Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Ölümlü trafik kazası,ağır cezada görüşülecek
Zorla yapmadım
Kuzuları çaldılar, köpeğin boğazını kestiler
UBP Genel Sekreterini seçmedi
'Ecstasy'ye 8 yıl
2009 da zor
Kıbrıs Kıbrıslılarındır

YORUMLANANLAR
Öğretmen dayağı polislik oldu [5]
Elektrikte yatırım katkı payı kaldırılıyor, akaryakıtta da indirim yapılacak [1]
Uyuşturucuyu çocuğuna taşıttı 2 yıl hapis cezası aldı [7]
Soyer: Orta noktayı bulacağız [1]
Pankart tartışması [4]
BES, LTB'de yaşanan sorunları sendikalarla tartıştı [1]
Samani: Narenciyecilerin sorunlarına duyarlı olun [1]
Oya Talat: Siyasetteki erkek egemen yapıyı kırmaya çalışıyoruz [1]
Bu yaklaşım, Kıbrıs Türk halkını bir kez daha büyük hayal kırıklığına uğrattı [2]
İsrail, KKTC'yi ayrı bir varlık olarak tanımıyor [4]
Eroğlu, ilk seçimde siyaseti bırakmak zorunda kalacak [9]
Avcılar dün siyah çelenk koydu, bugün de köpeklerle eylem yapacak [1]
Tavuri'nin tövbesi yine tutmadı [3]
Kanser olmak istemiyoruz [3]
Otellerde bayram bereketi [3]
Liste nihayet! [1]
Avcılar eyleme gidiyor [12]
Talat ve Hristofyas'a "camdan mumluk" [1]
Taksim Trio, Londra Caz Festivali'nde büyüledi [1]
Gökyüzünde Ay ile Venüs'ün muhteşem buluşması [1]



Dillendirilen bir konu daha var:POZİTİF OLMAK

Naile SOYEL (GIDA MÜHENDİSİ)

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   17 Ağustos 2008, Pazar Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Bütünsel sağlık sistemleri; beden sağlığı yanında zihin ve ruhun da dengede olduğu koşulların kendimizi iyi hissetmemiz bakımından önemli olduğunu vurgulamakta. Bedenlerinden çok kafalarının içinde yaşayanlar ya da sağlık kavramının sadece fiziksel yönüne takılanlar bu noktada yetersiz kalıyorlar. Sağlıklı bir yaşam; sağlıklı bir beden, dingin ve pozitif bir zihin ve bunlarla uyum içinde bir ruh ve sonuçta da varlığımızın ışıl ışıl ortaya çıkması demek...

 

               

Milattan önce 500’lü yıllarda yaşayan Buda’nın; “olduğumuz herşey, düşünmüş olduklarımızın sonucudur” sözleri pozitif düşünmemiz için yeterli olur mu sizce? Dünyaca ünlü ve kitapları en çok satanlar listesinde yer alan yazar Bob Proctor’un , “hayatınıza giren herşeyi, kendinize çeken sizsiniz. Bunu, zihninizde tuttuğunuz imgeler ve düşüncelerinizle yapıyor; zihninizden geçirdiklerinizi kendinize çekiyorsunuz” sözleriyle; pozitif olmakla yaşamımızı pozitif yönde şekillendirmek ilişkilendirilebilir mi?

 

‘İyi olmak’ insanın doğasında var

 

                Hayatımızdaki tüm deneyimler gibi, hastalıkları da kendi düşünce kalıplarımızla yaratıyoruz. ‘Ne gelirse marazdan gelir’; büyüklerimizin yaşam tecrübesiyle onayladığı bir ifade. Tıp bilimcilerinin, hastalarına ‘stersten uzak durun’ tembihleri de bu ifadenin bilimsel versiyonu.

 

                Şifa ile ilgili yapılan çalışmalarda, DNA’larımızdaki en güçlü kodun, aynı zamanda DNA’nın en güçlü fonksiyonu olan ‘iyileşme kodu’ olduğu ve bu kodun da hastalıktan çok daha güçlü olduğu tespit edilmiş. Buna göre, hasta olmak için bizim çok yüksek bir çaba göstermemiz gerekiyor. Hastalıklar; dıştan gelen unsurların bedenimizde stres, kaygı, korku, öfke gibi duygu patlamalarına neden olarak DNA’larımızı sıkıştırmasıyla tetikleniyor bu araştırmacılara göre. Gevşemek ve rahat olmak da; kendi doğamıza dönmemizin bir koşulu.

 

Odak noktanızı değiştirin

               

                Bazen yaşamda yolunda gitmeyen şeyler olabilir. Hatta bazen herşey sanki aleyhinize çalışıyormuş izlenimine kapılabilirsiniz. Bu istenmeyen koşulların tümünü de değiştirmeniz mümkün olmayabilir. Değiştirmenize de gerek yok aslında. Üzerinde durmaktan vazgeçin yeter. Olumsuz koşullarda kendinizi daha iyi hissettirecek şeyler bulup onları düşünün. İyi hissettiğiniz anda da sizi rahatsız eden olumsuzlukların yerine olmasını istediklerinize odaklanın.

 

Kendinize ‘siz’ değer verin

 

                Bize değer veren insanları daha mı çok seviyoruz? Neden? Kendimizi değerli hissettiren şeyler hayatımızdan çıktığında değersiz mi olyoruz? Oysa hiçbirşey değişmemiştir kendimiz olmamıza dair. O zaman başka birinin değer vermesini beklemeyin. Kendinize ‘siz’ değer verin.

 

Çocuklar gibi olun

 

                Hiç farkettiniz mi çocukların küçücük şeylerden nasıl mutlu olabildiklerini? Onlara uzatılan bir parça çikolata ya da sıcacık bir gülüş bile mutluluklarına yetiyor çoğu zaman. Belki de bazen bizim onları örnek almamız gerekiyor. Hayatı bir oyun gibi görmek ve hayata neşeyle sarılmak, mutlu olmak için yetecektir kimi zaman.

 

Önce kendinizi keşfedin

 

                Ne beklersiniz yaşamdan? Şu anda nerde olmak isterdiniz? En çok ne mutlu ederdi sizi ve ne kadar uzaksınız şimdi bunlardan? Ve engel var mıdır onlara ulaşmanıza? Belki de kendimiziz en büyük engel, kendi düşünce kalıplarımız ve kendi oluşturduğumuz sınırlar. Hayatta neler istediğimizi bulmadan önce kendimizi keşfetmemiz gerekiyor. Çok da fazla sınır çizmeden önümüze. Ufkumuzun ve algımızın alabildiğince geniş olmasının; yaşamımıza katacaklarımızla doğru orantılı olduğunu unutmayın. Kendinizi keşfetmekle başlayın ve sonrasında neyi istediğinizle devam edin. Ve Einstein’in şu muhteşem sözünü anımsayın: “Hayal etmek herşey demektir. Hayatın size getireceklerinin bir ön gösterimidir.”

 

‘Tutku’ yu yakalamak

 

                Tutku, kendi gücünüzü hissetmeniz demektir. Tutku, yaratmaktır. Her ne yaparsanız yapın bunu ‘tutku’yla şekillendirin. Ya da içinizde ‘tutku’yu yaratan şeylerin peşinden koşun. En güzeli de işinizi tutkuyla yapın. Kendinizi ifade etmenin bir yolu olarak görün işinizi. Ne patronunuz ne de maaşınız için sadece ve sadece ‘iyi birşeyler’ ortaya koyabilmek için. Uzakdoğuluların felsefesiyle netleştirelim bunu iyice: ‘bir işin bedelinin en iyi karşılığı sadece o işin iyi yapılmış olmasıdır.’ Bu düzlemden hareketle ortaya koyacağınız herşey, emin olun ki günün sonunda size hem maddi hem de manevi tatmini sağlayacaktır.

 

Bolluğu tanımlayın ve farkedin

               

                Nedir bolluk? Sayamayacağınız kadar para mı yoksa son model arabalar ve lüks objeler mi? Bolluğu ‘mutluluk veren herşey’ olarak kabul edersek; buna huzuru, sağlığı, yaşama coşkusunu, almayı ve vermeyi, neşeyi ve en önemlisi de ‘sevgi’yi de eklebilir miyiz? Kendi yaşamınızı düşünün ve farkedin aslında bolluğun kendi içinizde olduğunu. Bolluk, akışta olmak ve yaşadığımız evrenle bir olmak demek. Para ise değişim aracı olarak görülmeli bolluk kavramlarının içinde.

 

Affedersiniz ama hayat sizi bekliyor

 

                L. Grabhorn’un kaleme aldığı ‘affedersiniz ama hayat sizi bekliyor’ kitabından birkaç cümleyi okuyalım:

·         Kendinizi iyi hissetmediğinizde, hep daha iyi hissetmenin yollarını bulun.

·         Hiçbirşeyin sizin kendinizi iyi hissetmenizden daha önemli olmadığını hatırlayın.

·         Hayatta güzel şeylerin de gerçekleştiğine dair ipuçları arayın.

·         Hislerinize kulak verin.

·         Yaratıcı olun.

·         Sadece ne istediğinizi düşünün.

·         Geçmişi unutun.O artık yok.

·         Sakinleşin, gevşeyin, doğal olun.

·         Kendinizi bulmaya çalışmaktan vazgeçin. Kendiniz olun.

·         Hiçbirşey yapamıyorsanız gülümseyin.

·         Pesetmeyin. Ve sizin bir yaşam gücünüz olduğunu hep hatırlayın.

 

                Soru cümleleriyle dolu olan bu haftaki yazımız aslında sizin kendi içinizde verdiğiniz cevaplarda asılı kaldı. Hepimiz farklı cevaplar vermişizdir muhtemelen. Farklı mesajlar almışızdır. Hepimizi birbirinden ‘farklı’ kılan da bu değil mi zaten. Hayata bakış açımız ve düşünce biçimlerimiz. Bazen cevap bekleyen sorular biriktiğinde ve bir yardıma ihtiyaç duyduğumuzda veya bir fikre; durup da kendi içimize bakmamız gerekiyordur sadece belki de. Orda size gözkırpan bir cevap, bir mesaj vardır anlaşılmayı bekleyen. Farketmekle başlayın. Çünkü farkındalıkla başlıyor herşey.

Ve, pozitif olun. Ne kaybedersiniz ki?

 

* Paylaşımlarınız veya sorularınız için maillerinizi şu elektonik posta adresine gönderebilirsiniz: nsoyel@yahoo.co.uk

 

***************

ZAYIFLAMA TÜYOLARI . . . ZAYIFLAMA TÜYOLARI . . . ZAYIFLAMA TÜYOLARI . . . ZAYIFLAMA

 

 

Zayıflama konusunda merak ettikleriniz

 

Son yıllarda oldukça talep gören ve bir sektör haline gelen zayıflama konusunda en çok sorulan soruların yanıtlarını Beslenme ve Diyet Uzmanı Esra Kurtuluş’tan aldık:

 

Bitki çayları zayıflatıyor mu?

 

Bitki çaylarının, özellikle sinameki, rezene gibi içeriklere sahip olanlarının etkisi sadece bağırsakları çalıştırmaktır. Çok sık tüketilmemesini tavsiye ederiz çünkü bağırsakların tembelleşmesine yol açabilirler.

 

Zayıflama şortları ve bantları yağların erimesini sağlıyor mu?

 

Zayıflama şortları vücudun, hızlı ve dengesiz bir şekilde yağ yerine su kaybına neden olarak vücudun su dengesi değiştirir. Zayıflama bantlarının ise tokluk hissinin uyandırılmasında bir etkisi olduğunu düşünmemekteyim, normal koşullarda da vücut açlık hissi duyduktan 15-20 dakika sonra da otomatik olarak bu hissi bastırır. Bu bantlar kişiyi sadece psikolojik olarak rahatlatıyordur.

 

Zayıflatan bitkisel içerikli ürünler

 

Her ne kadar bitkisel içerikli denilse de kullanılmasını tavsiye etmiyorum. Bu ürünlerin, 25-30 yıl sonra ne gibi etkiler göstereceği bilinmemekle birlikte daha şimdiden, bu ürünleri tüketen kişilerin bazılarında metabolizma bozukluklarının saptandığını duyuyoruz.

 

Zayıflamada kullanılan ilaçlar

 

Zayıflama ilaçları kesinlikle doktor tavsiyesi ile kullanılmalı. Özetle önerim, lütfen mucize aramayın. Yapmanız gereken tek şey, bir diyetisyen kontrolünde, beslenme alışkanlıklarınıza ve yaşam şartlarınıza uygun olarak hazırlanmış bir diyet programına uymak ve buna paralel olarak da spor ya da tempolu yürüyüş yapmanızdır.

 

 

   956 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
29 Kasım 2008, Cumartesi   Çocuklarda hiperaktivite...
22 Kasım 2008, Cumartesi   Adamızın ilk meyvesi: Nar
01 Kasım 2008, Cumartesi   İçimizdeki Şifa
25 Ekim 2008, Cumartesi   Zeytin’in ardından
18 Ekim 2008, Cumartesi   Dünya ‘Gıda’yı Konuşuyor
11 Ekim 2008, Cumartesi   Gıdalardaki Mineraller
04 Ekim 2008, Cumartesi   Mineraller
27 Eylül 2008, Cumartesi   Tanrıların armağanı: ARMUT
14 Eylül 2008, Pazar   Lifli Gıdalar ve sağlığımız
07 Eylül 2008, Pazar   Veee Renkler...



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.5634 1.5744
1 STERLİN 2.2777 2.2946
1 EURO 1.9730 1.9869



YAZARLAR : .

Başaran Düzgün

YURT SEVGİSİ

Ali Baturay

KAYBETMEK

Hasan Hastürer

Derviş Bey seçildi UBP'nin işi bitti!!...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(53)...

Akay Cemal

İçimizdekiler söylerse, Ban hayda hayda sö...

Ahmet Tolgay

DOĞANIN İNSANLARDAN ÖÇ ALMASI...

Bilbay Eminoğlu

Yine göz boyadılar!

Omaç BAŞAT

Lige merhaba

Hüseyin EKMEKÇİ

Canaltay UBP PM'de

Dilek ÇETEREİSİ

Meclisten Notlar (25/11/08)

Aysu Basri

ÇÖZÜM İÇİN ORTAK MÜCADELE

Emin AKKOR

Karşı duruşun sebebi, güvensizlik

Uzm. Mine Çağlar

Akciğer kanseri

Dr. İsmail KEMAL

Hindistan'ın önemi

Oğuz Metiner

Kurban Bayramı yaklaşırken

Harid Fedai

Sefâlet!





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital