Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Alev aldı çakıldı: 153 ölü
Provokasyon
"Bonfile şebekesine" polis operasyonu
Oğuz Veli Beidoğlu vefat etti
Kaçak apartmanlar mühürlendi
Paraya tamahımız yok
Bağdat'tan Suriye'ye Suriye'den KKTC'ye
Güney Kıbrıs'taki fanatik Rum örgütleri cesaretlendiriliyor
Millilere Danimarka piyangosu
Bağcıl'dan görkemli açılış
Lefke'de şenlik başladı
Türkiye'den güzel prova: 1-0
Altın adam Ramazan
Gönyeli bugün resmi açılışı yapıyor
Adal: Hata yapma lüksümüz yoktur
Spor ve sanat bir arada

YORUMLANANLAR
Panayotis Necati'ye 2 gün [1]
Ekmeğe zam: Ekmek bugünden itibaren 1 YTL'ye satılacak [1]
Kazaya davetiye çıkaran yol [2]
İzinsiz inşaatların yapımı durduruluyor [7]
Yedidalga'da viraj tehdidi [3]
Kıvanç Buhara, ÖRP'ye katıldı [3]
Bayrağını al, Kıbrıs'a gel [6]
Çayönü'nde 30-40 yıllık 393adet servi ağacını kestiler [6]
Kalp hastalıkları kanserle yarışıyor [2]
Oynamadan da kazanılır: 1-0 [2]
Serdar Akgül, kızı için böbreğini satacak [5]
Rumlar Güzelyurt için yürüdü [7]
Süt atıkları çevreyi mahvediyor... Noro suyu fidanları kuruttu [3]
Sponsor olun 5 yıl reklamınızı yapalım [8]
Cihangir'in kuzeyi çöplüğe dönüştü [4]
Cihangir tam gaz: 2-1 [3]

Kosova Konusu ve Dünyayla Birlikte Hareket Etmek

Osman Ertuğ

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   28 Şubat 2008, Perşembe Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Devlet ve Hükümet yetkililerimizin Kosova'nın tanınmasıyla ilgili olarak son zamanlarda yaptığı açıklamalar bu konuda bir zihin kargaşası yaşandığını gösteriyor.. Başlangıçta iki konu arasındaki benzerlik veya bağlantı tamamen inkar edildi!.. Sonra "KKTC'nin Kosova'yı tanıma gibi bir hazırlığı" olmadığı açıklandı.. "KKTC'nin Kosova'yı tanıması söz konusu olamaz. Böyle bir girişim hiçbir fayda getirmez" dendi ve "gülünç duruma düşme" endişesi izhar edildi. "Kosova'dan 'biz sizden tanıma istemedik' gibi bir cevap gelme olasılığı var" şeklinde açıklamalarda bulunuldu ve nihayet "Kosova örneğini 10 defa düşünmeliyiz... Bu bizim için çıkaracağımız en büyük örnektir" denmek suretiyle iki konu arasındaki bağlantı zımnen de olsa kabul edilmiş oldu.

"Dünyayla birlikte hareket etmek" hiç şüphesiz güzel bir şeydir. Ancak, bu iddiada olanların, dünyanın önemli bölümünün Kosova'yı tanımaya hazırlandığı ve bir bölümünün de bu tanımayı gerçekleştirdiği bir aşamada, yeni devleti tanımayacaklarını bu kadar kategorik bir şekilde açıklamaları bir çelişki teşkil etmez mi? Acaba bu konuda en azından biraz daha "diplomatik" veya esnek davranılamaz mıydı? Örneğin, "Konuyu değerlendiriyoruz", "Şartlar veya konjonktür elverdiğinde konuyu tezekkür ederiz" denmek suretiyle!

Konu, nihai tahlilde, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin kendi tanınmasını da ilgilendirdiği için aşağıdaki gözlemlerimi sizlerle paylaşmak istiyorum:

1. İngilizcede "Asla 'asla' demeyin" (Never say never!) diye bir söz vardır. Bunu yapmakla seçeneklerinizi daraltır kendi elinizi zayıflatırsınız. Masada elinizin güçlü olabilmesi için seçeneklerinizi açık tutmanız şarttır. Bunun ilginç bir kanıtı Kıbrıslı gazetesinin 17.10.2007 tarihli sayısında AB Haberden alıntı olarak verilen ve kaynağı Yunanistan'da yayınlanan Avgi gazetesi olan Rum Yönetimi eski lideri Klerides'in "en kötü anılarından birisinin Basra Körfezinde dört ülkenin Kıbrıs konusunun altı ay içinde çözümlenmemesi durumunda Kıbrıs Türk devletinin tanınacağı yönünde yaptıkları uyarıydı" şeklindeki sözleridir. Bu da gösteriyor ki, Rum tarafını uzlaşıya zorlayacak en etkili gelişme KKTC'nin uluslararası alanda tescil edilmesi veya tanınmasıdır. Yeter ki öncelikle biz buna inanalım ve bu doğrultuda uğraş verelim. Dünyaya bunun uzlaşıya karşı değil, uzlaşıya doğru atılmış bir adım olduğunu anlatalım.

2. Uluslararası koşulların süratle değiştiği dinamik bir dünyada yaşıyoruz. Konjonktürden yararlanmasını bilelim. 12 Şubat 2008 tarihli yazımda "Kosova'yı tanıyacak mıyız?" sorusunu ortaya atarken, maksadım bu konuda bir tartışma başlatmak ve karar mekanizmalarımızı harekete geçirmekti. Bu belki bir ölçüde gerçekleşti ama KKTC makamlarının en üst düzeyde bu tartışmaya bir nokta koymaya çalışıyor. "Böyle bir girişim hiçbir fayda getirmez" demek, kanımca olayın KKTC'ye dikkat çekerek uluslararası profilini yükselteceğini gözardı etmektir!..

3. Kosova'yı tanımanın bazı siyasi riskler taşıyabileceği düşünülse bile, bu yeni devletten ters bir cevap gelebileceğini söylemek bir abartı, gereksiz bir korkudur gibime geliyor. Çünkü tanıma karşılık beklemeden tek taraflı olarak yapılabilir. Bu durumda kimse kalkıp da "Siz bizi tanıdınız ama biz sizden tanıma istemedik" diyecek kadar diplomatik nezaketsizlik göstermez. Ayrıca tanıdığımızı bildirmenin çeşitli yolları vardır. Ters cevaptan korkuluyorsa, önceden diplomatik kanallardan sondaj yapılabilir. Bu maksatla Kosova'yı tanıyan ve dış konularda hep birlikte hareket ettiğimiz Anavatan Türkiye'nin kanalları kullanılabilir.

4. "Gülünç duruma düşeriz" endişesi ise bence kendimize güvensizliktir!1990'da (Türki) Orta Asya Cumhuriyetleri'ni tanıdığımızı bildirmekle ne terslendik ne de gülünç duruma düştük!.. "Ne faydası oldu?" derseniz, en azından onlara varlığımızı hatırlattık, yani oralarda "bayrak gösterdik"... Başta Azerbaycan olmak üzere bu ülkelerle ilişkilerimizin gelişmesinde bu "jestimizin" rolü olduğunu söylemek de bir abartı olmayacaktır. Çünkü bu tür jestler ilgili ülkeler tarafından en azından "not edilir" ve günü geldiğinde kullanılır.

5. Diyelim ki Kosova yine de bir "acemilik" yaptı veya başkaları tarafından zorlandı ve bizi tersledi! Bu gerçekten utanılacak bir şey mi? Tanınmamışlık bizim değil, uluslararası alanda bizi statüsüz bırakan büyük ülkelerin ayıbıdır. Ayrıca, hiçbir özgürlük ve bağımsızlık mücadelesi risksiz değildir. Nitekim bunu Kosovalılar da biliyor ve her geçen gün yaşıyor. Yine de yollarına devam ediyor ve edecekler. Dünyanın bir bölümünü bu konuda yanlarına alamamış ve belki de hiç alamayacak olsalar bile!

6. Kararlılık ve ısrarcılık konusunda Rum komşularımızın davranışlarına bakalım! Şu feribot seferlerini dahi Suriye makamları nezdinde kaç kez girişim konusu yaptılar!...Ve bakalım kaç kez reddedildiler! Ancak, başta reddedilseler bile sonunda başarırlarsa hiç şaşmayın. İslam Konferansı'na dahi üyelik girişiminde bulunma cüretini gösteren bir idarenin bu konunun peşini bırakmayacağı aşikardır! Yeni liderlik döneminde bu ısrarcılıktan vazgeçilip geçilmeyeceğini ise yaşayıp göreceğiz.

"Dünyanın tersine gidelim" gibi bir tutum içinde değilim. Dünyayı yanınıza alabilirseniz hiç şüphesiz almakta fayda vardır. Ancak ülkeler, varlıkları ve ulusal çıkarları söz konusu olduğunda, sırf başkalarına hoş görünmek ve iyi bir imaj yaratmak için dünyanın her dediğini yapmazlar. Hatta dünyayı karşılarına almayı bile göze alırlar. Bizim bu konuda esin kaynağımızı uzaklarda aramamıza da gerek yoktur. Yakın tarihimize bakmak yeterlidir. Eğer Türkiye zamanında dünyayı yöneten büyük güçlere karşı gelmeseydi, İstiklal Savaşı kazanılabilir ve Türkiye Cumhuriyeti kurulabilir miydi? Ve "dünyayla birlikte hareket etmek" adına Türkiye 1974 Barış Harekatı'nı gerçekleştirmemiş olsaydı bugün acaba nerede olurduk?

   738 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
14 Ağustos 2008, Perşembe   "Ayrılıkçı Devlet" kimdir
12 Ağustos 2008, Salı   BM Genel Sekreteri'ne (çok) açık mektup
07 Ağustos 2008, Perşembe   Çözüm istemek
05 Ağustos 2008, Salı   Özel Temsilci'den Özel Danışman'a...
29 Temmuz 2008, Salı   "İhtiyatlı kötümserlik"
24 Temmuz 2008, Perşembe   Basın yoluyla müzakere (1)
22 Temmuz 2008, Salı   20 Temmuz 1983: Bugün aynı "tabloyu" çizer miydim?
17 Temmuz 2008, Perşembe   Ayrılma hakkı
15 Temmuz 2008, Salı   Tek mi, çift mi?
10 Temmuz 2008, Perşembe   Bir "tek" de ABD'den!



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.1836 1.1919
1 STERLİN 2.1995 2.2158
1 EURO 1.7438 1.7560



YAZARLAR : .

Başaran Düzgün

KAPIDAKİ TEHLİKE

Ali Baturay

HÜKÜMET, EŞEL-MOBİLLE OYNAYARAK KENDİ KUYU...

Hasan Hastürer

Toprağımız sınırlı olduğuna göre...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar (34)

Akay Cemal

Peşin taleplerle masaya dinamit mi konuluy...

Ahmet Tolgay

LEFKOŞA TÜRK BELEDİYESİ'NİN KURULUŞ ÖY...

Bilbay Eminoğlu

Yiyin efendiler yiyin!

Necdet Ergün

YENİ "ENERJİ POLİTİKASINA" İHTİYAC...

Dilek ÇETEREİSİ

"2 tel saçım da çıktı"

Uzm. Mine Çağlar

Akciğer kanseri

Dr. Umut Altunç

Lap Top Bilgisayarlar Kısırlık Yapar Mı?

Aysu Basri

ÇÖZÜM OLACAĞINA İNANMAYANLAR NASIL ÇÖZÜM Y...

Sevilay SADIKOĞLU

İstanbul ve Karaköy Güllüoğlu baklavaları....

Mustafa BESİM

EKONOMİDE HAYAL DÜNYASI

Türem Delikurt

Doğa'nın gizemi...

Dr. İsmail KEMAL

Batı'nın Afganistan çıkmazı

Emin AKKOR

Elektrik çarptı

Oğuz Metiner

Berat geceniz mübarek olsun

Ali Özçil

Denizlerin siyah incisi havyar

Bedia BALSES

Elinde Camdan Ebem Kuşakları Dilinde Krist...

Beste SAKALLI

AŞK, ALIŞMAK VE YAŞAMAK...

Psikolog Ayla Kahraman

"DİYABETİK ÇOCUKLAR"

Naile SOYEL (GIDA MÜHENDİSİ)

Dillendirilen bir konu daha var:POZİTİF OL...

Osman Ertuğ

"Ayrılıkçı Devlet" kimdir

Bener HAKERİ

Yozlaşmağa karşı manifesto (bildiri)

Ata ATUN

OSETYA- RUSYA, KKTC-TÜRKİYE BENZEŞMESİ

Mehmet RATİP

Sol'un "hasımsızlığı"

Dr. Orhan Aydeniz

Tarımsal Üretim Planlaması

Harid Fedai

(Çörçhil'in Kabulleri)

Cumhur DELİCEIRMAK

ÇOCUKLARIN SAATİ YA DA TABULA RASA





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital