|
Kayıp ruhunu arayan bir zamanda
Ters yüz edilmiş bir hayattı karşımdaki
Bücürdü
Cüceydi
Küçümsenmeyecek küçümen bir şeydi
Ben denen canavarın koynunda
Tıngır mıngır salladım
Eziyetli,endişeli ve hastalıklıydı
Gerçeğin yapış yapış koruması altında
Boğazıma sarıldı
Çocuk, ana ve dua
Yaşamla ölüm arasında
Gidip geldiler
Gelip gittiler
Yabancılaştılar birbirlerine
Virüslü düşler ve ateşli yaşamımın
Harlı ve yanıklı
Kenar çizgisiydiler
Bedia Balses
Bana Yalnız Kuşları ve Çocukları Bırakın
sen susunca
askıya alır birileri
senin yerine
senin düşlerini
dinle bak
o sen değilsin ki
onlar yine
soluk soluğa senin içinde
denizine varmadan
yorulup dönen sular
birden kayboluyorsa
solgun çizgilerinde yüzünün
bir kaç kulaç daha kayar
senden öteye zaman
tam inecekken
sarılıp iplerine usancın
çözülür birer birer
dilinin ucundaki sözler
gidin dersin
hepiniz gidin
bana yalnız kuşları
ve çocukları bırakın
Tekin Gönenç
KAPAN
1. saygıdan değil esas duruşum. bu böyle biline. kaygıdan kaygıdan.
2. süleyman şah, fırat'ta boğulmuş yurtluk ararken osmanlıya.
böyle mi yazılır bir tarih lan!
3. bozkır kartalları mı beş direkte bir kalkan, havalanan.
4. taş topluyorum sana buradan. kozalak da. rayların öte tarafından.
5. ne narı ne buğdayı. kan!
6. başım üstüne, acı olmadan evlere girilmez bizde ağam.
7. bitirdiniz beni ulan!
8. allahı, kitabı karıştırma. üç denize birden bakar, alayı aşağı akar,
yukarda acılı bir baba var, biliyorum.
9. eceldir. kendini asma köprüden at. dağa çalış, suya bağlan.
10. ölüm mesajı verme.
enderemiroğlu
Ak Bir Kanama
Ak bir kanama oldu bakışın
Yasak duruşun uzak...
Bir hayâl
Nasıl acırsa
onu kurana
Kaldırımlarda bu kaçıncı sağanak...
Sen bana bakma
Alışkınım
Dönerim yine
Devasa ıssızlığıma...
Hüzün diyordum giderken
Onu masada bırak...
Şimdi anlamadım
Bu buluşmada
Hangi an bir ömre bedel
Beyaz bir kanama gibi acıma
Gülüşünün sayfalarından
Yüreğime değen
İncecik bir yel
Alışkınım
Sen bana bakma
Yıkılsın ne yapalım
Onca zaman
Geceye kazdığımız tünel...
(...)
Adnan Durmaz
Dar Zaman Rivayetleri
Akşam
yaşlı bir kadın
döner dağlardan çırılçıplak
ırmakların uğultusu sırtında yara
bir çocuk cesediyle vurur sahile
ıssız /gözlerimden önce
Sabah
vadilere dökülen çocuklar uykusuz
halaycıbaşı inatla mendil sallar
çamlarda iğneli salıncaklar
tabutlarla geçilir şenliklerden
şiirsiz / gözlerimden sonra
Şeref Bilsel
Başucu Kitaplarından
Ve sonra, öteki türlü olsaydı, buna sevinmek, acınacak bir mantıksızlık olmaz mıydı? Yaşamı sevmek, bununla birlikte bütün araçlarla onu kendinden yana çekmeye, inceliklere, karaduygululuğa, yazının bütün hastalıklı soyluluğuna kazanmaya çalışmak saçma ve anlamsızdır. Yeryüzünde yazının saltanatı artıyor, sağlık ve masumluğun hükmü azalıyor. Şimdi bu azalandan geri kalanı en büyük bir özenle korumalı...
Alacakaranlıkta (Toni Kröger) Çevirenler: Müşerref Hekimoğlu-Mehmet Karasan
Zamana Asılı Mektuplar
Açıklayayım ki sizden nefret ediyorum; sizden, güzelliğin sonsuz düşmanı, bayağı, gülünç ama yine de başarılı yaşamınızdan nefret ediyorum. Küçük gördüğümü de söyleyemem. Benden daha güçlüsünüz Bu savaşımda benim size karşı bir tek silahım var: öç alma arası olan söz ve ruh. Bugün de onları kullandım. Çünkü bu mektup bir öç isteğinden başka şey değil. İçinde sizi vuracak güzel, parlak, keskin bir sözcük varsa bu sözcükte tanımadığınız bir gücün bulunduğunu duyumsarsanız, o kaba güveniniz bir an için sarsılırsa çok sevineceğim...
D.S.
|