Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Şahadet yok, serbest kaldı
Tavuri'nin tövbesi yine tutmadı
Otellerde bayram bereketi
Bayramda evdeyiz
Kanser olmak istemiyoruz
Kamu hizmetlerini görüştüler
Güzelyurt Kurtuluş Lisesi'nin ek sosyal tesisleri törenle hizmete girdi

YORUMLANANLAR
Eroğlu, ilk seçimde siyaseti bırakmak zorunda kalacak [2]
Avcılar dün siyah çelenk koydu, bugün de köpeklerle eylem yapacak [1]
Tavuri'nin tövbesi yine tutmadı [1]
Kanser olmak istemiyoruz [1]
Otellerde bayram bereketi [1]
Avcılar eyleme gidiyor [11]
Talat ve Hristofyas'a "camdan mumluk" [1]
Taksim Trio, Londra Caz Festivali'nde büyüledi [1]
Gökyüzünde Ay ile Venüs'ün muhteşem buluşması [1]
Çarşıda "bayram" yok [6]
Liste nihayet! [1]
2009 da kurak [1]
Yedikonuk İlkokulu'nda "Kitap Haftası" etkinliği [2]
Hiçbir şeyin değişmediğinin göstergesi [2]
Atılan çöpler hepimizi etkiliyor [3]
Eroğlu, parti meclisini de silme kazandı [3]
Hükümet yazı görmez [7]
Pakistan'dan yatırım girişimi [1]
Hatay [3]
12 yaşında, cinsel ilişkisi cep telefonuna kaydedilip tehdit edilen çocukları tedavi ediyorum [5]



Tiyatromuza yaşam verenleri hep ayakta alkışlarım...

Hasan Hastürer

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   7 Eylül 2008, Pazar Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Lefkoşa Belediye Tiyatrosu, çok önemli bir kilometre taşından öte tiyatro dünyamızda bir devrimdir. Hem de kendi devrimci dinamiğiyle sürekliliği olan bir tiyatro devrim merkezi...

Çok açık ve iddialı bir tanımlama yapayım Yaşar Ersoy ve arkadaşları, Lefkoşa Belediye Tiyatrosu olmasaydı, Kıbrıs Türk Tiyatrosu bugün olduğu yerde asla olamazdı. Dahası tiyatromuzun dünden bugüne isimleri ve tiyatro tarihimiz de toplumca doğru dürüst bilinip, sahiplenilmezdi

 

 

Tiyatro, tüm sanatların birleşimidir.

Her sanat dalı bir başka sanat dalıyla kıyaslanamayacak kadar özellikli ve de değerlidir.

Ancak tiyatro tüm sanat dallarını kucaklayarak yaşam bulduğu için oyunun özelliğine göre tümünü bir sahnede buluşturur.

*          *          *

Ülkemiz mi desem, toplumumuz mu desem? Neyse, ikisini de kullanayım...

Ülkemizde, toplumumuzda tiyatronun uzun bir yolculuğu var.

Özellikle sevgili Yaşar Ersoy'un çalışmaları tiyatroya özel ilgisi olmayanların bile kolayca bilgi sahibi olmasını sağladı.

1908 yılında Mağusa'da liman ambarlarında Namık Kemal'in Vatan Yahut Silistire oyununu dönemin Hürriyet ve Terakki Kulübü sahnelemişti.

Ne kadar ilginçtir, sosyal yaşamın şimdiki kadar iletişim kolaylığına, zenginliğine sahip olmadığı, kadınla erkeğin haremlik - selamlık olduğu yıllarda Kıbrıs'ın pek çok köşesinde tiyatro yapıldı.

Leymosun'da Ziya Rızkı'lı tiyatrolar, Lefkoşa'da Kardeş Ocağı bünyesinde sahnelenen oyunlar...

Zamanla futbol kulübüne dönüşen spor kulüplerinde de tiyatro yapılan günler vardı.

Ama senelerce en yaygın tiyatro, okulların yıl sonu müsamerelerindeydi...

Liselerin müsamerelerinde tiyatro ayrı bir ilgi odağıydı...

Bizim lise yıllarımızdaki müsamereleri ve tiyatroyu anımsarım...

Okul sergilerinde sergilenen öğrenci resimlerinde ressam adayları öne çıkar, tiyatroda da geleceğin tiyatro sanatçıları fark edilirdi...

*            *            *

İlk Sahne bizim tiyatro dünyamızda en önemli kilometre taşlarından biri. Devlet Tiyatrosu'nun doğuşu olan İlk Sahne'ye Üner Ulutuğ, Kemal Tunç, Hatice Söğüt, Biler Demircioğlu ve Yücel Köseoğlu ilk hayat verenler. İlk oyunları Vedat Nedim Tör'ün, "KÖR" oyununu 1963 Şubat'ında Çetinkaya Spor Kulübü'nde sahnelediler.

Lefkoşa'da surlar içindeki Atatürk İlkokulu'nun bodrumundaki küçük salonunun sahnesi tiyatromuzun anımsadığım ilk sahnelerinden... İlk sahne oyunlarını da orada izledim...

*           *          *

Sonra devlet tiyatrosuna sahip olduk.

Devletimiz doğru dürüst olma yolunda emeklerken adı Devlet Tiyatrosu olan tiyatromuzun tabelası asıldı...

Devletin, demokrasinin tüm sorunları orada da yaşanıyordu...

Sonunda Yaşar Ersoy, Osman Alkaş, Erol Refikoğlu ve Işın Refikoğlu'nun yolları devletle, devlet tiyatrosuyla ayrıldı.

İyi ki ayrıldı...

... Ve iyi ki o zaman Lefkoşa Belediyesi'nin başında Mustafa Akıncı vardı...

Belediyeciliğin salt çöp toplamak olmadığını çok iyi bilen aydın, yurtsever, sanatsever kimliğiyle Mustafa Akıncı, Yaşar ve arkadaşlarından öte tiyatroya sahip çıktı.

Lefkoşa Belediye Tiyatrosu doğdu.

Lefkoşa Belediye Tiyatrosu, çok önemli bir kilometre taşından öte tiyatro dünyamızda bir devrimdir. Hem de kendi devrimci dinamiğiyle sürekliliği olan bir tiyatro devrim merkezi...

Çok açık ve iddialı bir tanımlama yapayım Yaşar Ersoy ve arkadaşları, Lefkoşa Belediye Tiyatrosu olmasaydı, Kıbrıs Türk Tiyatrosu bugün olduğu yerde asla olamazdı. Dahası tiyatromuzun dünden bugüne isimleri ve tiyatro tarihimiz de doğru dürüst bilinip, sahiplenilmezdi.

Yaşar Ersoy ve genç kuşakları kucaklayarak bugünlere ulaşan arkadaşlarını, tiyatromuza yaşam veren, yaşatan insanlar olarak hep ayakta alkışlarım...

Onlar, sadece Lefkoşa Belediye Tiyatrosu'nu yaşatmıyorlar...

Onlar, Kıbrıs Türk Tiyatrosu'nu, ilk günden bugüne tüm evrelerini anımsatarak, yaşatıyorlar...

Yaptıkları, başardıkları asla kolay bir iş değil.

Hele her türlü bozulma ve kirlenmenin doludizgin gittiği bizim urup avuçluk memleketimizde hiç kolay değil...

Kokuşmuşluğa inat, toplumsal gerçeklere ayna tutarak ayakta durup yollarına devam ediyorlar.

Toplumun, insanlığın sanatçısı olarak yollarına devam ediyorlar, siyasilerin yalakası olarak değil.

Nice belediye başkanları gördük Lefkoşa Belediyesi'nde...

Her sanatsever, belediyenin bütününden çok Lefkoşa Belediye Tiyatrosu'nu merak etti o başkan değişim günlerinde...

Ama gördük ki belediye başkanları yolcu, Lefkoşa Belediye Tiyatrosu hancı oldu...

Bunu söylerken Mustafa Akıncı'dan bugüne Lefkoşa Belediye Başkanlığı yapanların hakkını yememek gerek... Tümü Lefkoşa Belediye Tiyatrosu'nun sanatsal özgürlüğüne saygı gösterdi... Dün Mustafa Akıncı, Burhan Yetkili, Şemi Bora ve Kutlay Erk'te bugün de Cemal Bulutoğluları'nda var olan o saygı olmasa Lefkoşa Belediye Tiyatrosu bugünkü yerinde olamazdı.

*            *          *

Aslında yazımı yazmak için oturduğum zaman ağırlıklı konum 6. Kıbrıs Tiyatro Festivali'ydi.

Açılış gecesi Ankara Devlet Tiyatrosu'ndan Rembetiko'yu, önceki akşam da Dostlar Tiyatrosu'ndan Sivas 93'ü izledim.

Tiyatro Festivali daha önce Lefkoşa-Mağusa ve Girne belediyelerinin ortak ev sahipliğinde olurdu.

Bu sene Mağusa ve Girne ayrıldı.

Ayrılmalarıyla ilgili yazılanları ve konuşulanları da, iki belediye başkanı Kayalp ve Aygın'ın açıklamalarını da biliyorum... O konuya bugün girmek istemem...

Ama Lefkoşa Belediyesi'nin tek başına kalmasına rağmen tiyatro festivalini yaşatmasını bir Lefkoşalı olarak, sanat adına onur duyarak karşıladım.

Tiyatro Festivali'ni fırsatlarımı zorlayarak izlemeye çalışırım.

İzlerken salt bir oyunu izlemem...

Oyunun sanatsal değerini, oyuna yaşam veren herkesi, kendi ülkemin değerleriyle de kıyaslarım...

*           *           *

Türkiye'de sanat alanında olup biteni popüler kültürün taşıyıcısı medya araçlarından izleriz ağırlıkla...

Televole kültürünün taşıyıcısı medya, tiyatro dünyasından da seçtiklerini taşır.

Onlar karar verir solu, sağı, dini satanlardan kimleri pazarlayacaklarına...

Toplumun tüm kesimlerine göre "malları" var...

Etik değerler bakımından bir türlü toparlanamayan Türkiye'de en genel anlamda tiyatronun da bozulmadan payını almaması olası mı?

Bozuk, saygı ve sevgiden yoksun, saygı - sevgi özürlüsü insanlar Türk tiyatro dünyasında da var. Hem de en önlerde.

Onları toplum televole medyasının sattığı yüzleriyle tanır.

Onlar hayatları boyunca hep kendilerini gizleyerek sahnedeki oyunlardaki yüzlerini sattılar.

Özel hayatlarında hiç sahip olamadıkları değer yargılarının öne çıktığı oyunları sahnelerler genelde...

Kendi görüşleriyle değil, sahneledikleri karakterlerin maskeleriyle toplumda yer buldurulurlar...

Bu nedenle özü ve sözü bir sanatçıları ayrı tutarak bu grupta olanları yakından görmeyi ve tanımayı severim...

Bir ladesi sonlandırmaktır bu türleri tanımak.

İşte tiyatro festivalini bu yaklaşımlarla da izleyip, anlı şanlı bilinseler de yakalarım bu türleri...

... Ve şunu söyleyim... Bizim Yaşar Ersoylarımızın kıymetini bilelim.

Dünden bugüne tiyatromuza yaşam verenlerimizi, Türkiye medyasının pompalamalarının etkisinden kalarak geri sıralara koymayalım.

Genelleme yapmak yanlış... Bunu bilirim... Genelleme yapmıyorum zaten...

Ama işte Hüseyin Köroğlu... İstanbul'da bizi de temsil ederek sanat yaşamını sürdürüyor... Bazılarına benzemediği, benzetilmeyi kabul etmediği için işi hep zor...

*           *           *

Festivalin açılış gecesi Yaşar Ersoy, arkadaşlarını sahneye çağırdı...

Çağdaşa bir tiyatro salonuna sahip olmak için yapılan çalışmalara herkesin, "hissa" vermesini istedi.

Bu isteğe katılanları alkışlarıyla salondan ses vermeye davet etti. Herkes elleriyle değil yürekleriyle alkışladı uzun uzun...

Aslında Lefkoşa'da devlete ait bir tiyatro salonunun olmayışı, sanatçıların değil, devletin ayıbıdır...

Bu ayıp bitsin artık...

 

Günün sözü:

 

Rol, özü yenerse insanlık biter

   448 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
03 Aralık 2008, Çarşamba   Siyasetin suyu ısınırken...
02 Aralık 2008, Salı   Partiler gücü oranında zarar da verir...
01 Aralık 2008, Pazartesi   Derviş Eroğlu, ateşten gömlek giydi...
30 Kasım 2008, Pazar   Derviş Eroğlu'nun başkanlığını kutlarken...
29 Kasım 2008, Cumartesi   Kazanılmış haklara ne dokunur, ne dokundururuz...
28 Kasım 2008, Cuma   "Kurultay, Eroğlu'nu uğurlama töreni de olacak..."
27 Kasım 2008, Perşembe   "Kurultay sonrası yapacaklarımı düşünüyorum."
26 Kasım 2008, Çarşamba   Yağmur yağıyor, verin şemsiyeleri geri!!!
25 Kasım 2008, Salı   "Eroğlu, bu kez kaybedecek!!!"
24 Kasım 2008, Pazartesi   Talat, daha ne kadar oynadı ki?



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.5930 1.6042
1 STERLİN 2.3683 2.3860
1 EURO 2.0149 2.0290



YAZARLAR : .

Başaran Düzgün

YURT SEVGİSİ

Ali Baturay

KAYBETMEK

Hasan Hastürer

Siyasetin suyu ısınırken...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(53)...

Akay Cemal

YAGA, Londra'ya giderken, Londralı da ...

Ahmet Tolgay

RUHLAR MAHALLESİNDEN BİR ESİNTİ DAHA...

Bilbay Eminoğlu

İktidar değişikliğinden çok,dürüst politik...

Omaç BAŞAT

Lige merhaba

Hüseyin EKMEKÇİ

Kamu çalışanına doktor raporu...

Dilek ÇETEREİSİ

Meclisten Notlar (25/11/08)

Aysu Basri

SEBZEDE KOLİFORM

Emin AKKOR

Karşı duruşun sebebi, güvensizlik

Uzm. Mine Çağlar

Akciğer kanseri

Dr. İsmail KEMAL

Terör, Tac Mahal, Hindistan

Oğuz Metiner

Hac ve kurbanın mahiyeti

Harid Fedai

Sefâlet!





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital