|
Bu satırların yazarı olarak alıngan değilim aslında. Kıbrıs'ta barışı, çözümü her koşul altında savunanlardanım. Rum düşmanı hiç olmadım.
Ancak fark ettim ki Güney Kıbrıs'a geçtiğim ve herhangi bir nedenle hizmet aldığım zaman daha duyarlı oluyorum. Duyarlılıktan öte alınganlığın da etkili olduğu gözlemler yaptığımı da fark ettim dün
ATİNA- Kıbrıs'ın iki tarafı, Türkiye, Yunanistan ve Avrupa'dan gazeteci arkadaşlarla ağırlıkla Kıbrıs, Türkiye ve Yunanistan'ı konuşacağız Atina'da.
Bu amaçla dün sabahın erken saatlerinde yola çıktık.
Dün KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile Kıbrıs Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Dimitris Hristofyas'ın görüşmesi de gerçekleşti. Talat - Hristofyas görüşmesinin kolay kolay yol kazasına kurban gitmeyeceğine hep inandım. Bu nedenle görüşmelerle ilgili gelişmeleri endişe ile izlemiyorum.
Dünkü görüşmelerin sonucu da bunu ortaya çıkardı.
Sabah evden ayrılırken görüşmeleri değil Atina'ya varana dek gözlemlerimi sizlerle paylaşma kararını verdim.
Böyle olunca daha gözlemci bir yolculuk yaptım Atina'ya kadar.
***
Atina'ya Larnaka'dan uçacağımız için Alpay Durduran, Hasan Kahvecioğlu, Sevgül Uludağ ve Sami Özuslu ile sabah yedi buçukta Ledra Palace'ta buluşup Larnaka'ya hareket ettik.
Elimizdeki çantaların büyüklüğü Larnaka üzerinden yurt dışına gideceğiniz mesajını veriyor. Ledra Palace'ta görev yapanlar deneyimli bu bakımdan. Hemen, "Hayırlı yolculuklar" dilediler.
Lokmacının açılmasıyla "sinek avlayan" Ledra Palace sınır kapısından Güneye yürürken birkaç kişiden fazla insan göremedim.
***
Ledra Palace'ın güney tarafında buluşacağımız noktaya varmadan önce Rum muhaceret memuruna kimliklerimizi gösterdik. Kıbrıs Cumhuriyeti yetkilileri Kıbrıs vatandaşlarına farklı muamele yapılmadığını söylese de geçişlerde Kıbrıslı Rumlar ile Kıbrıslı Türkler farklı taraflardan geçiyoruz.
Muhaceret noktasının 25-20 metre ilerisinde bir başka kontrol kulübesi... Benden önce Sevgül Uludağ vardı. O kulübe meğer gümrük görevlilerinin kontrol noktasıymış... Sevgül'ün büyük olmayan çantası hava alanlarındaki kontrolden öte bir duyarlılıkla arandı. Bu arada ben yürüdüm. Görevli Rum bayan beni de çağırdı. Çantayı yere bırakıp ne yapacağını izledim. Kendi eliyle fermuarı açtı, karıştırdı, kapattı.
Sonuçta AB toprakları resmen orada başlıyor. Bu nedenle kontrol yapacaklar. Ama vücut dilinden rahatsız oldum.
***
Lefkoşa'nın Rum kesimindeki sabah trafiğinden kurtulup Larnaka yolunu almamız neredeyse yarım saatimizi aldı.
Larnaka Havalanı'na vardığımızda saat 08.30 civarıydı.
Gidiş yolcu salonuna girdiğimizde hoş olmayan bir sürprizle karşılaştık. Büyük çoğunluğu yabancı yolcular bağaj işlemleri için yığılmış bekliyor. Kuyrukta beklemek bir uygarlık göstergesiyse dün sabah uluslararası Larnaka Havaalanı'nda kuyruk uygarlığı yoktu. Bu uygarlık eksikliği yolculardan değil salondaki hizmet akışının yetersizliğindendi.
Larnaka Hava Alanı Kıbrıs Cumhuriyeti'nin resmi hava alanı. Çok sayıda Kıbrıslı Türkün orayı kullandığı da biliniyor. Bilinmesine biliniyor da Türkçe, ikaz ve bilgilendirme için dahi olsa Larnaka Hava Alanının kapısından içeri girememiş henüz.
Bu satırların yazarı olarak alıngan değilim aslında. Kıbrıs'ta barışı, çözümü her koşul altında savunanlardanım. Rum düşmanı hiç olmadım.
Ancak fark ettim ki Güney Kıbrıs'a geçtiğim ve herhangi bir nedenle hizmet aldığım zaman daha duyarlı oluyorum. Duyarlılıktan öte alınganlığın da etkili olduğu gözlemler yaptığımı da fark ettim dün.
Larnaka - Atina yolculuğunu Kıbrıs Havayollarına ait Airbus 320 uçağıyla yaptık. Uçağın burun kısmında ismi yazılı. EVAGORAS...
Evagoras çok büyük olasılıkla Yunan tarihinden, EKOA mücadelesinden gelen bir isim. Yani Kıbrıs'ta Türklerin de kabul edeceği ortak değer alanından bir isim değil.
Kıbrıs Cumhuriyeti, 1960 Anayasasına dayalı kimliğini kaybetmiş. Kıbrıslı Türkler devlet yapısında olmayınca kağıt üzerinde ne yazılı olursa olsun pratikte Kıbrıs Cumhuriyeti, tüm kurumlarıyla birlikte Rumların tek başlarına sahiplenmelerinin izlerini her yerde taşıyor.
***
Uçaktaki koltuğuma oturdum.
Elim doğal olarak önümdeki dergi cebindeki dergiye uzandı. Kıbrıs Havayollarının resmi dergisinin sayfalarını karıştırıyorum.
Derginin son bölümlerinde kronolojik olarak Kıbrıs tarihi özetleniyor. Çok doğal bir şekilde yakın zamandan önemli tarihlere bakıyorum.
Bakınız 1959 yılında tarih notu olarak ne düşülmüş dergiye: EOKA'nın dört yıllık kurtuluş mücadelesinin ardından Kıbrıs bağımsız cumhuriyete ulaştı."
Bunu Rumlar kabul etse de Kıbrıslı Türklerin, EOKA'yı bağımsızlık mücadelesi veren bir örgüt olarak görmesi olası mı? EOKA'nın amacının ENOSİS olduğu bilindiğine göre Kıbrıs Cumhuriyeti'nin kuruluşunu EOKA'ya bağlamak yanlış.
1963 çatışmaları ve Kıbrıs Cumhuriyeti'nin kimlik değişimine hiç dokunulmamış.
1974'te 20 Temmuz 1974 olarak işaret edildi ve öz olarak yazılan şu... Türkiye, Makarios'a karşı yapılan darbeyi bahane edip, adanın yarısına yakınını işgal etti. Türkiye'den çok sayıda nüfus aktarmasıyla adanın demokrafik yapısını değiştirdi.
Yanımda Politis Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Andreas Paraskos vardı. Ona da gösterdim, başını boş ver türünden salladı. Aklı başında kimse gerçeği yansıtmayan ya da gerçeği gizleyen yayınlara onay veremez.
***
Dergiye göz atarken uçak pistin başına gelip havalandı.
Küçük ekranlar açıldı.
Uçuşla ilgili bilgiler ve uçağın geçtiği bölgeler ekrandan yolculara aktarılıyor.
Larnaka'dan kalkan uçak, Limasol ve Baf üzerinden uçup adayı geride bırakıyor.
Anadolunun güney ve güney batı sahillerine adeta dokunarak Ege denizine ulaşıyor uçak.
Ekranda komşu ülkeler ve önemli şehirleri de yazılı.
Bir de fark ediyorum, Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde hiç bir yer ismiyle ekranda gösterilmiyor.
Orta Asya'dan Afrika içlerine, Avrupa'ya kadar pek çok ülke ve şehir haritada var ama Türkiye yok...
Her kim buna akıl ettiyse bravo... Uçağın yol haritasında Türkiye yok ama konu limanların açılmasına gelince orada Türkiye'nin varlığı fark ediliyor.
***
Gözlemlerimde buraya aktardıklarım çok mu önemli? Kesinlikle abartılacak konular değil. Ama bunlar bizi rahatsız etmeyecek hale getirilirse daha iyi olmaz mı?
Bunları düşüne düşüne Atina'ya indik...
Venizelos Hava Alanı'ndan şehre doğru gidiyoruz. Telefonumu açtım. İlk arayan Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Hasan Erçakıca oldu... Kıbrıs'tan kopmak olası değil ama Erçakıca ile konuşurken bir anda yeniden kendi dünyamıza döndüğümü fark ettim.
Nereye gidersek gidelim Kıbrıs sevgimiz dahil, her türlü Kıbrıs alışkanlığımızı da oralara götürüyoruz. Nerede Kıbrıslı Türk varsa orada Kuzey Kıbrıs ve de Kıbrıs Türk insanı var...
Günün sözü:
Bedeniniz değil, aklınızın olduğu yerdesiniz
|