|
Son günlerde yaşanan iki gelişme, dikkatlerin yeniden İran üzerinde yoğunlaşmasına neden oldu. Bunlardan birincisi, İsrail hava kuvvetlerinin gerçekleştirdiği geniş çaplı tatbikat, ikincisi de Avrupa Birliği'nin İran'a yeni yaptırımlar uygulama kararıydı. Nükleer programı konusunda İran'a yönelik baskılar artıyor. Çember daralıyor. Önümüzdeki dönem bu açıdan kritik olacak. İran konusunun bölgesel ve uluslararası boyutlarını hesaplamaya çalışmak son derece önemli.
Görev süresi dolmakta olan Bush yönetiminin en önemli dış politika önceliklerinden biri İran. Başkan Bush, Avrupa ülkelerine yaptığı veda ziyaretinde hep İran konusunu gündeme getirdi ve Almanya, Fransa, İngiltere, İtalya gibi ülkelerden destek aldı. Bu bağlamda, AB'nin 23 Haziran'da İran'a yeni yaptırım kararı alması raslantı değil. Bush yönetimi, geçmişte Amerikan ordusunun İran'a askeri operasyon düzenlemesi olasılığını ciddi olarak ele almıştı. Ancak bu olasılık giderek zayıfladı. Başkanlık seçimlerine az zaman kala İran'a Amerikan saldırısı pek olası görünmüyor. İşte bu noktada İsrail ön plana çıkıyor.
İsrail, İran'a yönelik bir saldırının ABD tarafından gerçekleştirilmesini tercih eder. Amerikan saldırısı gerçekleşmeyecekse, kendisi böyle bir saldırı yapmayı ciddi olarak planlıyor. İsrail hava kuvvetleri, Haziran ayı başlarında, Doğu Akdeniz'de yüzden fazla F-16 ve F-15 savaş uçağının katıldığı bir tatbikat gerçekleştirdi. Amerikalı yetkililer, bu tatbikatı İran'a yönelik saldırı tatbikatı olarak yorumladılar. İsrail, bu tatbikatla hem 900 kilometre uzaktaki hedefleri vurma kabiliyetini geliştirmiş, hem de dünyaya gerekirse tek başına hareket edebileceği mesajını vermiş oldu. Mesaj, hem İran'a, hem de ABD ve AB'ye. Bu gelişmeler karşısında İran boş durmuyor, kendi hava savunma sistemlerini geliştiriyor. İran'a askeri saldırı olasılığına uluslararası tepkiler de var. Uluslararası Atom Enerjisi Örgütü Başkanı Muhammed el Baradei, askeri bir saldırı durumunda görevinden istifa edeceğini açıkladı. Rusya, askeri müdahaleye karşı olduğunu açıkladı.
ABD'nin eski BM Daimi Temsilcisi John Bolton, İsrail'in İran'a yönelik hava operasyonu konusunda ilginç bir açıklama yaptı. Bolton, İsrail'in ABD seçimlerinden önce harekete geçmeyeceğini ancak "Seçimi kim kazanırsa kazansın, yeni başkanın göreve başlaması da askeri operasyonun ertelenmesine ya da rafa kaldırılmasına yol açabilir. Bu yüzden bir saldırı için en uygun tarih, seçimin yapılacağı 4 Kasım 2008 ve devir teslim töreninin gerçekleştirileceği 20 Ocak 2009 tarihleri arası gibi görünüyor" dedi. Bolton, bölgedeki Arap ülkelerinin böylesi bir saldırıdan memnun olacağını da söyledi.
Avrupa Birliği, İran etrafındaki ekonomik kıskacı daralttı. İran'ın en büyük bankası Bank Melli'nin Avrupa ülkelerindeki hesapları donduruldu. AB, başka yaptırımlar da uyguluyor. İran, bu gelişmeleri beklediği için, Avrupa bankalarındaki paralarını geri çekmiş, bu bankalarla çalışmayacağını açıklamıştı. İran'ın Avrupa bankalarından 75 milyar dolar çektiği tahmin ediliyor. Bu paraların nereye gideceği merakla izlenen bir konu. İran, petrol ihracatı nedeniyle büyük gelir elde ediyor. Paralarını nereye yatıracağı hem ekonomik, hem de dış politika açısından önemli.
İran, Avrupa bankalarından çektiği paraların bir kısmını Türkiye'ye yatırır mı? Böyle bir olasılık var. İran, böylesi bir kararla Türkiye ile ilişkilerini güçlendirmek isteyebilir. Türkiye, İran'dan gelecek yatırımı memnuniyetle karşılar ancak ABD ile ilişkilerine zarar vermemesine de dikkat eder. ABD, Türkiye'yi mümkün olduğunca İran'dan uzaklaştırmaya çalışıyor. Bu yönde baskı yapıyor. ABD'nin Ankara Büyükelçisi Ross Wilson, Tahran'la enerji ilişkilerinin durdurulmasını talep ediyor. İran ise, Türkiye ile ilişkilerini geliştirmeye çalışıyor. 2007 yılında iki ülke arasındaki ticaret hacmi 8 milyar doları aştı. Özellikle enerji alanında önemli işbirliği projeleri gündemde. Türkiye, İran'ın nükleer silahlar geliştirmesine sıcak bakmıyor ama bu ülkeyle iyi komşuluk ilişkileri geliştirmek istiyor. İşte bu noktada hem ABD, hem de İran'la iyi ilişki politikası sürdürülüyor. Tabii bu kolay değil.
İran, nükleer programından geri adım atmaya niyetli değil. ABD ise, İran'ın nükleer programını engellemekte kararlı. AB, bu politikaya destek veriyor. İsrail, askeri tehditte bulunuyor. Bu satranç oyununda bundan sonra yapılacak hamleler son derece önemli. Bu hamleler, bölgesel ve uluslararası sonuçlar doğuracak. İran'ın nükleer programı konusunda kritik bir döneme giriyoruz. Çok kısa sürede önemli gelişmeler beklenmiyor ancak bu dönemde atılacak adımlar, daha sonraki gelişmeleri hazırlayacak.
İran'ın nükleer programı konunun diplomatik yollardan çözümü herkesin yararına olur.
|