Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Son sözü yıldızlar söyler
Rallide son viraj
Söyleşi Rap ve R&B'nin Kıbrıslı sesi…
Doğan "arayı" açmak istiyor
Aramızdan Biri
Haydi hayırlısı!
Bağcıl seri yakalamak istiyor

YORUMLANANLAR
Okan Ersan, Almanları büyüledi [1]
Bizim Parti, ÖRP'ye katıldı [1]
Skandalda ikinci perde [20]
Avcılardan ağaç katliamı [4]
Tolga'dan bateri şov [1]
Tek suçlu olarak okul idarelerinin gösterilmesi doğru değil [1]
Sevgilisinin boğazını kesti, 6 yıl hapse gitti [2]
Yüz yüze çarpışıp,kaldırıma çıktılar [1]
13. maaş devam edecek, ikramiyelerden vergi yok [4]
Defalarca takla attı, sürücü hafif yaralandı [3]
AİHM'de kayıplar davası görüşüldü [1]
Gece kulübünden kadınları baba yollamış [34]
Gazimağusa'da uyuşturucu operasyonu: 6'sı öğrenci 7 tutuklu [4]
Rusya Rum'a teslim [1]
Yusuf Erol, bugün toprağa verilecek [5]
Lefkoşa'da bıçaklı kavga [1]
Kim olursa olsun, izinsiz inşaatları mühürleyeceğiz [1]
"Bally" belası [1]
Yusuf Erol kurtarılamadı [1]
Girne'de uyuşturucu operasyonu [1]



En büyük tüketici: Devlet

Oğuz Metiner

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   1 Mart 2008, Cumartesi Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Devletin tüketim mekanizması korkunç bir mekanizmadır. Çoğu kere sessiz ve o derece tehlikeli, bazen de gürültülü ve sansasyon doludur.

Tüketicinin korunması derken aklımıza nedense hep elinde filesi ile yaşama mücadelesi veren dar gelirli vatandaş gelir. Aslında o, tüketici de değildir, sadece geçinmeye çalışan insanımızdır. Burada, bu çağrışımı yaptıran "koruma" kelimsi olmalı, yoksa asıl tüketici olan çoğu zenginin korunmaya hiç de ihtiyacı yoktur. Çünkü sistem tüketme esası üzerine kurulmuştur. Alan da memnun satan da...

Diğer taraftan en büyük tüketiciyi ise gözden kaçırırız. O da devletin ta kendisidir.

Kalitesiz bir ayakkabıyı pahalı alan bir kişiyle, gereksiz bir yatırımı bilinçsizce yapan devlet arasında tüketicilik açısından ne fark vardır?

Gerekli tedbirler alınmazsa devlet alırken, satarken, adam çalıştırırken, yatırım yaparken, ihaleye çıkarken... Tüketirde tüketir.

Tükettiği paradır, zamandır, bizzat insandır, gençtir. Geleceği daha gelmeden tüketir.

Devletin tüketim mekanizması korkunç bir mekanizmadır. Çoğu kere sessiz ve o derece tehlikeli, bazen de gürültülü ve sansasyon doludur.

İşe mahsul alımlarından başlayalım. Devlet üreticiden her mevsim mal alır. Bu buğdaydır, arpadır, limondur, portakaldır, patatestir... fark etmez. Mahsul az olur, şikayet ederiz, çok olur, koyacak yer bulmayız, silo yoktur toprağa gömeriz, depo yoktur, muhafaza edemeyiz. Daha da olsa denize dökeriz. Sonuç üretim kaybıdır, ithal ikamesi ve ihracat kaybıdır. Yani israftır, zarardır, enflasyondur.

Mahsulün, taşınması, paketlenmesi, pazarlanmasında da benzer şeyler yaşanır. Gerekli tedbirler alınmazsa ürünler daha tüketiciye sunulmadan önce "tüketilir" israf edilir.

Diğer taraftan hatalı eğitim politikaları ile gençler tüketilmektedir, gelecek tüketilmektedir. Yetersiz eğitimle "daha kaliteli" eleman yerine "daha çok" eleman yetiştirme sevdası ile yetiştiği sanılan yetersiz elemana milyarlık yatırımların, ihalelerin kaderleri terk edilmektedir. Kazara yetişen çok kabiliyetli gençlerin, geleceğin uzmanlarına sahip çıkılamadığı, istihdam edilmediği için pek çok kıyametli eleman, dahilde özel sektör firmalarına, hariçte yabana kuruluşlara beyin göçüne zorlanmaktadır. Devlet bir bakıma insan ve zaman tüketmektedir.

Bu misallerin sayısını ne yazık ki sağlık, tarım, sanayi gibi pek çok sektör için de artırmak mümkündür. Fonlar, özel idareler, belediyeler için de aynı şeyleri söylemek kabildir, mümkündür. Bu müesseselere büyük yetkilerin tanınması, cesur ve olumlu bir adım olmakla beraber, yetki kadar, sorumluluk yanında takip ve kontrol mekanizmalarının da iyi oturtulması ve çalıştırılması gerekir.

En büyük tüketici devler daha fazla "tüketmeden" enflasyon canavarına teslim olmadan, teşhis, tedbir ve tedavide kusur işlememek şarttır.

Sonuç olarak, en büyük tüketici devletin tüketim faaliyetlerine kesilecek faturanın muhatabı millet olacağı için, çarenin de milletten gelmesi tabii olacaktır. Bunun yolu inançtan, eğitimden, şuurlanmadan ve son olarak da sandıktan geçer.

   1337 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
21 Kasım 2008, Cuma   Hac mevsimi dolayısıyla
17 Kasım 2008, Pazartesi   Yaşlanmadan önce gençliğimizin kıymetini bilelim
08 Kasım 2008, Cumartesi   Hakk'ın Rızası Halkın Rızasına Bağlıdır
31 Ekim 2008, Cuma   Ne (iyi) olacak bu memleketin hali...
24 Ekim 2008, Cuma   Her şey bedava!
18 Ekim 2008, Cumartesi   Ar damarı çatlamış
30 Eylül 2008, Salı   Ramazan Bayramınız mübarek olsun sevgili okurlar
30 Ağustos 2008, Cumartesi   Ramazan'a girerken
22 Ağustos 2008, Cuma   Ramazan-ı Şerif'i karşılarken
16 Ağustos 2008, Cumartesi   Berat geceniz mübarek olsun



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.6699 1.6817
1 STERLİN 2.4983 2.5169
1 EURO 2.1017 2.1165



YAZARLAR : .

Başaran Düzgün

2 GÖRÜŞ BİR KÜFÜR

Ali Baturay

İLLA Kİ YAPANIN YANINA KALSIN

Hasan Hastürer

Gençlerin duyarlılığı...

Mustafa Doğrusöz

KIRMIZI ÇİZGİLİ YILLAR 49

Akay Cemal

İki dost, Gündüz Aktan ve Aydın Olgun'...

Ahmet Tolgay

LAFORİZMALAR

Bilbay Eminoğlu

Merkezi Cezaevi yanardağ gibi!

Omaç BAŞAT

Lige merhaba

Hüseyin EKMEKÇİ

Londra'da öğretmen...

Dilek ÇETEREİSİ

Başbakan "çak" yaptı,Ekenoğlu gürl...

Aysu Basri

SUÇLU KİM?

Emin AKKOR

Karşı duruşun sebebi, güvensizlik

Uzm. Mine Çağlar

Akciğer kanseri

Dr. İsmail KEMAL

Yine Mustafa

Oğuz Metiner

Hac mevsimi dolayısıyla

Harid Fedai

Şehir Mektubu





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital