|
Ecdadımızı vatanımızı, maddi ve manevi tüm değerlerini koruma uğrunda kadınıyla, erkeğiyle, genciyle, yaşlısıyla el ele, gönül gönüle, omuz omuza vererek yüce Allah'ın "sizinle savaşanlarla Allah yolunda savaşın" emrine uyarak zorlu ve çetin mücadeleler yaptılar. Birinci Dünya savaşında yenik sayılan milletimiz yeni bir ruh ve büyük bir heyecanla 30 Ağustos 1922'de yeniden kendi varlığını dünyaya kabul ettirdiler. Bu zafer, Batılı Devletlerin "Hasta Adam" olarak kabul ettiği milletimizin uyanış ve şahlanışıydı. Zira ecdadımız başkomutanı, kahraman askeri ile birlikte büyük bir dayanışma içerisinde Allah'ın "gevşemeyin, üzülmeyin, eğer inanıyorsanız mutlaka üstün geleceksiniz" müjdesi ile yola çıkmışlardır.
Bu zaferler dedelerimizin, babalarımızın, ninelerimizin destanlaşan kahramanlıklarıyla kazanılmıştır. Gazilerimizin mücahit büyüklerimizden işittiğimiz kahramanlık hikayeleri bu mücadelelerin ne kadar çetin şartlar altında geçmiş olduğunu gösteren örneklerdir.
Bugün güzel vatanımız da, yavru vatanımızda hürriyet havasını teneffüs etme mutluluğunu yaşıyorsak, şehit ve gazilerimize minnet borçlu olduğumuzu unutmayalım. Gelecek nesillere bu zaferleri, mücadeleleri anlatalım, "geçmişini bilmeyen geleceğine güvenle bakamaz" sözünü onlara telkin edelim.
Bu münasebetle Bedir'de, Malazgirt'te, Kurtuluş Savaşı'nda ve Yavruvatan Kıbrıs'ta tüm şehit düşenlerimizi rahmet, minnet ve şükranla anıyoruz.
(Din İşleri Bakanlığı)
|