|
İDDİALI OLUNACAK ALANLAR VAR... Uzmanlar, ülkemizin Tüp bebek, diyaliz, diş hekimliği, plastik cerrahi alanlarında yapacağı planlı uygulamalarla sağlık turizminde önemli avantajlar sağlama potansiyeline sahip olduğuna dikkat çekti. Sağlık Bakanı Eşref Vaiz de, sağlık turizminde en iddialı alanın yaşlı bakımı olduğunu ifade etti
Ülkemizin sağlık turizmi konusundaki avantajlı alanları tespit edildikten sonra bunların geliştirilmesi için oluşturulacak devlet politikasıyla sağlık ve turizmin paralel gelişmesine katkı sağlayacak sağlık turizmi konusunda önemli adımlar atılabilir.
Sağlık turizmi özelinde devletin teşvik ve koordinasyonunu yoktur. Bu alanda söz konusu 'insan sağlığı' olduğundan hassas bir denge bulunduğuna işaret eden uzmanlar, devletin denetim ve teşvik açısından politikalar oluşturulmasının gerekliliğine dikkat çekiyorlar.
Sağlık Bakanlığı'nın kendi başına bu yönde bazı çalışmaları olmasına rağmen, devletin özel müteşebbislere yol çizerek, bu yönde belirlenecek alanlarda yapılacak teşviklerle ülkemiz sağlık turizminde büyük başarılar elde edebilir
En iddialı alan yaşlı bakımı
Avrupa'da plastik cerrahisi için gelen hastaların özel sigortalar aracığıyla ülkemizi tercih ettiklerini belirten Sağlık Bakanı Eşref Vaiz, KKTC'nin sağlık turizm konusunda en iddialı yaşlı bakımında olduğunu açıkladı.
Kıbrıs'ın iklim koşulları ve coğrafi yapısının yaşlı turizmi biçilen önemli bir avantaj olduğunu kaydeden Vaiz, Kuzey Avrupa ülkelerindeki sigorta şirketlerinin bakmakla yükümü oldukları yaşlıları belli bir dönem için bakım ve tedavi amacıyla Akdeniz ülkelerine gönderdiklerini ve bu yönde yaşlıları ülkemize çekmek için çalışmalar yürüttüklerini söyledi.
Norveç'ten bir grubun ülkemize gelerek çalışmalar yaptığını kaydeden Vaiz, özellikle deniz kenarındaki var olan, ama yaralanılamayan yatırımların nasıl değerlendirilebileceği ve yaşlı bakımı ve tedavisi için nasıl kullanılabileceğinin araştırıldığını belirtti.
KKTC'de yaşayan İngilizler ve İngiltere'deki Kıbrıslı Türklerin, İngiltere'de hastaların bekleme süresinin uzun olmasından dolayı tedavi için ülkemizi seçtiklerine değinen Vaiz, özel sektörde bu yönde çalışmalar olduğunu belirterek bu yöndeki yatırımları teşvik ettiklerini kaydetti.
Fransa ve Tunus'tan gelen uzmanların yaptıkları araştırmada ülkemizdeki deniz suyunun trans terapi merkezleri için çok uygun bulunduğunu kaydeden Vaiz, bu yönde yatırım yapmak isteyen şirketlerin taleplerinin incelendiğini ifade etti.
Diyaliz
Diyaliz merkezleri kurulmasının da sağlık turizmi açısından önemli bir adım olabileceğine dikkat çeken Bakan Vaiz, Güney Kıbrıs'ta İngiltere, Hollanda ve İsveç'ten gelen yatırımcıların kurduğu ve hasta sevkıyatını yaptıkları 3 diyaliz merkezinin kurulduğunu örnek gösterdi.
Bu gibi merkezlerin, kışın kapalı dururken, yazın da binlerce hasta ve hemşireyle doktorlarını da adaya getirtip tatil yaptırırken, sağlık hizmeti de sunduklarını anlatan Vaiz, Rum hükümetinin teşvikiyle yapılan bu yatırımların bir benzerini Girne Akçiçek Hastanesi'nde kurmaya çalıştıklarını ancak gelen muhalefetten dolayı başaramadıklarını dile getirdi.
Girne'de kurulması planlanan diyaliz merkezinde Türkiye'den getirtilecek hastalara verilen hizmet yanında bölgedeki 14 diyaliz hastasına da gerekli tıbbi desteğin verilebileceğine dikkat çeken Vaiz, özel "sektörün devlet hastanesinde ne işi var" şeklinde yükselen siyasi muhalefetten dolayı projenin hayata konulamadığından yakındı.
Böyle bir yatırımla sağlık turizminin en hızlı gelişen trentlerinden olan diyaliz turizmi konusunda, dünya piyasasında yer alınabileceğini ifade eden Bakan Vaiz, diyaliz merkezinin getireceği hastaların otellerde konaklayacağını da anımsatarak turizme verilebilecek katkıya işaret etti.
Sağlık turizmi, bütünlüklü olarak ciddiye alınmalı
Sağlık turizmiyle ilgili strateji oluşturmaya iradesi gösterenlerin başvurduğu dünyaca ünlü sağlık turizmi danışmanı Dr. Constantine Constantinides, sağlık turizmi gelişimi için, altyapı ve bütünleşmiş bir yaklaşıma gerek olduğunu belirtti.
Güney Kıbrıs'ta sağlık turizmiyle ilgili stratejiler oluşturulmasına büyük katkıları olan Constantine Constantinides, Kuzey Kıbrıs'ta da sağlık turizmi adına iyi işlerin nasıl yapılabileceğiyle ilgili öneriler sundu.
Ülkemizdeki yetkili birimler ve diğer paydaşlarına, sağlık turizmini geliştirme konusuna ciddi olarak eğilme kararlılıkları olması durumunda sağlık turizminin tüm ilgili konuları, zorlukları ve olası çözümlerin sunulduğu ve tartışıldığı atölye çalışmaları yapmasını öneren Constantinides, böyle bir kararlılık durumunda kendisinin de her türlü katkıyı sağlayabileceğini kaydetti.
Sağlık turizminin ülkeye üç önemli katkısı olacağına işaret eden Constantinides, "Sağlık turizmi kalkınması 'damlama etkisine' sahiptir. Yani, kalkınmayla birlikte, dış yatırım yanında yerli halkın alacağı sağlık hizmetlerinin kalitesinde de ilerleme sağlayacak. Göz önünde bulundurulması gereken diğer bir faktör "algılama"dır. Muhtemel tüketicilerin, sağlık turizmi hizmetleri için Kuzey Kıbrıs'a gelme daveti almaları olumlu etki yaratacak. Ayrıca bu yöndeki yatırımlar rekabeti ve sonucu olarak kaliteyi getirecek"
Güney Kıbrıs'ta sağlık turizmi açısında yapılan atılımlara büyük desteği olan Constantinides, Kıbrıs Turizm Örgütü ve diğer paydaş gruplarla 2006 yılından beri bir dizi inisiyatifle ilgili olarak iletişim içinde bulunduğunu ve eğitim çalışması yaptıklarını belirtti.
Ekim ayında Dubai'de sağlık turizminin gelişimi konusunda beş günlük bir seminer verecek olan Constantinides daha sonra Güney Kıbrıs'ta üç günlük atölye çalışmasına katılmak için adamıza gelecek.
Dr. Dursun Aydın: Sağlık turizmi, devlet politikası olmalı
Türkiye'de sağlık turizminin bir disiplin altında yapılarak gelişmesi için çalışmalar yapan Sağlık Turizmini Geliştirme Derneği Başkanı Dr. Dursun Aydın, KKTC'de sağlık turizmi için devlet politikasının oluşturulması gerektiğine vurgu yaptı.
Devlet politikası doğrultusunda sektör temsilcilerinin de harekete geçmesiyle dünyada yükselen bir trent olan sağlık turizminde ivme yakalanabileceğini kaydeden Dr. Dursun Aydın, sağlık turizminin, alternatif turizmin en önemli ayaklarından olduğuna dikkat çekti.
Sağlık turizminin, oluşturulacak belli stratejiler çerçevesinde yapılacak iyi tanıtımlarla geliştirilebileceğini belirten Dr. Aydın, sağlık turizminin bir turizm hareketi olarak görülmesi gerektiğini kaydetti.
Türkiye Sağlık Turizmini Geliştirme Derneği Başkanı Dr. Dursun Aydın, KKTC'de diş hekimliği, tüp bebek ve diyaliz konularındaki avantajların kullanılabilmesi durumunda sağlık turizmi adına iyi bir yere gelinebileceğini vurguladı.
Dr. Özenç: Ada avantajı değerlendirilmeli
Dünya genelinde adalar hali hazırda insanların tatil tercihleri arasında ilk sıralarda yer aldığına ve ada ülkelerinin sağlık anlamında yaptığı, yerinde yatırımlarla da sağlık turizminde ilk tercih edilen ülkeler arasında yer almalarının sağlanabileceğine dikkat çeken Dr. Saffet Özenç, sağlık turizminin geliştirilmesiyle turizmin sadece yaz dönemiyle sınırlı kalmayıp, yılın her mevsimine yayılmasının yolunun açılacağına dikkat çekti.
Örneğin, son 5 yılda Costa Rica ve Karayip adalarının, ABD ve Kanada için bir imkan oluştururken, Malta ve Kıbrıs'ın da Avrupa Birliği ülkeleri için tedavi ve tatil imkanı sağlayan ülkeler haline geldiğini kaydeden Dr. Özenç, Güney Kıbrıs'ın fırsatı görüp bu yönde adım attığını belirtti.
Sağlık turizmiyle ilgilenen Kıbrıslı Türk Özenç, Rum yönetiminde, 2005'te bu alanda başlayan çalışmalarla Güney Kıbrıs'ın özellikle İngilizler için estetik, diş ve elektif cerrahi için çok cazip bir tedavi merkezi haline geldiğini belirtti.
KKTC'ye ise ivf tedavisi için yurtdışından azımsanmayacak sayıda hasta geldiğine dikkat çeken Dr. Özenç, potansiyel yatırımların sonucu olarak yakın zaman içerisinde diş tedavisi ve plastik(estetik) cerrahi, hatta diğer cerrahi ameliyatlar için gelecek hastaların sayısında bir artış yaşanmasının beklendiğini belirtti.
İlerlemeler ve imkanlar göz önünde bulundurularak sağlık anlamında ülkemizdeki eksiklikleri dikkatlice değerlendirip, uzun vadede doğru stratejiler ve projelerle KKTC'nin dünyaya tanıtılması için çalışılması gerektiğini belirten Dr. Özenç, "Kendimize küçük aynadan bakıp büyük adımlar atmalı ve elimizdeki potansiyeli göz ardı etmeden misafir edeceğimiz yabancılara dünya standartlarında sağlık hizmeti sunmak için çalışmalara başlamalı ve bu anlamda dünyadaki gelişmeleri takip etmeliyiz. Bunu da kulaktan dolma bilgilerle veya sadece internetten araştırarak değil, yerinde örneklerini takip ederek gerçekleştirmeliyiz." Dedi.
Bu hedefle yola çıkarken, göz ardı edilmemesi gereken en önemli unsurun konunun sağlık olduğunu söyleyen Dr. Özenç, o nedenle gelişigüzel hareket etmeden "devlet desteği ve kontrolü" altında yeni politikalar ve düzenlemeler getirilmesinin önemine işaret etti.
Yabancılara sunulacak sağlık hizmeti denildiğinde, sadece ülkemize tedavi amaçlı hasta getirmenin ötesinde, ülkemizde yaşayan ve sayıları çokça olan yabancı nüfusun da göz önünde bulundurulması gerektiğini belirten Dr. Saffet Özenç, "özellikle kendimizi personel gelişimi, teknolojik donanım, tedavi öncesi ve sonrası sunulacak hizmetler anlamında geliştirmeli ve uluslararası akreditasyon standartlarını yakalamalıyız." Önerilerinde bulundu.
|