Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Alev aldı çakıldı: 153 ölü
Provokasyon
Oğuz Veli Beidoğlu vefat etti
"Bonfile şebekesine" polis operasyonu
Kaçak apartmanlar mühürlendi
Paraya tamahımız yok
Bağdat'tan Suriye'ye Suriye'den KKTC'ye
Güney Kıbrıs'taki fanatik Rum örgütleri cesaretlendiriliyor
Millilere Danimarka piyangosu
Bağcıl'dan görkemli açılış
Lefke'de şenlik başladı
Türkiye'den güzel prova: 1-0
Altın adam Ramazan
Gönyeli bugün resmi açılışı yapıyor
Adal: Hata yapma lüksümüz yoktur
Spor ve sanat bir arada

YORUMLANANLAR
Panayotis Necati'ye 2 gün [1]
Ekmeğe zam: Ekmek bugünden itibaren 1 YTL'ye satılacak [1]
Kazaya davetiye çıkaran yol [2]
İzinsiz inşaatların yapımı durduruluyor [7]
Yedidalga'da viraj tehdidi [3]
Kıvanç Buhara, ÖRP'ye katıldı [3]
Bayrağını al, Kıbrıs'a gel [6]
Çayönü'nde 30-40 yıllık 393adet servi ağacını kestiler [6]
Kalp hastalıkları kanserle yarışıyor [2]
Oynamadan da kazanılır: 1-0 [2]
Serdar Akgül, kızı için böbreğini satacak [5]
Rumlar Güzelyurt için yürüdü [7]
Süt atıkları çevreyi mahvediyor... Noro suyu fidanları kuruttu [3]
Sponsor olun 5 yıl reklamınızı yapalım [8]
Cihangir'in kuzeyi çöplüğe dönüştü [4]
Cihangir tam gaz: 2-1 [3]

UNUTMA VAKİTLERİ

Beste SAKALLI

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   29 Nisan 2007, Pazar Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Beste SAKALLI

Ben biraz yürüyeceğim, dedi.

Yürümek her zaman iyi gelirdi unutmaya. Aklına yaşadıkları geldikçe daha hızlı hareket eder, galip getirirdi adımlarını düşüncelerine. Böyle büyütülmeyecek bir çabayla, aşkla ilgili alıntılar karşısında zafer kazanmak hep hoşuna giderdi adamın. Yürürdü unutma vakitlerinde. Yürüdükçe ter basardı, soluk soluğa kalırdı. Nefesinin ritmine kalbinin sesi karışırdı, vücudu ona 'kendi' diye birşey olduğunu hatırlatırdı. Yaşamak diye, 'herşeye rağmen sevmek' diye birşey olduğunu.

Yürüyordu o yüzden ve hava; kararıp kararmamak arasında gidip geliyordu. Gökyüzü bir ressamın tuvalinden çıkmışçasına pembenin, mavinin ve uçuk sarının kusursuz çizgilerinde gökkuşağını aratmayacak bir güzellikte gözlerini süslüyordu. Bir günü bitirmek için herşey ve herkes yerini almıştı. Son treni bekleyen güneş, yorgun ve telaşlı yüzleriyle evlerinin yolunu tutan insanlar, çocukları oyundan çağıran annelerin sesleriyle doluydu şehrin bir yanı. Bir yanı da kendisiyle diye geçirdi içinden adam. O kadar büyümüş, o kadar dağılmış hissetti ki kendini, şehrin baktığı her yanında perişan bir halini gördü. Biterken gün, ne çok şey bekliyordu diye irkildi. Ne kadar çok sesle baş etmesi gerekiyordu bu bitişin ardından. Ne çok şefkate ihtiyacı olmuştu aniden ve ne çok kaybolmuştu kendine.

Herşeyden korktu, ama en çok unutamama ihtimalinden.Yaşadığıve iz bırakan her küçük anıdan teker teker ürktü. Derin sessizliği bölecek oldu bir an içindeki ses, eski bir şarkıyla susturdu onu, bir ıslığın ince tonuyla durdurdu, konuşturmadı belleğinde o kadına ait hiçbir şeyi. Her şeyden korktu, ama en çok unutma ihtimalinden.

Rüzgar esiyordu. Kendini bıraksa yüreğindeki bu ağırlığa rağmen uçardı heralde diye mırıldandı. Gülmeyecek oldu anlamsızca bu soğuk şakası karşısında. Bıraksa kendini bütün telli defterleri ve günlükleri dağılsa ve başka bir toprakta bir kehribarın yanında açsa diye içlendi. Hazırlıksız yakalamıştı yine unutmak. Ama nasıl hazırlanılırdı ki unutmaya?

Yokladı. Önce eline gelmedi. Sonra gergin ve kırılmaya alışkın, cılız, gözleri torbalanmış bir ruhta buldu kendini. Üstüne gittiği tüm gururları kendine güldürdüğünü düşünüp utandı kendinden. Saklanmak için yer aradı, bulamadı. Gidemeyeceğinden emindi hiçbir yere. Kalıp direndi gözlerindeki yanağıyla buluşmak için can atan ateşli yaşlara. Aklından saçma şeyler geçirdi. Bakmadı ağlamanın tarafına. Kaçtı. En son onsuz güldüğü bir masayı, komik bir filmi izlediği dakikaları, kızmamak için dudaklarını kıvırdığı saatlerle kaçtı. Saklandı.

İyice yorulunca kaçmaktan, durdu. Tozlarını temizleyip hemen yanındaki kaldırıma çömeldi ve seyretti. Bir tören alayı kadar gürültülü, şımartılmış coşkulu geçişlerini seyretti onunla paylaştıklarının. Önünde uzun boylu sevinçler olmasını diledi, yerin dibine girmeyi yeğledi o anda. Seyretti, sanki vakit hiç geçmedi gibi hissetti. Sanki bir an dünya dönmeye ara verdi.

Acaba diye geçirdi aklından, belki de diye.Ve geldiği yöne baktı, gün bitmeden yetişebilir miydi? Kapıdan çıkmadan aşk, yakalayabilir miydi?

*****************

ALBÜM YAPRAĞI

KÖYLÜ

Bu hafta albüm yaprağında Mesarya'nın (İç Ova ) geleneksel yapı tarzı, kerpiç köy evlerini yansıtan fon önünde, doğa koşullarının izlerini taşıyan Kıbrıs Türk köylü portresi var. Başında köylüyü, yazın kavurucu sıcağı ve terlemekten koruyan genelde hümayun sarığı olarak adlandırılan peşkiri ile görüntülenen yaşlı adam, 1956 yılındaki modern bisikletiyle çağdaşlığı yakalamış. (Fotoğraf ve bilgiler için Altay Sayıl'a teşekkürler.)

**************

MAAŞ

herkesi sarmış bir telaş

sanki bitecek bugün iş güç dolaş

her gün yeniden başlar oysa savaş

ömürdür kayan elden yavaş yavaş

şaşarsın ne zaman geçmiş bu yaş

ne zaman dolmuş gözlere bunca yaş

derken uğraş didin anlaş

sonunda bakmışsın elde var saçsız bir baş

aşktır aşk sana tek yoldaş

ey insan sen ne yap yap git ona bulaş

bulursan gönlüne göre erteleme yanaş

nasılsa kesilecek senden birgün

bu hayat denen maaş

Beste SAKALLI

***********

'Çünkü şiir; şefkatli, munis dalgalarıyla en kaba hatları bile yontacak kudrete sahiptir. Bu kanatların altından uzaklaşan bir nesil, bu yumuşak dalgalarla okşanmaktan mahrum yetişen insanlık, maalesef bugün kabalıklarıyla, yontulmamış yanlarıyla zulüm saçıp, terör estiriyor sokaklarda. Öyleyse yeniden bir seyr-ü sefer eylemek gerek şiir kuşunun kanadında. Onun gözüyle bakmak evrene. Tüm hırçınlıklara karşı şiir, ruhsal bir denetimden geçmenin, olgunlaşmanın, belirli bir seviye edinmenin, aşamalar katedebilmenin biricik yoludur. İnsanı damıtırsanız geriye kalan sadece şiirdir. Bu damıtılma sonrası ortada hiçbirşeyi kalmayan ruhlar, kaostadır, karanlıktadır.' Ali Şeyh Özdemir, 'Şiirin Rolü', Alaz Edebiyat Dergisi, Mart, Nisan, Mayıs 2007.

************

   3133 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
17 Ağustos 2008, Pazar   AŞK, ALIŞMAK VE YAŞAMAK...
10 Ağustos 2008, Pazar   ÇOCUKLUK FOTOĞRAFLARI
03 Ağustos 2008, Pazar   KAPILAR
27 Temmuz 2008, Pazar   BENİ YAĞMURA BIRAK
20 Temmuz 2008, Pazar   ALMANYA, ŞİİR VE YOLCULUKLAR
13 Temmuz 2008, Pazar   GÖZLERİNE DAĞILIRDI BENİM ANNEM
06 Temmuz 2008, Pazar   II. Uluslararası Şiir Buluşması
29 Haziran 2008, Pazar   ULUSLARARASI İSKELE FESTİVALİ II. ŞİİR BULUŞMASI
22 Haziran 2008, Pazar   YOK'LAR VE ŞİİR KURAKLIĞI
15 Haziran 2008, Pazar   UYUMAM YASTIĞIMDAN DÜŞMESİN DİYE GÖZLERİN


Yorum Sayısı:   4
  Salahi Bozkurt         - girne 22 Mayıs 2007, Salı 01:15 
Bugün yine hüzün var Girnede
Yalnızlığıma ağlar kaldırımlar
Gözyaşlarım süzülür limana
Anılarımızın dolaştığı o surlara...

Hani nerede o kale Anılarımız
Böylemi olacaktı ayrılığımız
Hani nerede o tatlı gülüşlerimiz
Umarsızca verdiğimiz o sözlerimiz...

Şimdi Hüzün yüklü o bulutlar
Gözyaşı yağdırıyor Beşparmaklara..
Ararım hasretle gözlerini
Güneşin unuttuğu o ufuklarda

Yok şimdi SaintHilarion ,
Hayalmiş tüm yaşananlar
Geride kaldı Karpaz, Bufavento
Sensiz herşey , yalan bu gözüme

Nice şehitler alan ,
Şu Magosa
Benide alsın ölüm Aralarına
Sen yanımda olamadıktan bana
Uğruna şehitlik , zevk verir bana...

Bu şarkımı tam 5 sene evvel yazmıştım Rahmetli Moldovalı sevgiliciğim için , yazılarınızı okuyunca 5 sene önceki hüzün sardı içimi...

Hem Kolay gelsin ,Hemde devamı...

  Kafası Güzel         - Ada-na 04 Mayıs 2007, Cuma 09:55 
'Unutma Vakitleri' alıntı mıdır? Bilmem. Ama 'Maaş' hatırlanacak kadar olsa...
  Hasibe Şahoğlu         - İslamabad 04 Mayıs 2007, Cuma 03:35 
Sevgili Beste,

Taa buralardan Pakistan'dan seni okuyorum. Başarılarının devamını diliyorum. Hasibe Şahoğlu
  best         - mesaryada bir köy 01 Mayıs 2007, Salı 06:35 
aşkı yakalamak herkes için o kadar kolay olsaydı keşke. Ve keşke aşkı harcamak bu kadar kolay olmasaydı...


DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.1836 1.1919
1 STERLİN 2.1995 2.2158
1 EURO 1.7438 1.7560



YAZARLAR : .

Başaran Düzgün

KAPIDAKİ TEHLİKE

Ali Baturay

HÜKÜMET, EŞEL-MOBİLLE OYNAYARAK KENDİ KUYU...

Hasan Hastürer

Toprağımız sınırlı olduğuna göre...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar (34)

Akay Cemal

Peşin taleplerle masaya dinamit mi konuluy...

Ahmet Tolgay

LEFKOŞA TÜRK BELEDİYESİ'NİN KURULUŞ ÖY...

Bilbay Eminoğlu

Yiyin efendiler yiyin!

Necdet Ergün

YENİ "ENERJİ POLİTİKASINA" İHTİYAC...

Dilek ÇETEREİSİ

"2 tel saçım da çıktı"

Uzm. Mine Çağlar

Akciğer kanseri

Dr. Umut Altunç

Lap Top Bilgisayarlar Kısırlık Yapar Mı?

Aysu Basri

ÇÖZÜM OLACAĞINA İNANMAYANLAR NASIL ÇÖZÜM Y...

Sevilay SADIKOĞLU

İstanbul ve Karaköy Güllüoğlu baklavaları....

Mustafa BESİM

EKONOMİDE HAYAL DÜNYASI

Türem Delikurt

Doğa'nın gizemi...

Dr. İsmail KEMAL

Batı'nın Afganistan çıkmazı

Emin AKKOR

Elektrik çarptı

Oğuz Metiner

Berat geceniz mübarek olsun

Ali Özçil

Denizlerin siyah incisi havyar

Bedia BALSES

Elinde Camdan Ebem Kuşakları Dilinde Krist...

Beste SAKALLI

AŞK, ALIŞMAK VE YAŞAMAK...

Psikolog Ayla Kahraman

"DİYABETİK ÇOCUKLAR"

Naile SOYEL (GIDA MÜHENDİSİ)

Dillendirilen bir konu daha var:POZİTİF OL...

Osman Ertuğ

"Ayrılıkçı Devlet" kimdir

Bener HAKERİ

Yozlaşmağa karşı manifesto (bildiri)

Ata ATUN

OSETYA- RUSYA, KKTC-TÜRKİYE BENZEŞMESİ

Mehmet RATİP

Sol'un "hasımsızlığı"

Dr. Orhan Aydeniz

Tarımsal Üretim Planlaması

Harid Fedai

(Çörçhil'in Kabulleri)

Cumhur DELİCEIRMAK

ÇOCUKLARIN SAATİ YA DA TABULA RASA





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital