|
Ülke gündemi her gün yeni konuların gel gitlerinde olsa da, Merkezi Cezaevi'nin kronikleşen durumu ortada çözüm bekleyen bir sorun olarak durmaktadır. Etkin ve kalıcı önlemler alınmadığı sürece de, sorunun vahameti büyümektedir.
Konu her gün gazete manşetlerinde olmayabilir... Ama vahametin büyümesi durumu asla değişmez. Bir başka deyişle, devekuşu taktiği uygulansa da, görmezlikten gelinen sorunlar var olmaya ve büyümeye devam ederler..
Yakın geçmişte "Mapusane Çeşmesi" başlığı altında yayımladığım yorumda, gardiyanların ulaştırdığı bilgilere dayanarak bazı mahkumların hem içeride ve hem de dışarıda Cezaevi personeli üzerinde baskı oluşturmaya çalıştığını duyurmuştum.
Yasa dışılığa alışanlar, bu alışkanlıklarını ceza çektikleri hapishanenin duvarları arasına da taşıyabiliyorlarsa, demek ki ortada çok ciddi bir otorite boşluğu vardır...
Bir cezaevinde bu tür tehditler oluşur ve yönetim bunu hafife alırsa, her an üzücü gelişmelere çanak tutulmuş olacağı da göz ardı edilmemesi gereken gerçektir... Gardiyanlar görevlerini yapmakta zorlandıkça, kimi mahkumun koğuşlarda kurduğu ağalık düzeni de gittikçe kurumlaşır...
* * *
Merkezi Cezaevi'nde yaşanan bir şiddet olayından sonra güvenliklerinin tehdit altında olduğuna bir kez daha dikkati çekebilmek için gardiyanlar geçen pazar iki saatlik uyarı grevi yaptı... İlgililerin bu uyarıdan paylarına düşeni almasını dilerim...
Cezaevi Müdürü Hüseyin Kasapoğlu'nun olayı önemsemeyen ifadelerini yadırgamadığımı söylesem yalan olur...
400 kişinin olduğu yerde kavga çıkmasını normal karşılayan ve bunu önlemenin de görevleri olduğunu belirten Kasapoğlu, Cezaevi'ndeki anormalliği, olayları basite indirgeyen bu tür söylemlerle gözlerden saklayamaz... O büyük ve rahatsız edici anormallik de, Merkezi Cezaevi'nin kapasitesinin iki katı mahkumu barındırmakta olmasıdır...
Böylesi ortamlarda basit görünen ufak dalaşmalar bile, her an büyük patlamalara dönüşme riski taşır... Çünkü o tıkabasa ortamda sinirler zaten gergin, psikolojiler zaten bozuk...
Merkezi Cezaevi'ndeki gardiyanların büyük bölümünü örgütleyen KAMU-SEN'in Başkanı Mehmet Özkardaş'ın söylemleri bana daha inandırıcı geldi... Cezaevini kaynayan bir kazana benzeten Özkardaş, bu kazanın kapağının kapatılmaya çalışıldığı sürece patlayacağını belirtti...
"Mapusane Çeşmesi" başlıklı yazımda, aldığım duyumlara dayanarak Merkezi Cezaevi'nde ağalık düzeni oluşmaya ve bu düzenin de yönetimi edilgen duruma getirmeye başladığını yazmıştım... Mehmet Özkardaş, kısa süre önce kamuoyuna aktardığım bu bilgileri de doğrulayan açıklamalarda bulundu...
Özellikle cezaevi gibi bir mekanda, devletin üstünde bir otorite asla düşünülemez. Son derece sakıncalı ve tehlikeli bir oluşum bu...
* * *
Ülkemizde, kronikleşen kimi sorunları çöp yığınları gibi halının altına süpürme yöntemine her zaman tanık olunmaktadır...
Ama hiç değilse Merkezi Cezaevi sorunlarına bu yöntemin uygulanmasından kaçınılmalı... Orası son derece duyarlı bir mekan... Orada görevlerini zor koşullar altında yapmaya çalışan gardiyanların yanı sıra, cezasını bir an önce çekip yeniden topluma dönmekten başka bir düşünce taşımayan nice kader kurbanı da vardır... Bir patlama halinde kurunun yanında yanan yaş misali onların da derin yaralar alabileceğini düşünmek ve gereğini yapmak adaletin, hukukun ve vicdanın gereğidir...
Cezaevleri, işlenen suçlardan dolayı sadece cezaların çekildiği yerler değildir... Suçluların ıslah ve rehabilite edilerek topluma yeniden kazandırıldıkları yerlerdir de aynı zamanda oralar...
Ne var ki, KKTC Merkezi Cezaevi şimdi böylesi bir özelliği yitirmiş görünmektedir...
Ülkemiz, devletimiz ve toplumumuz adına olumlu bir imaj değildir bu hiç kuşkusuz...
* * *
ÇEVRE SKANDALI: Bugün Lefkoşa parklarının elektriksizliğe ve susuzluğa mahkum edilişinin 115'inci günüdür... Başkent parkları bir daha yeşillenmemecine çölleşiyor... Çölleşen bu çevre çocuklarımızın emanetidir... Emanete hıyanet edenleri ve buna kayıtsız duran herkesi buradan protesto ederim... (A. TOLGAY)
|