Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Denizde facia
Girne'de 30 villalık site inşaatı durduruldu
Kıbrıs Türk devleti kesinlikle kurulacak
Lefkoşa-Güzelyurt Anayolu 2. Etap duble yolu hizmete açıldı
Güney'de AİHM şoku

YORUMLANANLAR
Panayotis Necati'ye 2 gün [1]
Ekmeğe zam: Ekmek bugünden itibaren 1 YTL'ye satılacak [1]
Kazaya davetiye çıkaran yol [2]
İzinsiz inşaatların yapımı durduruluyor [7]
Yedidalga'da viraj tehdidi [3]
Kıvanç Buhara, ÖRP'ye katıldı [3]
Bayrağını al, Kıbrıs'a gel [6]
Çayönü'nde 30-40 yıllık 393adet servi ağacını kestiler [6]
Kalp hastalıkları kanserle yarışıyor [2]
Oynamadan da kazanılır: 1-0 [2]
Serdar Akgül, kızı için böbreğini satacak [5]
Rumlar Güzelyurt için yürüdü [7]
Süt atıkları çevreyi mahvediyor... Noro suyu fidanları kuruttu [3]
Sponsor olun 5 yıl reklamınızı yapalım [8]
Cihangir'in kuzeyi çöplüğe dönüştü [4]
Cihangir tam gaz: 2-1 [3]

HRİSTOFYAS DA MUTASYONA UĞRADI

Ata ATUN

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   5 Mayıs 2008, Pazartesi Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Benim son 4 yıldır yakından tanıdığım Hristofyas böyle değildi.

Doğruya doğru, eğriye eğri diyen biriydi. Pek de kıvırmayı sevmezdi.

1963-74 yılları arasında Rum ağabeyleri tarafından Kıbrıs'lı Türklere yaşatılan "Karanlık Günleri", katliamları ve soykırımı da bilirdi.

Demek "Pire hikayesi" misali, koltuk da, insanı sağır ediyormuş.

Hikaye bu ya, bilim adamının biri pireler ile ilgili bir araştırma başlatmış ve "zıpla" deyince zıplamayı, "yürü" deyince yürümeyi, "yuvarlan" deyince de yuvarlanmayı öğretmiş. Zıpla deyince yerden bir karış yukarı zıplıyormuş bizim pire. Araştırmasının ikinci bölümünün konusu ise pirenin duyma yetenekleri imiş. Bir sürü testten sonra, pirenin ön ayağının birini koparmış ve pireye "zıpla" demiş. Pirecik zar zor zıplamış ama eskisi kadar yükseğe değil. Bir tane daha ayak koparmış ve gene "zıpla" demiş. Pirecik bu sefer gene zıplamış ama yerden iki parmak yukarı çıkabilmiş ancak. Bir ayak daha koparmış ve zıpla demiş. Pire zar zor, ıhlaya puflaya zıplamış. Ancak 1 parmak yükselebilmiş. Araştırmacı son ayağı da koparmış ve pireye zıpla demiş. Pirede hareket yok. Sesini yükseltip bir daha zıpla demiş. Gene pirede hareket yok. Bu sefer komut değiştirmiş ve "yürü" demiş. Bakmış pirede hareket yok. Son deneme olarak "yuvarlan" demiş. Pire hiç kıpırdamamış. Ve bilim adamı defterine deneyin sonucunu yazmış... "Pirelerin ayakları kesilince, duyu yeteneklerini yitirip sağır olmaktadırlar."

Hristofyas'ın sözcüsü Stefanu'yu da son gördüğümde daha Hristofyas seçilmemiş, kendisi de sözcü olmamıştı. Hafif düzeyde geçirdiği beyin kanamasını atlatmış ve klinikten çıkmıştı. Slovak elçiliğinde bir toplantı yapmıştık.

O da, aynen Hristofyas gibi, koltuğa oturmadan önce Türklerle her tür işbirliğine hazır olduğunu beyan edip, Türklerin eşit statüde olacağı bir devlet hayal ettiğini dile getiriyordu.

Anlaşılan "Pire hikayesi" bizim Stefanu için de geçerli olmuş.

Artık kulakları sağırlaşmış olan bizim Hristofyas, Rus ITAR TASS Haber Ajansı Gn. Md. Vitali İgnatenko'yu ve Rusya Federasyonu Üst Meclis Senatörlerinden Ralif Safin'i, cuma günü Rum Başkanlık Konutu'nda kabul etti.

Rusya'ya şükran ve teşekkür faslından sonra görüşmeler hakkında bilgi verdi ve sözlerini "Kıbrıs, Kıbrıslı Rumlar ve Kıbrıslı Türkler için ortak bir evdir. Özgür ve yeniden birleşmiş bir Kıbrıs için mücadele ediyoruz" diye bitirdi. Demek ki bizim Hristofyas son zamanlarda hem sağır olmuş hem de hafıza kaybına uğramış. Maalesef daha yeni haberim oldu. Vah vah.

Madem bu Kıbrıs bizim ortak evimizdi, ne diye 1963'den 1974'e kadar evlerimizi, köylerimizi yakıp yıktınız, adada yaşamı bize zindan ettiniz. O zamanlar Kıbrıs ortak ev değildi de, koşullar 1974'de değişince ve Türkiye bizi bağrına basıp, kanatları altına alınca mı aniden "Ortak ev" oluverdi.

Sonra da Hristofyas ve sözcüsü Stefanos, Cumhurbaşkanı M. A. Talat'a yönelik "uyarı ve sert eleştirilerde" bulundukları ortak bir açıklama yaptılar.

Açıklamalarında, Türkiye'den gelen kardeşlerimizi kastederek "Kolonizasyon bir savaş suçudur ve Kıbrıs sorununun çözümüyle birlikte, kolonizasyona son verilmelidir. Yıllardan beridir Kıbrıs'ta cereyan eden ve Kıbrıs halkının ve özellikle Kıbrıslı Türklerin demografik niteliğini değiştiren bu mesele tatmin edici şekilde çözülmelidir" diyerek, "KKTC vatandaşlarının tümü adada kalacaktır. 30-40 yıldır KKTC'de yaşayan insanların statüsü tartışma konusu değildir" diyen Talat'ı hem tehdit ettiler hem de güya yanıtladılar.

Hristofyas-Stefanu ikilisine göre 1974'den sonra adaya Türkiye'den 120 bin kişi gelmiş ve yerleşmiş, Kıbrıs'lı Türklerin ise 55 bini başka ülkelere göç etmiş ve sayıları 85 bin kalmış.

Adadaki demografik yapıyı kendilerinin bozduğunu, 1964 yılında RMMO kuruluş kararı Bakanlar Kurulundan geçirilirken, RMMO'da görev yapan tüm Yunan vatandaşlarının aileleri ile birlikte otomatikman Kıbrıs Rum Cumhuriyeti vatandaşı olacaklarını, bu nedenle de 1 Mayıs 2004 tarihinde AB'ye girerken aradan geçen 40 yılda yaklaşık 100 bin tane Yunanlıya vatandaşlık vermiş olduklarını ne çabuk unuttular.

Ya Papadopulos'un telgrafında belirttiği gibi Türkleri 45 dakikada temizlemek için Yunanistan'dan getirttikleri 20 bin kişilik tepeden tırnağa silahlı Yunan Tümenini nasıl oldu da unutuverdiler.

Hadi bunları unuttular diyelim, Kıbrıs'ta Pontuslu olduklarını iddia eden 70 bin Gürcünün, 15 bin Hıristiyan Lübnanlının ve 30 bin Rus'un ne işi var.

Hani eşitlik ilkesi vardı.

Hani Rumların ağızlarında düşürmedikleri, 2 toplumlu, 2 bölgeli Federal Devlette Türklerin eşit hakları olacaktı.

Rumların "230 bin tane yerleşiği" yasal olarak kabul edilecek ve adada kalacak ama benim Türkiye'den gelmiş ve 1974 sonrası güneyde doğmuş her Rum'dan daha fazla Kıbrıslı olan KKTC vatandaşı kardeşlerim, gayrı-yasal statüye sokulacak, kolonizasyonla suçlanacak ve geri gidecek.

Bizden, 1963-74 arasındaki katliamları unutmamızı, Türk askerinin geri gitmesine ve Türkiye'nin garantörlüğünün kaldırılmasına da "evet" dememizi bekliyorlar. Anlaşılan Rum politikacılar kötü bir hafıza kaybına uğramışlar.

Görüşmeler hikâye. Bir şey çıkacağı yok. Çıksa da ertesi gün bozulacak, aynen 1963'de olduğu gibi. En iyi çözüm komşu komşu yaşamak olacak bu güzel adada. Gerisi, tam Kıbrıs Türkçesi ile "fasa fiso".

Ben de bir bilim adamıyım ya, her ne kadar bilim dalım farklı olsa da, Rum politikacılarla yaptığım tüm bu iletişim ve deneysel görüşmelerden sonra ben de bir sonuca vardım artık. "Rum politikacılar koltuğa oturunca hem sağır oluyorlar hem de hafıza kaybına uğruyorlar".

Aynen böyle.

Camlayıp masamın karşısındaki duvara asacağım.

   1251 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
20 Temmuz 2008, Pazar   İKİ ÇİPİL GÖZDEN ANILARIMDA KALAN
17 Temmuz 2008, Perşembe   KKTC TANINMAYA MI GİDİYOR
14 Temmuz 2008, Pazartesi   HRİSTOFYAS'IN MÜZAKERE STRATEJİSİ
13 Temmuz 2008, Pazar   MAVİ KELEBEĞİN İZİNDE
10 Temmuz 2008, Perşembe   HRİSTOFYASIN TÜRKLERE MESAJI
07 Temmuz 2008, Pazartesi   TEK HALK GERÇEĞİ
06 Temmuz 2008, Pazar   KALİTELİ İNSAN AYRICALIĞI
03 Temmuz 2008, Perşembe   TEK EGEMENLİK, TEK VATANDAŞLIK
30 Haziran 2008, Pazartesi   TIKANAN KELİMELERİN DİLİ
29 Haziran 2008, Pazar   TRAFİK CEZA YÖNTEMİNDE HATA VAR



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.2119 1.2203
1 STERLİN 2.4281 2.4462
1 EURO 1.9293 1.9429



YAZARLAR : .

Başaran Düzgün

KIBRIS'TA DARBEYİ KİM YAPACAKTI?

Ali Baturay

HÜKÜMET, EŞEL-MOBİLLE OYNAYARAK KENDİ KUYU...

Hasan Hastürer

Otuz dört sene yetmedi...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar (25)

Akay Cemal

Erdoğan'ın ziyareti, "Türkiye olar...

Ahmet Tolgay

Laforizmalar

Bilbay Eminoğlu

1974'ten birkaç yaprak

Necdet Ergün

Ekonomide "kapasiteler ve kârlar" ...

Dilek ÇETEREİSİ

"2 tel saçım da çıktı"

Uzm. Mine Çağlar

Cilt kanseri ve risk faktörleri

Dr. Umut Altunç

Plaj Çantanızda Bulunması Gereken 10 Şey

Aysu Basri

RESM-İ İŞKENCE

Sevilay SADIKOĞLU

Şiirlerle Büyüsün Çocuklar...

Mustafa BESİM

LOKMACI: KALİTELİ HİZMET VE UYGUN FİYAT

Türem Delikurt

Kordon Kanı Bankacılığı: Gerçekten biyoloj...

Dr. İsmail KEMAL

Su, geleceğin en önemli sorunu

Emin AKKOR

Ahtapotun kollarından kurtuluş yok

Oğuz Metiner

Kıyamet ne zaman ve nasıl kopacak?

Ali Özçil

Yazın sevilen meyvesi kiraz

Bedia BALSES

Döşünden Yaralı Dağlar

Beste SAKALLI

ALMANYA, ŞİİR VE YOLCULUKLAR

Psikolog Ayla Kahraman

Bir ilişkiyi korumak ve sürdürmek

Naile SOYEL (GIDA MÜHENDİSİ)

Sağlık için Güvenli gıdalar... ne zaman?

Osman Ertuğ

Ayrılma hakkı

Bener HAKERİ

NOTLAR Unutulanlar mı, bilinmeyenler mi?

Ata ATUN

İKİ ÇİPİL GÖZDEN ANILARIMDA KALAN

Mehmet RATİP

Olağanüstü hallerimiz

Dr. Orhan Aydeniz

Taş ocakları sorunu

Harid Fedai

Sünühât Gazetesi Yüksek Katına

Cumhur DELİCEIRMAK

BOP TARAFI





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital