Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Her taraf toz duman
Refüje çarpıp takla attı
Yeşilırmak'ta doğa tahribatı
Okul ve cami dışında din dersi verilmesi için çalışma yapılıyor
Tankerle su taşınmasına komşu öfkesi
Bariyerler durduramadı
Biyologlar Derneği: Kanlıdere kurutuluyor
Kötü kokular içinde, farelerle yaşamak istemiyoruz
AB, Talat ile temas kurmalı
Kıbrıs sorunu gelecek sonbahara kadar çözülmüş olacak
Anastasiadis taviz konusundaki sözlerine açıklık getirdi
Orucun zararı aşırı yemek
Hristofyas: Mülkiyet önemli mesele
Elektrik, yüzde 40 ucuzlamalı
Yamaç paraşütünde dünya klasmanındayız
Talat: AB Kıbrıs meselesinde olumlu rol oynayamaz

YORUMLANANLAR
Panayotis Necati'ye 2 gün [1]
Ekmeğe zam: Ekmek bugünden itibaren 1 YTL'ye satılacak [1]
Kazaya davetiye çıkaran yol [2]
İzinsiz inşaatların yapımı durduruluyor [7]
Yedidalga'da viraj tehdidi [3]
Kıvanç Buhara, ÖRP'ye katıldı [3]
Bayrağını al, Kıbrıs'a gel [6]
Çayönü'nde 30-40 yıllık 393adet servi ağacını kestiler [6]
Kalp hastalıkları kanserle yarışıyor [2]
Oynamadan da kazanılır: 1-0 [2]
Serdar Akgül, kızı için böbreğini satacak [5]
Rumlar Güzelyurt için yürüdü [7]
Süt atıkları çevreyi mahvediyor... Noro suyu fidanları kuruttu [3]
Sponsor olun 5 yıl reklamınızı yapalım [8]
Cihangir'in kuzeyi çöplüğe dönüştü [4]
Cihangir tam gaz: 2-1 [3]

2012: Denizaltı için şarkı

Mehmet RATİP

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   3 Mayıs 2008, Cumartesi Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

21 Aralık 2012; yeni bir kış gün dönümü; yılın en uzun gecesi; en kısa gündüz vakti... Fakat o yıl 21 Aralık yalnızca Şehitler Haftası'nın başlangıcı olmayacak, aynı zamanda insanlık tarihi boyunca beklenen kıyametin başlangıcı olacak. Bu sadece bir tahmin, bahisler hâlâ açık, tutabilir de, tutmayabilir de... Meşhur Maya Takvimi'nde bir dönüm noktasına işaret eden bu tarih, dünya çapında bir dönüşümün habercisi.21 Aralık 2012... Başka hesaplara göre, en geç 23 Aralık 2012.

Bazı teorilere göre, insanlık psişik olarak daha gelişmiş bir bilişsel düzeye ulaşacak, daha yüksek bir bilince erişecek, kısacası 21/23 Aralık 2012 tarihinden itibaren bir ruhsal dönüşüm, hatta yeni bir evrim süreci, bir mutasyon başlayacak. Bazı teorilere göre ise, gezegen üzerindeki yaşamın büyük bir bölümünü yok edecek bir doğal felaketler zinciri yaşanacak.

Bu iki ihtimal, özellikle de ikincisi, belki de her neslin bugüne kadar hep yeniden ürettiği, yüzlerce hatta binlerce yıldır sürekli yazılıp çizilen, mistisizm ve bilimkurgu konularıyla ilgilenenlerin duymaktan sıkıldığı, ilk etapta masum, zararsız ve aşırı naif beklentiler olarak algılanabilir. Fakat tarihin hiçbir döneminde bu kadar somut bir kıyamet senaryosu üzerine bu kadar fazla yazılıp çizildiğini, bu kadar çeşitli spekülasyon yapıldığını zannetmiyorum.

Güneş sistemimizin gizli ve devasa kırmızı gezegeni Marduk'un, diğer gezegenlerin yörüngelerine dik açıda seyreden yolculuğunun Aralık 2012 evresinde, sistemin göbeğinden geçiş yaparak Dünya'nın dengesini altüst etmesini mi istersiniz; insanlığın var oluşu üzerinde birebir etkisi olan, hatta insanlığı tamamıyla kontrol altında tutan uzaylıların katastrofik planlarını uygulamaya koymalarını mı istersiniz... Dünya'ya çarpacak olan meteorlar, asteroidler, kuyruklu yıldızlar... Bunlar "uçuk" kabul edilen teorisyenlerin genelde eski gizemli metinlere dayanarak yazdıkları ihtimaller.

Bir de "aklı başında" olduğu söylenen ciddi bilimcilerin Güneş patlamaları tespiti var ki bu bilimciler patlamaların Dünya'nın elektromanyetik düzeninin -kelimenin tam anlamıyla- altını üstüne getireceğini (kutupların yer değişmesinden bahsediliyor), ardından da depremler, volkanik patlamalar gibi bir dizi doğal felaketlerin gerçekleşeceğini öngörüyorlar.

Dediğim gibi, hepsi sadece birer tahmin, bahisler hâlâ açık... Ama "nasıl olsa 4 yıl kalmış, günümü gün edeyim, sorumluluklarımdan kurtulup çılgınca yaşayım" diyerek kendi çapınızda bir küresel festival ilan etmeniz çok riskli ve sakıncalı olabilir. Çünkü bir de bakmışsınız, 2013'e girmişsiniz ve her şey yerli yerinde duruyor.

Kişisel tercihimi soracak olursanız, ben 2013'te her şeyin yerli yerinde durmasından yanayım. Dünya'nın gidişatından memnunum. Hem mikro hem makro düzeyde anlamlı ilişkiler kurup dost ve düşman edinebildiğim, belli görüşler doğrultusunda bazı şeylere ve insanlara tepki koyabildiğim, edebiyattan müzikten sinemadan felsefeden keyif alabildiğim, okuyup yazabildiğim, gezip muhabbet edebildiğim, ailemi ve kedimi ziyaret edebildiğim sürece mutluyum.

Dahası, 21 Aralık 2012'ye nasıl, daha doğrusu neyi dinleyerek gireceğimi de belirlemiş durumdayım. Efsanevi Amerikan rock grubu R.E.M.'in Accelerate adlı son albümünden "Sing for the Submarine" (Denizaltı için şarkı söyle) adlı şarkısıyla Dünya'nın "belki de son en uzun gecesini" selamlayacağım.

Şarkının yazarı ve R.E.M.'in vokalisti Michael Stipe, "Nuh'un gemisi" efsanesini günümüze taşıyor ve kıyamet günü için inşa ettiği kurtarıcı denizaltı için biz fânileri şarkı söylemeye davet ediyor.

"Herşeyi burada saklıyorum... Herşey denizaltının içerisinde... Artık herşey düşündüğünden daha az korkutucu... Ama bu iyi haber, güzelim... Olacak olan olacak... O yüzden denizaltı için şarkı söyle..." diyerek kıyametten korkan yoldaşını teselli ediyor Stipe. "Herşeyin nasıl başladığını, nasıl yokedildiğini ve yeniden inşa edildiğini anlatmaya çalıştım... Bana inanamadığını biliyordum..." diyor ve sanki de kıyametin geleceğine inanmak istemeyen yoldaşına sitem ediyor.

Ardından o gün, mesela 23 Aralık 2012, gelip çatıyor ve hiçbir şey olmuyor. Biz de insanlığın hayal gücüne gülüp geçerek, toplu çıldırışımızı onore ederek ve yeni rüyalar görmeyi umarak, Stipe'a memnuniyetle eşlik etmek zorunda kalıyoruz: "Şehir titreyip yıkılmadı... Yağmur hiç yağmadı... En azından itiraflarım seni güldürdü... Biliyorum, bu delilik... Ama bu rüyalar bana çok gerçekçi geliyor"...

   1001 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
06 Eylül 2008, Cumartesi   Robert Walser'i okumamanın ızdırabı
30 Ağustos 2008, Cumartesi   Nagasaki'den Kıbrıs'a, Weller'den Mamas'a
23 Ağustos 2008, Cumartesi   Bir cinayetin yıldönümü
16 Ağustos 2008, Cumartesi   Sol'un "hasımsızlığı"
09 Ağustos 2008, Cumartesi   Ölüm, sorumluluk, sır
02 Ağustos 2008, Cumartesi   Kara Şövalye ve siyasetin trajedisi
26 Temmuz 2008, Cumartesi   Sendikal lakayıtlık: Ya kapitalizm gidecek, ya da biz...
19 Temmuz 2008, Cumartesi   Olağanüstü hallerimiz
12 Temmuz 2008, Cumartesi   Kılavuzu Kissinger olanın...
05 Temmuz 2008, Cumartesi   Tahtası eksik bir ülke ve "su tahtası" eksik bir adam



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.2122 1.2207
1 STERLİN 2.1588 2.1749
1 EURO 1.7582 1.7706



YAZARLAR : .

Başaran Düzgün

FARKLILIK YARATABİLME ADINA...

Ali Baturay

HÜKÜMET, EŞEL-MOBİLLE OYNAYARAK KENDİ KUYU...

Hasan Hastürer

Tiyatromuza yaşam verenleri hep ayakta alk...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(39)...

Akay Cemal

Hristofyas'ın tavsiyelerine bu halkın ...

Ahmet Tolgay

Okunması gereken "Kıbrıslı" bir ki...

Bilbay Eminoğlu

Eski insanlarımız

Hüseyin EKMEKÇİ

Doktorun değeri...

Dilek ÇETEREİSİ

"2 tel saçım da çıktı"

Aysu Basri

DİN DERSLERİ

Dr. Umut Altunç

Normal doğum mu? Sezeryan mı?

Uzm. Mine Çağlar

Akciğer kanseri

Türem Delikurt

Tüp Bebek Yöntemi: 30 yıllık bir geçmiş ve...

Dr. İsmail KEMAL

Futbol diplomasisi

Emin AKKOR

Zayıf halka bulunup, çekiliyor

Oğuz Metiner

Ramazan'a girerken

Psikolog Ayla Kahraman

OKUL

Naile SOYEL (GIDA MÜHENDİSİ)

Veee Renkler...

Mehmet RATİP

Robert Walser'i okumamanın ızdırabı

Dr. Orhan Aydeniz

Dünya Barış Günü

Harid Fedai

(Geçen haftanın devamı)





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital