|
Ülkemizde işlenen suçların çeşitliliği ve şiddetindeki artış, her Adli Yıl açılışında yapılan konuşmalarda daha ürkütücü boyutlarıyla ortaya konulduğu gibi günlük yaşamamıza da fazla yansıyor.
Yargı mensupları bu kötü tabloya dikkat çekerken, siyasilere verdikleri mesajlar yerine ulaşmıyor ki, Yüksek Mahkeme Başkanı, Başsavcı ve Barolar Birliği Başkanı her yılki konuşmalarında artan suçlara dikkat çekiyorlar.
Kundaklama, bombalama derken roket atarlı saldırıları da yaşadık. Ağustos ayında Güzelyurt bölgesinde yaşanan vakalarda patlayıcı maddelerle yapılan çok sayıda saldırıya tanık olduk.
Tüm bu olaylar çökertildiği iddia edilen bir çeteye mal edilirken, dün sabahın erken saatlerinde Lefkoşa’da iki arabanın patlayıcı madde kullanılarak yakılmasını bu kez hükümet de duydu. Güzelyurt’ta yaşanan patlamalarda sessiz kalan yetkililer, dün Lefkoşa Belediye Meclisi Üyesi Simavi Aşık’ın evinin önündeki iki araca patlayıcı maddeyle yapılan saldırının ciddiyetine vurgu yaptılar.
Hatta İçişleri Bakanı Özkan Murat, bu saldırıyı diğerlerinden farklı kılarak, bunun ortaya çıkarılması gereken bir olay olduğunu belirtti. Cemal Bulutoğluları’nın arabasının da içinde olduğu Lefkoşa’da her yıl 1-2 arabanın kundaklanması veya patlayıcı madde kullanılarak yakılması ‘ortaya çıkarılması gereken’ olaylardan değil miydi.
Lefkoşa Belediye Meclisi üyeliğinden dolayı kendisine böyle bir saldırı yapıldığını iddia eden Simavi Aşık, “Evet demeyince de birinin kuyruğuna basmış olursunuz” diyerek birilerini işaret etti.
Bu işaret, Lefkoşa Belediye Başkanı Cemal Bulutoğluları’ndan, belediye meclisinde görüşülen ve CTP grubunun karşı çıkmasıyla uygulanamayan kararlarla bağlantısı olan her kişi ve kesimi gösteriyor.
Simavi Aşık’ın ortaya attığı ciddi iddianın da soruşturma boyutunda ele alınırken, Lefkoşa Belediyesi’nin de belediye meclisinde görüşülen konuları açıklaması yönünde de bir beklenti doğdu.
Lefkoşa Belediye Meclisi’nde bugünlerde komisyonlardan geçip gündeme gelecek olan “özelleştirme” konusunda çetin tartışmaların yaşanması bekleniyor.
Ava da, direğe de HAYIR
Dipkarpaz Milli Park alanında, nakil elektrik hattı götürme çalışmaları sürerken, milli park alanının ava da kapatılması tartışmaları başladı.
Avcılık Federasyonu’nun bölgeye elektrik götürülmesine karşı olan duruşu, bölgeye elektrik götürülmesini arzulayan tarafların, “bölge milli park olarak koruma alanı olacaksa ava da kapatılsın” çıkışını doğurdu.
Karpazlıların ‘tepkiden doğan’ yaklaşımlarını doğal alanın korunması açısından irdelediğimizde tabii ki bu bölgenin ava kapatılmasından doğal bir şey olamaz. Buna karşı çıkan avcıların, bölgeyi en geniş avlak bölge olarak değerlendirmeleri de ne kadar bencilce bir yaklaşımda olduklarını gösteriyor.
Federasyon Başkanı Harper Orhun, ülkenin en büyük avlak alanı olan Karpaz Milli Parkı’nı ava kapatanların 17 bin avcıyı karşısında bulacağı tehdidinde bulundu. Ülkede 17 bin avcı varsa, ülkenin nüfusu 256 bin civarlarında…
Gazeteciler Birliği’nin Karpaz bölgesine düzenlediği araştırma-inceleme gezisinde bugüne kadar hiç duymadığım bir sorunu da dinleme imkanı bulum. Bölge halkı, avcılara tepkili. Erenköy Belediye Başkanı ve Dipkarpazlılar, her av sezonunda çok sayıda köpeğin bölgede bırakılıp gidildiğini ve başıboş kalan bu köpeklerin bölgeye verdiği zararın hesaplanamayacağını dile getirdiler.
Çocukluğumdan beri av maceralarını dinleyerek büyüyen biri olarak Karpaz halkının yaptığı saptama bana abartılı gelmedi. Kendisinden önde yürüyerek av çıkartmayan veya vurduğu avı almaya gitmeyen köpekleri av bölgelerinde bırakıp gelen ve bunu öğünerek anlatan avcıları, yıllar itibarıyla çok defa dinlemek zorunda kaldığımı göz önünde bulundurduğumda Karpazlıları daha iyi anlıyorum.
Av konusunda yapılan eleştirileri yanıtlayan Avcılık Federasyonu yetkilileri, her defasında bilinçli olduklarını ve avcıların, doğanın dengesini ve çevreyi koruduğunu belirtseler de bu gerçek ortada duruyor. Avcılar, avcılığını beğenmediği köpeklerini av bölgelerinde bırakıyor. Bu köpekler de aç yaşayamayacaksa ne yaparlar?
Karşı olduğum Dipkarpaz’a elektrik götürülmesini ise ilerleyen haftalarda bu sayfaya taşıyacağım…
Merhaba
KIBRIS sayfalarında bugünden itibaren yer alacak “Ayrıntı” köşesi, ülkemiz gündemiyle ilgili bir ses olacak.
Politik gündem kadar günlük yaşamdaki sorunların da taşınacağı bu köşe, sizlerden gelenler ve dostların katkılarıyla gelişerek şekillenecek.
Bu köşede daha fazla demokrasi talep edilip, Kıbrıs’ta kapsamlı barış isteği dile getirilecek.
Yanıt bekleyen sorular?
- 2006’da, Ağır Ceza’da yargılanan 557 kişiden 158’inin vatandaş olduğuna dikkat çeken Yüksek Mahkeme Başkanı Hakkı, “Giriş çıkışlarda, sağlık ve maddi açıdan bir kriter uygulanması, sorunun giderilmesine yarar sağlar mı?” diye sordu. (Kıbrıs 18 Eylül)
- Cumhurbaşkanlığı sözcüsü Hasan Erçakıca ile CTP Genel Sekreteri Ömer Kalyoncu, TC Cumhurbaşkanı Gül’ün Kıbrıs ziyareti arifesinde Ankara’ya neden gitti? (Başaran Düzgün, Kıbrıs, 19 Eylül)
- İki halk, iki demokrasi, iki devlet demek, ‘Birleşik Kıbrıs’ mı demektir? Talat’a bakılırsa Gül, kapsamlı çözüm talebimize destek vermeye gelmiş. İstediğimiz ‘kapsamlı çözüm’ bu mu? (Şener Levent, Afrika, 19 Eylül)
- KTÖS, ilkokulların İngilizce kitaplarının çocuklara satılması konusunda ısrara devam eden Milli Eğitim Bakanlığı’nın bu konuda Anayasal suç işlediğini savundu. Zorunlu eğitimde, öğrenciye kitap satmak Anayasal suç mu? (TAK, 20 Eylül, 28. No’lu haber)
- Telekomünikasyon Dairesi Müdürü Feridun Üstün, “ADSL’de arıza yok, aksaklık var, kısa sürede giderilecek” derken, Müdür Muavini İrfan Özakalın, “Arıza var ve ne kadar sürede giderileceği belli değil” dedi. Kim doğru söylüyor? (Güneş, 21 Eylül)
Makasladık
- Ahmet Yönlüer’e yakın bir kaynak, HİS hareketinin attığı her adımdan ÖRP Genel Başkanı Turgay Avcı’nın haberi olduğu ve bir süre sonra HİS’in gücü ile ÖRP’nin birleştirileceğini söyledi (Hüseyin Ekmekçi, Yenidüzen, 19 Eylül)
- “Türkiye’nin Malezya olabileceği kaygıları, toplumsal yaşamda dinin ve dini kuralların giderek ön plana çıkması ve laik sistemin zayıflaması olasılığıyla ilgili kaygıdır” (İsmail Kemal, Kıbrıs, 20 Eylül)
- “Acentelerin hiçbir sorununa eğilmemiş, ilgilenmemiş ve ‘karar vermeme’ özrünü, değişik sektörlerle kavga ederek geçiştirmeye çalışan mevcut yönetimin yaklaşımları son derece sakıncalıdır” (KITSAB, Kıbrıs, 20 Eylül)
- “Yakın gelecekte UBP’de büyük hesaplaşmalar olacak. Gül’ün meclis konuşması dolayısıyla boykot Eroğlu’nun telkiniyle kaldırıldı. Girne ilçesinde kaynamalar başladı. (Adnan Işıman, Halkın Sesi, 21 Eylül)
- “Ette hastalık, sebzede zehir, suda mikrop, lokantada fare… Bunca skandal, devletin sektörü düzenlemedeki başarısızlığının açık kanıtı. Ortada hem yasal hem de pratik sorun var” (Gürdal Hüdaoğlu, Starkıbrıs, 21 Eylül)
Temiz olmayan restorana 8 YTL ceza
Lefkoşa Belediyesi’nin içme sularına yaptığı tahliller sonrası ortaya çıkan tablo, ne kadar sağlıksız ürün tükettiğimiz tartışmalarını beraberinde getirdi. İçtiğimiz sunun kolibasilli olmasını hazmedemeden başkent restoranlarının da sağlık koşullarına uygun olmadığını gördük. Aralarında kapatılan, uyarılan, para cezası kesilen işletmeler olurken, bekli de en düşündürücüsü sağlık koşullarını yerine getirmeyen restoranlara 8 YTL’lik ceza verilmesi. Caydırıcı olma yerine sağlıksız koşullara teşvik değil mi 8 YTL’lik ceza.
|