|
Bütün Avrupa ve de dünya basını, Türk Milli Takımı'nın Çek Cumhuriyeti'ne karşı kazandığı zaferden söz ediyor.
"Türklere şapka çıkarıyoruz" diyorlar. Maçın sonucunu ve kazanılan zaferi 'olağandışı, inanılmaz' olarak niteliyorlar. Türkiye'nin, Euro 2008'in en büyük mucizesini gerçekleştirdiğini ifadeyle, çılgın Türklerin Cenevre'de tarih yazdığını, bunun müthiş bir uyanış olduğunu kaydediyorlar.
Kurtuluş Savaşı öncesi Türkiye'ye 'hasta adam' diyorlardı. Emperyalist güçlere göre, bir sillelik canı vardı Türkiye'nin. Leş kargaları gibi modern silahlarla Türk toprakları üzerine çullanarak, Anadolu'yu parselleyeceklerdi.
Bırakınız İngiliz'i, Fransız'ı, İtalyan'ı, Yunan'ı; ta dünyanın öteki ucu olan Avustralya'dan, Yeni Zelanda'dan asker getirmişlerdi.
Daha sonraki yıllarda, Avustralya ve Yeni Zelandalı tarihçiler, "on binlerce kilometre uzaklıktaki Türk topraklarında ne arıyorduk?" diye kendi kendilerini sorgulamışlardı.
Ancak İstiklal Savaşı'nda hiç umulmadık bir direnişle karşılaşmışlar ve ayak topukları kıçlarına vurarak, Türk topraklarını terk-i diyar eylemişlerdi.
Ulu Önder Atatürk ve arkadaşlarının öncülüğünde şahlanan Türk milleti, Avrupa medyasının dediği gibi, imkânsızı, inanılmazı ve zoru başarmıştı.
Kıbrıs Türk halkı da, 1955'lerden 1974'e varıncaya kadar aynı azim, inanç ve kararlılıkla inanılmazı, imkânsızı ve zoru başarmadı mı?..
Başarabilmek, her şeyden önce inanç meselesidir, yürek işidir. Varsa öyle bir yürek, amenna!.. Ya yoksa?..
Örneğin, Güney Kıbrıs'ta ERT ve PIK'in yayınlarını güçlendirmesiyle ART, ATV, NTV ve kısmen de Genç TV olumsuz yönde etkilenmiş bulunuyor. Daha önce de Kanal T, AKEL'e ait 'Plus TV'nin benzeri uygulamasından nasibini almıştı.
Böyle bir durum karşısında ne yapılabilir, ne gibi önlemler alınabilir?.. Misillemede bulunulabilir mi?..
Ali Baturay'ın da geçen gün işaret ettiği gibi, iki toplumlu teknik komitelerde bu konu konuşulması gerekirdi. Ancak sporu dahi konuşmak istemeyen Rumlardan ne beklenebilir ki!..
Yayın Yüksek Kurulu, dört yıl önce konuya ilişkin olarak devlet ve hükümet yetkililerini uyarmış, demode kalmış teknoloji ve imkânlarla bir yarışa girilemeyeceğine dikkat çekmişti. Selvili Tepe'nin elektrikten yoksun olması da işin püf noktası.
Rum tarafının frekanslarını güçlendirmesine kimse karışamaz ve hakkıdır da!.. Ama siz, bu durumda gerekli önlemleri alamazsanız, sizde böyle bir yürek yoksa, her konuda olduğu gibi acizlik politikası sergilerseniz, inandırıcı olamaz, inanılmazı, imkânsızı ve zoru başaramazsınız. Başarabilmek azim ve kararlılık gerektirir. İnanç gerektirir.
Şimdilerde nerde böyle bir inanç?..
Cumhurbaşkanının bizzat kendisi, Başbakanın bizzat kendisi işlerin yolunda gitmemesinden yakınırken, kamu sektöründe yeniden yapılanma gerçekleşemezken, kimi kime şikayet edeceksiniz?..
Halbuki 21 Aralık 1963'ten sonra Rum tarafı BRT'ye öyle bir parazit uygulamış ki, Kıbrıslı Türkleri haberleşme özgürlüğünden yoksun bırakmıştı. Ama bunun misillemesi öylesine sert olmuştu ki, bin pişman olmuş, parazit uygulamaktan da vazgeçmişlerdi.
Kamu-İş Başkanı Ahmet Çaluda'nın işaret ettiği gibi Kıbrıslı Türklerin, enformasyon ve iletişim çağı olan 21. yüzyılda dünyadaki tüm insanlar kadar bilgi edinme ve kendi kültürünü yayma hakkına sahip olmasına rağmen ticari, turizm, sportif ve her alanda ambargolara tabi tutulması insanlık ayıbıdır.
Ancak bu konularda başkalarından, Avrupa'dan medet ummak boşuna çabadır, umutsuz vakadır!..
Her konuda başarılı olabilmek, inanılmaz dahi olsa, Türk Milli Takımı'nın yaptığı gibi yüreğini ortaya koyarak mücadele etmek gerekir. Bunun başka türlüsü yoktur. Örneğin eğitimde yaşanan kaos, bu toplumun bünyesinde nice yaralar açmış olup, bunların kapanması kolay değildir. Kuraklık nedeniyle zamanında önlem alınamamasının faturası ağır olacaktır. Narenciye alanları her geçen gün daha da azalmakta, üretici, üretimden koparılmakta, en azından soğutulmaktadır. Yalnız üretici değil, genelde Kıbrıs Türk halkı da 'hazıra konma' alışkanlığına sokulmaktadır.
Bir seferberlik ruhu yaratarak ve de kararlılıkla karşı karşıya bulunulan sorunların giderilmesi yönünde adımlar atılamaz mıydı?.. İzlenen acizlik politikaları hiçbir zaman olumlu değil, aksine olumsuzluklar yaratır.
Bu halk, Rum'un kuyruğunda 'maşrappa' olmaktan kurtulamayacak mı?..
Bu eleştirilerimiz, yalnız bu günkü yöneticilere değil, tüm gelmiş geçmiş yöneticileredir de aynı zamanda.
Silkinin ve kendinize geliniz. Avrupa ve dünya medyası, Türk Milli Takımı'nın inanılmazı, imkânsızı başardığını yansıtıyor, övgüler düzüyor, 'çılgın Türkler' ifadesini kullanıyor.
Az biraz olsun ilham alabilseniz!..
|