|
Birinci Lig'de yıllık bütçeleri yaptıkları harcamalarla en yüksek seviyede olan Gönyeli ile Yeniboğaziçi karşılaşması, prestijden öteye giden bir karşılaşma olmadı.
Her iki takımın ligin 25. haftasındaki puan mücadelesinde ilgisizlik had safhadaydı. Bunu gözlerimle görmek beni üzdü çünkü her iki takım için harcanan paralara yazık olduğunu gördüm. Böyle bir haftada bu maça hiç kimsenin ilgi göstermemesinin nedeni bence her iki takımın futbolcularında ve teknik kadrolarındaydı. Yeniboğaziçi matematiksel olarak liderin 3 puan gerisinde olmasına rağmen şampiyonluğa çok erken havlu attı. Sahadaki futbolcuların herkes inanmasa bile inanarak oynamalarını beklerdim. Oyunun başlangıç düdüğü ile birlikte 90 dakikanın geçmesi için futbolcuların "bitsin de gidelim" düşüncelerini bizlere hissettirmeleri hiç de hoş olmadı.
Maça gitmezden önce ben bile bu maça gitmeye değer mi diye düşünmüştüm. Yapacak bir şey yoktu. Çünkü bu maçı da görüp okuyucularımıza aktarmamız gerekiyordu. 7 golün atıldığı bu maçta bir o kadar daha gol pozisyonu harcandı. Hiç kimse zannetmesin ki bol gollü bu maçta kaliteli bir futbol izlendi, her iki takım da vasatı aşamadı.
Hakem Mustafa Gençosman ise sahadaki her iki takım gibi maça tam anlamıyla hazır değildi. 48. dakikada Erdoğ'un ters vuruşunun filelere gitmesinden sonra golü önce iptal etmesi daha sonra yardımcı hakem Kenan Özdemir'e gidip golü tekrar geçerli sayması onun adına önemli bir handikaptı. Topun ters bir vuruşla filelere gittiğini görüp, pozisyonu ofsayt kararı olarak değerlendirmesi pozisyonu iyi süzmemesindendir. Hakemin bana göre sahadaki görevi pozisyonları yakından ve iyi görmesidir. Yoksa Gençosman'ın ters bir vuruşa ofsayt kararı vereceğine inanmıyorum. Oyunun 90 dakikasında Gençosman'ın pozisyonlara uzak kaldığını gördüm. Onun da maça ayak uydurduğunu söyleyebilirim.
Gönyeli, farklı bir galibiyet alarak ligdeki uzun maratonda almış olduğu kötü sonuçları taraftarlarına muhakkak ki unutturmamıştır. Onlar için bu maçın sonucu yalnızca bir tesellidir.
|