|
M.E.ve Kültür Bakanlığı'nın (Eğitim Ortak Hizmetler Dairesi Müdürlüğü, Psikolojik Danışma Rehberlik ve Araştırma Şubesi) başlattığı, ilkokullara yönelik anne, baba bilgilendirme seminerleri çerçevesinde Mormenekşe İlkokulu'nda yapılan seminerde dinlediğim Uzm. Psk. Danışman İbrahim Yağan, müthiş sunumu, hitabeti ve etkileyici tespitleriyle beklentilerin çok ötesinde bilgiler sundu hepimize. Günlük hayatımızda farketmeden çocuklarımızın üzerinde oluşturduğumuz tahribatlardan, sorunlarından, çözümlerinden söz etti. Hatta sorunu olan, danışmak isteyen ailelerin, çocuklarla ilgili tüm sorunları için P.D.R.A. Şubesinin de ücretsiz hizmet (aile danışmanlığı, öğrenme güçlüğü vs, konularında) verdiğini anımsattı. Öyküler, şiirler okudu, örnekler verdi. Okuduğu öykülerden bir tanesi beni öyle derinden etkiledi ki bu hafta kendi yerimi bu öyküye bırakmak istedim:

"DURUN DEDİ ÖĞRETMEN"
Bir çocuk bir gün okula başladı. Pek mi pek akıllıydı. Okulu da pek mi pek büyüktü. Ama akıllı çocuk sınıfına dışarıdan kestirme bir yol buldu. Buna çok sevindi. Artık okul ona kocaman görünmüyordu. Bir zaman sonra bir sabah dedi ki öğretmen "Bugün resim yapacağız." "Ne güzel" diye düşündü çocuk... Resim yapmayı çok severdi. Her şeyin resmini yapardı: Aslanlar, kaplanlar, tavuklar, inekler, trenler, gemiler. Mum boyalarını çıkardı ve çizmeye başladı. Ama öğretmen "Durun" dedi, "Henüz başlamayın!" Ve herkes hazır görünene dek bekledi. "Şimdi" dedi öğretmen, "Çiçek çizmesini öğreneceğiz". "Ne güzel" diye düşündü çocuk. Çiçek çizmeyi çok severdi. Ve en güzellerini yapmaya başladı, pembe, mavi, kavuniçi mum boyalarıyla. Ama öğretmen "Durun" dedi. "Size nasıl çizileceğini göstereceğim". Yeşil saplı kırmızı bir çiçek çizdi. "İşte" dedi öğretmen. "Şimdi başlayabilirsiniz". Küçük çocuk bir öğretmenin çiçeğine baktı, sonra kendi çiçeğine. Kendi çiçeğini daha çok sevdi ama bunu söyleyemedi. Defterinde sayfayı çevirip, öğretmeninki gibi çizdi kırmızı bir çiçek, sapı yeşil ...
Bir başka gün dedi ki öğretmen: "Bugün çamurdan bir şeyler yapacağız". "Ne güzel" diye düşündü çocuk. Çamurla oynamayı çok severdi. Her şeyi yapabilirdi çamurla: Yılanlar, kardan adamlar, filler, fareler, arabalar, kamyonlar.Başladı çamuru yoğurmaya. Ama öğretmen "Durun" dedi, "Henüz başlamayın!"Ve herkes hazır görünene kadar bekledi. "şimdi" dedi öğretmen, "Bir çanak yapmayı öğreneceğiz ". "Ne güzel" diye düşündü çocuk. Çanak yapmayı çok severdi. Ve başladı yapmaya boy boy, şekil şekil çanakları. Ama öğretmen "Durun" dedi. "Size nasıl yapılacağını göstereceğim...
Ve çok geçmeden küçük çocuk öğrendi beklemeyi, izlemeyi, ve her şeyi öğretmen gibi yapmayı. Ve çok geçmeden başladı kendiliğinden hiçbir şey yapmamaya.
Ama birdenbire taşınıverdiler başka bir eve, başka bir şehirde ve çocuk gitti başka bir okula. Bu okul daha da büyüktü öbüründen. Kestirme yolu da yoktu dışarıdan. Büyük basamakları çıkmak ve uzun koridorlardan geçmek gerekiyordu sınıfa kadar. Daha ilk gün dedi ki öğretmen: "Simdi resim yapacağız". "Ne güzel" diye içinden geçirdi çocuk ve öğretmenin ne yapmasını söylemesini beklemeye başladı.
Ama öğretmen hiçbir şey söylemedi, başladı sınıfta dolaşmaya. Küçük çocuğa gelince durup sordu:"Resim yapmak istemiyor musun?" "istiyorum" dedi çocuk."Ama ne resmi yapacağız?" "Ne resmi istersen" dedi öğretmen. "Nasıl çizmeliyim?" diye sordu çocuk
"Nasıl istersen" dedi öğretmen. "istediğim renk mi?" diye sordu çocuk. "istediğin renk" dedi öğretmen, " Eğer herkes ayni resmi yaparsa ve ayni renkleri kullanırsa kimin neyi yaptığını ve neyin ne olduğunu nasıl anlarım ben?" "Bilmem", dedi çocuk ve başladı çizmeye : Kırmızı bir çiçek, sapı yeşil... "
Helen Buckley (Dublin Üniversitesi/İrlanda)
**************
ZAMANA ASILI MEKTUPLAR

Çocuğum, yeniden başlamak, yaşama tutunmak savaşıyla doğdum ve doğurdum sana/seni. Çocuğum, yaşamanın bir varolma çabası, direnme, inanma ve dağbaşında özgürce salınma özlemi taşıdığını öğrettin bana. Çocuğum, gözlerimdeki yangın ormanlarıyla tırnaklarımla kazıyarak çıktığım yolculukta büyü(t)mek için, soluğumu hayallerine kazıdım. Çocuğum, içimdeki doğum kıpırtılarıyla toprak anadan, doğadan, rüyadan devraldığım bir düşün koynunda el değmemiş varlığına sığındım. Sen, silahlı, maskeli, eli kanlı, bombalı, pis bir dünyada, sigara dumanları, zehirli gazların ardında temiz bir gökyüzü umudumsun. Çocuğum, doğuransın beni, sana geldiğimden beri tüm annelerin çocuğu, bana geldiğinden beri tüm çocukların doğumusun. Çocuğum, bayramın kutlu olsun....
Bedia Balses
*****************
ÇOCUKLARIMA
Diyelim ıslık çalacaksın ıslık
Sen ıslık çalınca
Ne ıslık çalıyor diye şaşacak herkes
Kimse çalamamalı senin gibi güzel
***
Dalga mı geçiyorsun düşler mi kuruyorsun
Öyle sonsuz sınırsız düşler kur ki çocuğum
Düşlerini som somut görüp şaşsınlar
Böyle bir dalgacı daha dünyaya gelmedi desinler
Dünyada yapılmamış işler çoktur çocuğum
Derlerse ki bu işler bişeye yaramaz
De ki bütün işe yarayanlar
İşe yaramaz sanılanlardan çıkar
Aziz Nesin
************
KÜÇÜK AYNI
Ben bir küçük aynayım
Yüzünüze tutulmuş
Her ne varsa yaptığım
İyi veya kötü
Hanenize yazılır
Bu nedenledir işte
Sevgili büyüklerim
`bana kızmak yerine
aynaya kızın`
derim
Aysen Dağlı (Vitamin İhtiyacı ve Sevgi)
*****************
Çocuklarınız sizin çocuklarınız değil
Onlar kendi yolunu izleyen Hayat'ın oğulları ve kızları
Sizin aracılığınızla geldiler ama sizden gelmediler
Ve sizinle birlikte olsalar da sizin değiller
Onlara sevginizi verebilirsiniz,düşüncelerinizi değil
Çünkü onların da kendi düşünceleri vardır
Bedenlerini tutabilirsiniz,ruhlarını değil
Çünkü ruhlar yarındadır
Siz ise yarını düşlerinizde bile göremezsiniz
***
Siz yaysınız,çocuklarınız ise sizden çok ilerilere atılmış oklar
Okçu,sonsuzluk yolundaki hedefi görür
Ve o yüce gücü ile yayı eğerek okun uzaklara uçmasını sağlar
Okçunun önünde kıvançla eğilin
Çünkü okçu,uzaklara giden oku sevdiği kadar
Başını dimdik tutarak kalan yayı da sever
Khalil Gibran
**********************
Ne çok yorulduk büyümekten, soluklanalım biraz...
**********************
|