Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Adres: Din Hizmetleri Müşavirliği
Güzelyurt'ta öfkeli yürüyüş
Hırsızlar gündüz de mesaiye başladı
Kıbrıs'ta sihir gibi festival
"Kıbrıs Geceleri"nde oryantal şov
Mağusa yine "Cezalı"
Anorthosis Futbol takımı Olimpiakos taraftarlarından şikayetçi
Tatlısu'dan merhaba
Futbolda yeni sezon yine Adidas ile oynanacak
Dellaloğlu istifa nedenlerini açıkladı
Rum yönetimi Merkez Bankası'ndan 75 milyon KL almaya çalışıyor
Efes Pilsen Sokak Basketbolu start alıyor
Rum yönetimi Gürcistan'daki gelişmelerden endişeli
II. Hrisostomos: Başkanın ayranı neden kabardı, şaşırdım
FIFA önerilerine cevap için cumartesi toplantı yapılıyor
Pedallarımız ilk günün 7'ncisi

YORUMLANANLAR
Panayotis Necati'ye 2 gün [1]
Ekmeğe zam: Ekmek bugünden itibaren 1 YTL'ye satılacak [1]
Kazaya davetiye çıkaran yol [2]
İzinsiz inşaatların yapımı durduruluyor [7]
Yedidalga'da viraj tehdidi [3]
Kıvanç Buhara, ÖRP'ye katıldı [3]
Bayrağını al, Kıbrıs'a gel [6]
Çayönü'nde 30-40 yıllık 393adet servi ağacını kestiler [6]
Kalp hastalıkları kanserle yarışıyor [2]
Oynamadan da kazanılır: 1-0 [2]
Serdar Akgül, kızı için böbreğini satacak [5]
Rumlar Güzelyurt için yürüdü [7]
Süt atıkları çevreyi mahvediyor... Noro suyu fidanları kuruttu [3]
Sponsor olun 5 yıl reklamınızı yapalım [8]
Cihangir'in kuzeyi çöplüğe dönüştü [4]
Cihangir tam gaz: 2-1 [3]

ÖZGÜVEN: YAŞAMA VURULAN İNSANİ DAMGA

Psikolog Ayla Kahraman

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   5 Ekim 2007, Cuma Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Kalabalıklar içinde yapayalnız mı kaldınız?

Şans meleklerinin tanımaktan kaçındıklarından mısınız?

Kendinize ait duygu ve düşünceleriniz olduğunu fark etmeyen kişilerin dünyasına sığınan bir "gölge" misiniz?

Çevrenizdeki insanların sizi terk etmemeleri için daha ne yapmanız gerektiğine kafa yoran bir "değersiz" misiniz?

Acı çekmeyi hak ettiğinizi ve hep "başkalarının" haklı olduğunu düşünenlerden misiniz?

Sizi eleştiren her yorum, sizi ağlatıyor mu? İçinize kapatıyor mu?

Aslında bu dünyada sizi seven hiç kimsenin bulunmadığını biliyor musunuz?

Sevgili dostlar bu abartılı soruların bir tanesine bile "evet" demek, insana ait olan önemli değerlerden birini saf dışı bırakmak anlamına gelmektedir: Özgüven

Çok ufak yaşlardan itibaren oluşmaya başlayan özgüven değeri, oldukça hassas dengelerden geçerek olgunlaşır ve insanın evrensel anlamına katkı koyacak aşamaya ulaşır. Bundan dolayıdır ki, her yeni kuşak "öncekini" çok çaba harcamadan sırtına alır ve dünya tarihine yeni bir sayfa açacak girişimlerde bulunmaya hazırlanır. "Önceki" kuşak, "gelecek" olana bu değeri aşılamakla yükümlüdür. Bununla beraber, bu yükümlülük başarı garantisine sahip değildir. Yeni kuşağın taze bireyinin çok küçük yaşlardan itibaren yürekten ve sabırla, özgüven yolunda desteklenmesi gerekir. Boşanma, anne baba ölümü, kavga ve çatışmaların gölgelendirdiği çocukluk dönemi, özgüvenin gelişmesini duraklatacak ya da engelleyecektir. Bu olumsuzlukların yanında, korumacı ailelerin yaklaşımını da göz önünde bulundurmak gerekir. Bu aileler, çocukları için yaşamı kolaylaştırma yolunda emin adımlarla ilerlemeyi görev bilirler. Görev bilinçleri gereği, her şeyi çocuk için yaparlar: Çocuk için arkadaş seçerler, ders çalışırlar, cep telefonunu "en önce" alırlar. Çocuk yapabilecekken, elbiselerini giydirirler. Doyduğundan emin olmak için yemeğini yedirirler. Hata yapmanın baş döndürücü deneyimini hiç yaşamayan bu çocuklar, "doğru benlik algısı" geliştirmeden yaşam gerçekliğinin girdabına düşüverirler.

Siz istediğiniz kadar, "aslında" onun değerli olduğunu ya da o işi başarabilecek beceriye sahip olduğunu tekrarlayın; o "başkalarının" yani "dışarıdakilerin" onayını almadıkça size, kendine ya da yaptıklarına inanmayacaktır. Bunun yanında yaşamındaki güzellikleri önemsemeyecek, kazanımlarını hiçe sayacaktır. Olumsuz her şeyi ise abartılı bir kederle karşılayacaktır. Yaşamda gerçekleşmesi mümkün olmayan hedefler ve istekler belirleyip, onların bitmeyen yasını tutacaktır.

Dünya yüzündeki varlığı benzersiz olan insanın özgüven geliştirme yolundaki ilk durağı kendini tanımaktır. Kendini tanıyan insan, varlığını olumlu ve gerçekçi bir yaklaşımla ele almanın yanında yaptıkları için kendini sorumlu tutar ve benlik kontrollerini başkalarının insafına bırakamaz. Çocuklukta aldığı yaralar olsa bile, yaşama karşı durmayı ve bir şeyler elde etmeyi bilir. Kendini arenada aslanlara karşı savaşan bir gladyatör gibi görmek yerine; yaşam laboratuarında öğrenen, eğlenen ve değiştirme gücüne sahip olan bir birey olmayı tercih eder. Özgüven değerini kimliğinin bir parçası yapmak isteyen insan; düşüncelerinin karanlıkta kalmış köşelerinde bile kendi benliğine acımasız eleştiriler yapmaz. Aydınlık bir kafa ve yürekle davranışlarını sorgular ve gereken dersi çıkarır.

Sevilen ve seven birisi miyim?

Arkadaşlarım tarafından kabul ve onay görüyor muyum?

Yaptığım işi seviyor ve arzuladığım başarıya yaklaşıyor muyum?

Başarabileceğimin de bir sınırı olduğunu biliyor muyum?

Kendimden memnun muyum?

Başardığım zaman, zaferimi kutlar mıyım?

Haklarımı bilir ve kullanır mıyım?

Hayır ve evet demeyi bilir miyim?

Hiçbir abartı taşımayan bu soruların bir tanesine bile "evet" diyebiliyorsak, dünyaya vurulan insani damganın bir parçasıyız artık.

   1114 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
23 Ağustos 2008, Cumartesi   "AYNA AYNA, SÖYLE BANA KUSURUM NEREDE"
15 Ağustos 2008, Cuma   "DİYABETİK ÇOCUKLAR"
08 Ağustos 2008, Cuma   ÇOCUKLAR DA ZORLANIR
01 Ağustos 2008, Cuma   Utangaçlık
25 Temmuz 2008, Cuma   MESLEK SEÇİMİ
18 Temmuz 2008, Cuma   Bir ilişkiyi korumak ve sürdürmek
11 Temmuz 2008, Cuma   ÖZEL BİR İLİŞKİYE İHTİYAÇ DUYMAK
06 Temmuz 2008, Pazar   Psikososyal istismar
27 Haziran 2008, Cuma   Zamanı yaşamak ya da harcamak
21 Haziran 2008, Cumartesi   Endişe



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.1831 1.1914
1 STERLİN 2.1825 2.1987
1 EURO 1.7433 1.7555



YAZARLAR : .

Başaran Düzgün

DOGMALAR VE KLİŞELER

Ali Baturay

HÜKÜMET, EŞEL-MOBİLLE OYNAYARAK KENDİ KUYU...

Hasan Hastürer

"Ya taksim, Ya ölüm" el değiştirdi...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı Çizgili Yıllar (36)

Akay Cemal

Kocatepe'den KKTC'ye...

Ahmet Tolgay

Konuşmayan şarkılar...(*)

Bilbay Eminoğlu

Sıcaklar ve suçlar

Necdet Ergün

ASGARİ ÜCRET'te ZOR AMA YANLIŞ TERCİH

Dilek ÇETEREİSİ

"2 tel saçım da çıktı"

Uzm. Mine Çağlar

Akciğer kanseri

Dr. Umut Altunç

Lap Top Bilgisayarlar Kısırlık Yapar Mı?

Aysu Basri

ÇÖZÜM OLACAĞINA İNANMAYANLAR NASIL ÇÖZÜM Y...

Sevilay SADIKOĞLU

İstanbul ve Karaköy Güllüoğlu baklavaları....

Mustafa BESİM

ENFLASYONA DEĞİL PAHALILIĞA BAK!

Türem Delikurt

Tüp Bebek Yöntemi: 30 yıllık bir geçmiş ve...

Dr. İsmail KEMAL

Soğuk Savaş mı?

Emin AKKOR

Zayıf halka bulunup, çekiliyor

Oğuz Metiner

Ramazan-ı Şerif'i karşılarken

Bedia BALSES

Muammer Ketencoğlu ve Zeybek Topluluğu Yen...

Beste SAKALLI

BELKİ ATILIR DİYE AYRILIK İÇİNDEN...

Psikolog Ayla Kahraman

"AYNA AYNA, SÖYLE BANA KUSURUM NEREDE&...

Naile SOYEL (GIDA MÜHENDİSİ)

ENERJİ İÇECEKLERİ

Bener HAKERİ

Sere serpe

Mehmet RATİP

Bir cinayetin yıldönümü

Dr. Orhan Aydeniz

Ülkemizin asayiş sorunu

Harid Fedai

(Çörçhil'in Kabulleri)

Cumhur DELİCEIRMAK

ÇOCUKLARIN SAATİ YA DA TABULA RASA





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital