Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
İşte kızların hali
Tanınma istemek intihar olur
Zeyna yakaladı, 2 ay hapse çarptırıldı
37 ev soyuldu, bir kişi tutuklandı
Azılı dolandırıcı hapsi boyladı
İşlediği suçlar ortaya çıkıyor
Mecliste Kıbrıs mesaisi
Dereboyu'nda eğlence yola taştı
Köpek balıkları için kendini astı
Bağcıl'ın Bulgarları birbirine girdi
Akdeniz'in en güzeli: Bellucci
Bandabulya'yı "keşvet, yaşa, hisset"
"Dirhemini yiyen köpek, kudurur"
Futbol'da naklen yayın için ihaleye çıkılıyor
37 Suriyeli mülteciye 5'er gün hapislik
Hathaway Venedik'te

YORUMLANANLAR
Panayotis Necati'ye 2 gün [1]
Ekmeğe zam: Ekmek bugünden itibaren 1 YTL'ye satılacak [1]
Kazaya davetiye çıkaran yol [2]
İzinsiz inşaatların yapımı durduruluyor [7]
Yedidalga'da viraj tehdidi [3]
Kıvanç Buhara, ÖRP'ye katıldı [3]
Bayrağını al, Kıbrıs'a gel [6]
Çayönü'nde 30-40 yıllık 393adet servi ağacını kestiler [6]
Kalp hastalıkları kanserle yarışıyor [2]
Oynamadan da kazanılır: 1-0 [2]
Serdar Akgül, kızı için böbreğini satacak [5]
Rumlar Güzelyurt için yürüdü [7]
Süt atıkları çevreyi mahvediyor... Noro suyu fidanları kuruttu [3]
Sponsor olun 5 yıl reklamınızı yapalım [8]
Cihangir'in kuzeyi çöplüğe dönüştü [4]
Cihangir tam gaz: 2-1 [3]

Şimdi TUNÇTAN'tan bir sestir zaman

Bedia BALSES

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   1 Haziran 2007, Cuma Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

 

 

Sanatın yaşama kattığı anlamların derinliğinde büyüyen bir ismin veda anonsu düştü gündemimize dün gece. Sevginin, Kıbrıslılığın, coşkunun, bize bizi anlatan gür sesinin gidişini haber veriyordu spikerler. Radyolarda, skeçlerde ezberlediğimiz cümleleriyle ‘az’ olan insanlardan, az olan sanatçılardan, az olan Kıbrıslılar’dan, ‘çok’ olan biri daha, artık karelerden, repliklerden sesleniyordu bize. Kemal Tunç “ilk sahne”nin emeği, direnci, sanata ve hayata ömrünü veren sesi ve yankısı ile tamamladı son görevini sahnede.

 

Sanatçı kişiliğinin haricinde kızıyla olan baba-kız sevgisi, “mersin kokulu” bir babanın varlığını hep yanımda hisseden bana bir başka ilham kaynağı olmuştur. Bugün sadece bir sanatçının değil, bir babanın gidişini de yeniden yaşadım kendi anılarımda. Acıların, ayrılıkların, sevdaların harmanladığı bir yaşamın önünde saygı ile eğildim. Kemal Tunç gibi vedasıni ‘ayakta’ yapan, yaşamı sanata dönüştürebilen bir usta için bugün kah Türe, kah Bedia, kah herhangi biriydim. Bir tiyatro sahnesinde, senaryoda, ya da bir replikte yaşam bulan “ilk sahne”nin önündeydim. Sahip çıkılması gereken geçmişin, insanın, toprağın, kimliğin çırpınan kuş sesini duydum gidişiyle. Zamane anlamlarda eksilen vefa duygusunun bir sembolü olarak 2005  yılında, Kemal Tunç DAÜ’den çok anlamlı bir çalışma olan ‘Vefa Kültürü’ çerçevesinde onur ödülü alırken, toplum olarak ne kadar vefalı/vefasız olduğumuzu sorgulamıştım gülümseyen karelerin önünde. Bugün ise vefa/vefasızlık ne denli içimizde yaşıyor bilmem ama, biliyorum ki usta işi bir emeğin, bir meddahın, öz kalabilmiş bir yürek atışının, akan su sesindeki berraklığı kaldı geride bizlere. Vedaların silemeyeceği bir ses kaldı. Bugün, bir çağlayan yaşam limanından yol aldı. Denizin masmavi enginliğinden el sallayan koskocaman yüreğe, “Alekko ile Caher”e emeğin, sanatın ve yaşamın gerçeğiyle selam olsun…

 

Devinimsiz bir su sesidir yaşam

Kopar cümlelerin koynundan

Acı yapışkan bir el gibi

Susar, kaçar yarından

Bir mendil kalkar

Bir buse konar

Devinimsiz akan bir cümle olur

Tunç’tan bir sese döner zaman

 

Bedia Balses

************

Gülüyorsam ağlayamadığım içindir. (Byron)

 

************

 

Kemal TUNÇ un ardından

 

başarabilirsen eğer tunç dökümü

devasa bir ağaç heykeli dene

                                      düşle

görünmez kurtçuklar tarafından

dişlenmiş bütün yaprakları

cüce testere dişlerle

bir gözü giden dönmez tüneli

bir gözü inen çıkmaz

yaklaşmayı dene cesaret edebilirsen

tunç dökümü aşk bozumu bir kalp düşle

                                                     devasa

ve dibinde gözlerini verdiği bir çocuk

düşman kendine

düşle ve dene başarabilirsen

düğüm düğüm saçlarını taramayı çocuğun

arasında sıkışmış dumanı dağıtmayı

ve annesinden çaldığı eski rujla

ne yapmak istediğini al ağzından

ve serseri dayısını

öğretmeninden çok sevmesine engel ol

                                        başarabilrisen

 

tunç dökümü bir aşk kapanı düşle başarabilirsen

napoliten bakışlı gözleri hep yağışlı

doğum kırışığı alınlı bir kadın düşle

aşkın unufak ettiği elleriyle yapışmış

hayat sandığı koparılmış boşluğun göbeğine

                                                         yüreğine

birbirine yaslanarak denge bulan

bir üçlü düşle

heykel kuş rüzgar olur

hepsi ıslak mutlaka

birden birinin gittiğini düşle

yerine sular seller bırakarak

                               yittiğini

ve başarabilirsen diğerlerini

bu  kaypak ve ıpıslak zeminde

bu var yok içinde kurumadan

         sallanıp duruşunu düşle

Ayşen Dağlı

Mayıs 2007

 

*******************

Yalımlı çocuklar

Yalımlı çocuklar büyürdü

Kucak başında anaların

Uçar giderlerdi

Son sürat eteklerde

Şaşırırdı

Bulamazdı yolunu

Yara da

Dudak kenarından

Yürek dibine...

 

Fatma Akilhoca

******************

Tiyatro

Senaryosu bir gün önceden  yazılmış

hayatlardı yaşadığımız

kullanılacak replikler, atılacak adımlar

oysa doğaçlama olmalıydı her şey

tasarlanmadan ezberlenmeden çıkmalıydı sözler

 

Tiyatroyu hayata, hayatı tiyatroya kattık

baş oyuncu sanıp kendimizi akışa aktık...

 

Rukiye Kurt

(Hüsran mıdır Senin Adın-2006)

 

******************

 

Zamana Asılı Mektuplar

Belki hoşlanmayacaksın ama bazen biz mi yanlışız diye tezata düşmediğim de olmadı değil. Bu kadar maddesel yargı içinde yaşamak ne zordur bilirsin. İnsan genlerinden getirdiği inançlarla mı tutunur yaşama?. Kaç kuşaktır süregelen bir iç burkulması değil midir bu? Ne çok soru soruyorum sana bugün.. Oysa giderken her türlü cevabın anlamını yükleyerek gittin hayatıma. Hep, ne denli özel, ne denli güzel, ne denli sevilen biri olduğumu hissederek yaşadım. Bazen kızdın, bazen kaşlarını çattın, bazen gelip saçımı okşadın, işaretler bıraktın bana bulabilmek için yolumu. Bunca yılın sonunda, Larnaka gecelerindeki sevdayla yoğrulmuş küçük bir kızdan ‘Bahar Mektubu’ getirdim sana... Yozlaşmayan sevdaların, deli aşkların, ertelenmeyen duyguların zamanından. Biliyor musun hala o şiiri duyumsayarak yaşıyorum ben. Öğrendim ki, uzaklıklar etki etmiyormuş, hissedebilmek için bir yüreği.. Ve bildim ki, hiçbir ayrılık büyük değilmiş, bitimsiz bir sevdadan...

 

Bedia Balses

 

Başucu Kitaplarından

Kaçbin yaşında bir zeytin ağacıyım. Burdayım. Çok görüp geçirdi kol dallarım, göz yapraklarım. Gövdemde satır satır kayıtlı yaşadıklarım. Çok çocuk büyüdü dallarımda; şimdi şeytanın art bacağı başka çocuklar…

 

Bir tarih-ağaç’ım; üç beş yılda bir vurulurum, delik, deşik edilirim. Daha çook göreceklerim var. Direneceğim. Çok yaslı ve yorgun bir ‘ana’nın ağıdıdır ağıdım, türküsüdür türküm…

 

Fikret Demirağ

Limnidi Ateşinden Bugüne –Tablet 11 (Galeri Kültür Yayınları)

 

**************

 

 

   2223 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
05 Eylül 2008, Cuma   Larnaka'da Şimdi Sonbahar mıdır?
29 Ağustos 2008, Cuma   YİNE BU YIL ADA SENSİZ
22 Ağustos 2008, Cuma   Muammer Ketencoğlu ve Zeybek Topluluğu Yeniboğaziçi Festivali'nde esti
15 Ağustos 2008, Cuma   Elinde Camdan Ebem Kuşakları Dilinde Kristal Kelimeler
08 Ağustos 2008, Cuma   YANGIN
01 Ağustos 2008, Cuma   ÇOCUKLAR ÖLDÜRÜLMESİN
28 Temmuz 2008, Pazartesi   ‘O’ DAR KORİDORDA
18 Temmuz 2008, Cuma   Döşünden Yaralı Dağlar
13 Temmuz 2008, Pazar   GECENİN “ÖTEKİ” ŞİİRİ
04 Temmuz 2008, Cuma   KIBRIS TÜRK MÜZİK İŞÇİLERİ


Yorum Sayısı:   3
  Hasan Durgun         - Magusa 08 Haziran 2007, Cuma 09:52 
evet degildir. benim kastettigim de o degildi zaten. Goren yurek dedigim sey farkliydi. Sadece kendi egolarini tatmin etmek icin yazmak da sanat degildir degil mi? Sanat baska kisilerin diyemedigini demektir ama duyarli olmaktir da. Gundemden, dunyadan, insandan kopuk sanat olur mu? Tarihin acilarina taniklik edenler kimlerdir?
  ayşe hacıoğlu         - lefkoşa 07 Haziran 2007, Perşembe 19:35 
bence sanat gündemdeki konulardan yararlanılarak yazı yazmak değildir...
  Hasan Durgun         - Magusa 07 Haziran 2007, Perşembe 17:17 
Kibris gazetesi sanat sayfalarinda ulkemizin yetistirdigi en iyi sanatcilardan olan Kemal Tunc'a yer verilmesi beni mutlu etti. Bir de Ahmet Abinin (Tolgay) kosesinde okumustum. Tebrik ederim, sanat sayfalarinin gorevi ulkeyi, dunyayi, gundemi takip edebilen goren yurege sahip olmaktir.


DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.2122 1.2207
1 STERLİN 2.1588 2.1749
1 EURO 1.7582 1.7706



YAZARLAR : .

Başaran Düzgün

OKUYUCU GÖRÜŞLERİ

Ali Baturay

HÜKÜMET, EŞEL-MOBİLLE OYNAYARAK KENDİ KUYU...

Hasan Hastürer

Unutulduk!!!

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(39)...

Akay Cemal

Paylaşıma var mısın, yok musun?..

Ahmet Tolgay

Trodos: Dünü ve bugünü...

Bilbay Eminoğlu

Bakalım buna ne diyecekler?

Hüseyin EKMEKÇİ

Sonay Adem ne demek istedi?

Dilek ÇETEREİSİ

"2 tel saçım da çıktı"

Aysu Basri

İRADE ve ÖDEV

Dr. Umut Altunç

Ateşli Çocuğa Nasıl Yaklaşmalı?

Uzm. Mine Çağlar

Akciğer kanseri

Türem Delikurt

Tüp Bebek Yöntemi: 30 yıllık bir geçmiş ve...

Dr. İsmail KEMAL

Müzakereler başlarken

Emin AKKOR

Zayıf halka bulunup, çekiliyor

Oğuz Metiner

Ramazan'a girerken

Psikolog Ayla Kahraman

OKUL

Naile SOYEL (GIDA MÜHENDİSİ)

Aflatoksinden korkmalı mıyız?

Mehmet RATİP

Nagasaki'den Kıbrıs'a, Weller'...

Dr. Orhan Aydeniz

Dünya Barış Günü

Harid Fedai

(Geçen haftanın devamı)





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital