Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Alev aldı çakıldı: 153 ölü
Provokasyon
Oğuz Veli Beidoğlu vefat etti
"Bonfile şebekesine" polis operasyonu
Kaçak apartmanlar mühürlendi
Paraya tamahımız yok
Bağdat'tan Suriye'ye Suriye'den KKTC'ye
Güney Kıbrıs'taki fanatik Rum örgütleri cesaretlendiriliyor
Millilere Danimarka piyangosu
Bağcıl'dan görkemli açılış
Lefke'de şenlik başladı
Türkiye'den güzel prova: 1-0
Altın adam Ramazan
Gönyeli bugün resmi açılışı yapıyor
Adal: Hata yapma lüksümüz yoktur
Spor ve sanat bir arada

YORUMLANANLAR
Panayotis Necati'ye 2 gün [1]
Ekmeğe zam: Ekmek bugünden itibaren 1 YTL'ye satılacak [1]
Kazaya davetiye çıkaran yol [2]
İzinsiz inşaatların yapımı durduruluyor [7]
Yedidalga'da viraj tehdidi [3]
Kıvanç Buhara, ÖRP'ye katıldı [3]
Bayrağını al, Kıbrıs'a gel [6]
Çayönü'nde 30-40 yıllık 393adet servi ağacını kestiler [6]
Kalp hastalıkları kanserle yarışıyor [2]
Oynamadan da kazanılır: 1-0 [2]
Serdar Akgül, kızı için böbreğini satacak [5]
Rumlar Güzelyurt için yürüdü [7]
Süt atıkları çevreyi mahvediyor... Noro suyu fidanları kuruttu [3]
Sponsor olun 5 yıl reklamınızı yapalım [8]
Cihangir'in kuzeyi çöplüğe dönüştü [4]
Cihangir tam gaz: 2-1 [3]

"SU...Hiçbir yasam onsuz dusunulemez.!"

Naile SOYEL (GIDA MÜHENDİSİ)

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   29 Temmuz 2007, Pazar Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Ağacın yeşiline, Denizin mavisine, Toprağın nefesine, Yaşamın kendisine ‘can’ katan su...

 

 

Küresel ısınma ve kuraklığın da etkisiyle bu yıl adamızda eksikliği epeyce hissedilen ve yaşamın en elzem unsurlarından biri olan suyu; sağlığımızın pınarı diye tanımlamak yanlış olmaz. Su, doğanın bize sunduğu sihirli bir içecek ve bir iksir adeta...Suyla ilgili; tıp, gıda, kimya ve beslenme bilimlerinden bilgiler derledik bu haftaki Sağlık Pınarında.

 

Yeni doğmuş bir bebeğin bedeninin %97’si, sağlıklı bir yetişkinin % 70’i, yaşlı bir insanın ise %65’i sudan oluşuyor. Tüm organlarımızın yapısında değişik oranlarda su var. Beynimizin % 75’i, kemiklerimizin %22’si diş minelerimizin % 2’si sudan oluşuyor. Bedenimizde bulunan trilyonlarca hücrenin içi su dolu likit ile dolu, dışları ise sulu likit tarafından sarılı. Sağlığımızın dengesi bu iki likidin dengesine bağlı.

 

Alınan besinlerin sindiriminden, metabolik atıkların dışarı atılmasına kadar her aşamada çok önemli görevleri olan suyu, beslenme uzmanları sağlıklı bir diyetin; güzellik uzmanları da ciltteki ve vücuttaki nemin korunmasının temel koşulu olarak bol bol içilmesi gereken bir içecek olarak tanımlıyor.

 

Su ve biz

 

Suyun; yiyeceklerin sindirimi, vücuttaki yararlılığının sağlanması ve zehirli maddelerin vücuttan atılması gibi oldukça önemli görevleri var.  Tükrük ve mide salgısındaki formuyla da besinleri sindirmeye yardımcı olur. Su; vücudumuzda karbonhidratları, yağları, proteinleri, hormonlar ve oksijeni kan yoluyla kaslara taşırken zararlı maddeleri de dokulardan uzaklaştırır. Cildin gerginli ve parlaklığı da yine vücudumuzdaki suyla ilgilidir.

 

Ne kadar su tüketmeliyiz?

Zayıflama diyetlerinde de; en iyi çözücü olduğu için günde en az 8-10 bardak su içilmesi gerektiğini söylüyor beslenme uzmanları. Zinde hissetmek için ise, en az 2.5 litre suya ihtiyaç duyuyor vücudumuz. Tüketeceğimiz günlük su miktarı, psikolojimiz ve de yaşadığımız iklimle orantılıdır aslında. Örneğin yaz aylarında daha çok su tüketiriz doğal olarak. Uzmanlara göre, genel olarak sağlığımız açısından beden ağırlığımızın her bir kilogramı için 40 ml su içilmesi gerekiyor. Bu rakamlara göre örneğin 65 kiloluk bir birey, günde 2.6 lt su tüketmelidir.

 

Neden su ihtiyacı hissederiz?

Susamak, tiroit bezinin ağız yoluyla bize ulaştırdığı bir mesaj. Bu mesajı vakit geçirmeden algılamak, susuzluğumuzu herhangi bir içecekle değil; kaliteli, tercihan alkali su ile gidermemiz, bedenin bozulan asit-alkali dengesini tekrar düzene sokacaktır.

 

Şişmanlığa karşı SU

 

Vücudun su toplamaması için bol bol su içmek gerekiyor. Su miktarı azalınca; vücutta depolanan yağ miktarı artıyor. Çünkü, yeterli miktarda su alamayan böbrekler çalışamıyor. Sonrasında, karaciğer böbreklerin görevini üstleniyor ve daha az yağı enerjiye dönüştürmeye başlıyor. Bu da zayıflamayı olumsuz etkiliyor.

 

******

 

Suyun iyleştirici gücü

 

Kimya mühendisi M.Kuzanlı ve Dr. R. Yahyaoğlu’nun ortaklaşa kaleme aldıkları ‘Suyun İyileştirici Gücü’ adlı kitapta çok ilginç bilgiler dikkati çekiyor suyla ilgili. Bazılarını aktarıyoruz;

 

-          Yeni bir güne, bir bardak su içerek başlayın. Böylece böbrekleriniz çalışacak, detoks sistemimizin gün boyu çalışmasına yardımcı olacak.

-          Kahvaltıdan bir saat öncesine kadar yavaş ama kısa aralıklarla içilen suyun birçok kronik hastalıkta tedavi edici özelliği bulunuyor.

-          Başınız veya mideniz ağrıyorsa veya bitkin ve kendinizi iyi hissetmiyorsanız ilaç almadan önce bir bardak su için. Belki sadece susuzsunuz!

-          Stresli veya endişeli olduğunuzda bir bardak su için. Su, sizin beden sıvınızı ve elektrolit dengesini düzenleyerek sakinleşmenize yardımcı olacaktır.

-          Örneğin alkol kullandığınız gecenin sabahı baş ağrısı ile uyanırsınız. Bunun sebebi, içtiğiniz suyun yüzde sekseninin beyniniz tarafından kullanılmasıdır. Başağrısının ve diğer birçok rahatsızlığın gerçek sebebi, dehidratasyon yani suyun vücudumuzdaki eksikliğidir.

-          Yeterince su içmemek hücrelerde kronik dehidratasyona sebep olur. Bu da vücudun bağışıklık sistemini olumsuz etkiler; astım, eklem romatizması, sırt ağrısı, kabızlık, karın şişliği, idrar sorunları, yüksek kolesterol sorunlarını tetikler.

-          Çay, kahve, alkollü içecekler gibi içeceklerden uzak durmaya özen gösterin. Bu içecekler diüretik oldukları için bedende su kaybına neden olurlar. Bu içeceklerden fazla tükettiğinizde dengelemek için bol miktarda su için.

-          Karaciğerimiz, yediğimiz yiyecek ve içeceklerdeki bakteri, virüs ve kimyasalları temizler. Bol miktarda, temiz ve alkali su içerek ona asli görevini yapabilmesi için yardımcı olun.

 

********

BESLENME VE YAŞAM ENERJİSİ

 

 

Yaşam enerjisi; sağlıklı yaşam ve beslenme ile olduğu kadar bireyin yaşama bakış açısıyla da ilgilidir. Batı tıbbını destekleyici enerji tekniklerinin son yıllarda olabildiğince ilgi görmeye başlaması ve bunların gittikçe daha geniş kitlelerce benimsenip uygulanıyor olması, birçok hastalığa karşı en güçlü ilacın da aslında beyin gücü olduğu gerçeği; insanoğlunu eski yaşam kalıplarının dışına çıkmaya zorlamakta.

 

   

 

Yaşam enerjisi ile bunu kontrol eden beyin gücü açısından beslenmenin büyük önem taşıdığını tıp uzmanları da dile getiriyor. Geçtiğimiz günlerde Ege Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Temel Tıp Bilimleri Fizyoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nurselen Toygar, bu konuda bazı açıklamalar yaparak; her canlının yaşama belirli bir enerji kredisiyle başladığını ve yaşam boyu bu krediden harcama yaptığını belirtti.

 

Prof. Dr Toygar’ın açıklamasında beslenme ve yaşam enerjisi ile ilgili olarak en çok dikkati çeken ifadeler ise şunlardı;

•          Şeker, karbonhidrat ve stres, yaşam kredimizin hızlı harcanmasına neden olur. Yağ ve yoğun  şekerler beynin çalışmasını yavaşlatır, hareket güçlülüğü oluşturur. Oysa baklagiller, taze sebzeler ve pirinçten zengin diyetle antioksidan özelliği olan meyveler beynin soluma aktivitesini arttırır.

•          Çikolata seratonin salgılatır. Seratonin kişiye mutluluk verir.

•          Stres, beynin en büyük düşmanıdır. Stres beyinden vitamin ve mineral kaybına neden olur. Pozitif dengeyi bozar.

•          Öfke ve kızgınlık kişinin sağlığını ve mutluluğunu ve gençliğini ateşe atmasıdır.

•          Sakinlik prim yapar, sabır olmazı oldurur. Değiştiremeyeceğimiz şeyleri olduğu gibi kabul etmezsek, hasta ve mutsuz oluruz.

•          Kanser dahil her hastalıkta doktor ve ilaç yüzde 20, kişinin yaşam isteğiyse yüzde 80 etkilidir.

İnsanın beyninden salgılanan iyileştirici hormonlar, trilyondan bile daha değerlidir. Üstelik böyle bir ilaç henüz keşfedilmemiştir. Mutluluğu ve mutsuzluğu beyin yaratır. Sağlıklı ve hasta olmak kişinin kendisine bağlıdır.

 

*********

 

Vücudunuzun sesini dinleyin...

 

En sağlıklı beslenme listeleri veya en doğru beslenme şekillerini araştırıp uygulamak, ya da zayıflamak için onlarca diyet listeleri deneme telaşlarından kurtulup da kendi vücudumuzun sesine kulak vermemiz gerekir bazen.

 

 

Vücudunuzun ihtiyaçlarını biliyor musunuz? Acıktığınız zaman sorun kendi kendinize; “Neyin açlığını, eksikliğini hissediyorum?” ya da “ Ne yersem enerjim artar, daha çok mutlu olurum?”

 

 

 

Vücudunuzun vereceği cevap sizi her zaman sağlıklı ve tatmin edici bir seçime yönlendirecektir. Vücudunuzun sesine her zaman kulak verin. Mesela kendinizi her zamankinden daha çok meyve yerken yakalarsanız, bu proteine ihtiyacınız olduğu anlamına geliyor olabilir. Canınız daha fazla protein, daha az meyve tüketmek istiyorsa bunu gözardı etmeyin.

 

Öte yandan; sağlıksız yiyeceklere olan düşkünlüğümüzün bizi hep aç, tatminsiz ve suçluluk duygusuyla da başbaşa bırakacağını, üstelik bu yiyecekleri hep daha fazlasını istememize neden olacağını da unutmamak gerekir.

 

   2288 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
17 Ağustos 2008, Pazar   Dillendirilen bir konu daha var:POZİTİF OLMAK
10 Ağustos 2008, Pazar   Gıda mı?İlaç mı?
03 Ağustos 2008, Pazar   İnsanoğlunun beslenme şeklinde doğaya dönüş:Canlı Gıdalar
27 Temmuz 2008, Pazar   Canlanmak için CANLI BESLENİN !
20 Temmuz 2008, Pazar   Sağlık için Güvenli gıdalar... ne zaman?
13 Temmuz 2008, Pazar   Çikolatalı Bitkiler
06 Temmuz 2008, Pazar   Cildi koruyan gıdalar
29 Haziran 2008, Pazar   Ç İ N Tuzu Dedikleri...
22 Haziran 2008, Pazar   S O Y A m u c i z e s i
15 Haziran 2008, Pazar   Değişen zamana paralel şekillenen Gıda Seçimlerimiz...



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.1836 1.1919
1 STERLİN 2.1995 2.2158
1 EURO 1.7438 1.7560



YAZARLAR : .

Başaran Düzgün

KAPIDAKİ TEHLİKE

Ali Baturay

HÜKÜMET, EŞEL-MOBİLLE OYNAYARAK KENDİ KUYU...

Hasan Hastürer

Toprağımız sınırlı olduğuna göre...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar (34)

Akay Cemal

Peşin taleplerle masaya dinamit mi konuluy...

Ahmet Tolgay

LEFKOŞA TÜRK BELEDİYESİ'NİN KURULUŞ ÖY...

Bilbay Eminoğlu

Yiyin efendiler yiyin!

Necdet Ergün

YENİ "ENERJİ POLİTİKASINA" İHTİYAC...

Dilek ÇETEREİSİ

"2 tel saçım da çıktı"

Uzm. Mine Çağlar

Akciğer kanseri

Dr. Umut Altunç

Lap Top Bilgisayarlar Kısırlık Yapar Mı?

Aysu Basri

ÇÖZÜM OLACAĞINA İNANMAYANLAR NASIL ÇÖZÜM Y...

Sevilay SADIKOĞLU

İstanbul ve Karaköy Güllüoğlu baklavaları....

Mustafa BESİM

EKONOMİDE HAYAL DÜNYASI

Türem Delikurt

Doğa'nın gizemi...

Dr. İsmail KEMAL

Batı'nın Afganistan çıkmazı

Emin AKKOR

Elektrik çarptı

Oğuz Metiner

Berat geceniz mübarek olsun

Ali Özçil

Denizlerin siyah incisi havyar

Bedia BALSES

Elinde Camdan Ebem Kuşakları Dilinde Krist...

Beste SAKALLI

AŞK, ALIŞMAK VE YAŞAMAK...

Psikolog Ayla Kahraman

"DİYABETİK ÇOCUKLAR"

Naile SOYEL (GIDA MÜHENDİSİ)

Dillendirilen bir konu daha var:POZİTİF OL...

Osman Ertuğ

"Ayrılıkçı Devlet" kimdir

Bener HAKERİ

Yozlaşmağa karşı manifesto (bildiri)

Ata ATUN

OSETYA- RUSYA, KKTC-TÜRKİYE BENZEŞMESİ

Mehmet RATİP

Sol'un "hasımsızlığı"

Dr. Orhan Aydeniz

Tarımsal Üretim Planlaması

Harid Fedai

(Çörçhil'in Kabulleri)

Cumhur DELİCEIRMAK

ÇOCUKLARIN SAATİ YA DA TABULA RASA





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital