Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Ölümlü trafik kazası,ağır cezada görüşülecek
Zorla yapmadım
Kuzuları çaldılar, köpeğin boğazını kestiler
UBP Genel Sekreterini seçmedi
'Ecstasy'ye 8 yıl
2009 da zor
Kıbrıs Kıbrıslılarındır

YORUMLANANLAR
Uyuşturucuyu çocuğuna taşıttı 2 yıl hapis cezası aldı [7]
Elektrikte yatırım katkı payı kaldırılıyor, akaryakıtta da indirim yapılacak [1]
Pankart tartışması [3]
Soyer: Orta noktayı bulacağız [1]
BES, LTB'de yaşanan sorunları sendikalarla tartıştı [1]
Samani: Narenciyecilerin sorunlarına duyarlı olun [1]
Bu yaklaşım, Kıbrıs Türk halkını bir kez daha büyük hayal kırıklığına uğrattı [1]
Öğretmen dayağı polislik oldu [5]
İsrail, KKTC'yi ayrı bir varlık olarak tanımıyor [4]
Eroğlu, ilk seçimde siyaseti bırakmak zorunda kalacak [9]
Avcılar dün siyah çelenk koydu, bugün de köpeklerle eylem yapacak [1]
Tavuri'nin tövbesi yine tutmadı [3]
Kanser olmak istemiyoruz [3]
Otellerde bayram bereketi [3]
Liste nihayet! [1]
Avcılar eyleme gidiyor [12]
Talat ve Hristofyas'a "camdan mumluk" [1]
Taksim Trio, Londra Caz Festivali'nde büyüledi [1]
Gökyüzünde Ay ile Venüs'ün muhteşem buluşması [1]
Çarşıda "bayram" yok [11]



Ölüm, sorumluluk, sır

Mehmet RATİP

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   9 Ağustos 2008, Cumartesi Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Ünlü Fransız felsefeci Jacques Derrida "Ölüm Armağanı" adlı eserinde "tarih" sorununun çözülemeyeceğinden ve tarihin bir sorun olarak kalması gerektiğinden bahseder. "Sorun" kelimesiyle modern tarihi boyunca iç içe olan, cebelleşen Kuzey Kıbrıs insanı ise tarih sorununun, daha doğrusu sorun(lar)dan ibaret tarihinin çözülmesi, hatta sonlanması için (sorunsuz bir tarih yoktur; sorun yoksa, tarih de yoktur; yani, Kıbrıs sorununun sonu, tarihin sonudur), şu veya bu şekilde, hep bir "çözüm" çağrısına yanıt vermeye çalışmaktadır. Tarih hep bir sorunsa eğer, çözüm bir tarihsizlik arzusudur.

Derrida, "bir sorun olarak tarih" meselesinin yanı sıra, "sorumluluk olarak tarih" düşüncesini de tartışır. Bu düşünceye göre, tarih birtakım sorumluluklar sayesinde akmakta ve oluşmaktadır. Tarihe varlığını bahşeden, sorumlulukların üstlenilmesi, sorumlulukların kabullenilmesidir. O halde, sorunsuz bir gelecek arzusuyla tarihini "çözüp" geride bırakmayı uman Kuzey Kıbrıs insanı, sorumluluk kavramını da bertaraf etmeyi hedeflemektedir.

Aşılmak istenen "sorunlu tarih", (tarihi yazmayıp tarihe doğan) yeni nesillerin onayı olmaksızın, onların sırtına bir sorumluluklar tarihi yüklemektedir. Böylece, kendinin olmayan yükü taşıma zorunluluğuyla (ki bu zorunluluk, tarihselliğin sonsuz trajedisidir) tanışan genç insanlar için "sorumsuzluk" en büyük politik erdem olabilmektedir. Ne de olsa, "eskilerin hatalarının bedelini biz ödememeliyiz"dir; hayat geçicidir, "tek bir kerelik"tir, tekildir, indirgenemezdir, sorumsuzca tüketilmelidir, ve hepsinden önemlisi, "verilmemelidir".

Çünkü kınanan tarihin sorunları ve sorumlulukları, ölümün, daha doğrusu politik ölümlerin, cinayetlerin ve suçların yeni nesillere fütursuzca, sorgusuz sualsiz verdiği armağanlardır. Bilinçli bir seçim yapmadan, akılcı bir karar verme şansı olmadan eski nesillerin üzerine çöken davalar, inançlar ve dolayısıyla sorumluluklar, "can vermeyi", yani "ölümü kucaklamayı", ölümün gözünün içine bakmayı zorunlu kılmıştır.

Yeni nesiller, sorumsuzluk/sorunsuzluk gayesiyle açmayı isteyebilecekleri tarih-sonrası beyaz sayfayı, her zaman ve hâlihazırda geçmiş ölümlerin bugüne taşıdığı sorunların ve sorumlulukların gölgesinde doldurmak mecburiyetindedir. Tarihimiz, hayaletimizdir. "Hayatta kalmayı kutsallaştırma" çabalarımız, "ölümle yüzleşmeyi erteleme" çözümlerimiz ise başarısız, amatör "hayalet kovma" seansları gibidirler.

Derrida'ya göre hatırlamamız gereken bir başka önemli ve konumuzla ilgili nokta da herkesin yalnız öldüğü gerçeğidir. Ölüm sayesinde kişinin biricikliği, özgün farklılığı ortaya çıkmakta ve ölümün doğal tekilliği insana en derin biçimde sorumluluk mefhumunu öğretmektedir. "Ölümümden yalnızca ben sorumluyum, çünkü kimse benim yerime ölemez" düşüncesinin politik değeri ise "sır" kavramında saklıdır.

Yalnız ölmek zorunda olan insanın biricikliği, tekilliği, o insanın başka kimse tarafından kavranamayacak bir "sır" olduğunu anlatmaktadır. İnsan, mezara götürdüğü sırlar sayesinde, taklit edilemez bir farklılığa ve sorumlu bir varlığa dönüşür. Sırlarından, ölümlerinden sorumlu olan (gizemli) insanlar, sorunlu tarihlerin başrol oyuncularıdır.

Bu düşünceler karmaşık bir hal alsa da, aslında anlatılmak istenen tanıdıktır, ya da acilen tanınmalıdır. Politik sırlarıyla (hangi politik katil tarafından ölümün armağan edildiği sırrıyla) birlikte öl(dürül)en insanlar, teşkil ettikleri muazzam "ölümle yüzleşme sorumluluğu" örneğiyle bizlere sorun olarak muhafaza etmemiz gereken bir tarih bırakmışlardır. Bu yüzden, Kuzey Kıbrıs insanı, politik sorumluluklarını tarihinde saklı olan ölümlerle tanımlamalı; şayet tanımlayacak cesareti yoksa da, "çözüm" umuduyla yalnızca "sorumsuzluğuna" kılıf uydurduğunun farkına varmalıdır.

   881 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
29 Kasım 2008, Cumartesi   Görünmez sınıf ve silik öğreti: Bir ‘gözlemleyip adlandırma’ yarışması için çağrı
22 Kasım 2008, Cumartesi   Paul Virilio: Savaşın şehir plancısı ve kaza müzecisi
15 Kasım 2008, Cumartesi   Hannah Arendt’le düşünmek: Rüzgar gelecek delikleri açmak
08 Kasım 2008, Cumartesi   Jean-Luc Nancy: Savaşa ve ekotekniğe karşı ‘tekil-çoğul-olmak’
01 Kasım 2008, Cumartesi   Machiavelli’nin icadı: Kafir egemenlik
25 Ekim 2008, Cumartesi   Özür kabahatten büyük olamaz: ‘Muhtaç’ bir insanlık savunusu
18 Ekim 2008, Cumartesi   Enternasyonalizm öldü mü?
11 Ekim 2008, Cumartesi   Biyo-politika, sosyo-biyoloji: Bizi maymun eden öğretiler...
04 Ekim 2008, Cumartesi   Orwell’den savaş dersleri: 2 + 2 = 5
27 Eylül 2008, Cumartesi   “İyi Alman” var mı? Af mümkün mü?



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.5634 1.5744
1 STERLİN 2.2777 2.2946
1 EURO 1.9730 1.9869



YAZARLAR : .

Başaran Düzgün

YURT SEVGİSİ

Ali Baturay

KAYBETMEK

Hasan Hastürer

Derviş Bey seçildi UBP'nin işi bitti!!...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(53)...

Akay Cemal

İçimizdekiler söylerse, Ban hayda hayda sö...

Ahmet Tolgay

DOĞANIN İNSANLARDAN ÖÇ ALMASI...

Bilbay Eminoğlu

Yine göz boyadılar!

Omaç BAŞAT

Lige merhaba

Hüseyin EKMEKÇİ

Canaltay UBP PM'de

Dilek ÇETEREİSİ

Meclisten Notlar (25/11/08)

Aysu Basri

ÇÖZÜM İÇİN ORTAK MÜCADELE

Emin AKKOR

Karşı duruşun sebebi, güvensizlik

Uzm. Mine Çağlar

Akciğer kanseri

Dr. İsmail KEMAL

Hindistan'ın önemi

Oğuz Metiner

Kurban Bayramı yaklaşırken

Harid Fedai

Sefâlet!





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital