|
Tüm uyarı ve tepkilere rağmen, politik iktidarın yanlışta ısrar etmesi ve İpsaro tepesinde yeni bir doğa felaketine yol açılması durumunda; son doğal değerimiz de yok edilecek ve politik iktidarın doğaya bakış açısı ve çevreye verdiği önem tartışmasız gözler önüne serilecektir.
Çünkü, İpsaro vadisinin alçı ocaklarına kurban edilmesi; bugüne dek ortaya çıkan tüm doğa ve çevre ile ilgili başarısızlıkları ve zararları gölgede bırakacak kadar çok büyük bir felaket olacaktır.
Ayrıca, İpsaro Vadisi gibi bir doğa cennetini yok etmeyi göze alan bir iktidardan;
Bitki örtüsü fakiri ülkemizde başıbozuk keçi sürülerinin doğanın kendi kendini yenilemesini engellemesi;
Son kalan yer altı sularını koruması ve akılcı bir şekilde yönetmesi;
Beşparmaklardaki tahribat ve çirkinliği kontrol altına alması,
Karpaz'ı çarpık yapılaşmaya kurban etmemesi;
Doğal varlıklarımıza ve zenginliklerimize sahip çıkması;
Bitki örtüsü varlığımızı koruyup yeterli düzeye çıkarması;
Doğayı, çevreyi koruması ve kirletilmesini önlemesi;
Kavurucu sıcakların ve toz kirliliğin etkilerini azaltacak önlemler alması;
Kuraklık ve su kıtlığına karşı rahatlatıcı çareler üretmesi;
Özetle ülkemizin doğa ve çevre sorunlarını çözmesini beklemek hayaldir.
Çünkü; tarımsal kayıpları, doğal tahribatı, bölge halkının yaşam kalitesinin düşmesini önemsemeyen ve agro turizm potansiyeline sahip, doğa harikası bir alanı gözden çıkarabilen bir yönetimden, çevre konusunda başka bir şey beklemek boşunadır.
Geçmişte yapılan hatalı değerlendirme sonucu, İpsaro'da 8 alçı ocağı açılmasının, yeni bir doğa felaketine sebep olacağının açıkça ortaya konulmasına karşın; medyanın, bölge halkının, doğaseverlerin ve Sivil Toplum örgütlerinin tüm yapıcı uyarılarının dikkate alınmaması, büyük bir duyarsızlık ve anlamsız bir meydan okumadır.
Hele; muhalefette iken Sivil Toplum Örgütleri ile birlikte orman arazilerinin dağıtılmasını engellemek amacı ile yargıya başvuran, İktidara gelir gelmez taş ocakları çalıştayı ve çevre kongresi düzenleyen bir yönetimden, doğaya karşı bu denli zararlı davranışlar sergilenmesi; tüm yapılanların sadece birer aldatmacadan ve göz boyamadan ibaret olduğunu gösteriyor.
Ancak, İpsaro felaketi, doğaseverler, Çevreciler, Sivil Toplum Örgütleri ve bölge halkı için çok özel bir konumdadır. Bu nedenle, bu son doğal hazinemizin de yok edilmesi hem kolay olmayacak hem de vebali ile bedeli çok ağır olacaktır.
Sadece KKTC'nin değil, tüm adanın en güzel doğal zenginliklerinden olan İpsaro vadisi; el atılmayan, yok edilmeyen ve yağmalanmayan doğal varlıklarımızdan geriye kalan sonuncusudur. Bir bakıma doğaseverlerin, bu güne dek işgal edilmeyen son kalesi gibidir.
Bu son mevzinin de düşmesi durumunda, artık korunacak başka önemli bir doğal varlığımız kalmayacaktır. Bu nedenle, İpsaro vadisinin alçı ocaklarına kurban edilmesi durumunda Sivil Toplum örgütlerinin; varlıklarının, faaliyetlerinin ve mücadelelerinin de hiç bir anlamı olmayacaktır. Kuşkusuz, İpsaro yanlışından geri adım atılmaması; bölgedeki halkın yaşam kalitesini düşürmesi, tarımsal faaliyetleri sekteye uğratması, doğal zenginliklerimizi yok etmesi, politik iktidarın tamamen gözden düşmesi yanında, alçı ocağı işletmecilerine de bir şey kazandırmayacaktır. Çünkü elde edileceği hesaplanan gelir, sadece tarımsal alanlarda sebep olunacak zararların tazminine bile yetmeyecektir. Bu nedenle en isabetli seçenek, işletme izinlerinin İpsaro tepesi yerine, jips cevheri bulunan diğer
|