"Birinci Miss Kuzey Kıbrıs 2008 Güzellik Yarışması", finalistlerini dün basına tanıtarak resmen start aldı.
30 yarışmacı kız arasında yapılan ön elemeler sonunda belirlenen 11 finalist kız 31 Temmuz gecesi Jasmine Court Hotel'de düzenlenecek finalde yarışarak dereceye girenler belli olacak.
Bu yarışma "ilk" olmasına rağmen büyük bir girişime de imza atıp kraliçe seçilecek olan güzele bir "ev" ve dereceye girenlere zengin hediyeler vaat etti.
"Miss Kuzey Kıbrıs 2008" organizasyonu kusursuz bir yarışma düzenlemek için ne gerekirse yapmaya çalıştı.
İlk iş olarak Türkiye'nin ünlü Sanat Yönetmeni ve Koreograf Atilla Kaplakarslan'ı getirerek yarışmanın ciddiyetini ortaya koydu.
Ancak dün basına tanıtılan 11 genç kıza baktığımızda tüm bu iyi niyetli ve ciddi girişimlere rağmen beklenen patlamayı yapacak bir çizginin olup olmadığı konusunda sıkıntı yaşadık. İki yıl önce KKTC üçüncü güzeli seçilen Evşen Çağlan ile geçtiğimiz yıl yapılan yarışmanın finalisti Fatma Kömlek'in de finalistler arasında yer alması bu konudaki sıkıntıların belirgin örnekleri.
Görsel ve yazılı basında o kadar reklam yapmasına rağmen yine de başvuruda bulunan güzellerin boy kriterlerinin yeterli olmadığı görülüyor.
Yarışamaya katılan 11 yürekli genç kızı ve ailesini medeni cesaretlerinden ötürü bir kez değil yüz kez kutlamak isterim.
Yarışmalardan sonra "Aaaaaaa benim kızım bu güzelden daha güzel!" deyenleri duyuyoruz ve görüyoruz. Ama önemli olan bu sitemler değil, ailelerin yarışma olup bitmeden önce kızlarını yarışmaya katılması için teşvik etmeleri.
Geçmiş yarışmalarda ödüller belki azdı. Genç kızlar bunun için yarışmalara katılmıyordu. Ancak bu organizasyonda kraliçeye bir ev verilecek olmasına ve dereceye girecek olanların cazip ödüller alacak olmasına rağmen yine de beklediğimiz kadar güzel kızlarımız ortada yok.
*** *** ***
Hafta sonu eğlence ve diskolarda genç kızlar o kadar bir coşkuyla eğleniyorlar ki özgür oldukları her hallerinden belli oluyor. Tarkan'ın konserini yaklaşık sekiz bin kişi izliyor. Yani son kuşak gençlerimizde artık aile baskısı ve yasak denen olaydan eser yok.
Cesaretin olmadığı yerde başarı olamaz. 1990 yıllarında yapılan güzellik yarışmalarına ön elemelerde seçim yapmak bile zor oluyordu.
Şimdilerde ise ilk bakışta dereceye girecek yarışmacıları çok rahat tahmin edebiliyorsunuz.
Her geçen yıl güzellik yarışmalarından çok şey alıp götürüyor. Ve ne acıdır ki zaman geçtikten sonra yarışmacıların katılımı daha da azalıyor.
Bugün kraliçe seçilecek olan güzele ev veriliyorsa ve hala daha gerçek anlamda yarışmacı bulunamıyorsa bu düşündürücüdür.
Bir ülkenin tanıtımındaki en önemli unsur sanat, güzellik ve spordur.
Güzellikte belki gençler aradığını bulamıyorlar veya "Ülkemizde bu derece bize ne kazandıracak ki?" düşüncesine kapılabiliyorlar. Ama örneğin Türkiye'de bir güzellik yarışması düzenleyip ev verseniz on bin yarışmacı bulabilirsiniz. Kaldı ki ülkemizden Türkiye'ye gidip çeşitli yarışmalara katılarak iyi derecelerle, hatta birincilik derecelerle geri dönen güzel kızlarımız da bunlar arasında yer alıyor.
Bu bir ilkti. Önemli olan yarışmalardan çok organizasyonun başarılı olmasıdır.
Organizasyon dünyadaki benzerlerine eş olacak ciddiyette ve ülkemiz şartlarına göre düzeyli bir şekilde yapılmaya çalışılıyor.
Bu kadar emek verilen bir organizasyonun başarılı olması ve güzelliklerle taçlanması hepimizi daha mutlu edecektir.
Organizatörlerin ve yarışmaya katılan cesaretli genç kızlarımızın Allah yardımcıları olsun ve etrafları güzelliklerle dolsun...
|