|
Sağlık alanında çeşitli spekülasyonlar herzaman yapılabilir.
Son günlerde, dünyada, kırım kongo kenesi yüzünden ölümlerin yaşanmasıyla birlikte, çeşitli benzerliklerin ülkede de görünmesi ciddi bir endişe dalgası yarattı.
Bir kişide böyle bir kene ısırığına rastlandığına ilişkin bir haber yer aldı, geçtiğimiz gün Kıbrıs Gazetesi'nde.
Bunun yanında, bir başka kişiye de deli dana teşhisinin konduğuna ilişkin Yenidüzen'in haberi, endişeleri katladı.
Ancak spekülasyon yapılabilir diye ört bas edip konuşmamak çok da sağlıklı bir tercih değil.
Dün, Sağlık Bakanı Eşref Vaiz, düzenlediği basın toplantısı ile kene ve deli dana konularına açıklık getirmeye çalıştı.
Ve şu anda deli dana ile ilgili kesin bir teşhisin konulmadığını açıkladı.
Kırım kongo kenesi vakasının da yaşanmadığının altı çizildi, basın toplantısında.
Ne var ki Bakan, böyle bir risk olmadığını, böyle bir risk karşısında tedbirli olduğumuzu söylemedi.
Dünkü basın toplantısının ana teması, spekülasyon yapılmaması, bunun ekonomiyi de kötü etkilediği ve yaşananlarda endişe edilecek birşey olmadığı üzerine kuruluydu.
Aslında zaman zaman çeşitli tehlikeli salgın hastalıklarla ilgili benzer bir süreç yaşanır. Önce endişeler büyür, sonra da yetkililer, bu endişelerin ne kadar yersiz olduğundan dem vurur.
Ama herzaman bilinir ki, insan sağlığını tehdit eden önemli salgın boyutunda bir tehlikenin yaşanmaması, bizim için önemli bir şanstır.
Şu bir gerçek ki, sadece sağlık sistemine değil, devletin kendisine karşı ciddi bir güvensizlik var, halk arasında.
Özellikle, olası tehlike karşısında, gerekli tedbirlerin gerektiği şekilde alınabileceğine ilişkin bir güvensizlik sürekli dillendirilir.
Biz bugüne kadar insan hayatını tehdit eden ciddi bir salgın ile karşılaşmadık.
Ama karşılaşsaydık, kene ısırığı yüzünden önlenemez ölümler olsaydı, deli dana hayvanlardan geçip, insan hayatını tehdit eder noktaya gelseydi, ne yapardık?
İşte sanırım bu noktada yaşıyoruz, en önemli güvensizliğimizi.
Çünkü, genel toplum sağlığı açısından yaşananlar, malesef, devletin verdiği sözlere ve tedbirlere yeterince güvenilmesini engelliyor.
Herkes kendi ölçeğinde, kendi tedbirini almaya çalışıyor, sağlığını korumak için.
Ölçek kendinden çıktığı yerde de korkuyu besliyor.
Ve aslında bu çok da doğal bir korku.
Önemli olan, bu korkuların tamamen ortadan kaldırılmasını sağlayacak sürdürülebilir icraatlardır.
Biz, ithalatta yeterli denetimleri yapamıyoruz.
Geçtiğimiz yıl, Girne Belediyesi tarafından getirilen hurmalar eşliğinde adaya gelen zararlı böcekler, buna en basit örneklerden biridir.
Hayvan kaçakçılığının önüne geçilemediği için küçük ve büyük baş hayvanları tehdit eden hastalıklarla mücadelede sıkıntılar yaşanıyor.
Geçtiğimiz yıl, kaçak et skandalları konuşulurken, scarpi hastalığı ile ilgili alınan tedbirler çeşitli eleştirilere sebep olmuştu.
O yüzden de dünya için sıkıntı yaratan, ama bir şekilde ucu bize kadar gelen ciddi tehditler karşısında endişelerimiz kolay büyüyor.
Bunu doğal karşılayıp, atalet ya da sağduyu çağrısında bulunmak yerine, gereken güveni sağlamak adına uğraş verilmeli, kesinlikle.
Benzer sıkıntıları kuş gribi döneminde de yaşadık.
Ve günün sonunda onlarca kanatlı itlaf edilirken, riskin hangi boyutta, ne kadar mevcut olduğu hep gölgede kaldı.
Şimdi, deli dana ve kırım kongo kenesi ile ilgili de benzer bir süreç yaşanıyor.
Dört sivil toplum örgütü, kaba yem ithalatının durdurulması talebiyle, kırım kongo kenesi ile farklı zararlıların kontrolsüz şekilde ülkeye girebileceği uyarısında bulundu.
Her ne kadar yetkililer, saman balyası ile kene girişinin mümkün olmadığını söylese de sivil toplum örgütlerinin basın bildirisinde altı çizilen, geleceği öngören planlı uygulamalar ve yeterli denetimlerin önemiydi.
İşte tam da bu noktada ciddi zaafiyetlerimiz var.
Biz, yarını öngören, güven verici icraatlara ihtiyaç duyuyoruz.
Çeşitli tehlikeleri içinde barındıran ana konularda kesin çözüm üretilemezken, olası ciddi tehditler karşısında da aciz, ya da çok geç kalma tehlikesi her zaman gündemde durmaya devam edecektir.
Bugüne kadar ciddi bir salgın yaşanmamışsa, bu, şansa bırakılamayacak kadar önemsenip, yarın, bu kadar şanslı olmayabileceğimiz gerçeği göz ardı edilmemelidir.
|