Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
İşte kızların hali
Tanınma istemek intihar olur
Zeyna yakaladı, 2 ay hapse çarptırıldı
37 ev soyuldu, bir kişi tutuklandı
Azılı dolandırıcı hapsi boyladı
İşlediği suçlar ortaya çıkıyor
Mecliste Kıbrıs mesaisi
Dereboyu'nda eğlence yola taştı
Köpek balıkları için kendini astı
Bağcıl'ın Bulgarları birbirine girdi
Akdeniz'in en güzeli: Bellucci
Bandabulya'yı "keşvet, yaşa, hisset"
"Dirhemini yiyen köpek, kudurur"
Futbol'da naklen yayın için ihaleye çıkılıyor
37 Suriyeli mülteciye 5'er gün hapislik
Hathaway Venedik'te

YORUMLANANLAR
Panayotis Necati'ye 2 gün [1]
Ekmeğe zam: Ekmek bugünden itibaren 1 YTL'ye satılacak [1]
Kazaya davetiye çıkaran yol [2]
İzinsiz inşaatların yapımı durduruluyor [7]
Yedidalga'da viraj tehdidi [3]
Kıvanç Buhara, ÖRP'ye katıldı [3]
Bayrağını al, Kıbrıs'a gel [6]
Çayönü'nde 30-40 yıllık 393adet servi ağacını kestiler [6]
Kalp hastalıkları kanserle yarışıyor [2]
Oynamadan da kazanılır: 1-0 [2]
Serdar Akgül, kızı için böbreğini satacak [5]
Rumlar Güzelyurt için yürüdü [7]
Süt atıkları çevreyi mahvediyor... Noro suyu fidanları kuruttu [3]
Sponsor olun 5 yıl reklamınızı yapalım [8]
Cihangir'in kuzeyi çöplüğe dönüştü [4]
Cihangir tam gaz: 2-1 [3]

Ah bu ama olmasa!

Bener HAKERİ

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   28 Temmuz 2007, Cumartesi Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

İkide bir okurun kafasını araba öyküleriyle şişiriyorum ya! Ne yapayım? Size Avrupa'nın ya da Türkiye'nin dışında Asya'nın ülkesine gidemediğimden oralarla ilgili öyküler yazamam ki! Nedeni kimsecikler beni şu ya da bu sempozyuma, şiir miir gecelerine, kitap fuarlarından birisinde konuşmak için çağırmıyor ve buradan resmi bir kurumca gönderilmiyorsam oralara kendi paramla gidemeyeceğime göre, kendi namıma değil, sizi, bu yerlerden söz eden öykülerden yoksun bıraktığımdan üzgünüm.

Şimdi bir arabaya yapılacak vites değişikliğini ele alan öyküme başlayabilirim. Otomatik vitesli olanlar böylesi arabaları sürmenin nece keyifli, keyifli oluşunun yanı sıra kullanılışının kolay olduğunu bilmektedirler. Ne ki gençlere, yeni ehliyet alacaklara sakın ola otomatik vitesli arabayla ehliyet almağa kalkmamalarını demeliyim. Çünkü otomatik vitesli arabayla sürüş ehliyeti alan kişi düz vitesli arabayı süremez ama düz vitesli aldığı ehliyet sonrasında otomatik vitesli araba sürebilmektedir.

Bir okurum şu anda:

- "Yahu" demektedir, "söylemene ne gerek vardır? Şoför okullarındaki öğretmenler söylüyorlarsa bunu demen öyküyü uzatmaktan başka neye yarar ki!"

Şimdi bu okurla bir yıl önce dediklerini ertesi yıl yalanlarcasına demeçler veren ve haklı olduklarını söyleyerek demagoji yapan politikacılar gibi bin bir dereden su getirip haklılığımı mı göstereyim? Demagog değilim ki! Olabileceğimi sanmıyorum. Olabilseydim büyük olasılıkla şimdilerde mecliste ya da üniversitelerimizden birisinde öğretim görevlisiydim. İyi ki değilim. Mecliste uslarına esti mi parti değiştirenleri, parti kuranları, hükümette kalmak için bin bir oyun düzenleyenleri gördüğümde milletvekilliğinden istifa eder; doktor, avukat, tecimen vb. olmadığımdan işsiz kalıverirdim. Bir üniversitede görevli olsaydım yöneticilerin düşüncelerine aykırı uygulamalarımdan ötürü kısa sürede kapı dışarı edilecektim. Tanrı'ya şükür ki ne milletin vekiliyim ne de bir üniversitede öğretim görevlisiyim. Öğretmenlikle vekillik onlara kalsın; bana öykü yazarlığı yeter. Milletin vekili, öğretim görevlisi olsaydım size bu öyküleri kim yazacaktı?

Ahmet Usta'yla (Şimdi bu dünyada yok. Aramızdan göç edeli de çok oldu. Allah rahmet eylesin.) anlaşıp Ford Cortina'yı aldığımda sürüşü öyle kolay geldi ki, anlatamam. Arabayı alınca düz vitesli aracı olan tanıdıklara:

- "Otomatik vitesli arabanın sürüşü başka." diyordum, "Arabanızı değiştirip yeni araba alacaksanız otomatik vitesliden şaşmayınız."

Böyle dediğim halde kimsecikler beni dinlemedi. Sakallı olduğum günlerde bile çevremdekilerin çoğu dediklerimi es geçiyorlardıysa sakalsız olduğum günlerde dinlememeleri kadar doğal ne var, söylesenize!

Ne zaman geçen süre içerisinde arabam birtakım arızalar göstermeğe başladı, o zaman Hanya'yı Konya'yı anladım. Anladım ya, iş işten geçmiş ola! Bu kez otomatik vitesli araba almalarını öğütlediklerime:

- "Sakın ha!" demeğe başladım, "Otomatik vitesli araba almayınız. Çoğu makinist bu otomatik viteslilerden anlamıyor."

Sanki her makinist düz vitesli arabaların motorlarından anlıyor, arızaları hemencecik bulup gerekenleri yapıyormuş gibi konuşmam boşunadır; bunu tecrübeyle ilerilerde öğrenecektim. Her neyse, gelelim sadede.

Arabayı alışımdan ne kadar süre geçtiğini ve hareket halindeyken çekişinin ne zaman azaldığını anımsamıyorum. Araba yokuş denmeyecek yokuşları bile aheste aheste çıkmıyor mu? Böylesi zamanlarda uzun mesafeli yarışta en sonda kalan bir atlet bile beni mutlaka geçerdi. Araba böyle kalamazdı. Bir zaman gelecekti ve Ford Cortina zangadak deyip duracak, bir adım ileri gidemeyecekti. Sordum soruşturdum; Lefkoşa'da Yenişehir bölgesinde otomatik vitesli arabalardan anlayan birisinin olduğunu öğrendim. Arabayı ona gönderdim, bir gün sonra almağa gittiğimde birlikte denedik. Taşkent'e kadar giderek tekrar dönüp makinisti yerine bırakıverdim. O zamana göre fazla ücret almadı. Araba eskisinden daha iyi oluverdi. Kemal Bey, doğruya dosdoğru, eğitimini İsveç'te gördüğü bu işin ustasıydı. Evinin yan tarafında yetiştirmekte olduğu karanfillere nasıl titizlikle bakıyorduysa arabayı ne zaman götürsem ona öyle bakıyor ve kimi zaman hanımının yaptığı kahveleri karşılıklı içtikten sonra ne vereceğimi sorduğumda Lefkoşa'ya ta İskele'den geldiğimi, sohbetimizin yeterli olduğunu deyip hiçbir ücret almıyordu.

Otomatik vitesli Ford Cortina'yı Kemal Bey'in yaşlılıktan dolayı arabalara bakmaz olduğunu işitince başka makinistlere götürmeğe başladım. Vites yağının hiç eksiltilmemesi gerektiğinin denilmesine karşın bir kez (O zaman İskele'de kalmadığım günlerdendi.) İskele Festivali'nden ayrılırken arabanın hareket etmediğini görmez miyim? Gece yarısı makinist bularak baktırdım. Makinist:

- "Hoca!" dedi bana, "Bunda vites yağı kalmadı."

Halbuki İskele'ye hareket etmeden önce vites yağına baktımdı. Demek ki yağ çubuğunda gördüğüm yağ gerçeği göstermiyordu. Gözlerimin zayıflığından ya da acemiliğimden olacak ki arabanın vites yağı istemediğine karar verdimdi. Bir işin acemisi olmak kadar kötü olan çok az şey vardır. Acemilik insana neler kaybettiriyor, nelere mal oluyor insan tecrübeyle öğreniyor.

Benzinci Sadık Sadıkoğlu'nun evine gittik. Allah rahmet eylesin, gece yarısını geçtiği halde, hiç ikiletmeden evden çıkıp benzin istasyonunu açtı; vites yağını koyduk. Makinist:

- "Şimdi tamamdır." dedi bana, "Yavaş yavaş git. Arabanın çekişi yerine gelecektir."

Kim kime, dum duma. Araba dinler mi ki! Sınırüstü nam-ı diğer Singrasi yokuşunu aheste aheste çıkan Ford Cortina bizi Taşkent'e bin bir zorluk içerisinde götürdü. Ertesi gün sabahın erken saatlerinde arabayı Lefkoşa'daki Kemal Bey'e değil, bir başka makiniste götürünce baktığında "gear box" (dişli çark mahfazası) istediğini söyledi. Ne kadar tutacağını sorunca yaklaşık bir fiyat söyledi. Bir miktar para verdim. Gerisini sonra vereceğimi dedim.

- "Londra'ya gidip gelen birisinde" dedi, "bu marka otomatik arabalar için ikinci el bir giyarboks vardır. Onu alıp takacağım."

Bir gün sonra gittiğimde "gear box"u almak için ücrette anlaştığını, ödemeği parçayı denedikten sonra paranın üstünü vereceğini dediğinde ona şöyle dediğini dedi:

- "Ben Müslüman'a güvenmem. Denemeden alırsan al. Parayı peşin istiyorum."

- "Ona vereceğin mi var?" diye sordum makiniste.

- "Yoktur."

- "Öyleyse..." burada yazılamayacak bir küfür attım, "Bedava da verse alma! Arabayı düz vitese çevir. İkide bir otomatik vitesli arabalardan anlayan makinist aramaktan kurtulurum."

Sözü uzatmayayım. Otomatik vitesli Ford Cortina böylece düz vitesli bir arabaya dönüştürüldü. Dönüştürüldü ya, bu kez arabayı her bozulduğunda makinistten makiniste dolaştırmağa başlamayım mı? İster otomatik isterse düz vitesli araba olsun eğer altınızdaki araba eskiyse derdiniz hiç eksilmez. Ola ki motordan iyice anlayan makinist olasınız. Yoksa arabadan, motordan hiç mi hiç anlamazsanız; arabanın şurasından burasından anlayıncaya kadar hapı yuttuğunuzun resmidir. Ben bu arabadan çektiklerimi tamamen anlatmağa kalksam ortaya bir roman çıkar. Kıbrıs'ta olup bitenleri ya da olacakları anlatan kurgusal bir roman yazmak varken bir arabanın romanını niye yazayım? Ford Cortina F069'un romanını yazmaktansa; onu, üstüne para verip araba mezarlığına attırsam ve sizi onunla ilgili öyküler okumaktan kurtarsam; ben de makinistten makiniste dolaşmaktan kurtulsam daha iyi olmaz mı? İyi olur olmasına ama ... Ah bu ama olmasa!

***********

Venüs Tapınağı'nın Lodolf Von Suchen'e göre Kıbrıslılar'a etkisi

İ.S. 1336-1341 yılları arasında Kıbrıs'ı ziyaret eden Lodolf Von Suchen bir zamanlar "Paphos" yakınlarında Venüs'ün tapınağının bulunduğunu, buraya tapınmak amacıyla uzak yerlerden gelindiğini, gelenler arasında asil lordlar, leydilerin olduğunu yazdığı gibi Tıroya'nın yok edilmesinin tavsiye kararının da burada alındığını belirtmektedir.

Lodolf Von Suchen, Tıroyalı Helen'in Kıbrıs'a geldiğini, burada tutsak edildiğini yazmaktan geri kalmamakta Afrodit tapkısını söz ederek "Bu tapınakta" demekte ve şöyle devam etmektedir: "Tüm leydiler ve küçük hanımlar, kendilerini, nişanlanmadan önce erkeklere teslim ederlerdi."

Wespalia'daki Suchen Kilisesi papazı Kıbrıs'taki insanların, diğer ülkedekilere kıyasla, "daha lüks içinde" yaşadıklarını, "Kıbrıs'ın toprağının, özellikle Venüs tapınağının olduğu, üzerinde uyuyan kişiyi, akşamdan sabaha şehvet duygularıyla dolu bir kişi yapar." diye yargıda bulunmaktadır.

**********

Venedikliler, Mağusa'yı alan Cenevizliler'e her yıl para mı vermekteydi?

II. Pius adıyla 1458-1464 yılları arasında papa olarak görev yapan Eneo Silvio, yazdıkları içerisinde; Mağusa'daki taç giyme töreninde "Ceneviz ve Venedik konsolosları kıralın sağındaki onurlu yerin sahibi olmak için büyük bir çekişme içine" girdikleri ve kıralı "yapılan geçit resminde bu şerefi, Venedikli konsolosa verdi"ği "sonra da Cenevizlileri ziyafet sofrasından fırlatıp" attıklarını, "şiddetli bir şekilde üzerlerine saldırarak darbeleyip yaraladı"kları vardır.

Eneo Silvio bundan sonra "1373 yılında Ceneviz Duçesi Dominik Fıregoso (Dominic Fregoso)'nun kardeşi Peter Fıregoso, kırk üç tane direkli kalyondan oluşan bir filo hazırladı"ğını ve "dört bin askerle Kıbrıs'ı ele geçirdi"ğini belirtmektedir ki bu Kıbrıs sözcüğünü okurun Mağusa kenti olarak algılamalıdır.

Şimdiye dek Mağusa'daki Venedik-Ceneviz kavgasıyla olup bitenleri bu olup bitenlerin ardından Cenevizliler'in Mağusa kentini alışlarından söz eden kimi yazarlarla tarihçilerin hiç mi hiç söz etmediği şunu demektedir: "Kıral merhamet diledi ve Mağusa'yı Cenevizlilere vererek, her yıl 40 bin altın kurtarma parası ödemeği vaat etti."

Eneo Silvio'nun sözünü ettiği olaydaki para ödeme olgusunun gerçek olup olmadığı, doğruysa yerine getirilip getirilmediği ayrı bir araştırma konusudur.

**********

TÜRKÇE

Yüzlerce, binlerce yıl ve çok çok daha önce

Yazılmıştır aşk şiirleri;

Sümerce, Latince, Çince.

Birçok dillerde aşk gezmiştir:

Ülkeden ülkeye.

Türküler söylenmiştir aşk üstüne;

Şarkılar bestelenmiştir,

Oyunlar oynanmıştır sevgiyle,

Romanlar, öyküler yazılmıştır birçok dilde

Hep aşk üstüne.

Aşk şiirleri, türküleridir,

Bestelerle şarkılardır işte,

Oyunlardır sahnede,

Romanlardır, öykülerdir;

Sevdalım Türkçe.

B. H. HAKERİ

   1227 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
23 Ağustos 2008, Cumartesi   Sere serpe
17 Ağustos 2008, Pazar   Yozlaşmağa karşı manifesto (bildiri)
10 Ağustos 2008, Pazar   Sadrazam Mehmet Emin Paşa’nın teftişi
08 Ağustos 2008, Cuma   Telefon nerede?
19 Temmuz 2008, Cumartesi   NOTLAR Unutulanlar mı, bilinmeyenler mi?
05 Temmuz 2008, Cumartesi   Şairler, ah bu şairler!
05 Haziran 2008, Perşembe   Bir hikâye-i göçmen
27 Mayıs 2008, Salı   Tahmini namümkün şey
21 Mayıs 2008, Çarşamba   Kara çelenk
12 Mayıs 2008, Pazartesi   Sanatta devamlılık yok



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.2122 1.2207
1 STERLİN 2.1588 2.1749
1 EURO 1.7582 1.7706



YAZARLAR : .

Başaran Düzgün

OKUYUCU GÖRÜŞLERİ

Ali Baturay

HÜKÜMET, EŞEL-MOBİLLE OYNAYARAK KENDİ KUYU...

Hasan Hastürer

Unutulduk!!!

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(39)...

Akay Cemal

Paylaşıma var mısın, yok musun?..

Ahmet Tolgay

Trodos: Dünü ve bugünü...

Bilbay Eminoğlu

Bakalım buna ne diyecekler?

Hüseyin EKMEKÇİ

Sonay Adem ne demek istedi?

Dilek ÇETEREİSİ

"2 tel saçım da çıktı"

Aysu Basri

İRADE ve ÖDEV

Dr. Umut Altunç

Ateşli Çocuğa Nasıl Yaklaşmalı?

Uzm. Mine Çağlar

Akciğer kanseri

Türem Delikurt

Tüp Bebek Yöntemi: 30 yıllık bir geçmiş ve...

Dr. İsmail KEMAL

Müzakereler başlarken

Emin AKKOR

Zayıf halka bulunup, çekiliyor

Oğuz Metiner

Ramazan'a girerken

Psikolog Ayla Kahraman

OKUL

Naile SOYEL (GIDA MÜHENDİSİ)

Aflatoksinden korkmalı mıyız?

Mehmet RATİP

Nagasaki'den Kıbrıs'a, Weller'...

Dr. Orhan Aydeniz

Dünya Barış Günü

Harid Fedai

(Geçen haftanın devamı)





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital