|
Dünya Çevre Günü kutlamaları çerçevesinde, AKM'de Çevre konusunda panel düzenlenmesi ve sorunların Sivil Toplum Örgütleri ile tartışılması, hele panele Devlet başkanı, Çevre ve doğal kaynaklar bakanı ve Meclis Çevre Komitesi başkanının katılması, konuya gereken duyarlılığın gösterilmesi bakımından sevindirici bir gelişme.
Fakat, devlet ve hükümet adına konuşan, hatta bazı Sivil Toplum Örgütleri temsilcilerinin bile, daima yapıldığı gibi tüm suçu çevre bilinci eksikliğine yüklemeye çalışması, bu güne kadar yaşanan gerçeklere rağmen hala daha soruna doğru teşhis konulmadığını gösteriyor.
Aslında olayları izleyen herkesin de bildiği gibi, ülkemizdeki, doğa tahribatı ve çevre kirliliği; 'çevre bilinci yetersizliği'nden değil; politik iktidarların hatalı uygulamaları, yanlış yönetim anlayışı ve otorite boşluğundan kaynaklanıyor.
Ayrıca, kişisel görüşüme göre, bilinçlendirme ve eğitim; sadece bir dereceye kadar, devletin işini biraz kolaylaştırmak ve hükümetler üzerinde baskı oluşturarak sorunların çözümüne katkıda bulunmak bakımından etkilidir.
Ülkemizdeki önemli doğa sorunlarına baktığımız zaman, bunların hiçbirinin de içinde bulunduğumuz koşullarda; çocuklarımızın ve halkımızın çevre bilincinin artırılması ile çözümlenemeyeceği görülür.
Örneğin:
Sivil Toplum Örgütlerinin yargı dahil her yola başvurmasına karşın; bitki örtüsü ve orman fakiri olan ülkemizde 20000 dönüm alçak orman arazisinin dağıtılmasının halkın bilinçsizliğinden kaynaklandığı iddia edilebilir mi?
Halkımızı ne kadar bilinçlendirirsek bilinçlendirelim, eleştirilere rağmen Çevre dairesi gerekli önlemleri almadığı süre, yollardaki hayvan leşleri sorunu çözümlenebilir mi?
Halkın, medyanın ve örgütlerin bu güne kadar ortaya koyduğu şiddetli tepkilere rağmen, durdurulmayan taş ocağı tahribatı, çevre bilincinin artırılması ile durdurulacak mı? Tahribatın, çevre bilincinin artırılması ile durması beklenirse, Lefkoşa'dan Girne denizinin görüleceği bilinmiyor mu?
Şiddetli tepkilere, basın toplantılarına ve sürekli uyarılara karşın, Yeşil parkların politik sürtüşmelere kurban edilebildiği bir ülkede, çocukların ve vatandaşların bilinçlendirilmesi ile yeşil alanların korunması sağlanabilir mi?
Etkin bir yasa çıkarılmadan ve titizlikle uygulanmadan, okul çocukları ile halkın eğitilmesi ile Karpaz'daki doğal varlıklarımız korunabilir mi?
Dere yataklarına, su havzalarına, ağaçlık alanlara inşaat izni verilerek sürdürülen çarpık yapılaşma, okullarda çevre dersi okutularak veya vatandaşları bilinçlendirerek önlenebilir mi?
Doğayı tahrip edenlere, kirletenlere hiç bir bedel ödettirmeden, sadece eğitim ve bilinçlendirme ile bu suçların işlenmesi engellenebilir mi?
Tüm çağdaş ülkelerde olduğu gibi sigara yasası çıkarılmadan ve uygulanmadan sigara içmeyenlerin; bilinçlendirme kampanyaları ile korunması gerçekleştirilebilir mi ?
Halkın bilinçlendirilmesi ile, Haspolat'taki pis kokuların ve tüm Lefkoşa halkının sağlığını tehdit eden Dikmen çöplüğünün yanarak kanserojen dioksin yayması önlenebilir mi?
Altınova'daki ipsaro tepesine 7 yeni alçı ocağı çalıştırma izni verilmesi ve buradaki doğa harikası çevrenin gözden çıkarılması, çocukların ve vatandaşların bilinçlendirilmesi ile önlenebilir mi?
Devletin zamanında gerekli önlemleri almaması nedeniyle yeraltı sularının hesapsız çekimi sonucunda kuruması ve tuzlanması halkın bilinçlendirilmesi ile bağlantılı görülebilir mi?
Hiç bir yaptırım gücü bulunmayan Sivil Toplum Örgütleri'nin basın bildirileri, çeşitli tepkileri ve yapıcı yazılı önerilerinin dikkate alınmadığı bir ortamda, sadece telkin, bilinçlendirme ve eğitim ile doğa sorunlarının çözülebileceği düşünülebilir mi?
Hele, çevre sorunlarını çözmekle yükümlü olan bir daire müdürünün sorunları neden çözmediğinin hesabını vermek veya halktan özür dilemek yerine, 'Sivil Toplum Örgütleri sadece ve sürekli olarak eleştiriyor ve başka bir şey yapmıyor' gibi sözler sarf edebildiği bir ülkede, vatandaşların eğitilmesi ile sorunlar çözülebilir mi?
En önemlisi, tüm sorunların çözümü bilinçlendirme ve eğitime havale edilecek olduktan sonra; hükümetin, bütçenin, yasaların, devlet kuruluşlarının, binlerce memurun var oluş amacı nedir?
Panelde de belirttiğim gibi, sürdürülebilir bir doğa için; uygar ülkelerde olduğu gibi, sorunların çözümünü sağlayacak caydırıcı yasalar çıkarılmalı ve titizlikle uygulanmalı. Aksi halde sorunların, çevre bilincinin artması ile çözümlenmesi beklenirse, daha uzun süre ayni sıkıntılarla boğuşmak zorunda kalacağız.
|