Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
2'si ağır, 3'ü çocuk 7 yaralı
Hem aldatıldılar, hem hapse gittiler
Doğal pınarı kendi malı gibi kullanıyor
Başkanlık konusunda uzlaşamadılar
Evraklarını yeğenine verdi polise "kaybettim" dedi
Tatbikatlar iptal
Ertuğruloğlu: Herkes mesajı aldı,UBP tek başına iktidara yürüyor
Esnaf tükenme noktasında, acil önlem şart
Öztürk: Ülkede toplanan sütün yüzde 20'sinin fiyatı borsada belirleniyor
Kıbrıs sorununun çözümü, AB'ye katılıma da yardımcı olacaktır

YORUMLANANLAR
Doğal pınarı kendi malı gibi kullanıyor [1]
2'si ağır, 3'ü çocuk 7 yaralı [6]
Tatbikatlar iptal [2]
KTÖS: Bakanlıkla konuyu netleştirene dek yıllık planlar yapılmayacak [2]
"Fanatizm-Ya bizdensin ya öteki" [1]
Avcı: Su sorunu, Anavatan Türkiye'nin desteğiyle çözümlenecek [4]
Bu sezon Kıbrıs TV fırtınası esecek [2]
Güzelyurt kökenli Rumlar, sözde "işgale" karşı yürüyüş düzenledi [5]
Cumhuriyet Meclisi'nin izleyici konumuna sokulması kabul edilemez [1]
Konfederasyon ve iki ayrı bağımsız devlet istemiyoruz [5]



ALDATMAK VE SONRASI

Psikolog Ayla Kahraman

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   2 Haziran 2007, Cumartesi Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Kadın ve erkek.

İnsan, insan olalı beri birlikte.

İnsan, insan olalı beri dünyaya şekil vermekte.

İnsan, insan olalı beri birbirini sevmekte ..

Peki, nedir bu günümüze damgasını vuran ve adına "aldatma" denen can acıtıcı incinme?

Bilim adamı artık, panik atakların oluşum nedenlerine ayırdığı zamanı, aşkın psikolojisine de ayırmaya başladı. Devletler, kanser araştırmalarına ayırdıkları bütçenin benzerini ilişkiler psikolojisine ayırmakta kararlı. Nasıl ki eski zaman yapılarını tutan bir denge taşı varsa, galiba dünya insanını tutan mihenk taşı da bu: İlişkiler. Kadın ve erkeğin birbirleriyle olan ilişkileri. Dünyamızın yerinde durmasını sağlayan denge taşı.

Canımız acıyor. Birbirimizi aldatıyoruz. Canımız acıyor. Patron, çalışanını aldatıyor,"yüce amaçlar uğruna çalış" diye. Çalışan, etkili yağ yakma yöntemleriyle patronunu aldatıyor, "kahraman" diye. Canımız acıyor. Ana, oğlunu aldatıyor, "en iyi sensin" diye. "Oğul anayı aldatıyor "en masum benim" diye. Ama en acıtanı kadın ve erkek arasında olanı. "Erkeğin elinin kiridir. Aldatır. " Peki, kiminle?" . Kadınla tabi ki. Bütün erkekler aldatır derseniz eğer; bütün kadınlar aldatıra götürebilir bu düşünce sizi.

Bilim adamları, incelikli bir soğukkanlılıkla, aldatmanın psikolojisini araştırmışlar sevgili okuyucular. Biliyor musunuz, kadın ve erkek farklı gerekçelerle birbirlerini aldatırlarmış. Duygusal yalnızlık ve ihmal, kadınların aldatma nedenlerinin başında gelirken, erkeklerin değişik heyecanlar yaşama arzuları tetikleyici bir etkenmiş. Toplumsal baskı, aldatma eyleminin kadın aleyhine sonuçlanmasını sağlarmış bütün dünyada. Kadınların aldatmasının sonucunda, çoğunlukla ilişki bitermiş yani. Erkekler için ise, durum farklı. Bir alışkanlık haline gelen "aldatmalar" olduğu gibi, "bi'seferlik" ilişkiler de olabilirmiş. Sonuç çarpıcı ama: erkek eşini sevmeye devam edermiş, kadın ise eylemi paylaştığı kişiyi severmiş çoğunlukla. Araştırmalardaki önemli bir nokta da şu: Evli erkeklerin % 25- 50 arası, kadınların ise %10 - 25 arası aldatırlarmış. Bir düğüm gibi değil mi? Aradaki matematiksel farkı karşılayan kimler acaba? Eldeki iyiye bakıyorum hemen: Bazı erkekler ve bazı kadınlar aldatmıyorlar... Denge taşını bulduk işte.

Denge taşının var oluşumuz açısından bir zorunluluk olduğunu, yok oluşumuza karşı belki de tek şansımız olduğunu konuşmaya başlarsak, sanırım tabanları yağlayarak kaçacak bazılarımız. Bunun yerine, "aldatmanın doğal nedenleri" başlıklı bir sohbet, pek çoğumuzun yüreğine -bu sıcak günde- serin sular serpecek. Çok Özür dileyerek söylüyorum ki sayın okuyucularım, maalesef bilim tarafından insanın insanı aldatmasının doğal nedenleri henüz bulunamadı. Gerçi, bazı meraklılar, primatlar ve gelişmiş hayvan organizmalarıyla olan benzerliklerimizi "aldatmanın doğası" başlığı altında sıralamayı pek sevdiler. "Güney Amerika'daki Tamarin maymunu bile eşini aldatıyormuş. Bu, doğamızda var" diyenler olsa da aldatma eyleminin sorumluları duygular, ilişkilerdeki algı farkları, karakter özellikleri ve toplumsal imkânlar gibi etkenler imiş.

Aldatmaya yönelik olarak, sonsuz miktarda insanca neden ve mazeret bulanabilir ve bulunmakta. Üretilen neden ne olursa olsun, aldatma eylemi ortaya çıktığında tarafların verdiği tepki ilişkinin geleceğinin en güçlü belirleyicisidir. Kocasının bir kadın tarafından kandırıldığına inanmayı tercih eden kadın, sizce daha sonra tekrar aldatılma riski taşımayacak mı? Peki, karısının ya da sevgilisinin aldatmayı kesinlikle hoş görmeyeceğini ve affetmeyeceğini bilen bir erkek gene de aldatır mı? Aldatılan kişi çekip gitti ve onurunu korumayı da bildi. Bu, işe yaradı mı? Daha sağlıklı ve kalıcı bir ilişki kurabildi mi? Ya da kaldı ve fedakâr aile kadını rolünü seçerek toplumdan "aferin" aldı. Bu, eşiyle sürdüreceği ilişkiye iyileştirici bir katkı sağlayacak mı?

Bu soruların doğru cevabı, sorun çözme becerimizde gizlidir. Aldatma bir sorundur; bundan dolayı, çözümü de vardır. Mesele, sorunu ele alış tarzındadır. Sorunu görmezlikten gelmek ve her şey yolundaymış gibi davranmak bir seçenektir. Bilinçli bir hafıza kaybı oyunu oynar ve gerçeklere gözünüzü kaparsınız. Hep bir tarafınız eksikmiş gibi hissettiğiniz halde, yaşama veremedikleriniz ve yaşamdan alamadıklarınızın hesabını yapmazsınız. Ta ki bir gün, içinizdeki "ben" isyan edene kadar.

"Bunu bana nasıl yapar" duygusu ile her şeyi bırakıp kaçmak da tercih edilen seçeneklerden. Ağır bir depresyon eşliğinde, eskiye göre çok eksilmiş bir öz güvenle her şeyden kaçarsınız. Uzun bir zaman, geçmişin hesabını -ama yalnız başınıza - vermeye çalışırsınız. Yapacağınız hiçbir hesap, durumu net olarak açıklayamaz. Cevap veremediğiniz sorular yüzünden, defteri kapatmak, hatta çöpe atmak da mümkün olmaz. Bu da yaşamda yeni bir sayfa açmanızı engeller.

İntikam duyguları ile donanmak ve harekete geçmek de ayrı bir seçenek. Üstelik intikam duygusu, aldatılanın ayağa kalkmasını, mümkün olan en yüksek güçle donanmasını ve eşine arzuladığı cezayı verebilmesini sağlayacak önemli bir toparlayıcı kuvvettir. Ama tehlikelidir; çünkü yıkıcı etkisinin içine intikam alan, alınan ve ilgili olan diğer kişiler -öncelikle varsa çocuklar- girer. Aile yapısında oluşacak yıkımın onarılmasının güçlüğü yanında; önemli bir sakınca da şudur: Aldatma ve sonrasında yaşananlar, çiftleri ve ortak yakınlarını farklı etkiler. İntikamın yıkıcı etkisinin, bireyler üstünde oluşan gölgesi, gelecekte sağlıklı ilişkilerin kurulmasını engeller. "Yeniden başlamak" gerçekleşmesi zor bir hayal olur.

Yaşanabilecek hayal kırıklığını, yenilmişlik ve değersizlik duygularını göze almak ve sorunla yüzleşecek cesareti göstermek ise uygulaması en zor seçenek. Zor; çünkü canınızı acıtan belki de kanatan İlişkinizi, bu duruma getiren etkenleri tarafsız bir bakış açısıyla ele almanız gerekir. Zor; çünkü bu işlemi canınızı yakan, aldatan kişi ile yapacaksınız. Bu sorgulamada üretilen nedenler, size göz kırpacak sürekli. Ama sağlıklı karar için, acı gerçeklere hazır olmalısınız. İlişkinizin bu duruma gelmesindeki gerçekçi katkılarınızla yüzleşmeden alacağınız ve uygulayacağınız her türlü karar, bozucu ya da yıkıcı sonuçlara götürebilir sizi. Gitmek ya da kalmak, ancak o zaman iyileştirici adımlar olacaktır sizin için.

Sisler bulvarında seni kaybettim

Sokak lambaları öksürüyordu

Yukarıda bulutlar yürüyordu

Terkedilmiş bir çocuk gibiydim

Dokunsanız ağlayacaktı. A. İlhan

   1973 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
12 Eylül 2008, Cuma   ÇOCUKLAR NE İSTER
05 Eylül 2008, Cuma   OKUL
23 Ağustos 2008, Cumartesi   "AYNA AYNA, SÖYLE BANA KUSURUM NEREDE"
15 Ağustos 2008, Cuma   "DİYABETİK ÇOCUKLAR"
08 Ağustos 2008, Cuma   ÇOCUKLAR DA ZORLANIR
01 Ağustos 2008, Cuma   Utangaçlık
25 Temmuz 2008, Cuma   MESLEK SEÇİMİ
18 Temmuz 2008, Cuma   Bir ilişkiyi korumak ve sürdürmek
11 Temmuz 2008, Cuma   ÖZEL BİR İLİŞKİYE İHTİYAÇ DUYMAK
06 Temmuz 2008, Pazar   Psikososyal istismar


Yorum Sayısı:   3
  büşra yıldırım         - istanbul 12 Haziran 2007, Salı 08:13 
ya bu kadınlaır ve erkekleri anlamak mümkün değil resmen intikam için adatıyorlar birbirlerini ama ya ilerisini düşünen yokmu? şimdi aklınız başınıza devşirin ve yuvanıza sahip çıkın yuvayı kolay kurmadığınız gibi kolay kolayda yıkmayın
  deniz         - istanbul 08 Haziran 2007, Cuma 10:01 
aldatan erkek kimi aldattığına karar verebilse. Kendini, karısını, öteki kadını. Eski eşim üniversitede öğretim üyesi sevgilisi ortaokul mezunu bu nasıl birşey.
  zehra saldun         - london 04 Haziran 2007, Pazartesi 03:42 
esasen insan birini aldatmaz yalnizca kendisini aldatir. neden mi cunku kendisine saygisi yoktur,vede baskasina saygisi yoktur tesekurler


DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.3916 1.4014
1 STERLİN 2.3972 2.4150
1 EURO 1.8957 1.9090



YAZARLAR : .

Başaran Düzgün

İSTESEK DE İSTEMESEK DE (*)

Ali Baturay

"BİZE BİR ŞEY OLMAZ ZATEN!"

Hasan Hastürer

Az bilgi çok laf...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(43)

Akay Cemal

Aman şeytan karışmasın!..

Ahmet Tolgay

KADINSIZ SİYASET... (2)

Bilbay Eminoğlu

74'ten bir anı ve düşündürdükleri

Omaç BAŞAT

Önce evimizin içini temizleyelim

Hüseyin EKMEKÇİ

Görevi bırakmaya hazırlanan İnce'nin ö...

Dilek ÇETEREİSİ

Sigaralar bu kez bahçede yandı

Aysu Basri

SAVAŞ SUÇLARI ve ARKASINDAKİ ACILAR

Emin AKKOR

Gerçek kabullenmeden çözüm üretilemez

Uzm. Mine Çağlar

Akciğer kanseri

Dr. İsmail KEMAL

Dünyayı sarsan yedi gün

Oğuz Metiner

Ramazan Bayramınız mübarek olsun sevgili o...

Harid Fedai

Kâvânin (Yasama) Meclisi





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital