|
Son yıllarda, piyasada çeşitli ithal meyve fidanları, boylu süs ağaçları hatta yaşlı hurma ve Hindistan cevizi ağaçları görüyoruz. Fidanlar gerçekten bizim yerel kuruluşlarımızın piyasaya sürdüğü fidanlarla kıyaslanamayacak kadar gösterişli ve boyludur. Bunun yanında, herkesin istediği türde ve miktarda fidan bulmasının sağlanması da önemli bir hizmettir. Hele aşısız ve zayıf bir fidan dikerek zaman kaybetme yerine,yetişkin aşılı bir fidan alınıp dikilmesi, ağaçlandırmada zaman kazanmak bakımından büyük bir avantajdır.
Ancak madalyonun öteki tarafına bakıldığı zaman, sakıncaların tüm yararları gölgede bırakacak derecede fazla ve ciddi olduğu görülür. Önce,ithal edilen topraklı fidanlarla ülkemize, bizde bulunmayan bir çok hastalığın veya zararlı böceğin gelme riski vardır.
Örneğin, son yıllarda ithal edilen hurmalarla, bizde bulunmayan ve ağaçların yok olmasına sebep olan hurma kırmızı böceğinin (Rhynchophorus ferrugineus) ülkemize getirilmesi, bu işin ne kadar tehlikeli ve sakıncalı olduğunu gösterir.Bu bakımdan, ada avantajımızın bir yana itilmesi ve meyve ile meyve fidanı ithaline izin vererek, karadan ülkemize doğal olarak gelemeyecek böcek ve hastalıkları, kendi elimizle ülkemize getirmemiz akıl harcı değildir.
Tarım Bakanlığı'nın hurma ağacı ithaline izin vererek bizde bulunmayan hurma kırmızı böceğinin (Rhynchophorus ferragineus) ülkemize gelmesine sebep olması, önemli bir olaydır ve çok ciddi bir hatadır. Şimdi henüz belli olmamasına karşın, bu ağaçlarla bizde bulunmayan daha başka zararlıların da gelip gelmediği önümüzdeki yıllarda anlaşılacaktır.
Böyle tehlikeli bitkisel zararlıların ülkemize bulaşması, diğer sakıncalar yanında tarım ürünleri ihracatımız üzerinde de çok olumsuz etki yapar. Bu nedenle,ayni hatanın tekrarlanmaması ve ülkemize böyle zararların yapılamaması için, hükümetin mutlaka bu konuyu masaya yatırması ve kimlerin, hangi gerekçe ile topraklı gelişmiş ağaç ithaline izin verdiği ortaya konulmalıdır.
Tarım konusunda sadece genel bilgi sahibi olanlar bile, topraklı ve büyük bir ağacın üzerinde böcek ve hastalık bulunabileceğini ve ağaçların belirli bir zaman karantinaya alınıp gözlem altında tutulmadan veya dezenfekte edilmeden; temiz olduğuna karar verilemeyeceğini bilmesi gerekir. Hele sadece ihracatçı ülkeden gelen belgeye bakarak, ağaçlarda herhangi bir zararlı olmadığını kabul etmek büyük bir ihmaldir.
Ülkemize meyve fidanı ithal edilmesinin diğer bir sakıncası da yabancı çeşit ve türlerin yerel koşullarımıza adaptasyonu sorunudur. Her bitki türünün yetişebilmesi ve meyve verebilmesi için, belirli ekolojik koşullar istediği tartışılamayan teknik bir gerçektir. Sıcak iklimde yetişen bir bitki; bizde yetiştirildiği takdirde, ya soğuktan etkilenerek kurur veya güçlükle hayatta kalabilse bile, yeterince ürün veremez. Soğuk iklimlerin meyve türleri ise, gereksinim duyduğu derecede düşük sıcaklık olmadığı için, ya hiç meyve vermez veya çok az meyve verir.
Bu bakımdan en doğrusu, ülkemizin her türlü fidan gereksinimini bizim yetiştirerek karşılamamızdır. Halen tarım dairesi, her yıl bir miktar meyve ve süs bitkisi yetiştirerek satışa sunuyor. Bunun yanında orman dairesi de ormanlaştırmada dikilen fidanlar yanında, bir miktar süs bitkisi yetiştirir. Ancak, piyasaya ithal fidan getirildiğine ve herkes kıyaslanamayacak kadar daha fazla para ödeyerek bu fidanları alıp diktiğine göre, yerel talebin devletçe tam olarak karşılanamadığı anlaşılır.
Aslında ülkemizin tüm süs bitkisi ve meyve fidanı gereksiniminin yerel olarak karşılanması mümkündür Hatta boylu fidanların ülkemizde yetiştirilmesi bakımından hiçbir eksiğimiz yoktur. Bütün mesele, devletin fidan üretimi gibi doğa bakımından önemli bir konuya gereken önemi vermesidir. Halen göze çarpan en büyük hatalardan biri, böyle önemli bir hizmet için, devletin fidanlıklara yeterli tahsisat ayırmaması ve bu işin döner sermaye ile yürütülmesine çalışmasıdır. Oysa, ülke için bu kadar yaşamsal önem taşıyan bir hizmetin yerine getirilmesinde, devletin daha cömertçe hareket etmesi beklenir.
Halen su yetersizliği nedeniyle Güzelyurt'taki devlet fidanlıklarında üretim kapasitesinin artırılmasında sıkıntılar varsa, Haspolat arıtma tesisindeki bol su kaynağından yararlanarak, ülkenin tüm fidan gereksiniminin karşılaması için, zaman geçirilmeden büyük bir fidan bahçesi kurulması çok isabetli olacaktır.Fidan üretiminde atık suların kullanılması, Güzelyurt'taki kuyular üzerindeki baskının azaltılmasına da katkı sağlayacaktır.
Fidan ihtiyacımızın yerel olarak karşılanması için bir diğer seçenek de, devletin alacağı bazı önlemler ve sağlayacağı bazı kolaylıklar ile, özel kesimin bu alanda faaliyet göstermesini sağlamasıdır. Örneğin, Haspolat arıtma tesisleri çevresinde özel sektöre arazi ve su temin ederek ve bu alandaki girişimcilere kredi sağlayarak, sorunun kökünden çözümlenmesi olasıdır. Bunun yanında halen çok zor koşullarda ve kısıtlı olanaklar ile fidan üretimi yapan özel girişimcilere de devletin yardım elini uzatması gerekir.
|