|
Dün, Türkiye'nin 1960'ta başlayan nükleer enerji serüveni açısından son derece önemli bir gündü. Nükleer santral inşası konusunda geçmişte açılan üç ihale sonuçsuz kalmıştı. AKP hükümeti dördüncü ihaleyi açtı ve sonuç almakta kararlı olduğunu açıkladı. Dün, Mersin-Akkuyu'da kurulması planlanan nükleer santral konusunda açılan ihaleye teklif sunma günüydü. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'na bağlı Türkiye Elektrik Ticaret Anonim Şirketi (TETAŞ) tarafından çıkılan nükleer santral ihalesinde sadece bir Rus firması teklif sundu. Teklif sayısının az olmasında halen devam etmekte olan küresel finans krizi etkili olmuş olabilir. TETAŞ'tan 13 firma şartname almıştı. Dün, beş firma, teklif yerine teşekkür yazısı içeren zarf sundu.
Tek firmanın teklif sunması ile oluşan durum ilgiyle izlenecek. Teknik olarak, tek firma teklif sunmuş olsa da, ihale süreci devam ediyor. Rus Atostroyrxport firmasının sunduğu teklifin Türkiye Atom Enerjisi Kurumu (TAEK) ölçütlerine uygun olup olmadığı 15 gün içinde değerlendirilecek. TAEK'in değerlendirmesi olumlu olursa, sunulan fiyat teklifi değerlendirilecek. Fiyat teklifi, Bakanlar Kurulu'nun onayına sunulacak. Bakanlar Kurulu'nun bunu onaylaması halinde nükleer santral hayali gerçeğe dönüşmeye başlayacak.
Daha önce yapılan açıklamalarda, başka bir ihalenin sözkonusu olmayacağı, yeterli teklif gelmemesi durumunda, kamunun nükleer santral inşasını gerçekleştireceği belirtilmişti. Bu tavır, hükümetin daha fazla gecikme olmadan nükleer enerji üretimine geçme konusunda kararlı olduğunu gösteriyor. Bu kararlılığın hayata nasıl yansıyacağını önümüzdeki dönemde göreceğiz.
Türkiye'de son yıllarda elektrik tüketimi hızla arttı. 2016 yılına kadar elektrik talebinin ikiye katlanması bekleniyor. Halen, elektrik enerjisinin yarısı doğal gazla çalışan santrallerde, diğer yarısı da kömür ve hidroelektrik santrallerinde üretiliyor. Türkiye, alternatif enerji kaynakları (güneş, rüzgar v.s.) konusunda çok gerilerde. Küresel ısınma ile bağlantılı olarak yaşanmakta olan kuraklık, hidroelektrik santralleri olumsuz yönde etkiliyor. Barajlarda su azaldığı için elektrik üretimi de azalıyor. Doğal gaz konusunda Türkiye dışa bağımlı. Doğal gazın büyük bölümü Rusya'dan geliyor. Bu tablo, Türkiye'nin enerji kaynaklarını çeşitlendirmesi gerektiğini gösteriyor. AKP hükümeti, nükleer enerjinin bu çeşitlendirmede önemli rol oynayacağına inanıyor. Hükümet, 2020 yılına kadar toplam enerji içinde nükleer enerjinin payının yüzde 8 olmasını, 2030'a kadar bu payın yüzde 20'ye yükselmesini hedefliyor. Bu hedeflere ulaşmak için Akkuyu nükleer santralinden sonra başka santraller de kurulacak.
Bilindiği gibi nükleer enerji konusu tartışmalı bir konudur. Başta çevreciler olmak üzere karşıtları çoktur. AB içinde yakın geçmişe kadar nükleer elektrik santrallerine bakış olumsuzdu. Bu santrallerden yavaş yavaş kurtulma yolları aranıyordu. Akaryakıt fiyatlarının patlaması ile durum değişti. AB ülkeleri, petrol ve doğal gaz açısından dışa bağımlı. Özellikle doğal gaz konusunda Rusya'ya olan bağımlılık sorun yaratıyor. Bu gerçekler ve fiyat artışları karşısında nükleer enerji yeniden önem kazanıyor. Nükleer enerjiye bakış değişiyor.
Nükleer enerji lehinde ve aleyhinde çok argüman var. Tartışma yakında bitmeyecek. Ancak, bu tartışma devam ederken, ülkeler enerji ihtiyaçlarını karşılamak durumunda. Modern toplumlarda enerji tüketimi çok önemli. Dolayısıyla hükümetler, halkın enerji gereksinimini karşılamak için çareler üretmek zorunda. Türkiye hükümeti, nükleer enerjinin, enerji sorununun çözümüne katkıda bulunacağına inanıyor. Bu yönde adım atıyor.
Dünkü ihale ile başlayan yeni süreci yakından izleyeceğiz. Bakalım, Türkiye'nin yaklaşık 50 yıllık nükleer enerji hayalleri sonuçta gerçeğe dönüşecek mi?
|