Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Son sözü yıldızlar söyler
Söyleşi Rap ve R&B'nin Kıbrıslı sesi…
Rallide son viraj
Aramızdan Biri
Doğan "arayı" açmak istiyor
Haydi hayırlısı!
Bağcıl seri yakalamak istiyor

YORUMLANANLAR
Dansçılar öğrenciydi [3]
Soyer'e rakip Yorgancıoğlu mu? [1]
Okan Ersan, Almanları büyüledi [2]
İki çocuğuyla sokağa atıldı [1]
Dünya Çocuk Hakları Günü etkinliklerle kutlandı [1]
Bizim Parti, ÖRP'ye katıldı [1]
Skandalda ikinci perde [35]
Tolga'dan bateri şov [2]
Avcılardan ağaç katliamı [8]
Tek suçlu olarak okul idarelerinin gösterilmesi doğru değil [1]
Sevgilisinin boğazını kesti, 6 yıl hapse gitti [2]
Yüz yüze çarpışıp,kaldırıma çıktılar [1]
13. maaş devam edecek, ikramiyelerden vergi yok [4]
Defalarca takla attı, sürücü hafif yaralandı [3]
AİHM'de kayıplar davası görüşüldü [1]
Gece kulübünden kadınları baba yollamış [35]
Gazimağusa'da uyuşturucu operasyonu: 6'sı öğrenci 7 tutuklu [4]
Rusya Rum'a teslim [1]
Yusuf Erol, bugün toprağa verilecek [7]
Lefkoşa'da bıçaklı kavga [1]



Federasyon seçimleri ve toz duman

Songuç KÜRŞAD

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   23 Mayıs 2008, Cuma Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Her 3 yılda bir haziran ayında Futbol Federasyonu seçimleri yapılır.

Ülkenin en çok konuşulan, en çok ilgi gören, en büyük paranın döndüğü bu spor branşı için seçimler her zaman kıran kırana geçmiştir.

30 yıla yakın seçimsiz olarak federasyon başkanlığı yapan Ahmet Sami Topcan'dan sonra gerçekleştirilen seçimli genel kurullar hep kıran kırana geçti.

Başkanlığı kazananlar rakiplerine çok az oy farkı ile üstünlük sağladı.

Bu da şunu gösteriyor.

Başkanlığa aday olanlar ciddi anlamda kulis çalışması yapıyorlar, maddi, manevi, siyasi, sosyal her türlü olanağı kullanıyorlar.

Seçimi kaybetme duygusu da ne yazık ki seçim öncesinde ortalığın toz duman olmasını getirir.

1987 yılındaki seçimde Özer Esenyel Osman Özalp'a karşı 18'e 16 oyla kazanmıştı.

90'da ise Nevvar Nolan Özer Esenyel'e karşı 23'e 13 oyla başkanlığa getirilmişti.

Bu kez 1992 yılında Özer Esenyel Fevzi Adanır'a karşı sadece 1 oy farkla başkan oldu. Esenyel 18 oy alırken Adanır 17 oyda kalmıştı. 19 oy istendiği için ikinci tura geçilmiş ve Adanır'ın çekilmesi ile Esenyel başkan olmuştu.

Daha sonra Ömer Adal dönemi başladı.

1995 yılında Adal Esenyel'i 20'ye karşı 16 oyla mağlup ederek dönemini başlatmıştı.

98 yılında Adal Özel Tahsin'in 8, Osman Özalp'ın da 7 oyuna karşılık 23 oyla bir kez daha başkan seçilmişti.

Adal 3. kez başkan seçilirken Halil Atakan'a karşı 24-16 üstünlük sağladı.

2002'deki seçimde ise Adal 4. kez kendisini başkan yapan seçimi Ezer Özsoy'un 23 oyuna karşı 37 oyla kazanmasını bilmişti.

Ancak 2005 yılında yapılan seçimde bu kez Adal 5. dönem başkan olabilme şansını çok az bir farkla Niyazi Okutan'a karşı kaybetmişti. Okutan 22 oy alırken Ömer Adal 20 oyda kalmıştı.

İşte böylesine kıran kırana geçen bir başkanlık serüveni yaşıyor futbol federasyonu.

İlginçtir bu dönemlerde birbirleri ile kader birliği yapanlar ve seçim yarışına girenler bir süre sonra başka saflarda kıran kırana bir mücadele ortamına giriyorlar.

Başkanlık için yarışan isimler bunu gösteriyor.

Bir dönem başkanın yanında olanlar, bir başka dönem onun karşısına başka bir ittifakın adayı olarak çıkıyor.

Demokrasilerde bu normaldir.

Normal olmayan uzun yıllar birlikte çalışan, bir çok organizasyona imza atan, bazı yenilikler yapan, önemli kararlar alan insanların o başkanla yola devam etmeme pozisyonunda tüm yaşananları yok sayarak her şeyi tu kaka olarak ilan etmesidir.

Esenyel de bunları yaşadı, Ömer Adal da.

Ve hiç unutmuyorum her seçim sürecinde başkan adaylarının en büyük üzüntüsü kendisi ile kader birliği yapmış isimlerin nasıl olur da bu kadar acımasızca saldırılarda bulunabildiğidir.

Federasyon Başkanı Niyazi Okutan önümüzdeki dönemde de yeniden aday olacağını açıkladı.

Karşısında rakip var mı bilemiyorum.

Ancak belirli merkezden yönetilen kulis yapanlar olduğunu biliyorum.

Ve bir de şunu biliyorum.

Şimdiki yönetimde yer alan ancak yeni dönemde yer almayacak olan genel sekreter Erhan Başay'ın günlerdir gazetelerde yer alan yönetim kurulundaki yol arkadaşı Cengiz Uzun'a olan tepkisi sadece ve sadece çok saygı duyduğunu söylediği başkan Niyazi Okutan'a düşündüğünden de daha büyük zarar veriyor.

Duvar

Gönyeli seyircisi basketbol maçında çirkin tezahüratta bulunmuş. Virüs salona da bulaştı

3 söz 3 yorum

Londra Kupası her yeni sezonda gelişerek devam etmelidir, takımlara motivasyon sağlıyor (H. Birinci-Esentepe Bşk.)

Birinci Londra dönüşünden sonra eleştiri yapan basına da çattı ve "Ben maça çok bakmadım,

10-15 yıldır görmediğim arkadaşlarımla ne güzel hasret giderdim" dedi. Demek Londra bazı yöneticilere de motivasyon sağlıyormuş.

İstifa edip genel kurulu erkene aldım, gelen sezon hedefimiz ikincilik değil şampiyonluktur (H. Sertoğlu-KK Bşk.)

Bu kadar transfer, bu kadar yatırım, bu kadar taraftar, bu kadar para, ben de bunları görünce geçen 6 yılda hedefin hep şampiyonluk olduğunu düşünüyordum. Demek hedef ikincilikti. Şükürler olsun ki bu sezon hedef şampiyonluk.

Camianın bana gösterdiği ilgiyi gördükten sonra başkanlıktan ölmek var, dönmek yok (M. Güröz-Yenicami Bşk.)

Allah Allah, dağlar Mehmetali çağıracak demektir. Bu yola baş koyan Mehmetali kardeşim yarın kulübün ağalarının mırıldanmaları ile başlayan homurdanmaları ile devam eden eleştirileri başlayınca ölür mü, döner mi göreceğiz.

ADALET İYİ TARTMALI

Yükselme Grubunda maçlar devam ediyor. Daha sıcaklar tam anlamı ile başlamadı. Daha takımların iddialı olup olmadıkları belli değil. Doğal olarak da herkes daha dikkatli oluyor. Buna rağmen yaşanan kavgaları izliyoruz. Dağyolu'nun bir futbolcusunun "rakibine defalarca vurduğu, yere düştükten sonra yumruklamaya devam ettiği" ibaresi federasyonun son genelgesinde yer aldı. Ceza mı? 3 ay hak mahrumiyeti. Hakemin üstüne yürüyen Küçük Kaymaklı futbolcusu Emrah'a 2 yıl ceza verildiği düşünülürse bunun ne kadar adaletli olduğu da tartışılır. Yumruklama ve yere düşünce yumruklamaya devama 3 ay. Hakemin boğazını sıkmaya teşebbüse 2 yıl. Tersi olsaydı ortalığı kaldırıp oturturduk. Adalet terazisi dengeli tartmalı.

ÇANAKKALE-DUMLUPINAR

Yaşanan ekonomik sıkıntılar, kaynak bulmada zorlanılma, uygulanan transfer yönetmeliği, sözleşmelerin getirdiği yükümlülükler üst üste binince kulüpler alternatif çareler düşünmeye başladı. Bu alternatifler içerisinde en çok gündemde olan kulüp birleşmeleri oluyor. Gençlik Gücü ile Hamitköy, Türk Ocağı ile Girne Halk Evi birleşme girişimlerinden sonra en ciddi çalışma Mağusa ekipleri Çanakkale ile Dumlupınar'dan geldi. Sıkıntılı günler yaşayan ve kümede tutunmaları için güçlerinin birleşmesinin en çıkar yol olduğunu düşünen iki kulüp yasal konuları çözmek için çalışıyor. Ancak 1953'de Çanakkale'de batan Dumlupınar denizaltısını hatırlatarak kulübün ismini Çanakkale Dumlupınar olarak düşünmek bir ironi oluşturuyor.

ASPARAGAS

Çetinkaya başkanı Hasan Macila kızgın. Haklı da. Takımdaki futbolcularla ilgili olarak sürekli haberler yayınlanıyor. Şu gidiyor, bu gitmek istiyor, o huzursuz, şu kararsız gibi basında yer alan asparagas haberlere kızan Macila kulübün basın birimi olduğunu ve bunların açıklamaları dışındaki haberlere itibar edilmemesini istedi. Doğrudur. Her transfer döneminde onlarca futbolcu çeşitli takımlara transfer edilir. Basın tarafından. Bunun daha uç örnekleri Türkiye spor basınında yaşandığı için bizde çok yadırganmaz. Dünyanın bütün yıldız futbolcuları her transfer döneminde Galatasaray, Beşiktaş ve Fenerbahçe'ye transfer edilirler basın tarafından. Hiçbiri de gelmez. Türkiye spor basını hapşırırsa, bizim spor basını da nezle olur.

EURO 2008 ve BİZ

KKTCELL ülkemizdeki 6 üniversiteye yönelik olarak "Futbol Gündemi" adı altında bir dizi oturumlar düzenledi. Türkiye spor medyasının ağır topları, etkili isimleri, popüler yüzlerini bu ekibin içerisine alma düşüncesi katılımın yoğun olmasını hedefliyordu. Ana konu olarak da 7 Haziran'da başlayacak olan Avrupa Futbol Şampiyonası EURO 2008 ve Türkiye'nin bu turnuvadaki durumu olarak belirlendi. Oturum başkanlıklarını Kıbrıs Türk Spor Yazarları Derneği üyelerinin yapmasını ülkemiz spor basınındaki bazı arkadaşlarımız ülke sporunun irdelenmediği oturumlarda bizim ne işimiz var diye eleştirdiler. Eleştirileri yapılırken tabloya bakmalı. Üniversitelerimizde yüzde seksen Türkiye'den gelen öğrenciler var. Bunların ilgi odağı da Türkiye Milli Takımının EURO 2008'deki performansı olacak. Ayrıca bizim gençler bakıyorum. Galatasaray şampiyon oldu memleket yıkıldı sabahlara kadar. Gönyeli şampiyon oldu trafik bile aksamadı. Bu tablo KKTCELL'n konu seçimindeki tercihini gösterir. Eleştirilere bir miktar katılırım. Türkiye spor medyasının bu kadar etkili ismi bir hafta boyunca ülkemizde seminerlere katılıyorsa bu fırsattan yararlanarak oturumlarda Kıbrıs Türk sporunun yaşadığı sıkıntıları da gündeme getirerek bir bölümde tartıştırılırdı. Bu zaten az olan Türkiyeli öğrencileri ne kadar ilgilendirirdi bilemiyorum. Ayrıca, ülkemize yönelik olarak gerçekleştirilen bu tip oturumlara ülke spor adamlarının ne kadar ilgisi olduğunu da sık sık yaşayarak görüyoruz.

Sorular... sorular...

Geçen sezon son maçta Gençlik Gücü'nü yenerek onun yerine 1. lige yükselen Yeşilova'nın antrenörü Hasan Topaloğlu bu sezon Gençlik Gücü ile anlaştı. Hasan'ın hobisi 2. ligden takım alıp, 1. lige çıkarmak mı?

Tahir Hoca başkanlığındaki Hentbol Federasyonu önce güven oylaması dediği, daha sonra başkanlık seçimi olarak açıkladığı genel kurulunu yapıyor. Suların durulmadığı hentbolda kavgayı bırakıp bir ara da ligi yapacaklar mı?

Moskova'da Manchester United ile Chelsea arasında oynanan Şampiyonlar Ligi finalinde kazanan kırmızı şeytanlar 108 milyon, kaybeden maviler ise 38 milyon Euro kazandı. Biz daha Londra ve Kırgızistan ödüllerini tartışacak mıyız?

Rum kesiminde yapılan tenis turnuvasında yaş grubunda 2. olan Suzan Paker'in antrenörü Yusuf Yönlüer anlayamadıkları bir nedenle finale alınmadıklarını söylüyor. Yusuf sporun dostluk kardeşlik falan olduğunu mu zannediyor?

   550 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
21 Kasım 2008, Cuma   Vergi ödemek vatandaşlık borcudur...
17 Kasım 2008, Pazartesi   "Ma naparsınız be sahada?"
15 Kasım 2008, Cumartesi   Futbolun kuralı değişmez...
14 Kasım 2008, Cuma   Ayak yorganın dışında kalırsa...
10 Kasım 2008, Pazartesi   Bir de istikrarları olsa...
09 Kasım 2008, Pazar   Biri ayakta kalacaktı...
08 Kasım 2008, Cumartesi   Tavşan dağa küsmüş...
07 Kasım 2008, Cuma   Akrep intiharı, çözüm değil...
03 Kasım 2008, Pazartesi   Keramet "Kartal" formasında mı?
02 Kasım 2008, Pazar   Sıklet farkı...



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.6699 1.6817
1 STERLİN 2.4983 2.5169
1 EURO 2.1017 2.1165



YAZARLAR : .

Başaran Düzgün

2 GÖRÜŞ BİR KÜFÜR

Ali Baturay

İLLA Kİ YAPANIN YANINA KALSIN

Hasan Hastürer

Gençlerin duyarlılığı...

Mustafa Doğrusöz

KIRMIZI ÇİZGİLİ YILLAR 49

Akay Cemal

İki dost, Gündüz Aktan ve Aydın Olgun'...

Ahmet Tolgay

LAFORİZMALAR

Bilbay Eminoğlu

Merkezi Cezaevi yanardağ gibi!

Omaç BAŞAT

Lige merhaba

Hüseyin EKMEKÇİ

Londra'da öğretmen...

Dilek ÇETEREİSİ

Başbakan "çak" yaptı,Ekenoğlu gürl...

Aysu Basri

SUÇLU KİM?

Emin AKKOR

Karşı duruşun sebebi, güvensizlik

Uzm. Mine Çağlar

Akciğer kanseri

Dr. İsmail KEMAL

Yine Mustafa

Oğuz Metiner

Hac mevsimi dolayısıyla

Harid Fedai

Şehir Mektubu





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital