|
Birkaç ay önce Rum kesiminde; aflatoksin maddesi içerdiği tespit edilen onlarca ton sütün imha edildiği haberleri 'Süt paniği' başlığıyla adanın her iki tarafında da geniş ölçüde yankı bulurken, halen süregelmekte olan aynı olay bugün alışıldık haberler arasında yer alıyor. Oysa ki aflatoksin, süt ürünleri yanında özellikle de bu sıcak yaz günlerinde diğer bazı gıdalar için de tehlike oluşturmakta. İnsanlar ve hayvanlarda kanserojen etkilere neden olduğu ispatlanmış bir gerçek olan aflatoksinle ilgili bilinmesi gerekenleri sizin için özetledik bu haftaki Sağlık Pınarı'nda
Aflatoksin nedir?
Aflatoksinler ilk kez 1960 yılında İngiltere'de bir çiftlikte yüzbinden fazla hindin ölümüne neden olduktan sonra tespit edildiler. Hayvan yemindeki yer fıstığında bulunan bir küften izole edilen aflatoksinler o günden sonra gıda kontrollerinde aranan önemli bir kriter de oldu. Aflatoksin, Aspergillus flavus adlı bir küf türünün ürettiği toksindir. Ve en çok da yer fıstığı, mısır, yağlı tohumlar, hububat ürünleri, baharatlar, kırmızı biber ve kuru meyvelerde bulunabilirler. Risk grubu olan bu gıdalar ve hayvan yemleri uygun koşullarda depolanmadığı takdirde (oda sıcaklığından yüksek sıcaklıklarda ve rutubetli ortamlarda) aflatoksin oluşabilir.
Aflatoksin riski
Gıda biliminde oda sıcaklığı 25 derece olarak kabul edilir. Oysa ülkemizde yaz mevsiminde gölgedeki sıcaklık 30 ile 40 derece arasındadır. Yüksek rutubet değerleriyle birlikte bu durum, aflatoksin gelişimini destekleyebilmektedir. Çok yüksek sıcaklıklara karşı dayanıklı olduğundan toksin oluşmuş gıdalarda pişirildikten sonra varlıklarını sürdürebilirler. Aflatoksinli yem ile beslenen hayvanların sütlerine de bu madde geçebilir. Alınan doza ve tüketim sıklığına göre de aflatoksinler akut ve kronik etkilere neden olabilmektedirler.
Korunmak için
Öncelikle gıdalarınızı satın alırken tarihlerini mutlaka kontrol edin. Son tüketim tarihi çok yakınsa almayın. Özellikle toz kırmızı biber, kuru meyve, kuruyemiş gibi ve un içeren gıdaların depolandığı veya satışa sunulduğu ortamların serin ve kuru olması şart. Bugün evlerimizin neredeyse bir parşası olan klimaların marketlerde de kullanılması gıdalardaki olası aflatoksin riskine karşı koruyucu etki sağlamakta. Açık pazarlarda açıkta satılan ve ambalajı olmayan kırmızı biber gibi baharat ürünlerini almayın. Gıdalarınızı satın aldıktan sonra da yine serin ortamlarda muhafaza etmeye ve açtıktan sonra en kısa zamanda tüketmeye özen gösterin. Ekmek, peynir ya da yoğurt gibi herhangi bir gıda üzerinde küflü kısımları uzaklaştırmak orda oluşan toksinleri uzaklaştırmayabilir. Bu nedenle üzerinde küf gelişimi olan gıdaları tüketmekten kaçının.
*******
Ramazan’da sıvı alımına önem verin
Bu yıl Ramazan’ın sıcak mevsime rastlaması oruç tutanların yeterli miktarda sıvı almaya daha çok dikkat etmesini gerektiriyor. Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Prof Dr Mualla Aykut’un yaptığı açıklamada sıcak havalarda sıvı ve tuz kaybının arttığını, bu nedenle oruç tutarken beslenmeye özen gösterilmesi gerektiği belirtildi. Açıklamada ayrıca, iftardan sonra ve sahurda en az 8-10 bardak su tüketilmesinin, kola ve gazoz gibi içeceklerin yerine ayran, süt ve meyve suları tercih edilmesinin, kuru ve taze meyvelerden yapılan hoşaf ve komposto tüketilmesinin önemli olduğu vurgulandı.
***************************************
TÜKETİCİ BİLGİLERİ . . . TÜKETİCİ BİLGİLERİ . . . TÜKETİCİ BİLGİLERİ . . . TÜKETİCİ BİLGİLERİ . . . TÜKETİCİ
Metal kutulu içecek kapaklarına dikkat!
Yazın kavurucu sıcaklarında suyun kesmediği bir anda buz gibi bir metal kutudan yudumlanacak gazlı içecek, sıcak kumlara dökülen serin suların etkisinden çok da farklı olmayan hoş bir etki yaratabilir vücudumuzda. Peki ya kutunun ağzımıza temas eden kısmı sağlık riskine neden olabilecek denli temiz değilse?
Geçtiğimiz aylarda, metal kutulu içeceklerle ilgili küçük ama önemli bir haber yayımlanmıştı medyada. Ağızla direk temas eden metal kutulu içeceğin ambalajının mikroorganizma barındırabileceğini, ancak kapağa basit bir koruyucu tabaka eklenerek bu tehlikenin önüne geçilebileceği belirtiliyordu haberde.
Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Mikrobiyoloji Bölümü tarafından çeşitli satış noktalarından alınan metal kutulu içecekler üzerinde yapılan mikrobiyolojik testler sonucunda içeceklerin kapak kısmında enfeksiyon riskine neden olabilecek mikroplar tespit edilmiş.
Bu içeceklerin depolandığı, taşındığı ya da satıldığı mekanlardaki kötü hijyen koşulları ya da temiz olmayan ellerle kutunun ağız kısmına temas edilmesi, mikropların bu noktalara bulaşmasına neden olabilir. Mikroplar yanında toz, toprak gibi unsurları da unutmamak gerekir. Bu nedenle bu metal kutulu içecekleri içmeden önce kapak kısmını çok iyi yıkayın. Metal kutudaki içecekleri pipet yardımıyla, kutu kapağını ağıza değdirmeksizin ya da bir bardağa boşaltarak içmek de alternatif olabilir.
|