Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Gönyeli'nin feryadı
Pars ve Miroğlu anılıyor
Rum öğretmenler genelgeden memnun
Yanlış Maraş raporu gönderildi iddiası
Bolt şans tanımadı
Tenis'te yarı finalistler belli oldu
Yenikent basketbol ile coştu
Lavrov: Rusya'nın Kıbrıs sorunundaki tavrında değişiklik yok
Teniscilerimiz Mersin'de başarılı oldu
Refüje çarpıp takla attı
Her taraf toz duman
Biyologlar Derneği: Kanlıdere kurutuluyor
Tankerle su taşınmasına komşu öfkesi
Kötü kokular içinde, farelerle yaşamak istemiyoruz
Okul ve cami dışında din dersi verilmesi için çalışma yapılıyor
Bariyerler durduramadı

YORUMLANANLAR
Panayotis Necati'ye 2 gün [1]
Ekmeğe zam: Ekmek bugünden itibaren 1 YTL'ye satılacak [1]
Kazaya davetiye çıkaran yol [2]
İzinsiz inşaatların yapımı durduruluyor [7]
Yedidalga'da viraj tehdidi [3]
Kıvanç Buhara, ÖRP'ye katıldı [3]
Bayrağını al, Kıbrıs'a gel [6]
Çayönü'nde 30-40 yıllık 393adet servi ağacını kestiler [6]
Kalp hastalıkları kanserle yarışıyor [2]
Oynamadan da kazanılır: 1-0 [2]
Serdar Akgül, kızı için böbreğini satacak [5]
Rumlar Güzelyurt için yürüdü [7]
Süt atıkları çevreyi mahvediyor... Noro suyu fidanları kuruttu [3]
Sponsor olun 5 yıl reklamınızı yapalım [8]
Cihangir'in kuzeyi çöplüğe dönüştü [4]
Cihangir tam gaz: 2-1 [3]

SOSYAL GÜVENLİKTE GÜNÜ MÜ GELECEĞİ Mİ KURTARALIM?

Mustafa BESİM

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   6 Temmuz 2007, Cuma Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Herhalde sosyal güvenlik sorunu Kıbrıs meselesinden sonra ülkenin en büyük ve çözümlenemeyen sorunların başında gelir. Özellikle doğum öncesinden ölüm sonrasına, ömür boyu değil, ömür süre ötesi bireyleri ilgilendirdiği için gerçekten çok önemlidir.

Devletimiz bütün vatandaşlarına kanun temelinde çağdaş seviyede sosyal güvenlik hakkı sağlamış olmasına rağmen; sonuç itibariyle bu hakkı hayata geçirecek ve vatandaşlarda beklentilere uygun sosyal güvenlik tatmini sağlayabilecek adil bir sosyal güvenlik sistemi gerçekleştirememiştir.

Mevcut sosyal güvenlik sistemimiz siyasi popülizme kurban edilmiş ve günümüzde bütün dengeleri ve fonları kaybederek devlet bütçesinden sürekli kaynak aktarılması gerektiren bir duruma düşmüştür. Bunda başta siyasi popülizme kapı açan siyasiler ve siyasi iktidarlar kadar; siyasilerin bu zaafından azami istifade ederek günü kurtarmak peşinde olan sigortalı ve tüm diğer prim yatıranlar ile hak sahibi emeklilerin da payının olduğunu unutmamak lazımdır.

Şu halde elbirliği ile sosyal güvenlik sistemini bu günlere getirmişiz. Tabi ki önemli olan el birliğiyle bu soruna çözüm ve çıkış yolları bulmak, gelecek nesillere güvenilir, mali ve kurumlarıyla güçlü bir sosyal güvenlik sistemi bırakmaktır!

Mevcut sistemin sürdürülemez olduğu bütün ilgili kesimlerce bilinmektedir. Mevcut sistem emek piyasasında, kamu -özel sektör ayrımı yapan, adil olmayan, sosyal paylaşımda başarısız bir sosyal güvenlik sistemidir. Sosyal güvenlik sistemindeki çarpık yapı, ekonomideki emeğin verimliliğinden tutunda, vergi kaçakçılığına, devlet bütçesine getirdiği ek mali yükler ve nihayetinde gelecek nesillere ertelenen borçlara kadar birçok olumsuz etkileri söz konusudur.

İşte bunun içindir ki bu sistemin bir şekilde ellenmesi ve reforma gidilmesi konusunda herkes hem fikirdir. İşçisiyle, memuruyla, işvereniyle, siyasileriyle, hükümetiyle ama herkes tarafından bu bozuk çarpık sistemin düzeltilmesi istiyor!

İsteniliyor da, herkesin istediği şey farklı gibi görünüyor! Özellikle, çoğu özel sektör ve işveren kesim, Hükümetin önerdiği yasa tasarısını desteklerken, özellikle kamu çalışanlarını temsil eden sendikalar bu tasarıya şiddetle karşı çıkıyor. Tasarının Meclis genel kuruluna inmemesi için girişim ve eylemlerine devam ediyorlar. Sonuçta bir değişiklik yapılacaktır ve bu düzenleme sonucunda birileri bir bedeller ödemek veya özveride bulunması gerekecektir. İşte sorun buradadır. Bu bedeli kim ödeyecek?

Öncelikle şunu belirtmek gerekmektedir ki tasarı bugünkü sosyal güvenlik sistemine; ister sosyal sigortalar fonuna, ister emeklilik müessesesi veya emeklilik sandığına katkı yapanları etkileyecek, kapsayacak bir düzenleme değildir. Hükümetin öngördüğü yeni sistem tamamen emek piyasasına yeni girecek olanlar için tasarlanmıştır. Yani çocuklarımız, geleceğimiz için tasarlanmıştır.

Bana sorarsanız, keşke mevcut sistemi de kapsayan özelliklere sahip bir tasarı olsaydı. Niçin mi? Çünkü sorun gelecek nesillerde, çocuklarımızda değil. Sorun, bizlerin şu anda dâhil olduğu sosyal güvenlik sistemindedir. Yukarıda da ifade etmeye çalıştığım gibi el birliğiyle bu hiç kimsenin beğenmediği ve değişmesinin elzem olduğunu düşündüğümüzdür mevcut sistemdir sorun olan!

Bir başka deyişle, simdi ki çalışanlardan alınan katkı paylarıyla ki bu da yetmiyor, simdi emekli olanların maaşları ve diğer menfaatleri ödeniyor. Peki, simdi çalışıp da yarın emekli olacakların menfaatini kim ödeyecek? Gelecek nesiller tabi ki... Çocuklarımız ödeyecek. Biz bunu gerçekten istiyor muyuz?

Dolayısıyla Meclis de görüşülen sosyal güvenlik ili ilgili yasa tasarısı, mevcut sistemin sorunlarına çözümler getiren, değiştiren, reform edecek durumda değildir. Hani bu sistemin bu hallere gelmesine neden olan; erken emekliliklere, prime esas olmayan menfaatlere ve fonların devlet tarafından müdahale edilmesi gibi sorunları çözmeyecektir.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı son 2-3 yıldır gerçekten önemli atılımlar gerçekleştirmiş, çalışma hayatı ile ilgili etkin icraatlarıyla emek piyasasına ve ekonomimize önemli kazanımlar sağlamıştır. Özellikle kayıt dışı ve kaçak işgücü ile ilgili bakanlığın uğraşları önemli sonuçlar vermiş, 10 binlerce kaçak çalışan kayıt altına alınarak, sosyal sigortalara prim yatıranların sayısı 60 binlere ulaşmıştır. Bu sayede, sigortalar fonunun bütçeye olan bağımlılığı azaltılmıştır. Fakat bu mevcut sistemin yaşadığı sorunların bir tanesidir. Yasa tasarısıyla mevcut sistemim yarattığı sorunları ve oluşan açıkları aşmak mümkün değildir. Bizlerin, eğer gerçekten çocuklarımızı ve gelecek nesillerimizi düşünüyor isek, mutlaka mevcut yapının iyileştirilmesi için kafa yormamız gerekmektedir.

Bu da ancak mevcut sistemin ana sorunlarına bakmaktan geçer. Bunların başında erken emeklilik geliyorsa, emeklilik yaşının aşamalı olarak yükseltilmesi düşünülmelidir. Bunun yanında özellikle kamu çalışan ve özel sektör çalışan arasındaki katkı pay oranlarının eşitlenmesi yönünde çalışmalar yaparak, kamu çalışanları emeklilik fonlarının güçlendirilmesi gerekmektedir. Sıraladıklarım yalnızca birkaç tanesidir. Bunun gibi birçok yapılabilecek ve mevcut sistemin gelecekte tehlike arz etmesini önleyecek önlemler alınabilir.

Sonuç olarak Meclisteki yasa tasarısının eksikleri olsada gelecek nesiller için gereklidir. Fakat ülkemizde mevcut güvenlik sisteminin sorunları vardır ve fazla geç kalmadan Hükümet, ilgili kesimlerle gerekli çalışmaları yaparak yasal düzenlemeleri gerçekleştirmelidir.

Bence buna geleceğini, çocuklarını düşünen ne çalışan, ne işveren ne de siyasiler karşı durur!

Halk sorunun çözümü için bir bedel ödemek zorundadır. Burada nesiller arası tercih etme durumu söz konusudur. Bunu şimdiki çalışan kesim mi ödeyecek yoksa çocuklarımız, gelecek nesiller mi ödeyecek? Bunu iyi düşünmemiz gerekmektedir. Çocuklarımız mı, yoksa biz mi?

   1583 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
05 Eylül 2008, Cuma   Ekonomik taçlandırma ortaklığı kalıcı kılar
29 Ağustos 2008, Cuma   KKTC ÜNİVERSİTELERİ İMAJI
24 Ağustos 2008, Pazar   ENFLASYONA DEĞİL PAHALILIĞA BAK!
16 Ağustos 2008, Cumartesi   EKONOMİDE HAYAL DÜNYASI
08 Ağustos 2008, Cuma   Kıbrıs görüşmelerinde ekonomik prensipler
11 Nisan 2008, Cuma   LOKMACI: KALİTELİ HİZMET VE UYGUN FİYAT
04 Nisan 2008, Cuma   YAGA ile ekonomik vizyon
28 Mart 2008, Cuma   MERKEZ BANKASI GÜVEN VERİYOR
21 Mart 2008, Cuma   KÜRESEL FİNANSAL KRİZ DERİNLEŞİRKEN
14 Mart 2008, Cuma   Teşhis yok reçete yok



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.2122 1.2207
1 STERLİN 2.1588 2.1749
1 EURO 1.7582 1.7706



YAZARLAR : .

Başaran Düzgün

FARKLILIK YARATABİLME ADINA...

Ali Baturay

HÜKÜMET, EŞEL-MOBİLLE OYNAYARAK KENDİ KUYU...

Hasan Hastürer

Tiyatromuza yaşam verenleri hep ayakta alk...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(39)...

Akay Cemal

Hristofyas'ın tavsiyelerine bu halkın ...

Ahmet Tolgay

Okunması gereken "Kıbrıslı" bir ki...

Bilbay Eminoğlu

Eski insanlarımız

Hüseyin EKMEKÇİ

Doktorun değeri...

Dilek ÇETEREİSİ

"2 tel saçım da çıktı"

Aysu Basri

DİN DERSLERİ

Dr. Umut Altunç

Ateşli Çocuğa Nasıl Yaklaşmalı?

Uzm. Mine Çağlar

Akciğer kanseri

Türem Delikurt

Tüp Bebek Yöntemi: 30 yıllık bir geçmiş ve...

Dr. İsmail KEMAL

Futbol diplomasisi

Emin AKKOR

Zayıf halka bulunup, çekiliyor

Oğuz Metiner

Ramazan'a girerken

Psikolog Ayla Kahraman

OKUL

Naile SOYEL (GIDA MÜHENDİSİ)

Veee Renkler...

Mehmet RATİP

Robert Walser'i okumamanın ızdırabı

Dr. Orhan Aydeniz

Dünya Barış Günü

Harid Fedai

(Geçen haftanın devamı)





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital