|
İçinde bulunduğumuz koşullarda ve dönemde, ülkemizde bulunan her ağacın kesilmesi; tüm vatandaşlarımızın zararınadır. Çünkü kesilen her ağaç; kuraklığın, su sıkıntısının, kavurucu sıcakların, toz kirliliğinin, hava kirliliğinin artması ve yaşam kalitemizin biraz daha azalması demektir.
Bu nedenle, çok gerekli ve çok özel koşullar dışında, ağaçların gelişigüzel kesilmesi hoş karşılanamaz. Özellikle doğal ormanların, makiliklerin, kırsal alanlardaki zeytin, harnup gibi yerel bitki örtüsünün ve çeşitli meyve ağaçlarının korunması hepimizin ortak çıkarınadır.
Ancak, tarımda ekonomik ömrünü dolduran bazı meyve ağaçlarının tekniğine uygun bir şekilde gençleştirilmesi veya yenilenmesi dünyanın her tarafında yapılan çok normal bir uygulamadır. Örneğin tarım bilimine göre, limon ağacının ekonomik ömrü 60, greyfurt ağaçlarının ise 40 yıldır.
Ticari ömrünü tamamlamış, limon ve greyfurt ağaçlarına ne kadar iyi bakım ve harcama yapılırsa yapılsın; üretici çeşitli sorunlarla karşılaşır ve yaptığı emek ve harcamalarının karşılığını alamaz. Ülkemizdeki limon ve greyfurt ağaçlarının da önemli bir kısmı, ekonomik ömürlerini tamamlandığına göre, üreticilerimizin yeni arayışlar içinde olması yadırganamaz.
Fakat bu uygulamaların: yasaya uyulmadan, gelişigüzel, plansız, bilinçsizce yapılması; gerek ülkenin, gerekse üreticilerin zararınadır. Yürürlükteki 'Fasıl 63 Meyve Ağaçlarını Koruma Yasasına' göre, herhangi bir meyve ağacının izin alınmadan kesilmesi ve odununun satılması suçtur. Yasadan maksat, ağaçların ülkeye zarar verecek şekilde yok edilmesini önlemek olduğuna göre; Sivil Toplum örgütleri ile basının tepkilerini beklemeden, ilgili tarafların yasaya göre hareket etmesi gerekir.
Konuya üreticiler açısından baktığımız zaman; ekonomik ömrünü tamamlamış ağaçlardan yaptıkları harcamaların karşılığını alamadıkları ve limon ile greyfurt ürününü pazarlamakta sıkıntılar içinde olduğunu görüyoruz. Bu durumda, ciddi sıkıntılar içinde olan üreticiler, ağaçları kesip başka çeşitlere aşılamayı veya başka meyve türüne yönelmeyi çıkış yolu olarak görüyor.
Yalnız yeni arayışlar içinde olan üreticilerin, kendi inisiyatifleri ile böyle bir uygulamaya gitmesi oldukça risklidir. Kişisel görüşüme göre: başta ülkemizdeki toprak su olanakları, karşılaşılabilecek teknik sorunlar ve iç-dış pazarların talebi dikkate alınarak ayrıntılı bir üretim planlaması yapılmadan:
-ekonomik ömrünü dolduran yaşlı meyve ağaçlarının, kesilip aşılanarak gençleştirilmesinin mi?
-Yeni fidan dikimi ile yenilenmesinin mi?
-Yoksa başka meyve türleri veya ürünlerin yetiştirilmesinin mi? daha isabetli olacağına karar verebilmek kolay değildir.
Kanaatimce ülkemizdeki üreticiler genellikle kendi faaliyet alanlarında oldukça bilinçlidir. Ancak, çeşit ve tür değişikliği çok karmaşık, bilimsel ve teknik ayrıntılara girerek yapılacak esaslı bir çalışmadan sonra karar verilebilecek çok ciddi bir uygulamadır.
Bu nedenle gelecekte daha büyük sıkıntılarla karşılaşmamak için; zaman geçirilmeden, konu üzerinde çok esaslı üretim planlaması yapılmalı.
Tüm uyarılara rağmen, yetişmiş uzmanlar bakımından oldukça iyi durumda olan; tarım bakanlığı, tarımsal araştırma enstitüsü, tarım fakültesi, hatta ticaret dairesinin; bu güne dek soruna sahip çıkmaması ve üreticilerin uygulamalarına seyirci kalması, anlaşılması çok zor ve üzücü bir hizmet anlayışıdır.
Böyle önemli bir konuda, ilgili devlet kuruluşlarının yapılanlara seyirci kalmakta ısrar etmesi halinde; hem halen az da olsa bir miktar verim alınan turunçgil bahçeleri elden çıkacak, hem de büyük harcamalarla çeşit değişikliği yapan üreticiler, yakın gelecekte ciddi sıkıntılar ve maddi zararlarla karşı karşıya gelebilecektir.
Gelecekte daha büyük sorunlarla karşılaşılmaması için, tek çıkar yol: zaman geçirilmeden ülkemizin tarımını yönlendirmekle yükümlü olan, başta tarım bakanlığı ve tarım fakültesinin konu üzerinde çok yönlü çalışma yaparak, en isabetli seçeneği belirlemeleridir.
|