Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Lefkoşa Merkezi Cezaevi: Uyuşturucu ticareti merkezi
Birleşik Kıbrıs'ta tek egemenlik ve tek yurttaşlık kesindir
Talat yanlış yoldan dönsün, bunu yapamıyorsa istifa etsin
Eşel mobil grevi hayatı durduracak
Eski Cumhurbaşkanı Denktaş: Teslimiyete gidiyoruz

YORUMLANANLAR
Panayotis Necati'ye 2 gün [1]
Ekmeğe zam: Ekmek bugünden itibaren 1 YTL'ye satılacak [1]
Kazaya davetiye çıkaran yol [2]
İzinsiz inşaatların yapımı durduruluyor [7]
Yedidalga'da viraj tehdidi [3]
Kıvanç Buhara, ÖRP'ye katıldı [3]
Bayrağını al, Kıbrıs'a gel [6]
Çayönü'nde 30-40 yıllık 393adet servi ağacını kestiler [6]
Kalp hastalıkları kanserle yarışıyor [2]
Oynamadan da kazanılır: 1-0 [2]
Serdar Akgül, kızı için böbreğini satacak [5]
Rumlar Güzelyurt için yürüdü [7]
Süt atıkları çevreyi mahvediyor... Noro suyu fidanları kuruttu [3]
Sponsor olun 5 yıl reklamınızı yapalım [8]
Cihangir'in kuzeyi çöplüğe dönüştü [4]
Cihangir tam gaz: 2-1 [3]

Biz ve Onlar

Dr. Orhan Aydeniz

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   1 Mayıs 2008, Perşembe Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Kıbrıs Türk halkı olarak, geçmişe göre daha iyi durumda olduğumuzu inkar edemeyiz. Ancak özellikle sınır kapılarının açılmasından sonra gördüğümüz gibi, güneydeki komşularımız maalesef bir çok alanda bizi oldukça gerilerde bırakmıştır. Ada'da eşit halk olarak varlığımızı sürdürebilmemiz için, mutlaka her alanda onların gerisinde kalmamamız gerekir. Çünkü bu ekonomik dengesizlik durumunda birleşme ve bir anlaşma sağlanması halinde, onların yanında ikinci sınıf bir halk veya zamanla eriyip kaybolacak  azınlık durumuna düşeceğiz.

   Biçimsel olarak, onlardan hiçbir eksiğimiz yoktur.ülkemizde kişi başına düşen memur sayısı, beyin gücü ve her alanda hizmet vermek amacı ile oluşturulan devlet kuruluşları bakımından,onların gerisinde değiliz. Ancak partizanlık nedeni ile, eldeki potansiyelin doğru değerlendirilememesi ve devlet kuruluşlarının çok kalabalık, hantal, ağır ve iş yapamaz duruma sokulması nedeniyle, sorunların çözümü mümkün olmuyor.

   Ancak fazla araştırma yapmaya gerek kalmadan, her alanda aramızdaki farklar herkesin dikkatini çeker. İlk göze çarpan fark, bizdeki çıkış nokta gişelerdeki yığılma. Hiç olmazsa güneyde Rumlara yapıldığı şekilde, KKTC vatandaşlarına geri dönüşlerde formalite yapılmaması halinde bu sorunun kolayca çözümlenmesi mümkündür.

   En basit bir kıyaslama yaparsak, güneydeki ana yollara bakıldığı zaman; aynen batılı ülkelerde olduğu gibi modern donanımlı; bizdekilerin ise adeta ölüm tuzağı. Güneydeki şehirler arası yollarda hemen hemen hiç kavşak bulunmamasına karşın, bizde 60 kilometrelik Mağusa Lefkoşa arasında, onlarca kavşak vardır. Yeni yapılan yollarımızdaki en önemsiz ve basit işaretlemeler ve trafik levhaları bile çağdaş normlarda değil.

   Onların resmi ve özel sektör kuruluşlarının Avrupa düzeyinde çalışmasına karşın; bizde parlamenter sistem ve üçlü kararname sayesinde, devlet iş yapamayacak duruma getirilmiş ve bunun doğal sonucu olarak da, hiçbir kesimde sorunlarının çözümü sağlanamamıştır. 

   Güneydeki devlet dairelerinde, memurların halka hizmet etmekle yükümlü olduklarının bilincinde hizmet etmelerine karşın; bizdeki memurların çoğu, memuriyeti kazanılmış bir hak olarak görüyor.

   Güneyde tüketici haklarının korunması için her türlü önlemin alınmasına karşın; bizde tüketiciler; üretici ve satıcıların insafına bırakılmıştır. Şimdiye kadar hiçbir toplu iş sözleşmesinde, hizmet alan ve tüketicilerin korunmasına yönelik tek bir madde konulduğu görülmemiştir.

   Güneyde, Lefkoşa'dan Baf''a kadar, yollarda tek bir arızalı trafik ışığı görülmemesine karşın, bizde mutlaka her gün ve şehir içindeki yollarda bile, bir yerdeki trafik ışığının çalışmadığını görürüz.

   Özetle belirtmek gerekirse, güneyde her konuda bir düzen bulunmasına karşı; bizde tam ters bir durum ortaya çıkarılmıştır. Yaşanan dönemde, halkımızın bir kısmının;hemen yakınındaki market,okul, hastane, devlet kuruluşları yerine, uzun bir yolu göze alarak güneydekileri tercih etmesi; aramızdaki ciddi olumsuz fark ve kalitesizlik bulunduğunu gösterir.

   Hakikatte güneydeki gelişmişlik, disiplin ve düzen, bir bakıma Avrupa Birliği uyum çalışmaları ve yardımları çerçevesinde sağlanmıştır. Ancak bizde zaten yürürlükteki yasalar bile doğru dürüst uygulanmıyor. Bu nedenle, öncelikle şimdiki yanlış yönetim anlayışı terk edilmeden sorunlarımızın, sadece Avrupa Birliği uyum yasaları veya ek yardımlarla da düzeltilemeyeceği inancındayım.Herkesin bildiği gibi, kuzeyde her alanda halka karşı  aşırı bir umursamazlık vardır ve en basit konularda bile kimse, sorunların çözümlenmesi için en küçük harekette bulunmuyor.

   Lokmacı kapısının açılması ile; iki taraftaki iş yerleri ve esnaf arasındaki farklar da daha açıkça görülmüştür. Gerek fiyat gerekse diğer bakımlardan esnaf ve iş yerlerimizin, karşı tarafla rekabet edebilecek duruma gelmesi sağlanmadığı takdirde, yakında işlerin eskisinden de daha fazla azalacağı görülecektir. Sonuç olarak adada eşit bir halk olarak varlığımızı sürdürmek istiyorsak, hepimizin güneydeki durumdan ders almamız, daha sorumlu hareket etmemiz ve yargı, eğitim, ulaşım, ticaret, sanayi, sağlık, polis, tarım ve tüm konularda güneyde ne yapıldığını, nasıl yapıldığını görmemiz, örnek almamız ve elimizi vicdanımıza koyarak daha sorumlu hareket etmemiz gerekir görüşündeyim.

   Yoksa, Güneye doğru başlayan bu akının önemsenmemesi ve herkesin kendi bildiği yoldan gitmeye devam etmesi halinde; yaşamını temelli olarak güneyde sürdürmeyi tercih eden vatandaşlarımızın sayısında da göze batacak kadar artış olabilecektir.

   Dolayısı ile iş işten geçmeden, kısa vadeli kazançları ve hesapları bir yana bırakarak, artık tüm ilgililerin daha bilinçli, sorumlu, ileri görüşlü hareket etmesi gerekir. Yoksa, bir gün kendimize geldiğimizde; iş yerlerimizin yok olduğunu, devlet kuruluşlarının da göstermelik ve kimsenin uğramadığı kuruluşlar haline geldiğini görebileceğiz. Gerçekleri söylemek belki bu gün bazı kimseleri rahatsız edecektir.Ancak mevcut durum karşısında sessiz kalmak ve başımıza gelecekleri beklemek de mantıklı ve sürdürülebilir bir seçim olmaz.

   629 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
01 Temmuz 2008, Salı   Kuraklık felaketi ve çözüm yolları
24 Haziran 2008, Salı   İpsaro konusunda göz ardı edilmemesi gereken önemli bir nokta
17 Haziran 2008, Salı   Yeşil Ciğerlerimizi Yakanın Canı Yanmalı
10 Haziran 2008, Salı   Ormanların dağıtılması alışkanlığı
08 Haziran 2008, Pazar   Çevre panelinin ardından
05 Haziran 2008, Perşembe   Dünya Çevre Günü
03 Haziran 2008, Salı   Küresel ısınmadaki talihsizliğimiz
27 Mayıs 2008, Salı   Sigara denetim yasası bekletilmemeli
22 Mayıs 2008, Perşembe   Dünya Biyolojik Çeşitlilik Günü
20 Mayıs 2008, Salı   Toprağa gömdüğümüz servet



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.2177 1.2263
1 STERLİN 2.4266 2.4447
1 EURO 1.9235 1.9370



YAZARLAR : .

Süleyman Ergüçlü

Her yolun bir sonu vardır

Başaran Düzgün

ANALARINDAN DOĞDUKLARINA...

Ali Baturay

BAKOYANNİ'NİN GÖZÜ

Hasan Hastürer

Yurt dışındaki insan kaynaklarımızı da bil...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(23)...

Akay Cemal

Kissinger'den Denktaş'a tavsiye: E...

Ahmet Tolgay

44 yıllık ömrünün 28 yılı hapiste geçti!..

Bilbay Eminoğlu

Ne kadar tuzu kuruolan varsa şimdi çıkacak...

Necdet Ergün

Ekonomide "kapasiteler ve kârlar" ...

Dilek ÇETEREİSİ

"2 tel saçım da çıktı"

Uzm. Mine Çağlar

Güneş ışınları ve cilt kanseri

Dr. Umut Altunç

KLİMA İLE GELEN ATEŞ!

Aysu Basri

KILIÇ SESLERİ ARASINDA KALAN LİDERLER

Sevilay SADIKOĞLU

Çocuğuma okul arıyorum...

Mustafa BESİM

LOKMACI: KALİTELİ HİZMET VE UYGUN FİYAT

Türem Delikurt

Multipl Skleroz

Dr. İsmail KEMAL

Sarkozy'nin Akdeniz projesi

Emin AKKOR

Devlete dava açmak, 2 yıllık asgari ücret ...

Oğuz Metiner

Mübarek Üç Aylar

Ali Özçil

Yazın sevilen meyvesi kiraz

Bedia BALSES

KIBRIS TÜRK MÜZİK İŞÇİLERİ

Beste SAKALLI

ULUSLARARASI İSKELE FESTİVALİ II. ŞİİR BUL...

Psikolog Ayla Kahraman

Zamanı yaşamak ya da harcamak

Naile SOYEL (GIDA MÜHENDİSİ)

Ç İ N Tuzu Dedikleri...

Osman Ertuğ

Meselenin özü

Bener HAKERİ

Bir hikâye-i göçmen

Ata ATUN

TEK EGEMENLİK, TEK VATANDAŞLIK

Mehmet RATİP

Carlin vs. Ölüm

Dr. Orhan Aydeniz

Kuraklık felaketi ve çözüm yolları

Harid Fedai

Halayık - Kapu Cinâyeti

Cumhur DELİCEIRMAK

BOP TARAFI





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital