Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Otellerden yıldız çıkartması
MTG'nin 4'üncü yabancısı Friday
Orhan Günşiray yaşama veda etti
Aziz ve Süleyman Denizli'ye imza attı
Girne'de Global Deejays zamanı
Hamitköy Fırat ile sözleşme imzaladı
Şenlikler sona erdi
Akkuş Çanakkale'de yarışıyor
Suriye ve Güney Kıbrıs arasında iki anlaşma
Mansion'da Burhan Öçal konseri
Rum siyasi partileri, Hristofyas'a desteklerini gözden geçiriyor
DAÜ tenisçileri İstanbul'da çeyrek finalde
Gökmen ve Toyki turnuva ile anılıyor
Havacılar Eskişehir'de
LAÜ, masa tenisini Türkiye'de oynayacak
Kiprianu: Kafkaslar'daki gelişmelerden endişeliyiz

YORUMLANANLAR
Panayotis Necati'ye 2 gün [1]
Ekmeğe zam: Ekmek bugünden itibaren 1 YTL'ye satılacak [1]
Kazaya davetiye çıkaran yol [2]
İzinsiz inşaatların yapımı durduruluyor [7]
Yedidalga'da viraj tehdidi [3]
Kıvanç Buhara, ÖRP'ye katıldı [3]
Bayrağını al, Kıbrıs'a gel [6]
Çayönü'nde 30-40 yıllık 393adet servi ağacını kestiler [6]
Kalp hastalıkları kanserle yarışıyor [2]
Oynamadan da kazanılır: 1-0 [2]
Serdar Akgül, kızı için böbreğini satacak [5]
Rumlar Güzelyurt için yürüdü [7]
Süt atıkları çevreyi mahvediyor... Noro suyu fidanları kuruttu [3]
Sponsor olun 5 yıl reklamınızı yapalım [8]
Cihangir'in kuzeyi çöplüğe dönüştü [4]
Cihangir tam gaz: 2-1 [3]

"CANAVAR SOFRASI"NDA İNSANLIK SORGULANIYOR...

Ahmet Tolgay

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   26 Haziran 2008, Perşembe Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Türk tiyatro tarihinin ilklerinden birine ülkemizde imza atılıyor... İstanbul Büyük Şehir Tiyatroları ile Lefkoşa Belediye Tiyatrosu, Vahe Katcha'nın yazdığı CANAVAR SOFRASI oyununu birlikte sahneliyor...

Şimdiye dek hiç denenmemiş bir ortak sanatsal atılım...

   Büyük organizasyonun yönetmeni Hüseyin Köroğlu... Genel koordinatörü  Yaşar Ersoy... Oyuncu ve teknik kadroda, İ.B.Ş.T. ile L.B.T. sanatçıları var... 11 usta oyuncu... Ve çok sayıda genç figüran...

   Sevgili sanatçı dostlarım Köroğlu ile Ersoy'un nazik daveti üzerine oyunun provalarını Lefkoşa Belediye Tiyatrosu salonunda izlerken, gerek konuya, gerekse çalışmalara ilişkin  ayrıntılı bilgi edinme olanağı da buldum...

   Profesyonel bir ekip, içten bir dayanışmayla, tiyatronun sevgi üstüne kurulduğunu bir kez daha kanıtlayarak,  sanatçı  ruhunun  tüm özverisi ve coşkusuyla ter döküyor yazın bu bunaltıcı günlerinde...

   Hüseyin Köroğlu "Oyun benim doğum yılım olan 1964'de yazıldı... Fransa'da yaşayan  Suriye kökenli Ermeni  Vahe Katcha tarafından...  1964,  Kıbrıs'ta büyük travmaların yaşandığı bir yıl aynı zamanda... O dönem Kıbrıslıların yabancısı olmadığı travmaları sahneye taşırken, olağanüstü koşulların, olağanüstü ölçüleri olduğunun altını çiziyoruz yeniden" diyor.

   Yaşar Ersoy usta ise, savaş koşulları içinde ve ölüm korkusu karşısında insanların ne denli ilkelleşip alçalabileceğinin yorumunu yapan bir oyun seçtiklerini anlatıyor bana... "Yılan yaklaşıp kendini de sokuncaya dek, daha önce sokulanlara duyarsız durabilenlerin savaş ortamındaki bir başka öyküsü bu" diyor.

   Sözün özü, insanlığın alabildiğine sorgulandığı bir sofra bu CANAVAR SOFRASI...

                             *    *    *

   Öykü, İkinci Dünya Savaşı'nın ikinci yılında geçiyor...

   Nazi  işgali altındaki Fransa'nın bir kasabasındayız...

   Dışarıda savaş tüm şiddetiyle sürerken ve de  ölüm, işkence, açlık, sefalet ortalığı kasıp kavururken;  burjuva kökenli bir grup insan, arada bir savaştan da söz açarak ve sanki bu savaş salt  dışarıdakilerin dramıymış gibi davranarak, apartmanlarının bodrum katında doğum günü partisi yapmakta... Doğum günü kutlanan güzel Brigitte'ye hediyeler yağmakta... Tam bir vur patlasın, çal oynasın havası!.. O yokluk ortamında  leziz yemekler yenmekte, pahalı içkiler ve purolar içilmekte, sevişilmekte, dans edilmekte, şakalar yapılmakta...

   Provayı birlikte izliyorum Hüseyin Köroğlu ve  Yaşar Ersoy'la...

   Köroğlu, dizüstü bilgisayarında efektleri ve müziği yönetmekte... Arada bir sessiz talimatlar vermekte yanındakilere...

   Sahnedeki tantanalı bölüm sürerken, Sevgili Yaşar kulağıma eğilerek  fısıldıyor:

   "Bu neşeli sahnelerde, projeksiyonla izleyiciye dışarıdaki trajik  görüntüleri de yansıtacağız.    Gaz odaları, kurşuna dizilenler, kan revan içinde çarpışanlar ve insanlığın sefaleti. Sahne, insanlığın paradoksuna ayna tutacak..."

   Ve oyun provada sürüyor... 

   Derken öykünün o kırılma noktasına geliyoruz birdenbire...

   Dışarıda bir anda kıyametin koptuğu efektlerle sahneye yansıtılır. Patlayan bombalar ve silahlar... Çığlıklar...Bodrum katında eğlenenler, korkunun ve paniğin sarmalına girer aniden... Yabancılarıymış gibi durdukları savaş işte onlara da ulaşmıştır artık tüm dehşetiyle!..

   Kapı kırılırcasına açılır... Nazi askerleri pür silah içeriye dalar... Gestapo subayı kadın son derece acımasız ve otoriter... Direnişçilerin dışarıda iki subaylarını vurduğunu açıklar ve cinayeti işleyenler ele geçirilinceye dek her daireden iki rehinenin alınacağını duyurur. Gerekirse kasaba baştan başa mezarlığa çevrilecek... Her kattan iki rehine alınacaktır...  Bodrum katında eğlenmekte olanların da kendi aralarından iki rehineyi belirlemelerini ister...

   İşte o anda başlıyor insan karakterinin tüm zaaflarının ve rezilliklerinin sergilenmesi.    Yaşamla  ölüm arasında kalanlar, rehine durumuna düşmemek için birbirlerini, hatta eşlerini ve sevgililerini bile satmaya hazırdırlar... Oysa az önce eğlenirlerken birbirleriyle nasıl da sarmaş dolaştılar!..

   Can pazarına girdikleri o andan sonra artık hiçbir şey insanlık, sevgi,  vatan ve onur için değil... Hiçbir şey ve hiç kimse eskisi gibi de değil... Her şey yaşamda tutunabilmek adına...   "Can benim canım." Ve o canı tende koruyabilme uğruna her türlü alçaklık geçerli...

                             *    *    *

   Hüseyin Köroğlu, izleyicinin tiyatronun kapısından içeriye adımını atar atmaz,   oyunun karamsar ve ürpertici atmosferine gireceğini vurguluyor... Mizansen buna göre düzenlenecek... Kendini bir Nazi toplama kampında duyumsayacak olan izleyiciye, koluna bir gamalı haç, ya da bir Yahudi yıldızı takma seçeneği sunulacak. Salonun her karışının bu atmosferin sarmalında olacağını ve oyuncularla öykünün izleyicilerle özdeşleştirileceğini  anlatıyor bana sevgili  Köroğlu... Bir insanlık hesaplaşması  bu büyük  prodüksiyon... Sanat yaşamının en önemli olaylarından biri olarak bakmakta buna  genç  yönetmen... Öyle ki, Türkiye TV kanallarının   çok tutulan dizilerinden  DOKTORLAR'daki rolünden "Ben Kıbrıs'ta tiyatro yapacağım" gerekçesiyle ayrılmakta hiç duraksamadı...

   Kıbrıs doğumlu sanatçı Hüseyin Köroğlu, tam bir Kıbrıslılık duyarlılığı ve kararlılığıyla el atmış bu projeye...

    Genel Koordinatör Yaşar Ersoy'dan aldığım bilgiler de ilginç:

   "6'ncı Uluslararası Kıbrıs Tiyatro Festivali'nin kapanış oyunu  olarak sunulacak  CANAVAR SOFRASI... Festivalden sonra oyunun sahnelenmesi sürecek.  Kasım'ın ikinci yarısından itibaren İstanbul Şehir Tiyatroları'nda olacağız. Ondan sonra yeniden Kıbrıs oyunlarımız devreye girecek. Oyunumuzun galasını da İstanbul'da yapmış olacağız..."

   Oyunda rol alan sanatçılar, sahneye giriş sırasına göre şunlar: Barış Refikoğlu, Hatice Tezcan, Erol Refikoğlu, Bora Seçkin, Murat Bavli, Özgür Oktay, Osman Alkaş, Döndü Özata, Cem Aykut... Melek Erdil ile Asu Demircioğlu ise iki ayrı kadın karakterine can verecek... Sahnede göremeyeceğimiz sevgili  Kıymet Karabiber, bu iddialı oyuna yönetmen yardımcısı olarak katkı koymakta...

   353 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
29 Ağustos 2008, Cuma   OKUYUCUDAN: PİLE VE ACI GERÇEKLER...
28 Ağustos 2008, Perşembe   Konuşmayan şarkılar...(*)
27 Ağustos 2008, Çarşamba   Bu köşe yeni değerlere açık...
26 Ağustos 2008, Salı   Bulutoğluları'na Ortaköy'den selam...
25 Ağustos 2008, Pazartesi   Pile provokasyonları...
24 Ağustos 2008, Pazar   MAVİ PATİKLİLER!.. (*)
23 Ağustos 2008, Cumartesi   LAFORİZMALAR
22 Ağustos 2008, Cuma   ALTINCI KIBRIS TİYATRO FESTİVALİ...
21 Ağustos 2008, Perşembe   LEFKOŞA TÜRK BELEDİYESİ'NİN KURULUŞ ÖYKÜSÜ...
20 Ağustos 2008, Çarşamba   ASAYİŞ BERKEMAL DEĞİL...



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.1810 1.1893
1 STERLİN 2.1676 2.1837
1 EURO 1.7442 1.7564



YAZARLAR : .

Başaran Düzgün

VAMIK HOCA'DAN YANIT (BİR BİLİM İNSANI...

Ali Baturay

HÜKÜMET, EŞEL-MOBİLLE OYNAYARAK KENDİ KUYU...

Hasan Hastürer

Hatice'ye değil neticeye bakınız...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(37)...

Akay Cemal

Güney Osetya ve Abhazya gölgesinde yapılan...

Ahmet Tolgay

OKUYUCUDAN: PİLE VE ACI GERÇEKLER...

Bilbay Eminoğlu

Bu hesabın içinden çıkabilene aşkolsun!

Necdet Ergün

ASGARİ ÜCRET'te ZOR AMA YANLIŞ TERCİH

Dilek ÇETEREİSİ

"2 tel saçım da çıktı"

Uzm. Mine Çağlar

Akciğer kanseri

Dr. Umut Altunç

Lap Top Bilgisayarlar Kısırlık Yapar Mı?

Aysu Basri

ÇÖZÜM OLACAĞINA İNANMAYANLAR NASIL ÇÖZÜM Y...

Sevilay SADIKOĞLU

İstanbul ve Karaköy Güllüoğlu baklavaları....

Mustafa BESİM

KKTC ÜNİVERSİTELERİ İMAJI

Türem Delikurt

Tüp Bebek Yöntemi: 30 yıllık bir geçmiş ve...

Dr. İsmail KEMAL

Soğuk Savaş mı?

Emin AKKOR

Zayıf halka bulunup, çekiliyor

Oğuz Metiner

Ramazan-ı Şerif'i karşılarken

Bedia BALSES

YİNE BU YIL ADA SENSİZ

Beste SAKALLI

BELKİ ATILIR DİYE AYRILIK İÇİNDEN...

Psikolog Ayla Kahraman

"AYNA AYNA, SÖYLE BANA KUSURUM NEREDE&...

Naile SOYEL (GIDA MÜHENDİSİ)

ENERJİ İÇECEKLERİ

Bener HAKERİ

Sere serpe

Mehmet RATİP

Bir cinayetin yıldönümü

Dr. Orhan Aydeniz

Ülkemizin asayiş sorunu

Harid Fedai

(Çörçhil'in Kabulleri)

Cumhur DELİCEIRMAK

ÇOCUKLARIN SAATİ YA DA TABULA RASA





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital