Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Ölümlü trafik kazası,ağır cezada görüşülecek
Zorla yapmadım
Kuzuları çaldılar, köpeğin boğazını kestiler
UBP Genel Sekreterini seçmedi
'Ecstasy'ye 8 yıl
2009 da zor
Kıbrıs Kıbrıslılarındır

YORUMLANANLAR
Öğretmen dayağı polislik oldu [5]
Elektrikte yatırım katkı payı kaldırılıyor, akaryakıtta da indirim yapılacak [1]
Uyuşturucuyu çocuğuna taşıttı 2 yıl hapis cezası aldı [7]
Soyer: Orta noktayı bulacağız [1]
Pankart tartışması [4]
BES, LTB'de yaşanan sorunları sendikalarla tartıştı [1]
Samani: Narenciyecilerin sorunlarına duyarlı olun [1]
Oya Talat: Siyasetteki erkek egemen yapıyı kırmaya çalışıyoruz [1]
Bu yaklaşım, Kıbrıs Türk halkını bir kez daha büyük hayal kırıklığına uğrattı [2]
İsrail, KKTC'yi ayrı bir varlık olarak tanımıyor [4]
Eroğlu, ilk seçimde siyaseti bırakmak zorunda kalacak [9]
Avcılar dün siyah çelenk koydu, bugün de köpeklerle eylem yapacak [1]
Tavuri'nin tövbesi yine tutmadı [3]
Kanser olmak istemiyoruz [3]
Otellerde bayram bereketi [3]
Liste nihayet! [1]
Avcılar eyleme gidiyor [12]
Talat ve Hristofyas'a "camdan mumluk" [1]
Taksim Trio, Londra Caz Festivali'nde büyüledi [1]
Gökyüzünde Ay ile Venüs'ün muhteşem buluşması [1]



Sadrazam Mehmet Emin Paşa’nın teftişi

Bener HAKERİ

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   10 Ağustos 2008, Pazar Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Kıbrıslı Mehmet Emin Paşa, Sadrazam Rüştü Paşa’nın azledilmesinden sonra, onun yerine sadrazam olarak tayin edildi.

    O dönemde Tanzimat Fermanı’nın uygulanmasında Batılı devletler “halka zulmediliyor” diye iddia etmeğe başlayınca Sadrazam Mehmet Emin Paşa, bu iddiaları araştırmak üzere 1 Haziran 1860 yılgününde bir heyetle  birlikte Rumeli’deki Varna, Silistre, Lom, Niş, Şehirköy, Vidin gibi bölgeleri teftişe gitti.

   Zaptiye teşkilatındaki aksaklıklar yüzünden eşkıyalık hızla artmıştı. Vergi memurları halktan fazla para toplamaktaydı. Yöneticiler görevlerini suiistimal ettiklerinden Osmanlı topraklarına Sırbistan’dan çeteler sızmakta ve bölge halkı yabancı devletlerin konsoloslarının teşvik ve yardımlarıyla Batılı devletlerin vatandaşlığına geçmekteydi. Bütün bunların yanı sıra Rum Metropoliti’yle başpapaz evlerine kapattıkları kızların bekâretlerini bozmaktaydı.  

    Mehmet Emin Paşa, teftiş ettiği yerlerde,  maiyetinde bulunan üst düzey hukukçulardan oluşturduğu mahkemede haklarında şikayet bulunan yöneticilerin yargılanmalarını sağladı. Zaptiye Teşkilatı’nda  eşkıyadan rüşvet alarak halka yapılanlara göz yumanları görevden uzaklaştırıp yerlerine halkın güvendiği kişileri seçti. Ayrıca Sırp çetelerinin Osmanlı egemenliğindeki bölgelere girişlerini önlemek için sınırda yeni karakollar kurdu; Sırp yönetimini de çeteler konusunda uyardı. Görevinde rüşvet almaktan başka iş yapmayan Niş Valisi Zeynel Paşa’yı yargılatıp kendisini 12 yıl, çevresindekileri de 6’şar yıl hapse mahkum etti.

    Kıbrıslı Sadrazam Mehmet Emin Paşa yaklaşık dört buçuk ay süren teftişi sırasında sorunlara önlemler almağa çalıştıysa da iç ve dış baskılardan dolayı istediği başarıyı tam olarak elde edemedi.

 

************

 

NOTLAR

 

                                                    Salvador Dali Sergisi
   Gerçeküstücülerin babası denilen Fransız şair Andre Breton’un “üne ve paraya olan düşkünlüğünden ötürü adındaki harflerin yerini değiştirerek Avida Dollars dediği” Salvador Dali’nin 20 Eylül’de İstanbul’da Gala-Salvador Dali Vakfı Başkanı Ramon Boixades Male’nin açıklamasına göre Sakıp Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi’nde ‘birinci sınıf bir retrospektif’ niteliğinde sergisi açılacaktır.
   Salvador Dali, resimleri denli davranışlarıyla da sansasyonel efsane olan birisi. 1930’da Londra’daki konferansa dalgıç elbisesiyle çıkmıştı örneğin. “1960’larda Paris’te, o sıralar 19 yaşındaki bir bayan Türk gazetecinin (Adı bilindiği halde, yazmıyorum.) karşısına çırılçıplak çıkarak Türkiye’ye de sansasyonel bir ‘Dali portresi’ gönderdiydi. Bir kompleksler ve fanteziler dünyasını imgelere aktaran büyük ressam Salvador Dali’nin açılacak bu sergisini binlerce kişinin ziyaret edeceği açık seçiktir.
   Mart 2006’da Sakıp Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi’nde Pablo Picasso Sergisi’nin açıldığını da anımsatmalıyım (mı?).

                                                 Kentlere  zeytin ağacı dikmek

     5 Ağustos 2008 yılgünkü Referans adlı gazetenin son sayfasında  “İTO 10 bin zeytin ağacı dikecek- İstanbul’da ‘Lale Devri’nden sonra zeytin ağacı devri” Özgüç Kozan imzalı bir haber-yazıda şu yazılmakta: “İstanbul Ticaret Odası, belediye ile işbirliği yaparak İstanbul’un dört bir yanına zeytin ağaçları dikecek. İlk etapta 10 bin fidan dikilmesi planlanırken ağaçların İstanbullular için geçim kapısı olabileceği belirtildi.”

   Tasarının düşünce babası Yağlar Ve Gıda Maddeleri İhracatçıları Meslek Komitesi üyesi Attila Adalı,  “yeni imara açılan alanlarda ve uydu kentlerde zeytin ağacı dikme zorunluluğu getirilmesini de” istemektedirler. Ayrıca Adalı’nın deyişiyle  “İspanya’da belediyeler ve bakanlıklar çam ağaçlarını söküp zeytin dikiyor.”

    Ağaçlandırma güzel bir şey. İspanya’nın yaptığı yapılmasa bile bizde de birçok yere süs bitkisi, palmiye vb. ekileceği yerde zeytin ağacı ekilse daha iyi olmaz mı dersiniz?

 

                                              Hasan Eren’in bir mektubu

   Hasan Eren’in “Ankara, 9 Ağustos 2005” tarihinde Türk Dil Kurumu’na gönderdiği mektupta (bkz. Cumhuriyet Kitap, Sayı: 842, Mustafa Şerif Onaran’ın sayfası)  TDK’de yapıla bir toplantıda “imlâ” sözüne karşılık arandığında Ceyhun Atuf Kansu’nun önerdiği “yazım” sözcüğü kabul edildiğini yazmakta ve şöyle demektedir: “Ben yıllardan beri yazım sözcüğünü kullanıyorum. O açıdan Türk Dil Kurumu’nun Yazım Kılavuzu’nda bu terimin değerlendirilmesini sevinçle karşılıyorum.”
  
Mustafa Şerif Onaran yazısında “Hasan Eren, özleşme Türkçesinden yanaydı. Örnekse ‘edebiyat’ yerine ‘yazın’ sözcüğünü öneren de oydu. Türk Dili dergisinin kapağına ‘Dil ve Yazın Dergisi’ alt başlığının konmasını da o istemişti. Ama yeni Türk Dil Kurumu Başkanlığı’na geldiğinde, nasıl ‘yazım’ yerine ‘imlâ’ demek zorunda kaldıysa; Türk Dili dergisinin alt başlığından önce ‘yazın’ sözünü çıkarıp unutturmaya çalışmış, sonra ‘edebiyat’ sözcüğünü kullanmak zorunda kalmıştır.”
   Okurlara şimdiki Türk Dil Kurumu’nun birçok konudaki tutumunu beğenmediğimi demeliyim. Özleştirmenin önüne geçilmesi, dahası yukarıda verilen örnektekince karşıt çabaların başarıyla sonuçlanması, öyle kolay değildir.

***********

 

Güverte Yolcusu

Gemi: Denizlerde köprü

Deniz: Bir gemi yapyalınız

Liman: Gemiler yan yana ..,

 

“Gemi, deniz ve liman”

Bunları düşünmüştüm

Kendimi Beyrut’ta bulduğum zaman,

Beyrut,

Düdüklü tencerelerin, naylon kıravatların,

Hem Avrupalıların, hem fellâhların,

Her şeyden önce

Ninam’ın şehri Beyrut.

Ninam

Fransız analı,

İspanyol babalı Ninam

Ben onu unutamam.

Ütüsüz bir pantolon giymiştim

Ağzımda pipo

Onunla dolaşmıştım

Ellerim ellerinde

Beyrut sahillerinde …

“Sen gemiye girince”

“ ‘Au revoir’ yerine”

“ Mendil sallarım rıhtımdan” demişti.

Fakat niçin,

Fransız analı

İspanyol babalı Ninam

Yüzünü ekşitmişti tastamam

- Hem de ayrılık zamanı - 

Güverte yolcusu olduğumu öğrenince?

                               Vamık VOLKAN

                   (Çardak, sayı:5, 1 Ocak 1953)

*********

 

Bahar

Bahar… bahar … bahar…

Ve dudaklarımda kahkahalar:

Yeni bir cümbüş beklemede insanları

Ve tadlı ürperişler sarmada dalları.

 

Ben bu diyarın insanlarını severim,

Hayatı severim,

Yaşamayı severim:

Rüzgârların hür nefesine bıraktım saçlarımı

Ve salıverdim mesafelerin müphem derinliğine

Gözlerimi.

 

Aşk, insanlar için,

İnsanlar için yaşamak hakkı;

Sevmek, sevilmek, kahkahalar…

Bu âlem, bu diyar

Ve bu bahar,

İnsanlar için,

İnsanlar için

Deniz, mavilik ve şafaklar…

 

Bahar… bahar… bahar…

Ve dudaklarımda en içli kahkahalar;

Bir başka heyecan aramada

İnsanlar.

                             Salâhi Ramadan SONYEL

                          (Çardak, sayı: 11, Haziran 1954)

 

*********

 

Mahşerin Dört Atlısı

  “Ölüm, yaşam, kıtlık ve salgın hastalıkları” temsil eden   Mahşerin Dört Atlısı diye bilinen tunç heykeller İ.Ö. IV. yüzyılda Gırekistan (Yunanistan)’da yapıldılardı. Bu heykelle sonraları Doğu Roma İmparatorluğu’nun başkentine getirilerek şimdilerde Sultanahmet diye adlandırılan semtte bulunan Hipodrom’a yerleştirildilerdi. Haçlı Seferleri’nde 1204’te Haçlılar’ın kentte yaptıkları çapulculuk, yağma hareketi sırasında bu heykeller bu kentten alınıp Venedik’e götürüldü. Mahşerin Dört Atlısı bronz heykelle bugün Venedik’te San Marko Kilisesi’ndedir.                

 

*********

 

 Sayım

 

Görüyor, işitiyoruz melevizyonda

Büyük küçük meclislerde, panellerde

Basın toplantılarında

Bir “sayın”dır gidiyor

“Sayın” aşağı “sayın” yukarı

“Sayın” diyorlar birbirlerine hep

Oysa sayıyla verilmedi ki

Bu “muhterem” dürzüler bize!

                        Can YÜCEL

             (Kuzgunun Yavrusu – 1990)

 

   777 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
22 Ekim 2008, Çarşamba   Yağmur yere indi
27 Eylül 2008, Cumartesi   Çörekli kahvaltı
07 Eylül 2008, Pazar   Sergideki melez kız
23 Ağustos 2008, Cumartesi   Sere serpe
17 Ağustos 2008, Pazar   Yozlaşmağa karşı manifesto (bildiri)
08 Ağustos 2008, Cuma   Telefon nerede?
19 Temmuz 2008, Cumartesi   NOTLAR Unutulanlar mı, bilinmeyenler mi?
05 Temmuz 2008, Cumartesi   Şairler, ah bu şairler!
05 Haziran 2008, Perşembe   Bir hikâye-i göçmen
27 Mayıs 2008, Salı   Tahmini namümkün şey



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.5634 1.5744
1 STERLİN 2.2777 2.2946
1 EURO 1.9730 1.9869



YAZARLAR : .

Başaran Düzgün

YURT SEVGİSİ

Ali Baturay

KAYBETMEK

Hasan Hastürer

Derviş Bey seçildi UBP'nin işi bitti!!...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(53)...

Akay Cemal

İçimizdekiler söylerse, Ban hayda hayda sö...

Ahmet Tolgay

DOĞANIN İNSANLARDAN ÖÇ ALMASI...

Bilbay Eminoğlu

Yine göz boyadılar!

Omaç BAŞAT

Lige merhaba

Hüseyin EKMEKÇİ

Canaltay UBP PM'de

Dilek ÇETEREİSİ

Meclisten Notlar (25/11/08)

Aysu Basri

ÇÖZÜM İÇİN ORTAK MÜCADELE

Emin AKKOR

Karşı duruşun sebebi, güvensizlik

Uzm. Mine Çağlar

Akciğer kanseri

Dr. İsmail KEMAL

Hindistan'ın önemi

Oğuz Metiner

Kurban Bayramı yaklaşırken

Harid Fedai

Sefâlet!





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital