Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Son sözü yıldızlar söyler
Rallide son viraj
Söyleşi Rap ve R&B'nin Kıbrıslı sesi…
Aramızdan Biri
Doğan "arayı" açmak istiyor
Haydi hayırlısı!
Bağcıl seri yakalamak istiyor

YORUMLANANLAR
Dansçılar öğrenciydi [3]
Soyer'e rakip Yorgancıoğlu mu? [1]
Okan Ersan, Almanları büyüledi [2]
İki çocuğuyla sokağa atıldı [1]
Dünya Çocuk Hakları Günü etkinliklerle kutlandı [1]
Bizim Parti, ÖRP'ye katıldı [1]
Skandalda ikinci perde [35]
Tolga'dan bateri şov [2]
Avcılardan ağaç katliamı [8]
Tek suçlu olarak okul idarelerinin gösterilmesi doğru değil [1]
Sevgilisinin boğazını kesti, 6 yıl hapse gitti [2]
Yüz yüze çarpışıp,kaldırıma çıktılar [1]
13. maaş devam edecek, ikramiyelerden vergi yok [4]
Defalarca takla attı, sürücü hafif yaralandı [3]
AİHM'de kayıplar davası görüşüldü [1]
Gece kulübünden kadınları baba yollamış [35]
Gazimağusa'da uyuşturucu operasyonu: 6'sı öğrenci 7 tutuklu [4]
Rusya Rum'a teslim [1]
Yusuf Erol, bugün toprağa verilecek [7]
Lefkoşa'da bıçaklı kavga [1]



Fransa ve Ruanda soykırımı

Dr. İsmail KEMAL

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   7 Ağustos 2008, Perşembe Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

1994 yılında, Ruanda'da, yüz gün içerisinde 800.000 Tutsi ve ılımlı Hutu katledilmiş, soykırım gerçekleştirilmiş, nehirler cesetlerle dolmuştu. Medeni Batı, bu soykırımı izlemekle yetinmiş, uluslararası hukuk gereği müdahale zorunluluğu ortaya çıkmaması için soykırım tanımını engellemişti. Bu nedenle, Ruanda'da gerçekleştirilen soykırım konusunda Batı'nın sorumlulukları var. Nitekim Başkan Clinton, bu konuda daha sonra özeleştiri yapmıştı.

Ruanda'da gerçekleştirilen soykırım konusunda en fazla suçlanan ülke Fransa. Fransa, soykırımı gerçekleştiren Hutu hükümetinin en yakın dostu ve destekçisiydi. 1994'te yaşanan soykırımda Fransa'nın rolü hep tartışılan bir konu olmuştur. Bu konuda Fransız yetkililerin şimdiye dek attığı en ileri adım, Fransa Dışişleri Bakanı Bernard Kouchner'in ülkesinin soykırımla ilişkisi olmadığını söylerken "bazı siyasi hatalar" yapılmış olduğunu kabul etmesiydi. Sn. Kouchner, bu siyasi hataların ve varsa Ruandalılar için faturasının ne olduğunu ortaya koysa iyi eder.

Ruanda hükümeti, geçen salı günü, Fransa'yı resmi olarak soykırımda aktif rol oynamakla suçladı. Fransa'nın soykırımdaki rolünü araştırmakla görevlendirilen bağımsız bir komisyon, iki yıllık çalışmadan sonra, 500 sayfalık bir rapor hazırladı. Ruanda hükümeti, bu rapor temelinde, aralarında Fransa eski Cumhurbaşkanı Francois Mitterand, eski Başbakanlardan Eduard Balladur, Allain Juppe, Dominique de Villepin'nin de bulunduğu on üçü politikacı, yirmisi asker, toplam 33 kişiyi yüzbinlerce Tutsi'yi katleden Hutu hükümetine siyasi, askeri, diplomatik ve lojistik destek sağlamakla suçluyor. Raporda, Fransa'nın soykırım hazırlıklarından haberdar olduğu, bu hazırlıklara katıldığı, cinayetlerde faal rol oynadığı ileri sürülüyor. Ruanda hükümeti, raporda suçlanan Fransız yetkililerin adalet önünde hesap vermelerini talep ediyor. Ruanda hükümetinin bu resmi suçlamaları ile, Ruanda ile Fransa arasında bu konuda uzun süredir yaşanan tartışmaların yeni bir aşamaya girdiğine kuşku yok.

Fransa'yı suçlayan raporda, Hutu rejiminden ele geçirilen belgelere yer veriliyor. Fransa'nın Ruanda ordusuna büyük miktarda silah yardımı yaptığını, Fransız askerlerinin soykırımı gerçekleştiren Interahamwe milislerini eğittiğini, yer yer çatışmalara katıldığını bu belgelerin kanıtladığı iddia ediliyor. Fransa, soykırım gerçekleştiren bazı Hutuları korumakla da suçlanıyor.

Fransa, Ruanda hükümetinin suçlamalarını reddediyor. Salı günü açıklanan rapor konusunda Fransız yetkililer yorum yapmak istemediler. Önce raporu incelemeleri gerektiğini söylemekle yetindiler. AB dönem başkanlığını yürütmekte olan bir ülkenin soykırıma katkı yapmakla suçlanması, elbette küçümsenecek bir olay değil. Kendini temize çıkarmak için Fransa'nın tarihinin bu dönemi ile yüzleşmeyi kabul etmesi ve konuyu iyice araştırması, varsa suçluları cezalandırması gerekecek. Aksi takdirde bu suçlamalar devam edip gidecek.

Sadece Ruanda değil, tarihsel süreç içinde Fransa'nın dünyanın çeşitli bölgelerinde oynadığı emperyalist rolün karanlık yönlerinin ortaya çıkarılması, bunlarla yüzleşmesi, bu ülkenin ve halkının yararına olur.

Ruanda Araştırma Komitesi'nin raporu önemli iddialar içeriyor. Bu iddiaların kanıtlanması için mahkemede ele alınıp incelenmeleri gerekiyor. Mahkeme kararı olmadığı sürece bunlar sadece iddiadır. Ancak, Fransa'nın mahkemeye gitmeyi kabul etmesi beklenmiyor. Bu durumda konu ile ilgili tartışmalar devam edecek.

Uluslararası ilişkilerde adalet değil güç önemlidir. Fransa, BM Güvenlik Konseyi daimi üyesi, AB'nin en önemli ülkelerinden biri ve nükleer güç olarak, Ruanda gibi küçük bir ülkenin kendini sanık sandalyesine oturtmasına izin vermez. Diğer büyük güçler, bu konuda Fransa'ya baskı yapmaz. AB sesini çıkarmaz. Dolayısıyla, 500 sayfalık raporun önemli sonuçlar doğurmasını beklemek hayalcilik olur. Ruanda soykırımı konusunda yöneltilen suçlamalar, olsa olsa Fransa'nın imajını biraz zedeler. O kadar.

Dünyanın Ruanda'da yaşanan soykırımla ilgili tüm gerçekleri öğrenmesi herhalde çok uzun zaman alacak. Belki gerçekler hiç bir zaman ortaya çıkmayacak. Yine de, Fransa'nın bu yeni rapora vereceği cevabı ve takınacağı tavrı merakla bekliyoruz.

   711 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
20 Kasım 2008, Perşembe   Yine Mustafa
16 Kasım 2008, Pazar   Ekonomide zor dönem
13 Kasım 2008, Perşembe   G-20 zirvesi başarılı olabilir mi?
09 Kasım 2008, Pazar   10 Kasım, 11 Kasım
06 Kasım 2008, Perşembe   Başkan Obama
02 Kasım 2008, Pazar   ABD seçimleri ve dış politika
30 Ekim 2008, Perşembe   ABD seçimleri ve ekonomik kriz
26 Ekim 2008, Pazar   Obama kazanacak mı?
24 Ekim 2008, Cuma   Komünistler ve iftira
19 Ekim 2008, Pazar   Güvenlik Konseyi üyesi Türkiye



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.6699 1.6817
1 STERLİN 2.4983 2.5169
1 EURO 2.1017 2.1165



YAZARLAR : .

Başaran Düzgün

2 GÖRÜŞ BİR KÜFÜR

Ali Baturay

İLLA Kİ YAPANIN YANINA KALSIN

Hasan Hastürer

Gençlerin duyarlılığı...

Mustafa Doğrusöz

KIRMIZI ÇİZGİLİ YILLAR 49

Akay Cemal

İki dost, Gündüz Aktan ve Aydın Olgun'...

Ahmet Tolgay

LAFORİZMALAR

Bilbay Eminoğlu

Merkezi Cezaevi yanardağ gibi!

Omaç BAŞAT

Lige merhaba

Hüseyin EKMEKÇİ

Londra'da öğretmen...

Dilek ÇETEREİSİ

Başbakan "çak" yaptı,Ekenoğlu gürl...

Aysu Basri

SUÇLU KİM?

Emin AKKOR

Karşı duruşun sebebi, güvensizlik

Uzm. Mine Çağlar

Akciğer kanseri

Dr. İsmail KEMAL

Yine Mustafa

Oğuz Metiner

Hac mevsimi dolayısıyla

Harid Fedai

Şehir Mektubu





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital