|
İki yıla yakın bir süredir beklediğim, bütün üretim aşamasını heyecanla takip ettiğim, şu anda Lemar Lefkoşa salonunda gösterimde olan yeni Batman filmi "The Dark Knight"ı, yani "Kara Şövalye"yi niçin izlemelisiniz, müsaadenizle anlatayım.
Öncelikle, Heath Ledger'in büyüleyici "Joker" performansını izlemek için... Geçtiğimiz Ocak ayında, 28 yaşında ölen bu yetenekli aktörün dünyaya sunduğu son eseri görebilmek için... Sanat ve ölüm arasındaki tuhaf, besleyici, ve yıkıcı ilişkinin Ledger tarafından bir ölüm soytarısı rolünde kurgulanmasını ve bu ilişkinin Ledger'in gerçek hayatındaki ölümcül ve trajik yansımasını anlayabilmek için...
"Bir kalem nasıl gözden kaybolur?" sorusuna cevap olan sihir numarasını öğrenebilmek için... "Glasgow Smile" ya da "Chelsea Grin" diye bilinen işkence yöntemi adamı ne yapar, bir nebze kavrayabilmek için...
Michael Caine, Morgan Freeman, Gary Oldman gibi üstatları bir arada görebilmek için... Başarılı aktörler Aaron Eckhart ve Christian Bale'in "beyaz şövalye-kara şövalye" kontrastını nasıl oluşturduklarını keyifle ve hüzünle izleyebilmek için...
Christopher Nolan'ın etkileyici yönetmenliğini takdir etmek için... Müzisyenler Hans Zimmer ve James Newton Howard'ın yarasanın kanatlarını çırpmasından parti baskınına, her türlü temayı notalara nasıl da görkemli bir şekilde döktüklerini duyabilmek için... Nefes kesen aksiyon sahneleri için...
Ve çok daha fazlası için... İyi ve kötü arasında net bir sınırın olmadığını; bir belirsizlik mıntıkasında hem suçlu hem erdemli olunabileceğini; bir düşmanın yokluğunda dostluğun ve ittifakın nasıl da anlamsızlığa sürüklendiğini; kaotik bir düşmanın varlığında ise dostluğun ve ittifakın parçalanışını gözlemleyebilmek için...
Terörizmin de ötesinde "anarşizm" nedir, anlayabilmek için... Kuralsız bir dünyada, kanunların nasıl ikiyüzlülüğe mahkum olduklarını kavrayabilmek için... Deliliğin her türlü akılcı yaklaşımı altüst etmesini izlemek ve deliliğin her türlü akılcı yaklaşımın merkezinde konumlanan bir dipsiz uçurum olduğunu, aklımızı yitirmenin pek mümkün olduğunu öğrenebilmek için...
70 yıllık çizgi roman karakteri Batman'in, bırakın süper-kahraman olmayı (hiçbir süper gücü yoktur; Batman hikayesinin fantastik boyutu minimaldir; sermaye ve iktidar gibi oldukça gerçek olgular Batman'in varoluş sebebidir), niye bir kahraman olmadığını anlamak için... Kara Şövalye'nin nasıl karardığını, toplumsal umutların nasıl solduğunu, iktidar sahibi olmanın beraberinde getirdiği inanılmaz derecede ağır ve karmaşık sorumlulukları anlayabilmek için...
Hukuk devleti olmanın zorluklarını, adaleti tesis etmenin imkansızlığını, politikaya meşruiyet kazandıran yasallık fikrinin nasıl da çelişik, kaypak ve tamamen yasadışı bir zemin üzerinde seyrettiğini düşünmek, sorgulamak için... Düzeni korumak adına, düzenin dışına çıkmanın trajik gerekliliğini gözlemleyebilmek için... Kaosun bir düzeni nasıl doğurduğunu, meşru kıldığını; düzenin ise kaosa nasıl muhtaç olduğunu, her düzenin nasıl da kendi kaosunu planlı bir şekilde yaratmak zorunda kaldığını kavrayabilmek için...
İyilik hedefleyip de kötülüğe çanak tutmanın kaçınılmazlığını; en büyük düşmanın aslında yüzünü tanımamak için kıvrandığımız bir gizli dost olduğunu; kuralların ve ilkelerin devasa ve ürkütücü bir boşluk üzerinde temellendirildiklerini; kısacası, siyasetin trajedisini görmek için, "Kara Şövalye"yi mutlaka izleyin. Elbette, hayatın ve ölümün aynı zalim şakanın iki ayrı ama bitişik yüzü olduklarını anımsayarak, Heath Ledger'in yaratıcılığını anarak izleyin.
|