|
Kıbrıs Türk halkı olarak, geçmişe göre daha iyi durumda olduğumuzu inkar edemeyiz. Ancak özellikle sınır kapılarının açılmasından sonra gördüğümüz gibi, güneydeki komşularımız maalesef bir çok alanda bizi oldukça gerilerde bırakmıştır. Ada'da eşit halk olarak varlığımızı sürdürebilmemiz için, mutlaka her alanda onların gerisinde kalmamamız gerekir. Çünkü bu ekonomik dengesizlik durumunda birleşme ve bir anlaşma sağlanması halinde, onların yanında ikinci sınıf bir halk veya zamanla eriyip kaybolacak azınlık durumuna düşeceğiz.
Biçimsel olarak, onlardan hiçbir eksiğimiz yoktur.ülkemizde kişi başına düşen memur sayısı, beyin gücü ve her alanda hizmet vermek amacı ile oluşturulan devlet kuruluşları bakımından,onların gerisinde değiliz. Ancak partizanlık nedeni ile, eldeki potansiyelin doğru değerlendirilememesi ve devlet kuruluşlarının çok kalabalık, hantal, ağır ve iş yapamaz duruma sokulması nedeniyle, sorunların çözümü mümkün olmuyor.
Ancak fazla araştırma yapmaya gerek kalmadan, her alanda aramızdaki farklar herkesin dikkatini çeker. İlk göze çarpan fark, bizdeki çıkış nokta gişelerdeki yığılma. Hiç olmazsa güneyde Rumlara yapıldığı şekilde, KKTC vatandaşlarına geri dönüşlerde formalite yapılmaması halinde bu sorunun kolayca çözümlenmesi mümkündür.
En basit bir kıyaslama yaparsak, güneydeki ana yollara bakıldığı zaman; aynen batılı ülkelerde olduğu gibi modern donanımlı; bizdekilerin ise adeta ölüm tuzağı. Güneydeki şehirler arası yollarda hemen hemen hiç kavşak bulunmamasına karşın, bizde 60 kilometrelik Mağusa Lefkoşa arasında, onlarca kavşak vardır. Yeni yapılan yollarımızdaki en önemsiz ve basit işaretlemeler ve trafik levhaları bile çağdaş normlarda değil.
Onların resmi ve özel sektör kuruluşlarının Avrupa düzeyinde çalışmasına karşın; bizde parlamenter sistem ve üçlü kararname sayesinde, devlet iş yapamayacak duruma getirilmiş ve bunun doğal sonucu olarak da, hiçbir kesimde sorunlarının çözümü sağlanamamıştır.
Güneydeki devlet dairelerinde, memurların halka hizmet etmekle yükümlü olduklarının bilincinde hizmet etmelerine karşın; bizdeki memurların çoğu, memuriyeti kazanılmış bir hak olarak görüyor.
Güneyde tüketici haklarının korunması için her türlü önlemin alınmasına karşın; bizde tüketiciler; üretici ve satıcıların insafına bırakılmıştır. Şimdiye kadar hiçbir toplu iş sözleşmesinde, hizmet alan ve tüketicilerin korunmasına yönelik tek bir madde konulduğu görülmemiştir.
Güneyde, Lefkoşa'dan Baf''a kadar, yollarda tek bir arızalı trafik ışığı görülmemesine karşın, bizde mutlaka her gün ve şehir içindeki yollarda bile, bir yerdeki trafik ışığının çalışmadığını görürüz.
Özetle belirtmek gerekirse, güneyde her konuda bir düzen bulunmasına karşı; bizde tam ters bir durum ortaya çıkarılmıştır. Yaşanan dönemde, halkımızın bir kısmının;hemen yakınındaki market,okul, hastane, devlet kuruluşları yerine, uzun bir yolu göze alarak güneydekileri tercih etmesi; aramızdaki ciddi olumsuz fark ve kalitesizlik bulunduğunu gösterir.
Hakikatte güneydeki gelişmişlik, disiplin ve düzen, bir bakıma Avrupa Birliği uyum çalışmaları ve yardımları çerçevesinde sağlanmıştır. Ancak bizde zaten yürürlükteki yasalar bile doğru dürüst uygulanmıyor. Bu nedenle, öncelikle şimdiki yanlış yönetim anlayışı terk edilmeden sorunlarımızın, sadece Avrupa Birliği uyum yasaları veya ek yardımlarla da düzeltilemeyeceği inancındayım.Herkesin bildiği gibi, kuzeyde her alanda halka karşı aşırı bir umursamazlık vardır ve en basit konularda bile kimse, sorunların çözümlenmesi için en küçük harekette bulunmuyor.
Lokmacı kapısının açılması ile; iki taraftaki iş yerleri ve esnaf arasındaki farklar da daha açıkça görülmüştür. Gerek fiyat gerekse diğer bakımlardan esnaf ve iş yerlerimizin, karşı tarafla rekabet edebilecek duruma gelmesi sağlanmadığı takdirde, yakında işlerin eskisinden de daha fazla azalacağı görülecektir. Sonuç olarak adada eşit bir halk olarak varlığımızı sürdürmek istiyorsak, hepimizin güneydeki durumdan ders almamız, daha sorumlu hareket etmemiz ve yargı, eğitim, ulaşım, ticaret, sanayi, sağlık, polis, tarım ve tüm konularda güneyde ne yapıldığını, nasıl yapıldığını görmemiz, örnek almamız ve elimizi vicdanımıza koyarak daha sorumlu hareket etmemiz gerekir görüşündeyim.
Yoksa, Güneye doğru başlayan bu akının önemsenmemesi ve herkesin kendi bildiği yoldan gitmeye devam etmesi halinde; yaşamını temelli olarak güneyde sürdürmeyi tercih eden vatandaşlarımızın sayısında da göze batacak kadar artış olabilecektir.
Dolayısı ile iş işten geçmeden, kısa vadeli kazançları ve hesapları bir yana bırakarak, artık tüm ilgililerin daha bilinçli, sorumlu, ileri görüşlü hareket etmesi gerekir. Yoksa, bir gün kendimize geldiğimizde; iş yerlerimizin yok olduğunu, devlet kuruluşlarının da göstermelik ve kimsenin uğramadığı kuruluşlar haline geldiğini görebileceğiz. Gerçekleri söylemek belki bu gün bazı kimseleri rahatsız edecektir.Ancak mevcut durum karşısında sessiz kalmak ve başımıza gelecekleri beklemek de mantıklı ve sürdürülebilir bir seçim olmaz.
|