|
Küçük bir çocuk Hasta olunca Çatlar omzundaki boncuk Küser Tanrı'ya serçeler Döker çiçeklerini elma ağaçları "Göz oldu/ Söz oldu" der dedeler Y. URAL
Çocuklar, yaşadıklarını bir ayna gibi yansıtan varlıklardır. Aynadaki yansımaları görmek ve anlamak biz yetişkinler için çok da kolay değildir. Çocuğumuzu iyi tanıyorsak, ondaki değişiklikleri doğru olarak yorumlama olasılığımız artar.
Cinsel istismara uğrayan çocuk, yaşı ne kadar küçük olsa da bunu unutmaz, olumsuz etkisini bitiremez. Bunu bir kez bile yaşasa, psikolojik ve fiziksel sağlığı bundan etkilenir. Tehditler, yalancılıkla suçlanma korkusu, istismarcıya duyduğu yakınlık, istismarcının yakın çevreden oluşu gibi faktörler söz konusu ise ve hepsinden önemlisi evde ihmal edilen bir çocuk ise yaşadıklarını açıklaması zorlaşır. İstismar girişiminin derecesi ve sıklığı arttıkça korkusu da artar. Yapılanların doğru olmadığını anlarsa ve söylemesi gerektiğini düşünürse en yakın arkadaşıyla bunu paylaşabilir. İstismara uğrayan çocuk bu konuda konuşmayı sevmez. Konuştuğu zaman ise, doğruyu söyler; bundan dolayı ilk olarak ona inanmamız gerekir.
Çocuklar yaşadıklarını bir ayna gibi yansıtırlar demiştik. İstismara uğramış çocukta eskiye göre, mutlaka değişimler olur. Parmak emmeye ya da tırnak yemeye başlayabilir. Mide bulantıları ve kusma tepkileri verebilir. Karın ve baş ağrılarından yakınabilir. Depresif belirtiler ve suçluluk duyguları yaşayabilir. Sinirli ve huzursuzdur. Her zaman zevkle yaptığı oyun ve faaliyetlerden uzaklaşabilir. Uykuya dalmada zorluk ve sıkça uyanmalar yaşayabilir. Kâbuslar görmeye başlayabilir. Yaramazlık dozunu artırabilir, anne babaya yönelik isyankârlık tepkileri verebilir. Okula gitmeyi istemeyebilir. Dikkatini yoğunlaştırmada zorluk yaşayabileceği gibi, okul başarısında belirgin düşmeler de gözlenebilir. Çizdiği resimlerde ve oynadığı oyunlarda belirgin bir değişiklik olabilir. Kendini rahat hissettiği için, yaşadıklarıyla ilgili ipuçları verdiği etkinlik ve ortamlardır bunlar. Yaşı daha büyük çocuklarda intihar girişimi ve kişilik bozukluğu belirtileri de gözlenebilir. Aniden heyecanlanabilir ve aşırı derecede huzursuz olabilir. Kişiliğinde ani değişimler olabilir. Sinsice bir yavaşlıkla oluşan değişimler de yaşayabilir. Cinsellik konularına aşırı bir ilgi gösterebileceği gibi, bu konulardan kaçınabilir de. Kirlilik duygularına kapılıp, cinsel organ bölgesinde bir sorun olduğu kuruntusuna kapılabilir; sıkça yıkanmak isteyebilir. İstismar suçunu işleyen kişinin komutlarına ve tehditlerine uymaya devam edebileceği gibi; istismarcının cinsinden kişilerden kaçınma davranışı da gösterebilir.
Peki, ne yapmalıyız?
Acil bir vaka olarak, hekime ve savcılığa bildirilmelidir. İstismara uğrayan çocuk, artık bir kurbandır; mutlaka tıbbi tedavi ve ailesi ile birlikte psikososyal destek almalıdır. Bunlar, çocuğu yormayacak ve olayı defalarca anlatmasını gerektirmeyecek bir yaklaşımla yapılmalıdır.
Bunun yanında ona güvendiğimizi sözle ve davranışla yinelememiz gerekir. Onu suçlamayarak, yargılamayarak, etiketlendirmeyerek yapabiliriz bunu. “Böyle davranmasaydın bunlar başına gelmezdi” tarzındaki yaklaşımlar, çocuğun yaralarını derinleştirecek yargılardır. Çocuk tedirgin olduğundan, olayın üstüne gitmemek gerekir. Dışavurumlarını çizdiği resimlerden takip etmek ve akranlarıyla oyun oynamasını sağlamak iyileştirici adımların başında gelir. Çocuk bu etkinliklerde olaydan aldığı etkiyi dışa vurmaya başlar. Dışa vurdukça; zedelenen kimliği, “her şeyin yoluna girmeye başladığı” duygusuyla onarılmaya hazır hale gelir. Eve kapatıp dış dünyadan soyutlamak çok yanlış bir adımdır. Suçluluk duygusunu beslemekten ve çocuğun geleceğe taşıyabileceği olumsuz kişilik özellikleri kazanmasından başka bir işe yaramaz.
Çocuk, her an olanları hatırlayabilir. Huysuzluk, karın ağrıları gibi şikâyetleri tekrarlanabilir. Aşırı sinirli ve öfkeli tepkiler verebilir. Sakın ona öfkelenmeyin. Her şeyin “geçmişte kaldığını, “şimdi” ile ilgisi olmadığını, yarın da olmayacağını telkin etmekten vazgeçmeyin. Onu sevdiğinizi davranışlarınız ve sözcüklerinizle sıkça belirtin. Sevgi dolu dokunuşlarınız, eksilen güven duygusunun yenilenmesini sağlar. Onun için, kendini başarılı ve üretken hissedeceği ortamlar hazırlayın.
Bu zor dönemde, çocuk için en olumlu ortam, aile ortamıdır. Çocuğun yanında aileyi suçlayan yorumlar yapmak sakıncalıdır. İyileşme sürecinde belki de, tek dayanağı olacak ailesine yönelik şüphelere kapılmasına neden olabilir. Güven duygusunun onarılmasını engelleyebilir. Çocuk için aile, en önemli güç kaynağıdır. Böyle bir kötülüğe maruz kalmış çocuğun ailesinin, yaşayacağı sarsıntı ve şaşkınlık her zaman beklenmediktir. Aileyi hazırlıksız yakalar ve güçsüz bırakır. Toplum ve kurumları, yargılarını bir kenara bırakıp aileye koşulsuz destek vermelidir.
Kötülüğün hep yenik düştüğü bir dünya dileğiyle, esen kalın.
|