Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Sigara artık yasak
Annesini dövdü, tutuklandı
Mecbure Esen kurtarılamadı
Banka soygunu soruşturması sürüyor
Cinayette son 4 gün
Şimdi de Avrupa sallanıyor
Büyük Av açılmadan, kaçak av başladı
Greeny sarmaşıkları Girne'de tanıtıldı
"Cezaeviyle ilgili iki önemli hususta anlaşma sağlandı"
Futbolda transfer dönemi sona erdi

YORUMLANANLAR
Arasta'ya 6 milyon [1]
Piknik alanı değil çöplük [2]
Özmen Yılancılar baba oldu [2]
Türkiye'de saldırı, 15 asker şehit [1]
Güney zengin Kuzey pahalı [2]
Rum muhalefet kanadından gençlerin tutuklanmasına sert tepki [2]
BİR YASTIKTA 50 YIL [1]
Çağlar ve Özgürgün, AKPM'nin Kıbrıs kararını değerlendirdi: [2]
Kıbrıs Türk tarafına tuhaf çağrılar yapılıyor [2]
Lefkoşa'ya cami yapacakmış [19]
Tadı bozuk, yenecek pilav değil [1]
Cezaevini yaktılar [2]
Rumlar AKPM kararına tepki gösterdi [1]
Rapor tek taraflı [3]
Kermiya'da bayram izdihamı [4]



Bayramlar mı eskidi bizler mi yaşlandık...

Sevilay SADIKOĞLU

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   25 Nisan 2007, Çarşamba Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yıllar önce değil, belki birkaç yıl önce, sanırım İbo diye bir şarkıcı vardı ve "bayramlar mı eskidi, bizler mi yaşlandık" sözlerinin yankılandığı bir şarkı söylüyordu. "Benim balonlarım vardı, onları kimler aldı" diye başlardı sanırım bu şarkı... Bu şarkıyı ne zaman dinlesem çocukluğumu hatırlarım...

Balonlarımızı çaldılar bizden... Bayramlarımızı da... Sahip mi çıkamadık yoksa...

Bahar geldi

Kuşların bayramı var...

Ya benim bayramlarıma ne oldu?

Biz göz yumduk da

Birileri alıp sakladı mı yoksa?

Biz mutsuz olursak

Nedir senin muradın,

Söyler misin bana?

************

**********

Zühre Özkaraman'dan iki yağlıboya tablo

**************

Gözlem, kıyas ve yorum

Kuzey Kıbrıs'ın dört bir yanında, gerek çeşitli dernek kuruluşları altında, gerekse bazı belediyelerin bünyesinde, faaliyet yapan halk dansları topluluklarımız mevcuttur. Bu kuruluşlar her yıl onlarca ülkelere giderek kültürümüzü temsil etmektedirler. Sanırım öteki sanat dallarıyla uğraşanlar, halk danslarıyla uğraşanlar kadar şanslı değildir. Farklı ülke kültürlerini görsel olarak inceleyip gözlem, kıyas ve yorum yapmak kadar zevkli başka bir şey olamaz!

Örneğin, Hollanda'nın bisiklet kültürü... Yollara sokaklara baktığın zaman, her tarafta bir bisiklet furyası görüyorsun!

Yaşlısı-genci, fakiri-zengini, doktoru-işçisi, memuru-milletvekili bisiklet sürüyor. Bunu, hem spor olsun diye, hem de trafiği rahatlatmak için yapıyorlar. Bu trafik kültürü, küçümsenecek bir gelişim değildir.

Bir başka örnek de, İngiltere veya Fransa'dan verecek olursak, bilmeyen gerçekten hayret etmeden duramaz: Yaya geçidine yaklaşmak için henüz on adım varken, sürücü yaşlı olsun, genç olsun arabasını durdurup, karşıya geçmeniz için gülümseyerek sizi bekliyor. Hele bir de teşekkür amaçlı selam verseniz, yüzündeki gülücükler bir o kadar daha artıyor. Ben bundan şu sonucu çıkarıyorum: onlar, bunu yaparken, sadece trafik kuralı olduğu için veya zorunluluk hissettiklerinden dolayı yapmıyorlar, aynı zamanda yabancılara kibarlık örneğini göstermek için adeta can atıyorlar. Ve onlar bunu yaparken mutlu oluyorlar.

Tüm bunları gözlemledikten sonra, ister istemez aklımıza bizdeki trafik felsefemiz geliyor, üzülmemek elde değil.

Bir an hayal edip sıkça yaşadığımız mizanseni hatırlıyorum... Gereksiz korna sesleri, gençlerin çarşı içinde ve ara sokaklarda, müziği sonuna kadar açarak başkalarını rahatsız edebileceklerini düşünmemeleri, uygunsuz yollarda ve ara sokaklarda gereksiz sürat, arabaların lastiklerini cayırdatmalar, pencereyi açarak küfür etmeler, sabırsızlık, sabırsızlık...

Yeri gelmişken, sabırsızlığa bir de örnek verelim. Tek şeritli yolda, kendi halinizde normal hızla seyrederken arkanızdaki sürücü, karşıdan arabalar vızıl vızıl geçmekteyken ve yollar tehlikeli dönemeçlerle dolu olduğu halde, ısrarla, her fırsatta önünüze geçmek istiyor...

Kırmızı ışık yandı, konvoyun en önündesiniz ve hareket etmek için yeşil ışığın yanmasını bekliyorsunuz. Daha sarı ışık yanar yanmaz arkanızdaki araç sahibi illa ki kornayı çalacak. Sanki bu bir kuralmış gibi!

Tüm bu saygı sınırlarını aşan davranışların altında yatan psikolojik etkenleri konuşacak veya yorumlayacak bir uzman değilim. Ama duyarlı bir sanatçı olarak, üzülmememin mümkün olmadığını ve bir an önce, yozlaşma olarak nitelediğim bu durumdan kurtulmamız gerektiğini söylemek istiyorum. Bunu da ancak gençlerimizi kültür ve sanata teşvik etmekle sağlayabileceğimize inanmaktayım.

Sevgili gençler, hiçbir şey insan hayatından daha önemli olamaz. Acele eden ecele gider demiş atalarımız. Bir de daha kötüsü var! Ölmeyip de sakat kalmak, ömür boyu başkalarının bakımına muhtaç olarak yaşamak gibi...

Ölüm ise belki sizin için kurtuluş olur. Ama arkanızda bırakacağınız yaşlı gözleri, sorumluluğunuzda olan, sevginize muhtaç insanları da düşünün...

Tüm bunları söylerken amacım sadece olumsuzluklarımızı yansıtmak değil aslında. Pek tabii ki olumlu yanlarımız da var. Amacım sadece gözlem, kıyas ve yorumun insan eğitimindeki önemini vurgulamaktı. Beni mutlu eden olumlu yanlarımız da var elbet. Örneğin toplum olarak sıcakkanlı ve kendini sevdirmesini bilen, şakacı bir yapıya sahip insanlarız, yabancı ülke insanlarının gözünde. Sanırım ki bunu da, Akdeniz ikliminde yaşamış olmamıza borçluyuz.

Atalarımız boşuna söylemedi, "çok okuyan değil, çok gezen bilir" diye. Bunu söylerken, elbette amacım kitabın önemini küçümsemek değildir; ancak kitabı da insanlar yazar. Eğer kitapta yazılanları görsel olarak takip edebilirsek bilginin doruğuna ulaşır, bilgili olmanın gerçek erdemini ve hazzını yaşarız. Kültürümüz artar, dünya görüşümüz gelişir, sevgi ve saygı kavramı anlayışımız gelişir.

(Deneme - Osman Bulun) 2006.

s.51-52-53

"Anılar, öyküler ve mesajlar"

***************

Eski alışkanlık

İnsanlardan kaçarken

Fark etmeden

Kalabalıklara koşuyorum

Eski alışkanlıklar

Kolay kolay terk edilmiyor

Biliyorsun...

S.S.

************

   1777 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
07 Ekim 2008, Salı   "Durgun Anlar..."
23 Eylül 2008, Salı   Sen Aysın Ben Dünya
19 Eylül 2008, Cuma   Bildiriler
18 Eylül 2008, Perşembe   Kitap dünyası... Mucize Zeytin ve Yan Ürünleri...
17 Eylül 2008, Çarşamba   Eylül'e serzeniş... Neden?..
19 Ağustos 2008, Salı   İstanbul ve Karaköy Güllüoğlu baklavaları...
14 Ağustos 2008, Perşembe   Tatil notlarım... Karadeniz’e yolculuk...
24 Temmuz 2008, Perşembe   İçimizden biri: Arif Albayrak
15 Temmuz 2008, Salı   Şiirlerle Büyüsün Çocuklar...
09 Temmuz 2008, Çarşamba   Yalnızlık ve yeşeren düşünceler...



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.3326 1.3419
1 STERLİN 2.3424 2.3598
1 EURO 1.8113 1.8240



YAZARLAR : .

Başaran Düzgün

ASLA İZİN VERMEYECEĞİZ...

Ali Baturay

CEZAEVİNDEKİ SORUNLAR

Hasan Hastürer

"Beş YTL'lik dana eti kuyruk yağı ...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(43)

Akay Cemal

Ya; Talat, KKTC'den söz etseydi?...

Ahmet Tolgay

Ülkemizdeki yabancıların sorunları...

Bilbay Eminoğlu

Görünen köy kılavuz istemez

Omaç BAŞAT

Sabır taşı çatlamaz...

Hüseyin EKMEKÇİ

Cezaevi mi?

Dilek ÇETEREİSİ

Kuliste içtiler salonda oy verdiler

Aysu Basri

KADINA SEKSİLİĞİNİ, ERKEĞE GÜCÜNÜ KAYBETTİ...

Emin AKKOR

Gerçek kabullenmeden çözüm üretilemez

Uzm. Mine Çağlar

Akciğer kanseri

Dr. İsmail KEMAL

ABD hegemonyası zayıflıyor

Oğuz Metiner

Ramazan Bayramınız mübarek olsun sevgili o...

Harid Fedai

Lârnaka Limanı





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital