Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Yoldan çıkıp takla atan otomobilin sürücüsü öldü
Bebek kürtajla alınacak
Ya yasanız gidecek, ya da siz
Avrupa Parlamentosu'ndan fazla bir beklenti olmamalı
Kemal Sunal, mezarı başında anıldı

YORUMLANANLAR
Panayotis Necati'ye 2 gün [1]
Ekmeğe zam: Ekmek bugünden itibaren 1 YTL'ye satılacak [1]
Kazaya davetiye çıkaran yol [2]
İzinsiz inşaatların yapımı durduruluyor [7]
Yedidalga'da viraj tehdidi [3]
Kıvanç Buhara, ÖRP'ye katıldı [3]
Bayrağını al, Kıbrıs'a gel [6]
Çayönü'nde 30-40 yıllık 393adet servi ağacını kestiler [6]
Kalp hastalıkları kanserle yarışıyor [2]
Oynamadan da kazanılır: 1-0 [2]
Serdar Akgül, kızı için böbreğini satacak [5]
Rumlar Güzelyurt için yürüdü [7]
Süt atıkları çevreyi mahvediyor... Noro suyu fidanları kuruttu [3]
Sponsor olun 5 yıl reklamınızı yapalım [8]
Cihangir'in kuzeyi çöplüğe dönüştü [4]
Cihangir tam gaz: 2-1 [3]

Kuraklık ve Su Kıtlığı

Dr. Orhan Aydeniz

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   1 Nisan 2008, Salı Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Geride bıraktığımız kış mevsiminin, normalin çok altında kurak geçmesi; herkesi endişelendirmeye başlamış ve birçok kimse sorunun atlatılması için çeşitli yapıcı öneriler ortaya koymağa başlamıştır. Ancak, kuraklığın aylar öncesinden belli olmasına rağmen, hâlâ daha söylemden eyleme geçilmediği ve somut hiç bir uygulamaya geçilmediği görülüyor.

Ülkemizdeki su sorunu, maalesef geçmişten günümüze kadar yöneticilerimiz tarafından ciddiye alınmadığı ve bilime dayalı uzun süreli planlamalar yapılmadığı için, bugünkü felaket düzeyine ulaşmıştır.

Örneğin; Değirmenlik, Lapta, Alsancak'taki pınarların kuruması, birçok bölgelerdeki yaraltı sularının kirlenmesi, tuzlanması ve kuruması sadece kuraklığın artmasına bağlanamaz. Asırlar boyunca akan 3 başpınar; bunların kaynaklarına açılan arteziyen kuyularındaki çekimler nedeniyle, yeraltındaki su seviyesi düşürüldüğü için kurutulmuştur. Tuzlanma ise, kuyulardan su çekiminin, beslenme düzeyinde olması sağlanmadığı için ortaya çıkmıştır. Yeraltı sularının kirlenmesinin ise; sorumsuzca inşaat izinleri verilmesinden kaynaklandığı herkesin bildiği bir gerçektir.

Gelinen noktada maalesef geçmişten gereken derslerin alınmadığı ve hâlâ daha sorunun çözümünde, radikal önlemlerin önemsenmediği görülüyor. Yeraltı sularının kullanımının sıkı kontrol altına alınmaması, gelişigüzel kuyu açma izni verilmesine devam edilmesi, su savurganlığının önlenmesi için somut önlemler alınmaması ve sorunun sadece; söylemlerle ve deniz suyundan arıtılarak, çözümüne çalışılması bu gerçeği gösteriyor.

Su olmadan yaşamımızın sürdürülmesi mümkün olmadığına göre; su temini için, çok pahalıya mal olan deniz den damıtma yöntemi dahil tüm olanaklardan yararlanılması, her türlü özveri ve maliyetin göze alınması normaldir.

Ancak, suyun kıt olduğu ve yüksek maliyetle denizden damıtarak su temin edilen bir ülkede:

Haspolattaki günlük 30,000 ton kapasiteli suyun, hâlâ daha en akılcı bir şekilde kullanılması için gerekli projelendirmenin yapılmaması;

Yeşilırmakta on binlerce ton içilebilecek kalitedeki suyun denize akmasına seyirci kalınması;

Suyun hesaplı kullanılmasını sağlayacak köklü önlemlerin alınmaması;

Ülkemizdeki kalitesiz yeraltı sularının, tarımda değerlendirilmesi yönünde planlamalar yapılmaması;

Kaymakamlıkların hâlâ daha, her yerde ve gelişigüzel kuyu açılmasına izin vermeye devam etmesi;

Tarım kesiminde, suyun ihtiyaca göre kullanılmasını sağlayacak üretim planlaması yapılmaması;

Bitkilerin sulanmasında değerlendirilebilecek on binlerce atık suyun, Girne denizine boşaltılması;

Su şebekelerindeki kaçakların sıfırlanmaması;

Ev bahçelerinde içme suyu yerine, kalitesiz suların kullanılması için önlem alınmaması;

Belediyelerin şehir içi yeşillendirme faaliyetlerinde, kuraklığa dayanıklı bitkiler yerine, en çok su gereksinimi olan çim gibi bitkiler yetiştirmeye devam etmesi;

Hayvancılıkta içme suyu yerine, kalitesiz suların kullanılmasının sağlanmaması; normal bir tutum

kabul edilemez.

Ülkemizdeki su sorunu ve çözüm yolları üzerinde, şimdiye dek çok konuşulmuş ve durulmuştur. Ayrıca, bizim gibi su sıkıntısı çeken başka ülkelerde de neler yapıldığı sır değildir. Bu nedenle hâlâ daha, uygulama yerine söylemlere devam edilmesi yadırganacak bir tutumdur. Gerçi ülkemiz gibi populizm'in kronikleştiği bir yerde, sorunun çözümü için köklü önlemler alınmasına karar vermek kolay değildir. Ancak, tüm yaşamı felce uğratabilecek kuraklık afetinin etkilerinin ve zararlarının azaltılması isteniyorsa, yönetenlerin de vatandaşların da eski alışkanlıklarından biraz fedakârlıkta bulunmaları kaçınılmazdır.

Ayrıca, bizim yaşanan dönemde konuştuğumuz çözüm yolları; İsrail ve ABD gibi ülkelerde, yarım asırdan beri uygulanıyor. Bu nedenle, biz de artık gerçekleri görmek ve bol su kaynaklarına veya petrol gelirine sahip bir ülke gibi hareket edemeyeceğimizi kabul etmek zorundayız.

   927 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
01 Temmuz 2008, Salı   Kuraklık felaketi ve çözüm yolları
24 Haziran 2008, Salı   İpsaro konusunda göz ardı edilmemesi gereken önemli bir nokta
17 Haziran 2008, Salı   Yeşil Ciğerlerimizi Yakanın Canı Yanmalı
10 Haziran 2008, Salı   Ormanların dağıtılması alışkanlığı
08 Haziran 2008, Pazar   Çevre panelinin ardından
05 Haziran 2008, Perşembe   Dünya Çevre Günü
03 Haziran 2008, Salı   Küresel ısınmadaki talihsizliğimiz
27 Mayıs 2008, Salı   Sigara denetim yasası bekletilmemeli
22 Mayıs 2008, Perşembe   Dünya Biyolojik Çeşitlilik Günü
20 Mayıs 2008, Salı   Toprağa gömdüğümüz servet



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.2301 1.2388
1 STERLİN 2.4374 2.4555
1 EURO 1.9314 1.9407



YAZARLAR : .

Süleyman Ergüçlü

Her yolun bir sonu vardır

Başaran Düzgün

DENKTAŞ'I DA TUTUKLARLAR MI?

Ali Baturay

BAKOYANNİ'NİN GÖZÜ

Hasan Hastürer

Aziz Kent'in gördüğü adres TC Büyükelç...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(23)...

Akay Cemal

Kissinger'den Denktaş'a tavsiye: E...

Ahmet Tolgay

HALKTA İPSARO DUYARLILIĞI...

Bilbay Eminoğlu

Bir bardak yeşil çaya ne dersiniz?

Necdet Ergün

Ekonomide "kapasiteler ve kârlar" ...

Dilek ÇETEREİSİ

"2 tel saçım da çıktı"

Uzm. Mine Çağlar

Güneş ışınları ve cilt kanseri

Dr. Umut Altunç

KLİMA İLE GELEN ATEŞ!

Aysu Basri

AYRILIRKEN DE SEVEBİLMEK

Sevilay SADIKOĞLU

Çocuğuma okul arıyorum...

Mustafa BESİM

LOKMACI: KALİTELİ HİZMET VE UYGUN FİYAT

Türem Delikurt

Multipl Skleroz

Dr. İsmail KEMAL

Sarkozy'nin Akdeniz projesi

Emin AKKOR

Uzman raporuna kulak tıkayan hükümet, halk...

Oğuz Metiner

Mübarek Üç Aylar

Ali Özçil

Yazın sevilen meyvesi kiraz

Bedia BALSES

KIBRIS TÜRK MÜZİK İŞÇİLERİ

Beste SAKALLI

ULUSLARARASI İSKELE FESTİVALİ II. ŞİİR BUL...

Psikolog Ayla Kahraman

Zamanı yaşamak ya da harcamak

Naile SOYEL (GIDA MÜHENDİSİ)

Ç İ N Tuzu Dedikleri...

Osman Ertuğ

Meselenin özü

Bener HAKERİ

Şairler, ah bu şairler!

Ata ATUN

TEK EGEMENLİK, TEK VATANDAŞLIK

Mehmet RATİP

Tahtası eksik bir ülke ve "su tahtası&...

Dr. Orhan Aydeniz

Kuraklık felaketi ve çözüm yolları

Harid Fedai

Halayık - Kapu Cinâyeti

Cumhur DELİCEIRMAK

BOP TARAFI





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital