|
Bir insanı ne doğurur? Bir rahimden kan içinde sızan o varlığı kim, ne en çok kendi yapar? Bir sevgili? Bir manzara? Bir dava? Bir ülke?
Beste Sakallı
İlk öpüştüğümde ağır bir suç işlemiş gibi yüzü eğik koşarken nefes nefese, beni kendimden saklayan bu sokaklar, içimdeki sese ortak çıkan martılar, keyfimin kahyalığına soyunan aşk, ve bana şarkılar söyleten bu kaldırımlar, bu ülke doğurdu beni. İki dudağımın yakasına yapışan ıslıklarda bestelemek bir sevgiliyi, bir alacaklı gibi sıkıştırıp duran özlemlere karşı yenilmek ve tüm şehirlerin hayata dair bağırdıklarına kulak misafiri olmak doğurdu. Reddederim annemi ve rahmini, bu ülke, bu ülke doğurdu beni!
Reddederim annemi ve rahmini. Bu ülke, bu ülke doğurdu beni. Yağmurun adını ağzına almayan kışların memleketi, her yürüdüğümde yeniden kaybolabildiğim, kucaklayabileceğim kadar küçücük, bir gökyüzü kadar büyüttüğüm bu ülke! Bütün masalların dekoru yaptığım, bir kuşun diğer kanadı diye çağırdığım, tüm yıldızların akrabası, bu ülke, bu ülke doğurdu beni!
İlk öpüştüğümde ağır bir suç işlemiş gibi yüzü eğik koşarken nefes nefese, beni kendimden saklayan bu sokaklar, içimdeki sese ortak çıkan martılar, keyfimin kahyalığına soyunan aşk, ve bana şarkılar söyleten bu kaldırımlar, bu ülke doğurdu beni. İki dudağımın yakasına yapışan ıslıklarda bestelemek bir sevgiliyi, bir alacaklı gibi sıkıştırıp duran özlemlere karşı yenilmek, ve tüm şehirlerin hayata dair bağırdıklarına kulak misafiri olmak doğurdu. Bu ülke, bu ülke doğurdu beni!
Sevdim ve bu ülkenin her bir taşında düş gördüm sevdiklerimle beraber, sevdiklerime dair. Bu ülkenin her bir taşında beni karşılayan bir düş büyüttüm.Bazen her evin balkonunda beni bekledi sevgili, yoldan yüzü dönük gelen herkes o'ydu sanki. Çitlerin arasından bizim sokaktan birileri ellerinde uçurtmalar koşarak çıkıverdi bazen, babam beni gözlerinde alıverdi. Yüreğime indi bu ülke benim taa. İndi yüreğime kadar.
Sevdim ve bu ülkenin her taşında düş düşürdüm sevdiklerimle beraber, sevdiklerime dair.Bu ülkenin her bir taşında bana hüznü açıklayan bir düş ölüsünü gömdüm kendi ellerimle kayıp kemiklerinin yattığı toprakların yanına, gömdüm denizlere ölülerimi.Yüreğime düş'tü bu ülke benim. Düştü yüreğime kadar. Başının etini yerken barışın, acılarıyla aynı yastığa baş koyarken, adına şiirler söylediğim bu ülke, senin uzaktan bir yabancı gibi omuz silktiğin benim her dinlediğimde sesinden irkildiğim bu ülke var ya, bu ülke doğurdu beni.
Defterini her dürdüğümde umudun, üzerime gün ışığı püskürten bu ülkeydi. Hayal kurmayı unuttuğumda başıma vura vura hayal kurmayı öğreten de. Reddederim annemi ve rahmini! Bu ülke, bu ülke doğurdu beni. Israrla, her defa. İnatla, bir daha. Umutla, her defa daha fazla doğurdu beni. Sevdiğimde, düştüğümde, bir üzüntü başımın etini yediğinde, çocukluğum eteklerimi çekiştirdiğinde, bir sevgili yağmur kadar geciktiğinde, doğurdu. Kırdı yaralarımı ve dalgalarımı.Bıkmadı, doğurdu...
CEBİMDEKİ BOZUK PARALAR KADAR
RAHATSIZ EDİCİ ÖZLEMİN
hasretin
sessiz ve sinsice
ilerleyen bir hastalık
korkuyorum yalnız kalmaya
hayat; kirli bir otobüs camından
görünenden daha güzel değil
her sabah bir tesadüf yalnızca
armağan değil
deniz vurdukça
konuşamayan bir liman kadar
ağırım kendime
bir o kadar dargın
teklifli gelmek üzere rüyalarına
gidiyorum kendimden ve bu kerpiç evden
durdurma
'Bir Sen Vakti' kitabımdan
ÇALMA AŞK KAPIMI
tat alma duyusunu yitirmiş bir hastanın
ağız kokusuydu artık aşkımız
ekşi acı kuru
kendini rüzgara ifade etmekten aciz bir yelkenli
tarihi geçmiş alışkanlıklar bütünü
heyecansız karasız ve gururlu hatta
artık tek kişilikti aşkımız
sebepsiz gülümseyişlerimiz yoktu mesela
ikimiz de fazla büyüktük artık
fazla olgun az çılgın
ama yine de devam edebilirdik sanki sevmeye
oysa sen gitmeyi seçtin
vazgeçtin kopardık yıktın
ellerimde ellerinin açlığını bıraktın
soğuk bir boşluk çizdin duvarlarıma
kurutamadığım ayrılık izleri asılı avluda
bitiremediğim şiirler dayanmış kapıma
ama nafile
müsait değilim bundan böyle
çalmasın kapımı artık hiçbir aşk
'Bir Sen Vakti' kitabımdan
***********
* İçinizde olmayan şiiri hiçbir yerde bulamazsınız. Shelley
* Şairin kullandığı sözcüklerde insanlar için çeşitli anlamlar vardır; herkes beğendiğini seçer. Tagore
* Şiirin ilkesi, insanın üstün bir güzelliği özlemesidir. Bu ilke bir coşkunlukla, bir ruh taşkınlığında kendini gösterir. Bu coşkunluk, aklın yoğurduğu gerçeğin dışındadır. Baudelaire
* Şiir sanatı, eksiklikleri güzelliklere çeviren bir simya bilimidir. Aragon
* Ne masayı anlatacağım diye masa sözcüğünü kullanacaksınız, ne kuşu anlatacağım diye kuş sözcüğünü; ne de aşkı anlatacağım diye aşk sözcüğünü. Cocteau
* Şiir olmayan yerde insan sevgisi de olmaz. İnsanı insana ancak şiir sevdirir. Şiir, insanı insana yaklaştıran şeydir. Sait Faik
* Şiirin konuları hiç eksik olmayacaktır; çünkü dünya o kadar büyük, o kadar zengin, yaşam o kadar değişik manzaralı ki... Hiçbir gerçek konu yoktur ki şair onu gereği gibi işlemesini bildiği andan itibaren şiirden yoksun olsun. Goethe
* Gerçek şiirin, asıl sanat eserinin kendi varlığından başka bir amacı yoktur. Kendisinde başlar, kendisinde biter. Bütün soyluluğu da buradan gelir. Valéry
********
Para gerçek zenginlik değildir. O sadece ihtiyaçların giderilmesine vasıta olduğu için değerlidir. Bir çölün ortasında hararetle yanan bir insan için birkaç damla soğuk su, bir torba altından daha değerlidir.
|