Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
İşte kızların hali
Tanınma istemek intihar olur
Zeyna yakaladı, 2 ay hapse çarptırıldı
Azılı dolandırıcı hapsi boyladı
37 ev soyuldu, bir kişi tutuklandı
İşlediği suçlar ortaya çıkıyor
Mecliste Kıbrıs mesaisi
Dereboyu'nda eğlence yola taştı
Köpek balıkları için kendini astı
Bağcıl'ın Bulgarları birbirine girdi
Akdeniz'in en güzeli: Bellucci
Bandabulya'yı "keşvet, yaşa, hisset"
"Dirhemini yiyen köpek, kudurur"
Futbol'da naklen yayın için ihaleye çıkılıyor
37 Suriyeli mülteciye 5'er gün hapislik
Hathaway Venedik'te

YORUMLANANLAR
Panayotis Necati'ye 2 gün [1]
Ekmeğe zam: Ekmek bugünden itibaren 1 YTL'ye satılacak [1]
Kazaya davetiye çıkaran yol [2]
İzinsiz inşaatların yapımı durduruluyor [7]
Yedidalga'da viraj tehdidi [3]
Kıvanç Buhara, ÖRP'ye katıldı [3]
Bayrağını al, Kıbrıs'a gel [6]
Çayönü'nde 30-40 yıllık 393adet servi ağacını kestiler [6]
Kalp hastalıkları kanserle yarışıyor [2]
Oynamadan da kazanılır: 1-0 [2]
Serdar Akgül, kızı için böbreğini satacak [5]
Rumlar Güzelyurt için yürüdü [7]
Süt atıkları çevreyi mahvediyor... Noro suyu fidanları kuruttu [3]
Sponsor olun 5 yıl reklamınızı yapalım [8]
Cihangir'in kuzeyi çöplüğe dönüştü [4]
Cihangir tam gaz: 2-1 [3]

ÇOCUKLUKTA YEME BOZUKLUKLARI

Psikolog Ayla Kahraman

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   12 Ekim 2007, Cuma Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Ergen ve genç yetişkinlerde görmeye alıştığımız yeme bozukluğu, yaşamın çok erken yıllarında karşılaşılan dramatik bir sorundur. Yeme bozukluğunun ortaya çıkmasında sorumlu tutabileceğimiz çok fazla faktör var etrafımızda. Bunların başında kuşkusuz, inceliğin geçerli güzellik anlayışı olarak sosyal kabul gördüğü günümüz dünyası gelmektedir. Günümüzde kilolu bir çocuk olmak, arkadaşlar tarafından tercih edilmeme hatta dalga geçilme anlamı taşımaktadır. Çocuğun gözünde bu durum, neredeyse utanç duyulacak bir sorundur. Aileler de çocuklarının yaşadığı bu soruna diyet ve eksersiz programları hazırlayarak destek verirler çoğu zaman. Vücut algısından memnun olmayan çocuk; bulunduğu gelişimsel dönemin de etkisi ile yeme davranışı üzerinde kontrol kurmaya kalkışır. Kendisi ve yiyeceklerle ilgili çarpık düşünceler geliştirerek, ardından da şeker, karbonhidrat içeren bazı yiyecekleri keserek ilk sinyalleri verir. Dikkatli anne babalar, çocuklarında meydana gelen yeme alışkanlıklarındaki değişiklikleri çabuk fark ederler. Çocuk çok sık tartılmakta, az yemekte ve yaşına göre ağır eksersizlere yönelmektedir. Kilo kaybetmeye başladığında geçici bir rahatlama yaşayan okul çağı çocuğu; kilo kaybının devamını sağlamak amacıyla yeni önlemler almaya başlar. Sıvıları kesme, sadece sebze ile beslenme, eksersizlerin ağırlığını ve süresini artırma yolundaki ısrarlı tutumu, kısa sürede çok fazla kilo kaybetmesine ve hastalanmasına neden olur.

Yeme bozukluğu yaşayan çocuklar genelde görev duygusu gelişmiş ve akademik başarıları yüksek çocuklardır. Yaşamlarını belli kalıplara göre idare etmeye çalışan bu çocuklar, mükemmeliyetçidirler ve öğretmenlerinin de gözdeleridirler. İçlerinden bazıları bebeklik çağlarından beri yeme sorunu yaşayan çocuklardır. Yeme bozukluğu yaşayan çocukların tümünde, çok zayıf olsalar dahi kilo alma endişesi vardır.

Özellikle fiziksel ya da cinsel tacize uğramış çocuklarda yeme bozukluğu davranışı görülme olasılığı yüksektir. Çocuk, bu yolla bedeni üzerinde denetim sağlamaya çalışır. Deprem, trafik kazası, ölüm, boşanma gibi travmalarla akranlarına göre daha sık karşılaşan çocuk da yeme bozukluğu davranışı geliştirebilir.

Yeme bozukluğu geliştirme konusunda; aile yapısının ve işleyişinin önemli rolü vardır. Aile, çocuğun yeme bozukluğunun nedenlerini barındıran kapalı bir kutu gibidir. Aile bireyleri arasındaki bağ ya da bağımlılık ilişkisi, ailenin çocuğa yönelik görevlerini ne derece gerçekleştirdiği konusunda bilgi verir. Ailenin baş edemediği yoğun sorunlar; çocuklarına yönelik sosyal, duygusal, entelektüel görevlerini gerçekleştirmelerini engelleyebilir. Aile içindeki yeme davranışları da çocuğun kilo endişesi yaşamasına neden olabilir. Sağlıklı beslenme ve ince kalmaya odaklanmış aileler de sorunun oluşumunu kolaylaştırırlar.

Saydığımız bütün bu faktörler ve sayamadığımız diğerleri; yeme bozukluğunun oluşumunda bir arada çalışırlar. Öyle ki, çocuğun yaşamındaki her şey ona aynı hedefi işaret eder: Kilonu kontrol et! İnce kalmalısın! Az yemelisin! Sevilmek ve kabul görmek için bu gerekli. Sorunlardan kurtulmak ya da kaçmak için bunu yap!

Geçici rahatlık sağlasa da, kilo kaybının çocuk üzerindeki bozucu etkisi çok yönlüdür.

Kaslarda erimeye, organlarda hasara, kemik erimesine ve kısırlığa neden olabilir. Bunun yanında çocuk akranlarının yapmaktan hoşlandığı pek çok etkinlikten uzaklaşır. Sosyal ortamdan ve arkadaşlarından uzaklaşır, içine kapanır. Kendini değersiz görür ve acımasızca eleştirir.

Aile, yeme bozukluklarını önlemedeki en önemli kurumdur. Çocuğu sağlıklı bir birey olarak yetiştirmek görevidir. Ailevi sorunların, çocuğun ihtiyaçlarının önüne geçtiği aile ortamı; çocuk ruh ve beden sağlığı için bir tehlikedir. Çocuğu merkeze alarak yapılan bir değerlendirmede ise, sorun çok çabuk fark edilecektir. Kendi beden algısından memnun olmayan çocuk, bunun sinyallerini mutlaka verir. Bazı yiyecek çeşitlerini yememeye başlar. Boy- kilo endeksi ile ilgili bilgi edinir. İştah ile yemek yedikten sonra, suçluluk hissi duyar ya da kusar. Yaşamını "ince olmaya" odaklar ve bunun dışındaki her şeyden uzaklaşır. Aile, daha zayıf göründüğü için çocuğunu överse ya da desteklerse, sorun büyümeye devam eder; çünkü çocuk "onay" almıştır. Sağlıklı ve gerçekçi beden ve kimlik algısının kazanılmasından sorumlu olan aile; öncelikle "arzu edilen modele göre" değil; çocuğunun var oluş potansiyeline göre ona karşı görevlerini yapmalıdır.

"Düşlerimizin bayram yerlerinde çocukların oynaması" dileği ile iyi bayramlar.

   1247 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
05 Eylül 2008, Cuma   OKUL
23 Ağustos 2008, Cumartesi   "AYNA AYNA, SÖYLE BANA KUSURUM NEREDE"
15 Ağustos 2008, Cuma   "DİYABETİK ÇOCUKLAR"
08 Ağustos 2008, Cuma   ÇOCUKLAR DA ZORLANIR
01 Ağustos 2008, Cuma   Utangaçlık
25 Temmuz 2008, Cuma   MESLEK SEÇİMİ
18 Temmuz 2008, Cuma   Bir ilişkiyi korumak ve sürdürmek
11 Temmuz 2008, Cuma   ÖZEL BİR İLİŞKİYE İHTİYAÇ DUYMAK
06 Temmuz 2008, Pazar   Psikososyal istismar
27 Haziran 2008, Cuma   Zamanı yaşamak ya da harcamak



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.2122 1.2207
1 STERLİN 2.1588 2.1749
1 EURO 1.7582 1.7706



YAZARLAR : .

Başaran Düzgün

OKUYUCU GÖRÜŞLERİ

Ali Baturay

HÜKÜMET, EŞEL-MOBİLLE OYNAYARAK KENDİ KUYU...

Hasan Hastürer

Unutulduk!!!

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(39)...

Akay Cemal

Paylaşıma var mısın, yok musun?..

Ahmet Tolgay

Trodos: Dünü ve bugünü...

Bilbay Eminoğlu

Bakalım buna ne diyecekler?

Hüseyin EKMEKÇİ

Sonay Adem ne demek istedi?

Dilek ÇETEREİSİ

"2 tel saçım da çıktı"

Aysu Basri

İRADE ve ÖDEV

Dr. Umut Altunç

Ateşli Çocuğa Nasıl Yaklaşmalı?

Uzm. Mine Çağlar

Akciğer kanseri

Türem Delikurt

Tüp Bebek Yöntemi: 30 yıllık bir geçmiş ve...

Dr. İsmail KEMAL

Müzakereler başlarken

Emin AKKOR

Zayıf halka bulunup, çekiliyor

Oğuz Metiner

Ramazan'a girerken

Psikolog Ayla Kahraman

OKUL

Naile SOYEL (GIDA MÜHENDİSİ)

Aflatoksinden korkmalı mıyız?

Mehmet RATİP

Nagasaki'den Kıbrıs'a, Weller'...

Dr. Orhan Aydeniz

Dünya Barış Günü

Harid Fedai

(Geçen haftanın devamı)





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital