|
Hayatta, karşımıza ne zaman ne çıkacağı belli değildir. Karşımıza çıkana kadar da; ne tepki vereceğimizi, nasıl davranacağımızı ya da bizi ne kadar mutlu edebileceğini veya yaralayacağını kestirmemiz güçtür. Belki bu yüzden, "şans, kader" iyi ve kötü zamanda sarıldığımız kabullenişlerdir.
Bu baş eğişe rağmen; biz yetişkinler biliriz ki, kötü zamanların yaralarını iyileştirmek kolay değildir. Bundan dolayı, duygusal ya da sosyal yaralarımızı iyileştirmek için pek çok "başa çıkma davranışı" geliştiririz. Bunların kimisi işe yarar ve yürümeye devam ederiz. Depresyon, panik atak, fobik korkular ve benzeri bozuklukların günümüzdeki hızlı artışı ise; bulduğumuz çözümlerin her zaman işe yarayamayacağının göstergesidir.
Çocuklarımıza gelince; onların zorlanmalar ile baş edebilmeleri çok daha güç ve farklıdır. En doğal ve şanslı koşullardaki çocuk bile, yoğun stres altında kalabilir. Ufak tefek kazalar, hastalıklar, yeni bir kardeş, okul değişikliği, taşınma gibi sıradan olay ve durumlar çocukta sıkıntılara neden olabilir. Zorlanmanın ve kaygının çocuktaki ifadesi farklıdır: Uykuya dalmada güçlük, gece ağlayarak uyanma, anne baba ile yatmak için ısrar etme, yatağını ıslatma hatta bazen gün içinde, olur olmaz yerde dışkı, çiş bırakma gibi olumsuz değişimler, anne babayı şaşırtabilir. Bazı dikkatli anne babalar, sorunun kaynağını çabuk tespit ederek, gereken önlemi alırlar.
Ancak, çocukların dünyasında sadece sıradan sıkıntılar bulunmaz. Ne yazık ki yaşam, onlar için de tatsız sürprizler hazırlar. Doğumla getirilen genetik, kalıtsal arazlar ve özürler, kaza ya da hastalık sonucu edinilen organ kaybı, anne, baba ya da kardeş ölümü, anne baba geçimsizliği, boşanma, ekonomik ve sosyal yoksunluklar gibi durumlar ve olaylar; çocuğun desteğe, yardıma ihtiyaç duyduğu stres kaynaklarıdır. Çocuklara yönelik psikolojik ve fiziksel şiddet, taciz, tecavüz, yoksun bırakma gibi istismar sonuçları ise, sadece yaşayanların değil; hepimizin yaşamla ahengimizi bozacak güçtedir.
Çocukların yaşadıklarını ifade ediş tarzları biz yetişkinlerden farklıdır. Yoğun kaygıyı, zorlanmayı belki altını ıslatarak, "hırsızlık" yaparak, yalanlar söyleyerek, belki de "her şey yolunda" imiş gibi davranarak gösterecektir. İnatçı davranışlarından sorumlu tutulan çocuk; "problem çocuk" diye adlandırılacaktır çoğunlukla. Oysa ki çocukların dışa vurumlarındaki farklılık çok çeşitlilik göstermektedir. Bundan dolayı, çocuklar söz konusu olduğunda gösterdikleri davranış bozukluklarından daha önemli olan içinde bulundukları koşullardır. Koşullardaki aksaklıklar; çocuğun stres, kaygı ve endişeleri ile nasıl baş ettiği ya da edemediği hakkında bize bilgi verir.
Bizler; çocuklarımızın yaşadıklarını onların gözleri ve duyguları ile anlamak için daha fazla gayret göstermeliyiz. Sakınmadan, tam bir güvenle bizi dünyalarına kabul etmeleri için bu gereklidir. Aslında, "sorunlu çocuk" olmadığını; koşulların çocuk için olumsuz çalıştığını dikkate almalıyız. Çocuğun yardıma ihtiyacı olduğunu anlayamaz ve onu bazı kalıpların içine sıkıştırarak değerlendirirsek; onu çözümsüz ve yalnız bırakmış oluruz.
|