıyla, Lefkoşa Yaklaşımı adı altında direkt özel sektöre olmalıdır. Ve takviye kredi daha çok bu amaca yönelik olmalıdır.Bu ayakta, ayni zamanda işletme kredileri de(KOBİ) olmalıdır.

     Özel sektöre kullandırılacak(borç yapılanmasında ve işletme ) kredinin modeli, kanalı, kuralları,standartları ve adresleri sıkı bir şekilde tanımlanabilir.En azından batak olmayanları ve yaşayabilir olanları kurtarırız.Bu şekilde,son 4-5 yılda oluşan yerel sermaye birikimini de korumuş oluruz.

   Böylesi bir müdahalenin, dolaylı olarak yerel bankalarımızın(ki esas kreditörler yerellerdir) sağlığı içinde önemli olduğuna inanıyorum. Onları, olası kötüleşecek aktiflerinden(kredileri) bir miktar arındırırız ve ellerini güçlendiririz. Hem şirketlere,hem de yerel bankalara yardımcı olmuş oluruz.

   Sontahlilde, yeni programa ve mali protokole bu kez mutlaka " Özel (reel)sektörün borçlarının yeniden yapılandırılması ve finansman desteğinin sağlanması " bölümü de eklenmelidir(4.bacak). TC-KKTC, bunu acilen şimdi yapmalıdır, aksi takdirde gelecekte maliyet yükselecektir.

   256 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
19 Kasım 2008, Çarşamba   ET İTHALATINA İZİN VERMELİYİZ
17 Kasım 2008, Pazartesi   PİYASAYI, 350 MİLYON USD'den AŞAĞISI KESMEZ
12 Kasım 2008, Çarşamba   KUZEY PİYASASININ "STERLİN AÇMAZI ve FIRSATI"
10 Kasım 2008, Pazartesi   İŞ İNSANLARINA ÇAĞRI : GÜNEY'e GİDİN !..
05 Kasım 2008, Çarşamba   EURO SAÇMALIKLARI (Bu kadarı da fazla!)
03 Kasım 2008, Pazartesi   KKTC MERKEZ BANKASI BAŞKANI ile SÖYLEŞİ
29 Ekim 2008, Çarşamba   DOLAR YUKARI, SERVETLER AŞAĞI
27 Ekim 2008, Pazartesi   PİYASAYI "TAMİR EDİCİ POLİTİKALAR" UYGULAMALIYIZ
20 Ekim 2008, Pazartesi   ZOR TERCİH
15 Ekim 2008, Çarşamba   LİMANIN HAYAT VERDİĞİ ŞEHİR: MERSİN



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.6699 1.6817
1 STERLİN 2.4983 2.5169
1 EURO 2.1017 2.1165



YAZARLAR : .

Başaran Düzgün

2 GÖRÜŞ BİR KÜFÜR

Ali Baturay

İLLA Kİ YAPANIN YANINA KALSIN

Hasan Hastürer

Gençlerin duyarlılığı...

Mustafa Doğrusöz

KIRMIZI ÇİZGİLİ YILLAR 49

Akay Cemal

İki dost, Gündüz Aktan ve Aydın Olgun'...

Ahmet Tolgay

LAFORİZMALAR

Bilbay Eminoğlu

Merkezi Cezaevi yanardağ gibi!

Omaç BAŞAT

Lige merhaba

Hüseyin EKMEKÇİ

Londra'da öğretmen...

Dilek ÇETEREİSİ

Başbakan "çak" yaptı,Ekenoğlu gürl...

Aysu Basri

SUÇLU KİM?

Emin AKKOR

Karşı duruşun sebebi, güvensizlik

Uzm. Mine Çağlar

Akciğer kanseri

Dr. İsmail KEMAL

Yine Mustafa

Oğuz Metiner

Hac mevsimi dolayısıyla

Harid Fedai

Şehir Mektubu





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital