Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
İşte kızların hali
Tanınma istemek intihar olur
Zeyna yakaladı, 2 ay hapse çarptırıldı
37 ev soyuldu, bir kişi tutuklandı
Azılı dolandırıcı hapsi boyladı
İşlediği suçlar ortaya çıkıyor
Mecliste Kıbrıs mesaisi
Dereboyu'nda eğlence yola taştı
Köpek balıkları için kendini astı
Bağcıl'ın Bulgarları birbirine girdi
Akdeniz'in en güzeli: Bellucci
Bandabulya'yı "keşvet, yaşa, hisset"
"Dirhemini yiyen köpek, kudurur"
Futbol'da naklen yayın için ihaleye çıkılıyor
37 Suriyeli mülteciye 5'er gün hapislik
Hathaway Venedik'te

YORUMLANANLAR
Panayotis Necati'ye 2 gün [1]
Ekmeğe zam: Ekmek bugünden itibaren 1 YTL'ye satılacak [1]
Kazaya davetiye çıkaran yol [2]
İzinsiz inşaatların yapımı durduruluyor [7]
Yedidalga'da viraj tehdidi [3]
Kıvanç Buhara, ÖRP'ye katıldı [3]
Bayrağını al, Kıbrıs'a gel [6]
Çayönü'nde 30-40 yıllık 393adet servi ağacını kestiler [6]
Kalp hastalıkları kanserle yarışıyor [2]
Oynamadan da kazanılır: 1-0 [2]
Serdar Akgül, kızı için böbreğini satacak [5]
Rumlar Güzelyurt için yürüdü [7]
Süt atıkları çevreyi mahvediyor... Noro suyu fidanları kuruttu [3]
Sponsor olun 5 yıl reklamınızı yapalım [8]
Cihangir'in kuzeyi çöplüğe dönüştü [4]
Cihangir tam gaz: 2-1 [3]

GIDA KATKILARI

Naile SOYEL (GIDA MÜHENDİSİ)

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   17 Şubat 2008, Pazar Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Gıda Katkıları

Yiyeceklerimize, içeceklerimize renk, koku, tat vermek ve onların uzun süre bozulmalarını önlemek için kullanılan binlerce katkı maddesi var. Bazı gıda ürünlerinde raf ömrünün 2 yıla dek uzaması, ekmeğin yumuşak yapısının günlerce korunması, çok kısa sürelerde hazırlanabilen hazır yemek karışımları, margarinin bile 'light' olanının üretilebilmesi ancak gıdalara katılan katkı maddeleriyle mümkün olabiliyor. Öte yandan, tüketicilerin bilinçlenmesine paralel olarak sağlıkla olan ilişkisi nedeniyle 'katkı maddeleri' gıda satın almada dikkati çeken ve özen gösterilen bir konu olmaya devam ediyor.

Katkıların kullanılması teknolojik zorunluluk

Son yıllarda gıda ürünlerinin çeşitlenmesi, tüketici beğenisinin değişmesi ve bilinçlenmesi, mevsimlik gıdaların yılın her döneminde tüketilme eğilimlerinin artması, ürünlerde raf ömrünün uzatılması ve daralan gıda kaynaklarının rasyonel kullanımı gibi birçok neden "gıda katkı maddeleri"nin kullanımını zorunlu kılıyor. Tüketici sağlığı açısından bakıldığında da izin verilen limitler içinde bilinçli kullanılması büyük önem taşıyor.

Uzun süreli araştırmalar yapılıyor

Katkı maddeleri piyasaya sunulmadan önce, tarafsız uzmanlar tarfından uzun süreli araştırmalara tabi tutulurlar. Detaylı toksikolojik değerlendirmeler sonucunda, söz konusu katkı maddesinin deney hayvanlarına zarar vermeyen dozu saptanır. Saptanan bu değer, insanlar için bir ömür boyu alındığında zararlı etki yapmayacak doza çevrilir. Bu doz da deney hayvanlarına zarar vermeyen miktarın 100'de birine denk gelir. Tüm dünyada da katkı maddeleriyle ilgili yasal düzenlemeler yapılırken bu miktarlar esas alınır.

Sağlık riskleri ve yasaklı katkılar

Pek çok bilim adamı gıda katkı maddelerinden kaynaklanabilecek kanser riskinin çok az olduğu ya da olmadığı görüşünde. Ancak bazı katkı maddeleri hakkında kuşkular da yok değil. Mono sodyum glutamat(MSG), Asesülfam-K, Aspartam, BHA ve BHT, Kafein, Nitrit ve Nitrat, Olestra, yapay renk maddeleri gibi katkıların sağlık sorunlarına neden olduğu konusunda tartışmalar halen devam etmekte. Zaman içinde sağlık üzerinde olumsuz etkileri saptanan ve kullanımdan kaldırılan katkı maddeleri de var. Buna bir örnek; 'siklamatlar' verilebilir.

Dikkatli kullanılması gereken bir katkı: nitrit

Gıdalarda kullanımına izin verilen tek toksik madde olan ve et ürünlerinde kullanılan 'nitrit' yasalarda izin verilen miktarın üzerinde ve bilinçsizce kullanıldığında tüketici sağlığı açısından büyük bir risk taşır. Salam sucuk gibi ısıl işlem görmüş et ürünlerinde kullanılan nitritin ülkemizdeki bazı kasaplarda pastırmalara katılarak kontrolsüz olarak kullanıldığı da tespit edilmişti bir süre önce. Bu noktada ülkemizde kontrol mekanizmalarının iyi işletilmesinin önemi bir kez daha çıkıyor karşımıza.

Çocuklar katkı maddelerine karşı hassas

Katkı maddelerinin yaşamlarımızda bu denli yer alması birçok bilimsel araştırmanın da yapılmasında önemli bir etken olmuştur. Bu araştırmaların bir tanesinde çeşitli cips, şekerleme ve gazozlarda çok sık kullanılan tartrazin(E102), karmen kırmızısı(E122), günbatımı sarısı(E110) ve ponceau 4R(E124) gibi renk verici maddelerin ve koruyucu bir madde olan sodyum benzoatın (E211) çocuklarda hiperaktivite ve dikkat eksikliğine neden olabileceğini ortaya koymuş. Elbette, tek bir araştırmanın sonuçları bu tür katkı maddelerinin yasaklanmasına neden olamaz. Çünkü, dünyada katkı maddeleri için çok sıkı denetimler uygulanmakta. Ancak, yine de özellikle allerji ya da hiperaktivite sorunları olan çocukların katkı maddesi içeren ürünlerden mümkün olduğunca uzak tutulmaları daha doğrudur.

E kodu: güvence demek

Gıda katkı maddelerinin herhangi bir gıdada kullanılabilmesi için, bu maddelerin gıda yasalarında kullanım şekli ve miktarlarıyla onaylanmış olması gerekir. Avrupa Birliği'nin belirttiği ve Birlik ülkelerince kullanımına izin verilen katkı maddelerinin numaraları önünde Avrupa Birliği'ni temsil eden "E" harfi yer alır. E harfi sağlık açısından tüketici için bir güvencedir. Bu kodlar Avrupa Birliği'nin bir alt komitesi olan "Scientific Committee on Food" tarafından belirlenir. Gıda katkı maddeleri listesinde yer alan tüm katkılar "E" kodunu taşır ve toksikolojik açıdan güvenilir katkılardır.

**********

Tarladan Çatala...

Tarımsal İlaçlar Denetim Kurulu'nun her ay içinde sebze-meyvelerde yapılan kontroller ve imhalarla ilgili yaptığı açıklamaların hemen sonrasında toplumda bilgilenmiş olmanın rahatlığı yerine ciddi bir endişe oluşmakta olduğunu gözlemliyoruz.

Geçtiğimiz haftaki açıklamada ise, sınır kontrollerinde ithal fasulye ve patlıcanda tespit edilen limit üstü kalıntı nedeniyle yapılan imhadan bahsediliyordu. Ülkemize ithal olarak getirilen her türlü sebze meyveden, hayvansal orijinli gıdalara dek tüm gıdaların Devletin ilgili birimleri tarafından laboratuvardan da destek alınarak sürekli kontrol edildiğini biliyoruz.

Ancak, üretimi ülkemizde yapılan her türlü gıdanın denetlenmesi ve izlenmesini sağlayacak sistemin henüz kurulmamış olması güvenli gıda tüketiminde en temel sorun olarak karşımıza çıkıyor. Çünkü gıdaların yalnız satış reyonlarında kontrol edilmesi ve olası problem durumunda imha edilmesi; hem tüketicilerde endişe yaratan bir durum hem de ekonomik kayıp demek.

Gıdaların denetimlerinde tüm dünyada değişen yaklaşımda artık ürünün son aşamada değil üretilmeye başlandığı noktadan itibaren kontrolü benimsenmekte. Bu yaklaşım Avrupada 'Tarladan Çatala' diye tanımlanan bir sistem içinde ve çok yönlü izleme ve kontrolü temel alıyor. Bu noktada güvenli gıda tüketiminde sorunların çözülmesi anlamında temel olacak ilk adım olan yeni 'Gıda Yasası 'nın hayata geçirilmesi yönündeki girişimin artık sonuçlandırılması gerekiyor. Çünkü bu yasa temelinde oluşturulacak tüzüklerle kurulması hedeflenen gıda denetim ve izleme sistemi için daha, çok çalışmamız gerekiyor. Hem toplum sağlığı hem devlet yönetimi hem de ekonomi açısından bunca yıldır yaşanan kayıplara dur demenin zamanıdır.

************

YAŞAM PINARI . . . YAŞAM PINARI . . . YAŞAM PINARI . . . YAŞAM PINARI . . . YAŞAM PINARI . . . YAŞAM

Beslenme ve Arınma

Hale Sofia Schatz, Buda Size Yemeğe Gelse: Bedeniniz ile Birlikte Ruhunuzu da Beslemek (Sistem Yayıncılık, Temmuz 2005) kitabından alınmış bir bölüm:

"Beslendiğimiz zaman kim olduğumuzu biliriz. Önceliklerimizi kavrarız. Yaşamımızın esas amacının ne olduğunu daha açıkça anlarız. Gerçek benliğimizi onurlandıracak biçimde hareket etme özgürlüğüne sahip oluruz. Beslendiğimiz zaman, yolumuzun üzerinde esen yellere, kopan fırtınalara çaresizce tepki göstermek yerine yaşamımızı sürdürürken zarif ve güçlü davranırız. Eğer ruhunuzun içsel iletilerini dinleyebiliyor ve buna karşılık verebiliyorsanız, beslenmektesiniz demektir. Bir açıdan beslenme yiyeceklere bağlıdır, ama yalnızca yiyecekler bizi beslemeye asla yetmeyecektir.

Arınma bedeninizde yıllık bir ayarlama yapmaya benzer. Yılda bir iki kez bedenimizin her zamanki beslenme kalıplarını bırakarak dinlenmesine izin vermeliyiz ki eskimiş hücre malzemelerini boşaltabilsin, yeni enerjiye kavuşsun ve kendini yeniden yapılandırsın. Temizlenmenin birbirinden ayrılmaz iki hedefi (toksinler, bağırsağı kaplayan tabaka ve bakteriler gibi) artıkları boşaltmak ve hücre gelişimini canlandırarak bedenin yenilenme yetisini yükseltmektir. Kimileri bağımlılık haline gelmiş yeme kalıplarını kırma dürtüsü hisseder. Başkaları ise kendilerini tatmin etmeyen ilişkileri sonlandırmış ya da birden meslekleriyle ilgili bir şeylerin farkına varmışlardır. Beslenirken arınmada fiziksel değişiklikler sindirimin düzelmesinden bağırsakların iyi çalışmasına, kilo vermekten cildin pürüzsüzleşmesine, daha iyi uyumaya ve enerjinin artmasına kadar uzanır."

   1166 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
31 Ağustos 2008, Pazar   Aflatoksinden korkmalı mıyız?
24 Ağustos 2008, Pazar   ENERJİ İÇECEKLERİ
17 Ağustos 2008, Pazar   Dillendirilen bir konu daha var:POZİTİF OLMAK
10 Ağustos 2008, Pazar   Gıda mı?İlaç mı?
03 Ağustos 2008, Pazar   İnsanoğlunun beslenme şeklinde doğaya dönüş:Canlı Gıdalar
27 Temmuz 2008, Pazar   Canlanmak için CANLI BESLENİN !
20 Temmuz 2008, Pazar   Sağlık için Güvenli gıdalar... ne zaman?
13 Temmuz 2008, Pazar   Çikolatalı Bitkiler
06 Temmuz 2008, Pazar   Cildi koruyan gıdalar
29 Haziran 2008, Pazar   Ç İ N Tuzu Dedikleri...



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.2122 1.2207
1 STERLİN 2.1588 2.1749
1 EURO 1.7582 1.7706



YAZARLAR : .

Başaran Düzgün

OKUYUCU GÖRÜŞLERİ

Ali Baturay

HÜKÜMET, EŞEL-MOBİLLE OYNAYARAK KENDİ KUYU...

Hasan Hastürer

Unutulduk!!!

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(39)...

Akay Cemal

Paylaşıma var mısın, yok musun?..

Ahmet Tolgay

Trodos: Dünü ve bugünü...

Bilbay Eminoğlu

Bakalım buna ne diyecekler?

Hüseyin EKMEKÇİ

Sonay Adem ne demek istedi?

Dilek ÇETEREİSİ

"2 tel saçım da çıktı"

Aysu Basri

İRADE ve ÖDEV

Dr. Umut Altunç

Ateşli Çocuğa Nasıl Yaklaşmalı?

Uzm. Mine Çağlar

Akciğer kanseri

Türem Delikurt

Tüp Bebek Yöntemi: 30 yıllık bir geçmiş ve...

Dr. İsmail KEMAL

Müzakereler başlarken

Emin AKKOR

Zayıf halka bulunup, çekiliyor

Oğuz Metiner

Ramazan'a girerken

Psikolog Ayla Kahraman

OKUL

Naile SOYEL (GIDA MÜHENDİSİ)

Aflatoksinden korkmalı mıyız?

Mehmet RATİP

Nagasaki'den Kıbrıs'a, Weller'...

Dr. Orhan Aydeniz

Dünya Barış Günü

Harid Fedai

(Geçen haftanın devamı)





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital