|
Zamanın hastalığı stres... Sizde de mi var? O halde
Stres Karşıtı Yiyecekler ‘le Beslenmeye Ne Dersiniz?

Yaşamlarımızda stres ya da olumsuzluk durumlarında; olaylara karşı ‘bakış açılarımızı’ değiştirmek ve olumlu düşünce tekniklerini benimsemek bişeyleri değiştirmeye başlamak için yetebiliyor bazen. Bunun yanında beslenme; strese karşı mücadelede önemli bir etmen. Çünkü tükettiğimiz gıdaların hem beden hem de ruh sağlığımızı etkilediği; kabul edilen bir gerçek.
Bazı günlerde ortada hiçbir sebep yokken, ya da işleri yetiştirmek için yoğun tempoyla çalıştığımız bir günde çevremizdekilere çatabilecek kadar, gerginlikte had safhaya ulaşabiliyoruz...Özellikle de bu müthiş yaz sıcaklarında sebep aramaya hiç gerek kalmaksızın bu tür tepkilerle karşı karşıya kalmak mümkün olabiliyor.
Strese karşı çinkolu yiyecekler
Kendinizi stres altında hissettiğiniz zamanlarda çinkolu gıdalar (fındık, fıstık, midye gibi) yemeniz, sizi rahatlatır diyor beslenme uzmanları. Bunun yanında stres giderici diye tanımlanabilen muz ve sinirleri güçlendirici domates tüketilmesi ihmal edilmemeli. Çünkü domateste yer alan potasyum ve likopin tam anlamıyla stres düşmanı. Yine magnezyum da mucizevi bir madde. Tam tahıl ekmeğinde, kuruyemişte, baklagillerde, yeşil yapraklı sebzelerde bolca magnezyum bulmak mümkün...Deyim yerindeyse, bu anti-stres minerali, kalp ritmimizi sabit tutar.
Dinginliği yakalayabilirsiniz
Canımız sıkkın olduğunda hemen çikolata ya da çikolatalı bir şeyler yemek isteriz. Çünkü kakaoda serotonin, tüm üzüntümüzü bir anda alarak, bize moral depolar. Kendinizi kötü hissettiğiniz zamanlarda, beslenme uzmanları balık (özellikle somon, sardalya, uskumru) yemeyi öneriyor. Balıkta bulunan Omega 3 yağ asitleri ve B 12 vitamini, karamsarlıkları kovar, hem de etkisini daha uzun süre gösterir. Tarçın ve limon kokularında bulunan eter yağlar da benzer fonksiyonu gösterebiliyor.
Cesareti artırmak için protein
Önemli bir iş görüşmesine gitmeden önce ya da bir topluluk önünde konuşma yapacaksanız bir saat öncesinden, ‘cesaret’ kaşıklayın. Beyin aktivitelerinizi güçlendirmek için proteinli ( yumurta, süt ve et ürünleri..) yiyecekler yemeniz gerekir. Sinirlerin yatışması için beslenme uzmanlarının reçetesi; bir kase müsli, bir büyük boy patates, yanına da biraz tavuk veya yumurta. Ya da küçük bir tabak makarna üstüne de biraz fıstık yiyebilirsiniz.
Uykusuzluğa karşı karbonhidrat
Uzmanlar; karbonhidratların, bizi sakin ve dengeli hale getiren 'serotonin' maddesinin beyinde daha çok salgılanmasını sağladığını belirtiyor. Geceleri uykusuzluk da; vücudumuzun karbonhidrat sinyali verdiğini gösteriyor aslında.
Yani kötü bir günün sonunda uykusuz kalmaktan korkuyorsanız, beslenme uzmanları patates, pilav, makarna gibi karbonhidratları tüketmenizi öneriyor. Bunun yanında, serotonin üretimini azalttığına inanılan protein tüketimi ise önerilmiyor. Uykunun en iyi ilacı olarak görülen ılık süte alternatif olarak ballı papatya çayı da içebilirsiniz. Bal ve papatya karışımında yer alan eter yağlar, doğrudan duyuları etkileyerek uyku getirir. Benzer etkiler anason ve gelincikte de bulunur.
Arzuları uyandırın
Bunun için kan dolaşımını hızlandıracak afrodizyak yiyecekler tüketmek gerekiyor. Özellikle baharatlar, bu alandaki en iyi afrodizyaklardır. Zencefil, karabiber gibi acı olanlarını tercih etmekte yarar var. Bunların yanında fındık, fıstık, susam ve endorfin salgılanmasını arttıran kahve ve çikolata da sayılıyor. Fakat bu gıdalardan gerçekten yarar görmek için düzenli tüketilmesi gerektiğini vurguluyor uzmanlar.
Gıda denetimlerinde kamuoyuna karşı ŞEFFAFLIK.. Nereye Kadar...???
Geçtiğimiz hafta, ‘ithal fasulyede ve kayısıda zehir’ başlığıyla ilk sayfadan aktarılan haberde; Tarımsal İlaçlar Denetim Kurulu’nun, yaptığı çalışmaları kamuoyuna açıklama kararı aldığı bildirilmişti.Ülkemizdeki gıda kontrol faaliyetlerinin her ay sonu şeffaf bir şekilde kamuoyunun bilgisine getirilmesi kararı oldukça olumlu ve sevindirici bir gelişme.
Güvenilir gıdalar; sağlıklı beslenme!
Sağlıklı beslenmede en önce sorgulanması gerekenin ‘gıda güvenliği’ konusu olduğu ve gıdaların en önemli içeriğinin ‘güvenilirliği’ olması gerektiğini daha önce yine bu sayfalardan defalarca aktarmıştık. Özellike de sebze ve meyve gibi tarımsal ürünlerin güvenilirliği konusunda tüketicinin şüphe ve endişelerinin henüz tam anlamıyla aşılmamış olduğunu gözlemleyebiliyoruz. Sebze reyonlarında satışa sunulan normal boyutlarının üstünde salatalık ya da marul; tüketicinin ‘acaba hormonlu mu’ sorusunun aklına takılmasına ve belki de ürünü almamasına neden olabiliyor hala. Bunun da nedeni; yakın geçmişte bazı sebze ve meyvelerde limit üstü zirai ilaç ya da pestisit tespit edilmesiydi.
Bilgilendirme, yetersiz...
Tarımsal İlaçlar Denetim Kurulu’nun; ortaya koymakta olduğu çalışmalar; toplumda yitirilen güvenin yeniden temin edilmesi anlamında iyi bir başlangıç olarak değerlendirilebilir.
Ülke genelinde yetiştirilen sebze meyvelerle, yurtdışından ithal edilen ürünlerde yaptırılan tarımsal kalıntı analizi sonuçlarının kamuoyuna açıklanması kararıyla bişeylerin artık değişmeye başlayacağını umalım. Çünkü; açıklanan rakam ve bilgilere bakıldığında; kamuoyunun yeniden güveninin kazanılmasından öte; daha farklı kaygılara yol açabileceği ihtimali de hissediliyor. Haberde; 90 yerli tarım ürünü numunesinde yapılan analizler sonucunda yalnızca bir bahçeden alınan kayısı numunesinde limit üstü ilaç tespit edildiği ve ürünün hasadının durdurulduğu belirtilmişti. Bu bilginin dışında; kayısının nerde üretildiği ya da kime ait olduğu ve bu kayısıların akibetinin ne olduğu, nasıl bir sürece tabi tutulduğu ile ilgili hiçbir ifadeye yer verilmemişti. Bundan sonra, tüketicinin pazardan kayısı alırken; limit üstü ilaç taşıyan kayısılardan olup olmadığı endişesini de taşıması normal olmaz mı?
Şeffaflık
Avrupa’da kamuoyunun gıda kontrolleri konusunda bilgilendirilmesi; Genel Gıda Yasasında ‘şeffaflık’ maddesi adı altında zorunlu olarak yerine getiriliyor. Bununla beraber; hızlı alarm sistemiyle (rapid alert system for food and feed products-RASFF); Birlik içindeki tüm üye devletlere, uygunsuzluk tespit edilen gıda ürünleri ile ilgili bilgi akışı sağlanıyor. Yani örneğin; sınır kontrollerinde Fransa, Çin’den ithal ettiği soğan ürünlerinde limit üzeri zirai ilaç tespit etmesi halinde bu bilgiyi tüm detaylarıyla diğer ülkelere de bildirmek zorundadır. Bildirimde; uygunsuz ürünün orijini, markası ve miktarı, ihracatçı firma ve ülkesi, uygunsuzluk sebebi vb noktalar net bir şekilde yeralır. Bu yöntemle; AB gıda yasalarına uygun olmayan ürünlerin AB sınırlarından girişi önlenirken; sağlanan bilgi akışıyla da hem satıcılar hem de tüketiciler uyarılarak bilinçlendirilir.
Hem üretici hem tüketici korunmalı
Coğrafi açıdan ada geneli olarak AB üyesi olduğumuz ancak henüz muktesebadın uygulanmadığı ülkemizde, bu birliğin, gıda güvenliği ve insan sağlığı konularında uygulamakta olduğu yöntemler temel alınacaksa; bu, hem tüketici hem de üreticiyi koruyacak hassas dengelerle birtamam sağlanmalıdır. Aksi takdirde eksik kalınan noktalar; sistemin çalışmasında aksamalara neden olabilirken, tüketicilerin gıda kontrollerinde otorite olan devlete karşı güveninin sarsılmasına da yol açabileceği ihtimali gözönünde bulundurulmalıdır.
|