Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Son sözü yıldızlar söyler
Söyleşi Rap ve R&B'nin Kıbrıslı sesi…
Rallide son viraj
Aramızdan Biri
Doğan "arayı" açmak istiyor
Haydi hayırlısı!
Bağcıl seri yakalamak istiyor

YORUMLANANLAR
Dansçılar öğrenciydi [3]
Soyer'e rakip Yorgancıoğlu mu? [1]
Okan Ersan, Almanları büyüledi [2]
İki çocuğuyla sokağa atıldı [1]
Dünya Çocuk Hakları Günü etkinliklerle kutlandı [1]
Bizim Parti, ÖRP'ye katıldı [1]
Skandalda ikinci perde [35]
Tolga'dan bateri şov [2]
Avcılardan ağaç katliamı [8]
Tek suçlu olarak okul idarelerinin gösterilmesi doğru değil [1]
Sevgilisinin boğazını kesti, 6 yıl hapse gitti [2]
Yüz yüze çarpışıp,kaldırıma çıktılar [1]
13. maaş devam edecek, ikramiyelerden vergi yok [4]
Defalarca takla attı, sürücü hafif yaralandı [3]
AİHM'de kayıplar davası görüşüldü [1]
Gece kulübünden kadınları baba yollamış [35]
Gazimağusa'da uyuşturucu operasyonu: 6'sı öğrenci 7 tutuklu [4]
Rusya Rum'a teslim [1]
Yusuf Erol, bugün toprağa verilecek [7]
Lefkoşa'da bıçaklı kavga [1]



Kendi kendine gelin güvey olmak

Dr. İsmail KEMAL

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   27 Nisan 2008, Pazar Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Milletçe "kendi kendine gelin güvey olmaya" çok eğilimliyiz. Bu güzel sözü üretmemizin nedeni de bu olmalı. Özellikle yöneticilerde bu eğilim güçlü. Halktan ciddi tepki gelmediği, hatta bu abartmalara inanıldığı veya hemen unutulduğu için "büyük atmalar" sürüp gidiyor.

Son birkaç gündür Türkiye basınında Suriye rüzgarları esiyor. Özellikle hükümete yakın basın, İsrail-Suriye anlaşmazlığının Türkiye'nin arabuluculuğu ile çözümlendiği haberleri ile dolu. Bu "büyük başarının" mimarı elbette Başbakan Recep Tayyip Erdoğan. 25 Nisan tarihli Sabah gazetesinin manşeti söyle: "41 yıl sonra Türk barışı. Ankara'nın arabuluculuğu sonuç verdi. Suriye, İsrail'in 41 yıldır işgal altında tuttuğu Golan Tepeleri'nden çekileceğini duyurdu." Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad'a bu konudaki müjdeyi, Başbakan Erdoğan vermiş. Haberin kaynağı Katar'daki El Vatan gazetesiymiş. Suriye basını da benzeri haberler veriyor. Bunları okurken "Acaba önemli bir gelişme oldu da farkına mı varmadık?" diye soruyorum. Öyle ya İsrail'in Golan Tepeleri'nden geri çekilmeyi kabul etmesi çok büyük bir olay olur. Peki, bu kadar önemli bir gelişme neden dünya basınında yok? BBC'de, CNN'de, büyük ajanslarda, New York Times'da Suriye haberleri var ama bunlar Golan Tepeleri ile ilgili değil. Suriye'nin Kuzey Kore ile işbirliği içinde gizlice nükleer reaktör kurmaya çalıştığı haberleri. Hatırlanacağı gibi İsrail savaş uçakları sözü edilen yeri bombalamıştı. Amerikan istihbarat örgütleri şimdi bu konuda veriler açıklıyor. Beyaz Saray bu konuda Suriye'yi suçluyor. Suriye suçlamaları reddediyor. İyi de "Türk barışından" söz eden yok.

Başbakan Erdoğan, eskiden beri farklı uluslararası anlaşmazlıklarda arabulucu olmaya meraklı. İsrail-Filistin sorununa, Lübnan sorununa, İsrail-Suriye sorununa ve başka sorunlara arabulucu olma hevesi hep gündemde. Arabuluculuk ve anlaşmazlıkların çözümüne katkıda bulunmak güzel bir şey. Ancak, bu çok zor bir iş ve ülkenin gücü ile yakından bağlantılı. Ciddiyet ve gizlilik gerektirir. İkide bir "ben arabulucuyum" diye ortaya çıkar ve açıkladığınız sonuçlar gerçeklerle örtüşmezse inandırıcılığınız azalır. Ortadoğu'da Türkiye'nin yapabilecekleri ve yapamayacakları bellidir. Suriye-İsrail sorununun çözümünde kilit ABD'dedir. ABD, Türkiye'ye belirli roller verebilir ama esas rolü vermez. İsrail, ABD'nin başrolü oynamadığı bir süreci kabul etmez. Bunlar işin abc'si. Her nedense unutuluyor.

İç siyasi gelişmeler nedeniyle Başbakan Erdoğan'ın dış başarılara ihtiyaç duyması doğal. Yüzde 47 ile iktidara gelip ülkeyi kutuplaşmaya itme dışında pek bir şey başaramamış bir hükümet, dış politika başarıları ile rahat nefes almaya çalışabilir. Ancak bu başarıların reel olması gerekir. "İsrail, Golan Tepeleri'nden çekilmeyi kabul etti" diyorsanız, bu çekilmenin olması gerekir. Peki, İsrail Golan Tepeleri'nden çekilecek mi? Şu anda bu konuda İsrail'den somut hiç bir sinyal yok. Gelecekte ne olacağını bilemeyiz ama şu anda ortada abartılmış Türk ve Suriye haberleri var.

Ortadoğu'yu yakından izleyen ve AKP'nin muhalifi olmayan Cengiz Çandar, "Ham Hayaller, Somut Gerçekler" başlıklı yazısında "Ortadoğu'daki sorunların yapısal özelliklerini ve bu arada İsrail-Suriye ilişkilerinin tarihçesini ve arka planını pek irdelemeyen Türk medyası, bu "arabuluculuk girişimi"ne ilişkin "iyimser sinyaller çakıyor. Öyle mi? Şam seferinden "olumlu, somut sonuçlar" çıkacak mı? Kuşkuluyuz" diyor. Evet, bütün mesele somut sonuç almada.

Türkiye, Suriye-İsrail anlaşmazlığının çözümünü istiyor ve bu yönde çaba harcıyor. Bu çalışmalar devam ediyor. Keşke bu çalışmalar başarıyla sonuçlansa ve Türkiye'nin arabuluculuğuyla İsrail-Suriye barışı sağlansa. Bu tarihi bir olay olur. Ama, bu konuda gerçekçi olmakta yarar var. Başbakan Erdoğan Suriye'de. Bakalım ziyaretin sonuçları ne olacak?

* * * *

Fransa Cumhurbaşkanı Nicola Sarkozy, Türk medyasının "kendi kendine gelin güvey olduğu" başka bir konuya açıklık getirdi. Yeni AB üyeleri için Fransa'da referandum gerektiren Anayasa maddesinde yapılacak değişiklik Türkiye'nin önündeki engeli ortadan kaldırmayacak. Anayasa değişikliği Hırvatistan gibi ülkelerin üyeliğini riske sokmamak için yapılacak. Sarkozy, Türkiye için referandumda ısrarlı olduğunu açıkladı. Sarkozy, Türkiye'nin Avrupa'da olmadığı görüşünü de tekrarlayarak "İstanbul'un bir kısmı Avrupa'da ama kimse bana Kapadokya Avrupa'da diyemez" demiş. Peki, Fransız Guyanası nerede? Latin Amerika'da. Ama, Fransız toprağı ve AB'nin parçası. Para birimi Euro. Quadreloupe ve Martinique nerede? Karaipler'de. Fransa'nın parçası, AB içinde ve Euro kullanıyor. Reunion nerede? Hint Okyanusu'nda. Fransız toprağı. AB'nin en uzak yeri. Tarihin cilvesine bakın. Coğrafi konumu nedeniyle Euro önce bu adada, yani Hint Okyanusu'nda yürürlüğe girmişti. Cezayir, milyonlarca şehit verip Fransa'dan bağımsızlığını kazanmasa şimdi Avrupa toprağı olacaktı. Sevr Anlaşması hayata geçirilse, Avrupalıların işgal ettiği Anadolu toprakları da herhalde Avrupa toprağı olacaktı. Öyle mi Mösyö Sarkozy?

   1157 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
20 Kasım 2008, Perşembe   Yine Mustafa
16 Kasım 2008, Pazar   Ekonomide zor dönem
13 Kasım 2008, Perşembe   G-20 zirvesi başarılı olabilir mi?
09 Kasım 2008, Pazar   10 Kasım, 11 Kasım
06 Kasım 2008, Perşembe   Başkan Obama
02 Kasım 2008, Pazar   ABD seçimleri ve dış politika
30 Ekim 2008, Perşembe   ABD seçimleri ve ekonomik kriz
26 Ekim 2008, Pazar   Obama kazanacak mı?
24 Ekim 2008, Cuma   Komünistler ve iftira
19 Ekim 2008, Pazar   Güvenlik Konseyi üyesi Türkiye



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.6699 1.6817
1 STERLİN 2.4983 2.5169
1 EURO 2.1017 2.1165



YAZARLAR : .

Başaran Düzgün

2 GÖRÜŞ BİR KÜFÜR

Ali Baturay

İLLA Kİ YAPANIN YANINA KALSIN

Hasan Hastürer

Gençlerin duyarlılığı...

Mustafa Doğrusöz

KIRMIZI ÇİZGİLİ YILLAR 49

Akay Cemal

İki dost, Gündüz Aktan ve Aydın Olgun'...

Ahmet Tolgay

LAFORİZMALAR

Bilbay Eminoğlu

Merkezi Cezaevi yanardağ gibi!

Omaç BAŞAT

Lige merhaba

Hüseyin EKMEKÇİ

Londra'da öğretmen...

Dilek ÇETEREİSİ

Başbakan "çak" yaptı,Ekenoğlu gürl...

Aysu Basri

SUÇLU KİM?

Emin AKKOR

Karşı duruşun sebebi, güvensizlik

Uzm. Mine Çağlar

Akciğer kanseri

Dr. İsmail KEMAL

Yine Mustafa

Oğuz Metiner

Hac mevsimi dolayısıyla

Harid Fedai

Şehir Mektubu





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital